KARARLAR

Ceza Genel Kurulu'nun 2020/353 E., 2023/662 K. sayılı kararı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13.12.2023 tarihli, 2020/353 E., 2023/662 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

Ceza Genel Kurulu

2020/353 E., 2023/662 K.

"İçtihat Metni"

İTİRAZ
İtirazname No : 2020/45578
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza
SAYISI : 180-181

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Nitelikli kasten yaralama suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Silifke Asliye Ceza Mahkemesince 19.03.2019 tarih ve 180-181 sayı ile kurulan ve cezanın miktarı itibarıyla kesin olan hükme yönelik Adalet Bakanlığının 18.09.2019 tarihli ve 8653 sayılı kanun yararına bozma talebi ve bu talep üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27.09.2019 tarihli ve 92784 sayılı İhbarnamede; "Sanığın üzerine yüklenen suçu 25.10.2018 tarihinde işlediği, adli sicil kaydında görülen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 28.12.2018 tarihinde kesinleştiği, bu sebeple anılan kararın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel olmadığı" gerekçesiyle kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Ceza Dairesince 21.10.2019 tarih ve 14059-19056 sayı ile; "Sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilirken daha önce hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiğinden söz edildiği, sanığın adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 18.12.2018 tarihinde kesinleştiği, inceleme konusu suç nedeniyle 19.03.2019 tarihinde karar verilirken sanığın hakkında daha önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunduğundan 6545 sayılı kanunla değişik 5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesinin 2. cümlesindeki 'Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez' şeklindeki düzenlemeye göre; mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır" şeklindeki gerekçeyle kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 04.06.2020 tarih ve 45578 sayı ile; "Sanık ... hakkında 27.09.2018 tarihinde işlediği trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan kamu davası açılmış, Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 18.12.2018 tarihinde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar verilmiş ve 28.12.2018 tarihinde bu karar kesinleşmiştir. Kanun yararına bozmaya konu kasten yaralama suçu ise 28.12.2018 tarihinden önce 25.10.2018 tarihinde işlenmiştir. Kanaatimizce suç tarihi itibariyle henüz verilmeyen ve kesinleşmeyen bir karar dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesinin 8. fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmemesi gerekmektedir. Yargılama konusu suçun işlendiği tarih itibari ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel bir durum olmamasına rağmen sadece bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmasına yasal olarak yer olmadığı şeklindeki gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesi usul ve kanuna aykırıdır. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulu hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili verdiği 25.06.2019 tarihli ve32-500, 20.06.2019 tarihli ve 1413-489, 11.12.2018 tarihli ve 197-632, 02.10.2018 tarihli ve 392-389, 23.01.2018 tarihli ve 962-16 kararlarında ve benzer birçok ilamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanığa ilişkin şartları arasında 'yargılamaya konu kasıtlı suçun, sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin denetim süresi içinde işlenmemiş olması' hususunu saymış, sanığın ancak denetim süresi içinde ikinci kez suç işlemesi halinde yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceğini belirtmiştir. Aksine bir düşünce, suç tarihinden sonra işlenen başka bir eylem nedeniyle sanığın ceza hukuku bağlamında sorumlu olması sonucunu doğurur. Bu sorumluluk hukuk devletlerinin vazgeçilmezi olan hukuki güvenlik ilkesi ile de bağdaşmaz.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kasten yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü inceleyen Yüksek Dairece, ihbarname içeriğinde belirtilen kanun yararına bozma talebi kabul edilerek anılan kararın 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca kanun yararına bozulmasına karar verilmesi gerekirken, talebin reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı görüldüğü" düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 14.09.2020 tarih ve 19083-10530 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hüküm tarihinde, önceden işlediği suç nedeniyle bir kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olan sanık hakkında, ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

