T.C.
Yargıtay
Ceza Genel Kurulu
2025/201 E., 2026/20 K.
"İçtihat Metni"
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 11. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza
SAYISI : 878-529
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanığın sahte fatura düzenleme suçundan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1, 62... . maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Gaziantep 20. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26.05.2016 tarihli ve 468-180 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 02.06.2022 tarih ve 7996-11322 sayı ile; "Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun'un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun'un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun'un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararına uyan İlk Derece Mahkemesince 09.07.2024 tarih ve 878-529 sayı ile; sanığın aynı suçtan 213 sayılı Kanun'un 359/b, anılan Kanun'a eklenen geçici 34/1-2, TCK'nın 43/1, 62... . maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesince 18.12.2024 tarih ve 6186-15893 sayı ile; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların 7499 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun'un 264/1. maddesinde yer verilen; 'Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.' şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla dava dosyasının incelenmeksizin mahalline iadesine," karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 13.02.2025 tarih ve 113592 sayı ile; "...01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun'la CMK'nın 231/12. maddesinde yapılan değişiklik ile '272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.' şeklinde düzenleme yapılarak ilk derece Mahkemelerince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların istinaf yasa yoluna tabi tutulduğu, usul hükümleri yönünden derhal uygulanma ilkesinin geçerli olduğu cihetle temyize konu kararın verildiği 09.07.2024 tarihi itibarıyla 7499 sayılı Yasa ile değişik CMK'nın 231/12. maddesinin yürürlükte olup hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların itiraz yasa yoluna tabi olmadığı, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesindeki 'Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.' şeklindeki düzenleme uyarınca sanık hakkındaki hükümlerin daha önce Yargıtay temyiz incelemesinden geçmesi nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar yönünden yasa yolunun temyiz olduğu ve esasa ilişkin inceleme yapılması gerektiği hâlde hükmün istinaf yasa yoluna tabi olduğu gerekçesiyle incelenmeksizin iadesine karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 13.03.2025 tarih ve 773-3393 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 12.03.2024 tarihinde yürürlüğe giren, 02.03.2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'la değişik CMK'nın 231/12. fıkrası ve CMK'ya eklenen geçici 6. madde hükümleri nazara alındığında; İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2016 tarihli hükmünü inceleyerek bozma kararı veren Özel Dairenin, bu bozma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2024 tarihinde verdiği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını incelemesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. GEREKÇE
A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesiyle kabul edilmiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle de CMK'nın 231. maddesine dahil edilerek fıkralar eklenmiştir.
Eklenen fıkralardan biri olan 12. fıkra; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir." şeklinde iken, bu hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptalinin istenmesi üzerine Anayasa Mahkemesince 20.07.2022 tarih ve 121-88 sayı ile; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının ve bu kurumun işleyişinin birçok temel hak ve özgürlüğe müdahale teşkil etmesi nedeniyle itiraz konusu fıkranın Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı bağlamında incelenmesi neticesinde CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrasında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yolunun açık olduğunu düzenleyen kuralın, bu kanun yoluna başvuranların iddia ve delillerinin dikkate alınmasında, çatışan menfaatlerin dengelenmesinde ve temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunun ve ölçülülüğünün belirlenebilmesinde belirli ve etkili bir denetim yolu öngörmediği, bu durumun temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin giderilmesinde ve kamu gücünü kullananların keyfî davranışlarının önüne geçilmesinde bireye tanınmış olan yetkili makama başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkını ihlal ettiği ve etkili başvuru hakkıyla bağdaşmadığı gerekçeleriyle Anayasa'nın 40. maddesine aykırı görülerek yayımından dokuz ay sonra yürürlüğe girmek üzere iptal edilmiştir.
