T.C.
Yargıtay
Ceza Genel Kurulu
2022/582 E., 2025/574 K.
"İçtihat Metni"
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 924-2046
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1, 87/2-b-son cümlesi, 29, 62, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 14.06.2017 tarihli ve 102-841 sayılı hükmün, katılan vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince duruşmalı yapılan inceleme sonucu 22.02.2019 tarih ve 1712-696 sayı ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve sanığın neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/1-3-e, 87/2-b, 266, 29, 53... . maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye, bu kararın da sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 17.05.2021 tarih ve 2489-8109 sayı ile "...Yargıtay CGK’nun 10.06.1985 tarihli, 42/160 sayılı kararındaki 'maddedeki memuriyete ait vasıtayı kullanma tabiri silah için suçu silahı boşaltarak veya tevcih ederek işleme anlamına gelir. Olayda tabancanın kabza kısmıyla mağdurun sol gözünün üzerine vurarak uzuv tatiline sebebiyet verdiğine göre TCK 281. maddesine göre artırılmasına gerek yoktur' şeklindeki açıklamaya ve sanığın görevi gereği elinde bulundurduğu tabancasının kabzası ile katılanı yaralamış olmasına göre; 5237 sayılı TCK’nin 266. maddesinin uygulanma şartının gerçekleşmediği gözetilmeden yazılı şekilde anılan madde gereğince cezasında artırım yapılarak fazla ceza tayin edilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya direnen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 01.10.2021 tarih ve 924-2046 sayı ile "...TCK'nın 266. maddesinin kamu görevi gereği elde bulundurulan araç ve gerecin suçun işlenmesinde kullanılması halinde uygulanacak olması, kullanma biçiminin önemsiz olması, uygulama için söz konusu tabancanın ateşlenmesi (ya da tehdit kastı ile tevdi edilmesi) gibi bir zorunluluğun aranmayacağı; yanı sıra da Ceza Genel Kurulu'nun 'Maddedeki memuriyete ait vasıtayı kullanma tabiri silah için suçu silahı boşaltarak veya tevcih ederek işleme anlamına gelir. Olayda tabancanın kabza kısmıyla mağdurun sol gözünün üzerine vurarak uzuv tatiline sebebiyet verdiğine göre (765 sayılı) TCK 281. maddesine göre artırılmasına gerek yoktur.' şeklindeki 10.06.1985 tarih ve 1985/42 Esas, 1985/160 karar sayılı kararının 765 sayılı TCK dönemine ilişkin bulunduğu,
Bu dönemde, suçun işlenmesinde kullanılan söz konusu araç ve gereç nedeniyle arttırım yapılabilmesi için 'kolaylık sağlama' ve 'normal fonksiyonunda kullanılma' unsurlarının aranmasında bir zorunluluk olduğu, bunun da 765 sayılı TCK'nın 457. maddesi metnindeki 'gizli veya aşikar bir silah' ibaresinin getirdiği, zira 765 sayılı TCK uygulamasında silah tabirinden, silah ve silah fonksiyonunda kullanılmak kaydı ile balta, tırpan, bıçak, bıçkı..araç krikosu(tafsilatı Açıklamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi, 3. Cilt, syf.3943) gibi araçların anlaşıldığı, buna karşın normal fonksiyonunda kullanılmayan araçların silah olarak kabul edilmediği, örneğin silah kabzasının silahtan sayılmadığı,
Dolayısıyla, 765 sayılı TCK uygulamasına uygun bulunan söz konusu Ceza Genel Kurulu kararının (10.06.1985 tarih ve 1985/42 Esas, 1985/160) daha farklı ve özgün bir ceza sistemini getirmiş bulunan 765 sayılı TCK uygulamasında geçerliliğini yitirdiği, zira 5237 sayılı TCK'nın 6/1-f maddesine tanımını bulan silah tabirinin artık normal fonksiyonunda kullanılmasa bile silah kabzasını da kapsadığı,
Böylece yukarıda bildirilen Ceza Genel Kurulu ve Ceza Dairesi kararlarının geçerliliklerini yitirdikleri, 5237 sayılı TCK'nun 266 maddesinin uygulanmasında nazar-ı itibara alınamayacakları..." şeklindeki gerekçeyle sanığın bozma öncesi hüküm gibi mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2022 tarihli ve 130891 sayılı "sanık müdafiinin temyiz itirazlarının kabulü ile dosyanın Ceza Genel Kuruluna tevdii" istemli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 28.11.2022 tarih ve 9853-9374 sayı ile direnme gerekçesinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSU
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince inceleme dışı katılan katılan ...'ye yönelik basit kasten yaralama ve hakaret suçları ile katılan ...'ya yönelik hakaret suçundan kurulan adli para cezasına dair mahkûmiyet hükümleri miktar itibarıyla kesin olup Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun reddine; katılan ...'ya ve inceleme dışı katılan ...'ye yönelik zincirleme tehdit suçundan kurulan beraat hükmü ise Özel Dairece temyiz isteminin esastan reddine, karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme; sanık hakkında katılan ...'ya yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözülmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan kurulan hükümde TCK’nın 266. maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının, bulunduğu sonucuna ulaşılması hâlinde söz konusu hükmün TCK’nın 86/3-e maddesinde düzenlenen nitelikli hâl ile birlikte uygulanmasının mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III. DOSYADAKİ BİLGİ VE BELGELER
İncelenen dosya kapsamından;
Bölge Adliye Mahkemesi ile Özel Daire arasında sanığa isnat edilen eylemin oluşu ve kabulü yönünden uyuşmazlık bulunmayan somut olayda;
Sanık ... ve katılan ...’nın komşu oldukları, polis memuru olan sanığın apartmanın yöneticisi olduğu ve çatı katında kanarya beslediği, katılanın oğlu inceleme dışı katılan ...’nin ise aynı apartmanın bodrum katında güvercin beslediği, suç tarihinden yaklaşık on gün önce, sanıkla inceleme dışı katılan ... arasında kuş pisliği ve apartman temizliği hususunda geçen tartışmadan hemen sonra işten evine gelen katılan ...’nın balkondan aşağı bakan sanık ...’e doğru "İn lan aşağı, senin ananı avradını si...m, polis kanı içeceğim!" şeklinde hakaret ve tehdit içeren ifadeler sarf ettiğinin tanık beyanıyla doğrulandığı, suç tarihi olan 03.08.2015 tarihinde saat 07.45 civarında katılan ...'nın işe gitmek üzereyken apartmanın önüne bırakılan bayat ekmek kırıntılarını almak için eğildiği anda gece nöbetinden dönen sanığı gördüğü ve önceki tartışma nedeniyle aralarında başlayan kavga sırasında, sanığın kendisine ait olduğunu beyan ettiği belindeki beylik tabancasını çıkartıp kabzasıyla önce katılanın kafasına sonra da gözüne vurduğu ve katılanın yere yığıldığı, yere düşen şarjörün mahalle bakkalınca yerden alınarak sanığa verildiği, bu sırada dışarıdan gelen gürültüyü duyan katılanın oğlu ...’nin de müdahale etmek için apartmanın önüne inmesi üzerine sanığın, inceleme dışı katılan ...'ye de aynı şekilde önce ana avrat küfredip sonra elindeki tabancanın kabzasıyla vurduğu, kavganın çevredekilerin müdahalesiyle aralandığı, yaralıların olay yerine gelen ambulansla hastaneye götürüldüğü, dosyada mevcut raporlara göre katılan ...’nın burun altı ve burun boşluğunda kemik kırığı oluşturacak, yaşam fonksiyonlarını 3. (orta) derece etkileyecek, sağ gözünün fonksiyonunu yitirmesine (görme kaybına) neden olacak şekilde, inceleme dışı katılan ...’nin ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte hafif yaralandığı, olay sonrası sanığın kullandığı tabancasını kolluğa teslim ettiği,
Sanığın aşamalarda; nöbet çıkışı evine gireceği sırada katılanlar ... ve ... ile apartmanın girişinde karşılaştıklarını, sessiz bir şekilde yanlarından geçerken silahına sarıldıklarını ve çekip kaçmaya başladıklarını, sonra akrabası olan kuaför tanık ... ile birlikte tepesine üşüştüklerini, ancak silahla ateş etmesini önlemek için öncesinde şarjörü çıkartmış olduğunu, sonradan olay yerine gelen kişilerin katılanı linç etmeye kalkıştığını, aynı şahısların kendisine iki hafta öncesinde de kendisine hakaret ve tehdit ettiklerini, tabancasıyla kimseye vurmadığını, katılan ...’nın lakabının zaten kör ... olduğunu, olayla gözünü kaybetmesi arasında bir illiyet bağı olmadığını, çevredekilerin katılana ayırmak isterken vurmuş olabileceğini savunduğu,
Anlaşılmaktadır.