IV. DOSYADAKİ BİLGİ VE BELGELER

İncelenen dosya kapsamından;
Sanık hakkında, 27.09.2018 tarihinde işlemiş olduğu trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması istemiyle Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 15.10.2018 tarihli ve 1528-1288 sayılı iddianameyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucu, Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesince 18.12.2018 tarih ve 388-487 sayı ile; sanığın TCK’nın 179/2, 62/1 maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ancak CMK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin verilen kararın itiraz edilmeksizin 28.12.2018 tarihinde kesinleştiği,

Sanık hakkında henüz işlediği ilk suçtan açılan kamu davası görülmeye devam ederken, 25.10.2018 tarihinde eşine karşı işlediği nitelikli kasten yaralama suçundan cezalandırılması istemiyle Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 13.02.2019 tarihli ve 515-450 sayılı iddianameyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucu, Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.03.2019 tarih ve 180-181 sayı ile sanığın TCK’nın 86/2, 86/3-a, 62/1, 52/2, 52/4 maddeleri uyarınca 3000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün sanığın yüzüne karşı tefhim edildiği ve cezanın miktarı itibarıyla kesin olduğu,
Anlaşılmaktadır.

V. GEREKÇE

A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Görüşler
CMK'nın 231. maddesinde düzenlenen ve Ceza Genel Kurulunun birçok kararında açıkça belirtildiği üzere sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu; denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca belirlenebilecek yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hükmün, aynı Kanun'un 223/10. maddesi uyarınca ortadan kaldırılarak kamu davasının düşmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle CMK'nın 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkralar ile büyükler için de uygulamaya konulmuş, 5560 sayılı Kanun'un 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun'un 23. maddesi de değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla, çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tâbi kılınmıştır.

Başlangıçta yalnızca şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması düzenlemesi; 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile CMK'nın 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarına ilişkin suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş; 6008 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle, CMK'nın 231. maddesinin 6. fıkrasının sonuna; "Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez" cümlesi, 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle, aynı maddenin 8. fıkrasına; "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" cümlesi, son olarak 05.04.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle de aynı maddenin 12. fıkrasına; "İtiraz mercii, karar ve hükmü inceler; usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılık tespit ettiği takdirde, gerekçesini göstererek karar ve hükmü kaldırır ve gereğinin yapılması için dosyayı mahkemesine gönderir." cümlesi eklenmek suretiyle son şeklini almıştır.

Buna göre; adı geçen maddenin 8. fıkrasına, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesiyle eklenen cümle uyarınca, daha önceden hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve kasten işlediği başka bir suçtan yeni bir hüküm kurulacak olan sanık hakkında, önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesiyle başlayan denetim süresi içinde ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyecektir. Nitekim 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesinin gerekçesinde de açıkça ifade edildiği üzere; "yapılan değişiklikle, kişinin işlediği ikinci suçun denetim süresi içinde işlenip işlenmediğinin bir önemi bulunmaksızın, denetim süresi içinde aynı sanık hakkında bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilememesi" amaçlanmaktadır.

Anayasa'nın 38. maddesinde düzenleme altına alınan suç ve cezaların kanuniliği ilkesi çerçevesinde, suç ve cezaların geçmişe yürütülemeyeceği ve sanık aleyhine sonuç doğuramayacağı ilkeleri ile TCK'nın 7. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte olan Kanun ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükümlerinin farklı olması hâlinde fail lehine uygulama yapılacağını düzenleyen lehe kanun uygulaması bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde; 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesinin yürürlüğe girdiği tarih olan 28.06.2014 tarihinden önce işlenmiş bir suç nedeniyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen bir sanığın, yine 28.06.2014 tarihinden önce kasten işlediği bir diğer suç nedeniyle ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinden yararlanması önünde, suç tarihi esas alınarak maddede yazılı diğer şartların varlığı ve mahkemenin takdiri koşuluyla bir engel bulunmadığı düşünülebilir ise de; önceden işlediği bir suç nedeniyle hakkında birinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanığın, işlediği bir diğer kasıtlı suçtan verilecek karar tarihinde adli sicil kaydında, önceden verilmiş ve kesinleşmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunduğunun ve denetim süresinin başladığının sabit olması karşısında; yargılandığı ikinci suçu birinci suçtan önce, denetim süresi içinde veya denetim süresinden önce işleyip işlememesinin bir önemi bulunmaksızın; sanık hakkında kuralın yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihi ve sonrasındaki bir tarihte yürürlükte olan 6545 sayılı Kanun'la değişik CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün değildir.