Karar tarihinden sonra 05.04.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrası; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir. İtiraz mercii, karar ve hükmü inceler; usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılık tespit ettiği takdirde, gerekçesini göstererek karar ve hükmü kaldırır ve gereğinin yapılması için dosyayı mahkemesine gönderir." şeklinde yeniden düzenlenmiş, ancak bu hüküm de Anayasa Mahkemesinin 01.06.2023 tarihli ve 120-107 sayılı kararıyla; CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrasının birinci cümlesinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan maddenin 5. fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri ile 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13... . fıkralarının 6216 sayılı Kanun'un 43/4. maddesi gereğince iptalleri gerektiği gerekçesine dayanılarak yayımından 1 yıl sonra yürürlüğe girmek üzere yeniden iptal edilmiştir.
Bu karar sonrasında, 12.03.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Ceza Muhakamesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 15. maddesiyle CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrası; "272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Yapılan düzenlemenin uygulamada karışıklığa neden olmaması için de aynı Kanun'un 22. maddesinde bir geçiş hükmüne yer verilmiştir. Anılan madde ile CMK'ya eklenen geçici 6. maddenin ikinci fıkrası şöyledir;
"a) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin onbirinci ve onikinci fıkrasında yapılan kanun yoluna ilişkin değişiklikler, 1/6/2024 tarihi ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında uygulanır.
b) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında itiraz kanun yolunun uygulanmasına devam olunur. Bu itirazlar, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin onikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılır.c) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla ilgili olarak 231 inci maddenin onbirinci fıkrası gereğince hükmün açıklanması veya yeniden kurulması hâlinde, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanır.
d) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından sanığın kabul etmesi şartı aranmaya devam olunur."
Bilindiği gibi 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf yolu uygulamaya girmiş, böylece ülkemizde fiilen üç dereceli yargı sistemine geçilmiştir.
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda olağan kanun yolları olarak itiraz ve temyize yer verilmişken, CMK'da itiraz, istinaf ve temyiz olağan kanun yolları olarak düzenlenmiştir.
12.03.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun'la yapılan düzenlemelerle önceden itiraz yolu öngörülen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, 01.06.2024 tarihi ve sonrasında verilmeleri hâlinde istinaf yoluna tabi olacağı kabul edilmiştir.
Yine aynı düzenlemelerle 01.06.2024 tarihi ve sonrasında ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik başvurulabilecek kanun yolunun ise temyiz olduğu belirtilerek hukukumuzda hüküm niteliğinde sayılmayan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı da sınırlı olarak temyiz yolu açılmıştır. Aynı Kanun'la CMK'ya getirilen geçici 6. maddeyle CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrasında yapılan değişikliğin de 01.06.2024 tarihi ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanabileceği açıklanarak uygulamada oluşabilecek tereddütler giderilmeye çalışılmıştır.
7499 sayılı Kanun'la getirilen yeni düzenlemelerden sonra, ilk derece mahkemelerince ilk kez 01.06.2024 tarihi ve sonrasında verilecek hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, istinaf yoluna tabi olacağında ihtilaf yoktur. Sorun, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu davanın/uyuşmazlığın, daha önce temyizen Yargıtay tarafından incelenerek bozulması üzerine kurulan hükmün, açıklanmasının geri bırakılması hâlinde kanun yolunun ne olduğu noktasında toplanmaktadır.
Sorun ilk kez Yüksek Ceza Genel Kurulunun 15.10.2025 tarihli gündeminde 2025/169 Esasına kayden görülen 2025/381 Karar sayılı dosya üzerinde görüşülmüş ve özetle şu gerekçe ile sonuca bağlanmıştır:
"5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca CMK’nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, CMUK yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak yeni usul sisteminde, kanun yolları içinde istinafa yer verilmesi ve bölge adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra göreve başlaması nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un "Temyiz ve karar düzeltme" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında; "Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır." hükmüne yer verilmek suretiyle bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar CMUK'un, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise CMK'nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Böylelikle kanun vazıı bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden önce verilerek temyiz incelemesinden geçen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar CMUK'un, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise CMK'nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağını düzenlemek yoluyla bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce dosyanın karara bağlandığı durumlarda nihai karar kesinleşinceye kadar başvurulacak kanun yolunun istinaf değil temyiz yolu olduğunu da işaret etmiş bulunmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen ilk hükmün, temyiz yoluna tabi olması nedeniyle bozma ilamı sonucunda 20.07.2016 tarihinden sonra verilen son kararın da temyiz denetimine tabi olacağında bir kuşku bulunmamaktadır.