IV. GEREKÇE
1. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna Dair Açıklamalar
765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu'nun 281. Maddesi şöyledir;
"Bir kimse cürüm işlemek için haiz olduğu memuriyete ait kuvvet ve vasıtaları kullandığı takdirde eğer kanun esasen memuriyet sıfatını nazarı itibara almamış ise irtikâp olunan cürüm için tâyin olunacak ceza altıda birden üçte bire kadar tezyit olunur."
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma başlıklı 266. maddesi ise şöyledir;
"(1) Görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.",
765 sayılı (mülga) Kanun'un 281. maddesinde; cürüm işlemek için haiz olduğu memuriyete ait kuvvet ve vasıtaları kullanan memurun, işlediği suça karşılık gelen hükümde failin memuriyet sıfatı ayrıca dikkate alınmamış olmak şartıyla, verilmesi gereken cezanın altıda birden üçte bire kadar artırılacağı öngörülmüştür. Bu maddeye karşılık olarak düzenlenen 5237 sayılı TCK'nın 266. maddesinde ise; görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesinde kullanan kamu görevlisi hakkında, işlenen suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış olmak şartıyla, verilecek cezanın üçte biri oranında artırılacağı öngörülmüştür. 5237 sayılı TCK'nın 266. maddesinde artırım yapılmasına engel (istisna) oluşturacağı belirtilen suçların TCK'nın Özel Hükümler kitabında yer alan suç başlıkları altında ayrı ayrı "kamu görevlisinin" veya "kamu görevlisi hakkında" şeklindeki ibarelerle düzenlenen ve failin bizzat kamu görevlisi sıfatını unsur veya artırım sebebi olarak belirleyen (özgü) suçlar (Örn: TCK'nın 94/1, 120, 137, 204-206, 250-261. vs. maddeleri) olduğuna da dikkat edilmelidir.
765 sayılı (mülga) Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde, suçun işlenmesinde memuriyete ait araç ve gereçlerin (vasıtanın) kullanılmasına dair Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (YCGK) 30.01.1984 tarihli ve 366-42 sayılı kararında;
"Polis memuru olan sanığın, izinli ve sivil vaziyette gittiği birahanede, mağdur ile arkadaşları arasında çıkan kavgaya katılarak taşıdığı tabancayı çekip dipçik kısmıyla katılanın sağ gözüne vurarak uzuv tatiline neden olması karşısında; temel cezanın TCK’nın 281. maddesine göre artırılmasına imkân bulunmadığına, öte yandan izinli ve sivil giyimli sanığın suçta kullandığı tabancanın görevi dolayısıyla verilmiş tabanca olup olmadığının araştırılmadan hüküm kurulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu",
Yine aynı hususta YCGK’nın 10.06.1985 tarihli ve 42-360 sayılı emsal kararında;
"Sanık polis memurunun izinli ve sivil vaziyette karısına direksiyon dersi verdiği sırada, karısına laf atan mağdurun arkadaşlarına söylediği cümleleri işiterek tutuştuğu kavga sırasında görevi nedeniyle kendisine verilen tabancayı çekerek kabza kısmıyla mağdurun sol gözüne vurarak uzuv tatiline sebebiyet verdiği olayda, temel cezanın TCK’nın 281. maddesiyle artırılmasına olanak olmadığı, tabancanın kabza kısmının elle tutularak bir sopa gibi kullanılmasının da bu görüşü değiştirmeyeceği, maddedeki memuriyete ait vasıtayı kullanma tabirinin, 'silahı boşaltarak' veya 'tevcih ederek' işlenmesi hâlini amaçladığı",
Şeklindeki gerekçelerle; 765 sayılı (mülga) Kanun'un 281. maddesindeki memurun görevi dışında haiz olduğu memuriyete ait "vasıtayı kullanması" tabiriyle, "silahı ateşleyerek boşaltmak" veya "tevcih ederek" suretiyle "niteliğine uygun biçimde" kullanılmasının kastedildiği; görevi gereği kendisine verilen tabancanın niteliğinin dışında (Örneğin; polis memurunun tabancasını, görevi dışında olmak kaydıyla olay anında yerden bulabileceği bir taş veya sopa gibi yaralayıcı bereleyici herhangi bir alet şeklinde) kullanması hâlinde ise bu artırım maddesinin uygulanmayacağı istikrarlı biçimde benimsenmiştir.