Buna rağmen doktrinde, 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişikliğin madde gerekçesinde yazılı hususun aksine, denetim süresi içinde ikinci bir suçun işlenmiş olması hâlinde ilk hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın ikinci hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini engelleyeceğini savunan ve bu hususun aynı zamanda birinci hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın sonucu olarak kabul eden yazarlar da bulunmaktadır (Centel, Nur, - Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku, 19. Bası, Beta Basım, Yayım, Dağıtım, İstanbul, 2020, s.875-879). Hatta bazı yazarlar; ceza usul kurallarına ilişkin derhal uygulanabilirlik ilkesi gereği, 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle CMK'nın 231/8. maddesine eklenen, daha önceden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin usuli engel oluşturacağı kuralının, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe girmesi karşısında; bu engelin sadece 28.06.2014 tarihinden sonra verilip kesinleşen bir hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının geri bırakılması kararının sonucu olarak uygulanabileceğini de ileri sürmektedir (Şahbaz, İbrahim, Açıklamalı-İçtihatlı Ceza Muhakemesi Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, 2020, s.2386).

Ancak, CMK'nın 231/8. maddesinin ikinci cümlesinin; "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha ... karar verilemez." şeklinde düzenlenmesi ve buradan hareketle yapılacak lafzî ve amaçsal (gai) yoruma göre, denetim süresi içinde sözcük öbeğinden sonra araya konulan virgül (,) ve madde gerekçesinde diğer suçun işlendiği tarihin önemli olmadığının açıkça belirtilmesi karşısında; bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi önündeki kanuni ve usuli engelin; ikinci yargılamaya konu olan ve kasten işlenen bir diğer suçun tarihine göre değil, herhangi bir sebeple ilk hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesinden sonra diğer kasıtlı suçtan dolayı görülen yargılamada verilecek karar tarihi esas alınarak gözetilmesi gerekmektedir. Kaldı ki; birinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmeyle birlikte başlayan denetim süresi içinde kasten yeni bir suç daha işleyen veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranan sanık hakkında daha önceden açıklanması geri bırakılan hükmün; uygulamanın düzenlendiği tarihten bugüne yürürlükte olan CMK'nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanmasına karar verileceğinin de göz ardı edilmemesi gerekmektedir.

Keza, Anayasa Mahkemesi de; 26.06.2015 tarih ve 29398 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 17.06.2015 tarihli ve 23-56 sayılı kararıyla; 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle CMK'nın 231/8. maddesine eklenen ikinci cümlenin iptaline dair başvurunun; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı mahkûmiyeti bulunmayan kişilerin, toplumda suçlu olarak damgalanmaması ve yararlı bir birey olarak tekrar topluma kazandırılması amacıyla belli koşullara bağlı olarak tanınan bir imkân olup kişilere her durumda mutlaka sağlanması gereken bir hak teşkil etmediği, kanun koyucunun hangi koşullar altında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceğini belirleme konusunda takdir yetkisine sahip olduğu, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olanların bu kurumdan yararlanamayacağı ve sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi hâlinde açıklanması geri bırakılan hükmün mahkeme tarafından açıklanacağı göz önünde bulundurulduğunda; itiraz konusu kuralın da kurumun ihdas ediliş amacıyla çelişmediği, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için gerekli olan koşullardan birisini düzenlediği, ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilememesi kuralının bir yaptırım olmayıp bu kurumdan yararlanma şartlarının gerçekleşmemesinin bir sonucu olduğu" gerekçesiyle reddine karar vermiştir.