Keza 7165 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile değişik CMK’nın 307. maddesinin üçüncü fıkrasında, Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uyulması sonrasında verilen karara karşı istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulacağı düzenlenmiş olup maddeye dair değişiklik gerekçesinde, belirtilen hâl bakımından doğrudan temyiz incelemesine imkân sağlanarak kanun yolu incelemesinin makul sürede sonuçlandırılmak istendiği açıklamalarına yer verilmiştir. Yargıtay ilgili Dairesince verilen bozma kararı sonrasında 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararların daha önce Yargıtay denetiminden geçmeleri nedeniyle yine temyiz yoluna tabi olması gerektiğinin kabulü, kanun koyucunun davanın makul sürede sonuçlandırılması yönündeki amacına da uygun düşmektedir.
Son kararın istinaf denetimine tabi olduğunun kabul edilmesi, Yargıtayın yargılama sistemindeki konumunu düzenleyen Anayasa'mızın 154. maddesi hükümlerine uygun olmadığı her türlü tartışmadan uzaktır. Kaldı ki, istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesinin son kararının ortadan kaldırılarak kesinlik sınırları içinde kalacak şekilde başka bir hüküm kurulması da mümkündür. Bu hâlde olağan kanun yollarına gidilemeyeceğinden bölge adliye mahkemesi kararının temyiz yoluyla denetlenmesi de mümkün olamayacaktır.
Bu nedenlerle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu davanın/uyuşmazlığın, daha önce temyizen Yargıtay tarafından incelenerek bozulması üzerine kurulan hükmün, açıklanmasının geri bırakılması hâlinde kanun yolunun temyiz olduğunun kabulü gerekir."
Ancak şu gerekçelerle bu karardan rücu edilmiştir:
1. Usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, aksi kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmadıkça hemen ve derhal uygulanma ilkesidir. Anılan ilke uyarınca usul işlemleri, yapıldıkları sırada yürürlükte olan muhakeme kanunu hükümlerine tâbi olacaktır. Muhakeme kanunlarında yapılan değişiklikler, icra edildikleri tarihte mer'i olan usul hükümlerine uygun olan işlemlerin hukuki sıhhatine halel getirmeyeceği gibi, hukuken sorunlu olanları da hukuka uygun hâle tahvil edemezler. Keza bu değişiklikler, yasa yürürlüğe girdikten sonra yapılacak ya da henüz tamamlanmamış işlemler hakkında uygulanacak olup maddi ceza hukuku kurallarının aksine kural olarak geçmişe yürümezler.
12.03.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile CMK'ya eklenen geçici 6. madde de bir geçiş maddesi olarak düzenlenmiştir. Buna göre, CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrasında yapılan değişikliğin, 01.06.2024 tarihi ve sonrasında verilen kararlar bakımından uygulanabileceği öngörülerek uygulamada oluşabilecek tereddütler giderilmeye çalışılmıştır. Bu yönüyle norm, CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrasında yapılan değişikliğin mer'iyet ve kapsamı bakımından usuli bir özel düzenleme mahiyetindedir. Bu mahiyeti itibarıyla öncelikle uygulanmalıdır.
2. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, hukuki nitelik olarak; hem maddi hem de usul hukukuna temas eden yönleriyle karma bir yapı görünümündedir. Yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararlarında da işaret olunduğu üzere, ontolojik yapısı ve konuluş amacına hizmet etmesi yönüyle uygulamada ciddi sorunlarla karşılaştığı bir vakıadır. Her hâlükârda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, CMK'nın 223/1. maddesinde tahdidi olarak sayılan hükümlerden biri olmadığı da tartışmadan varestedir.