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 266. maddesinin gerekçesinde; “Madde metninde, kamu görevlisinin görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanması, ilgili suç açısından daha ağır cezayı gerektiren bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir. Ancak, bunun için, kanunda kamu görevlisi sıfatının ilgili suçun bir unsuru olarak öngörülmemiş olması gerekir.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Kanun vazıı, kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla kamu görevlilerine verilen araç ve gereçlerin suç işlenmesinde kullanılmasını cezada artırım sebebi olarak düzenlerken, bir yandan suç işlemede sağladığı kolaylığın önüne geçilmesini diğer yandan da kamu idaresinin toplum önündeki itibarının korunmasını amaçladığı gözetilmelidir.
5237 sayılı TCK'nın 266. maddesinin, 765 sayılı (mülga) TCK'nın 281. maddesine nazaran, görev sırasında veya görev dışında işlenen suçlar ayrımı yapılmaksızın daha geniş bir uygulama alanı bulduğu, ancak 765 sayılı Kanun'daki kuvvet ve vasıta tabiri yerine; sadece "vasıta" kavramına karşılık gelen "araç ve gereç" tabirinin tercih edildiği görülmektedir. Bu yönüyle doktrinde norm kapsamının daraltıldığı savunulmaktadır. (Gökcan-Artuç, Adalet Yayınevi, Türk Ceza Kanunu Şerhi, Ankara, 2021, VI.Cilt, s.8875-8876).
5237 sayılı TCK'nın 266. maddesi lafzında yer alan görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereci bir suçun icrası sırasında kullanma deyimiyle 765 sayılı (mülga) TCK'nın 281. maddesiyle aynı şekilde yer alan cürüm işlemek için haiz olduğu memuriyete ait vasıtayı kullanma deyimi arasında kuvvet tabiri dışında hiçbir değişiklik olmadığı, dolayısıyla 765 sayılı Kanun döneminde vaz olunan içtihatta aranan "niteliğine uygun şekilde kullanma" şartının 5237 sayılı TCK döneminde uygulanmaması veya dönülmesi için haklı ve güçlü bir gerekçe bulunmadığı kabul edilmelidir.
Şu hâle göre; TCK'nın 266. maddesinde yer alan "kamu görevlisinin görevi gereği olarak elinde bulundurduğu araç ve gereçleri kullanması" tabirinden, sahip olunan araç ve gerecin suçun işlenmesinde faile suçun işlenmesi sırasında bir kolaylık sağlamasının ve aracın (normal fonksiyonunda) niteliğine uygun biçimde kullanılmasının anlaşılması gerekir.
Ulaşılan bu sonuç karşısında; söz konusu hükmün TCK’nın 86/3-e maddesinde düzenlenen nitelikli hâl ile birlikte uygulanmasının mümkün olup olmadığı sorunu tartışılmamıştır.
2. Uyuşmazlık Konusuna Dair Hukuki Nitelendirme
Polis memuru olan sanığın gece nöbetinden dönüp sabah saatlerinde evine gireceği sırada, apartmanın kapısında gördüğü ve öncesinde aralarında husumet olan katılan komşusunu, aralarında geçen tartışma sonucu beylik tabancasını çekip şarjörünü çıkartarak kabzasını sağ gözüne vurmak suretiyle görme kaybına sebebiyet verecek şekilde ağır yaraladığı olayda, silahın kullanım amacı ve fonksiyonu kapsamında ateşlenerek kullanılmaması ve kullanım şekli itibarıyla da sanığa yaralayıcı, bereleyici herhangi bir nesneden daha ziyade üstünlük/kolaylık sağlamaması nedeniyle TCK’nın 266. maddesinin uygulanma şartlarının bulunmadığı kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün, sanık hakkında TCK’nın 266. maddesinin uygulama şartları bulunmamasına rağmen, cezasında artırım yapılarak fazla ceza tayini isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 01.10.2021 tarihli ve 924-2046 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, TCK’nın 266. maddesinin uygulama şartları bulunmamasına rağmen sanığın cezasından artırım yapılarak fazla ceza tayini isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2- Dosyanın, ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2025 tarihli müzakerede oy birliğiyle karar verildi.