Daha önceden işlediği bir suç nedeniyle hakkında bir kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen bir sanık hakkında, işlediği taksirli bir suç nedeniyle açılan davada ise; 6545 sayılı Kanun'la CMK'nın 231/8. maddesine eklenen cümledeki sınırlamaya tabi olmaksızın ve yine maddede yazılı diğer şartların varlığı koşuluyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi ise her zaman mümkün olabilecektir.

Öte yandan, önceden işlediği suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesiyle başlayan beş yıllık denetim süresi içinde CMK'nın 231/10. maddesinde yazılı düşme kararı verilmesi şartlarını taşıyan veya hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilen bir sanığın, denetim süresi bittikten sonra kasten işlediği bir diğer suçtan dolayı yapılan yargılama sonucu; adli sicil kaydında önceden verilen ve düşme kararı verilmesi şartlarını taşıyan birinci hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunsa dahi; CMK'nın 231. maddesinde yazılı koşulların varlığı hâlinde, sanık hakkında yeni bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkün olabilecektir.

Anayasa Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli ve 120-107 sayılı kararıyla, CMK’nın 231/5. maddesinin birinci cümlesinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan ikinci ve üçüncü cümleleri ile aynı maddenin 6. fıkrası birinci cümlesinin, 7. fıkrasının, 8. fıkrasının birinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin, 9,10,11,13 ve 14. fıkralarının da iptaline karar verilmiş ise de; anılan kararın Resmî Gazete’de yayımından itibaren bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, 01.08.2023 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandığı ve 01.08.2024 tarihine kadar yeniden düzenleme yapılana kadar hâlen yürürlükte olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümezliği ve usul kurallarının derhal uygulanabilirliği ilkeleri uyarınca; iptal kararı yürürlüğe girinceye kadar eskiden verilmiş ve kesinleşmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, yürürlükteki Kanun hükümlerine göre değerlendirilerek sanık lehine sonuçlarını doğurmaya devam edeceği ve iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar ilgili Kanun hükmünde herhangi bir değişiklik yapılmaması hâlinde artık hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği tartışmasızdır.

B. Uyuşmazlığa Dair Hukuki Nitelendirme
27.09.2018 tarihinde işlediği trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu (ilk suç) nedeniyle Silifke Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.10.2018 tarihinde düzenlenen iddianame ile hakkında kamu davası açılan sanığın; 25.10.2018'de eşine karşı nitelikli kasten yaralama suçunu (ikinci suç) işlediği, ilk suç nedeniyle açılan kamu davasında Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesince 18.12.2018 tarih ve 388-487 sayı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararın 28.12.2018 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, daha sonra işlediği ikinci suç nedeniyle Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 13.02.2019 tarihli iddianameyle açılan kamu davasında Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesince 19.03.2019 tarih ve 180-181 sayı ile sanığın (eşine karşı) nitelikli kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/2, 86/3-a, 62/1, 52/2, 52/4. maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına kesin olarak karar verildiği ve bu tarihte sanığın adli sicil kaydında ilk suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın bulunduğu anlaşılmaktadır.

Sanığın, gerek ilk suçu işlediği 27.09.2018 tarihinde ve bu suç nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği 18.12.2018 tarihli karar sırasında gerekse ikinci suçu işlediği 25.10.2018 tarihinde ve bu suç nedeniyle kurulup kanun yararına bozmaya konu edilen 19.03.2019 tarihli ikinci hükmün kurulduğu sırada, 6545 sayılı Kanun'la CMK'nın 231/8. maddesine eklenen ve önceden hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğine dair cümlenin yürürlükte bulunduğu, dolayısıyla maddenin lafzı ve gerekçesi gözetildiğinde; kasten işlediği ikinci suç nedeniyle, birinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşmesiyle başlayan beş yıllık denetim süresi içinde, sanık hakkında ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen itirazının reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verilmesi önünde engel bulunmadığı düşüncesiyle itirazın kabulü yönünde karşı oy kullanmışlardır.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.