Oysa gerek 5320 sayılı Kanun'un "Temyiz ve karar düzeltme" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının gerekse 7165 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 307. maddesinin üçüncü fıkrasının konularının, doğrudan CMK'nın 223/1. maddesi kapsamında hüküm niteliğindeki kararlar olduğunda kuşku yoktur.
3. Yargıtay tarafından verilen bozma kararı ile, bozmaya konu, derece mahkemelerince verilen her türlü hüküm ve/veya kararların ortadan kalkacağında da tereddüt edilmemelidir.
4. Nihayet uygulamada 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önce de, daha evvel temyizen Yargıtay tarafından incelenerek bozulması üzerine kurulan hükmün, açıklanmasının geri bırakılması hâlinde kanun yolunun itiraz olduğu (CMK madde 231/12), iş bu kararın niteliği itibarıyla temyizinin mümkün olmadığı kabul edilegelmiştir. Nitekim CMK'ya eklenen geçici 6. maddenin ikinci fıkrasının b, c ve d bentleri ile de 01.06.2024 tarihinden önce verilen kararlar yönünden önceki uygulamanın devamının gerekeceğine işaret edilmiştir.
B. Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmiş bir karar da bulunmadığına göre,
İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2024 olan karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan ve 12.03.2024 tarihinde yürürlüğe giren, 02.03.2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'la değişik CMK'nın 231/12. fıkrası ve CMK'ya eklenen geçici 6. madde hükümleri nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2016 tarihli hükmünü inceleyerek bozma kararı veren Özel Dairenin, bu bozma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2024 tarihinde verdiği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını temyizen inceleyemeyeceğinin, kararın istinaf kanun yoluna tabi olduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının haklı nedene dayanmayan itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, temyiz denetiminden geçtikten sonra hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararın, temyiz mi yoksa istinaf kanun yolu denetimine mi tabi olduğunun belirlenmesine ilişkindir.
Bir başka deyişle; 02.03.2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'la değişik CMK'nın 231/12. maddesi ve CMK'ya eklenen geçici 6. madde hükümleri nazara alındığında; İlk Derece Mahkemesinin 03.03.2016 tarihli hükmünü inceleyerek bozma kararı veren Özel Dairenin, bu bozma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesinin 27.06.2024 tarihinde verdiği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını incelemesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf kanun yolu uygulamaya girmiş, böylece ülkemizde fiilen üç dereceli yargı sistemine geçilmiştir.
1412 sayılı CMUK'ta olağan kanun yolları olarak itiraz ve temyize yer verilmişken, 5271 sayılı CMK'da itiraz, istinaf ve temyiz olağan kanun yolları olarak düzenlenmiştir. Usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, aksi kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmadıkça 'hemen ve derhal uygulanma' ilkesidir. Anılan ilke uyarınca usul işlemleri yapıldıkları sırada yürürlükte olan muhakeme kanunu hükümlerine tâbi olacaktır. Usul kanunlarında yapılan değişiklikler, yasa yürürlüğe girdikten sonra yapılacak işlemler hakkında uygulanacak olup maddi ceza hukuku kurallarının aksine geçmişe yürümezler.
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 5271 sayılı CMK'nın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine 1412 sayılı CMUK yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak yeni usul yasası sisteminde, yasa yolları içinde istinafa yer verilmesi ve bölge adliye mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra göreve başlaması nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un 'Temyiz ve karar düzeltme' başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasında; 'Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır.' hükmüne yer verilmek suretiyle bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında 1412 sayılı CMUK'un 3 05... . maddelerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Böylelikle kanun koyucu, bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden önce verilerek temyiz incelemesinden geçen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK'un, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı CMK'nın temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağını düzenlemek yoluyla bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce dosyanın karara bağlandığı durumlarda nihai karar kesinleşinceye kadar başvurulacak kanun yolunun istinaf değil, temyiz kanun yolu olduğunu da işaret etmiş bulunmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen ilk hükmün, temyiz yasa yoluna tabi olması nedeniyle bozma ilamı sonucunda 20.07.2016 tarihinden sonra verilen son kararın da temyiz denetimine tabi olacağında bir kuşku bulunmamaktadır.
7165 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile değişik CMK'nın 307. maddesinin üçüncü fıkrasında, Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uyulması sonrasında verilen karara karşı istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulacağı düzenlenmiş olup maddeye dair değişiklik gerekçesinde, belirtilen hâl bakımından doğrudan temyiz incelemesine imkân sağlanarak kanun yolu incelemesinin makûl sürede sonuçlandırılmak istendiği açıklamalarına yer verilmiştir.
Ceza Usul Hukukunda kıyas mümkün olduğundan daha önceden temyiz denetiminden geçerek bozma ilamı sonrasında verilen hükümlerde olduğu gibi uyarlama talebi üzerine bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilen kararların da daha önce Yargıtay denetiminden geçmeleri nedeniyle yine temyiz yasa yoluna tabi olması gerektiğinin kabulü, kanun koyucunun davanın makul sürede sonuçlandırılması yönündeki amacına da uygun düşmektedir.
01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun'la CMK'nın 231/12. maddesinde yapılan değişiklik ile '272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.' şeklinde düzenleme yapılarak ilk derece mahkemelerince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların istinaf yasa yoluna tabi tutulduğu, usul hükümleri yönünden derhal uygulanma ilkesinin geçerli olduğu cihetle temyize konu kararın verildiği 27.06.2024 tarihi itibarıyla 7499 sayılı Yasa ile değişik CMK'nın 231/12. maddesinin yürürlükte olup hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların itiraz yasa yoluna tabi olmadığı, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8. maddesindeki 'Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.' şeklindeki düzenleme uyarınca, sanık hakkındaki hükümlerin daha önce Yargıtay temyiz incelemesinden geçmesi nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar yönünden yasa yolunun temyiz olduğu ve esasa ilişkin inceleme yapılması gerektiği hâlde hükmün istinaf yasa yoluna tabi olduğu gerekçesiyle incelenmeksizin iadesine karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturduğu,
Ayrıca, 02.03.2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'la değişik CMK'nın 231/12. maddesinde değişiklik yapılırken, 5271 sayılı CMK'ya eklenen geçici 6/2-b-c maddelerindeki;
'b) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında itiraz kanun yolunun uygulanmasına devam olunur. Bu itirazlar, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin onikinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılır.
c) 1/6/2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla ilgili olarak 231 inci maddenin onbirinci fıkrası gereğince hükmün açıklanması veya yeniden kurulması hâlinde, bu maddeyi ihdas eden Kanunla 231 inci maddenin onbirinci fıkrasında yapılan değişiklikten önceki kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanır.' hükümleri nazara alındığında; sanık hakkındaki hükümlerin daha önce Yargıtay temyiz incelemesinden geçmesi nedeniyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlar yönünden yasa yolunun temyiz olduğu ve esasa ilişkin inceleme yapılması gerektiği hâlde hükmün istinaf yasa yoluna tabi olduğu gerekçesiyle incelenmeksizin iadesine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
(Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2025 tarihli ve 2025/169 Esas sayılı kararı ile de Yargıtay C. Başsavcılığı tarafından aynı konuda yapılan itirazın kabulüne karar verildiği, görülmüştür.)
Yargıtay Başsavcılığının itirazı doğru olduğundan itirazın kabul edilmesi gerekirken reddine karar veren sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim." düşüncesiyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer gerekçelerle,
Karşı oy kullanmışlardır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.