KARARLAR

Ceza Genel Kurulu'nun 2025/212 E., 2026/4 K. sayılı kararı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.01.2026 tarihli, 2025/212 E., 2026/4 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

Ceza Genel Kurulu

2025/212 E., 2026/4 K.

"İçtihat Metni"

KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
TARİHİ (Ek Karar) : 03.03.2021
SAYISI : 2418-2595

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Hakaret suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-2. maddesi delaletiyle 125/3-a, 125/4, 62, 51/3 ve 53.maddeleri uyarınca 11... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine ilişkin Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19.02.2019 tarihli ve 640-119 sayılı hükmün, sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 25.09.2019 tarih ve 2418-2595 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.

24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesine eklenen üçüncü fıkra gereğince temyiz yolunun açılması ile hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 03.03.2021 tarih ve 2418-2595 sayı ile; "...24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı kanunla bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun hakkında başvuru tarihinin yayımlandığı tarihten itibaren 15 gün olduğu, hükümlünün bu süre geçtikten sonra 05.11.2020 tarihinde dilekçe verdiği," gerekçesiyle temyiz talebinin süre yönünden reddine, bu ek kararın da sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 19.12.2024 tarih ve 207-17403 sayı ile; "...Sanık hakkında hakaret suçundan verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kesin olmak üzere verilen 25.09.2019 tarihli ilamın sanığa tebliğ edilmediği, 06.10.2020 tarihinde sanık tarafından temyiz yoluna başvurulduğu, öğrenme üzerine yapılan temyizin süresinde olduğu," gerekçesiyle ek kararın kaldırılarak yapılan temyiz incelemesinde hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 04.03.2025 tarih ve 54325 sayı ile; "...24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı kanunla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hakkında başvuru tarihinin (31.maddenin f fıkrası gereğince) yayımlandığı tarihten itibaren 15 gün olduğu, hükümlünün bu süre geçtikten sonra 05.11.2020 tarihinde dilekçe verdiği anlaşılmakla hükümlünün temyiz talebinin süre yönünden reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 03.03.2021 gün ve 2019/2418 Esas, 2019/2595 Karar sayılı ek kararının yerinde olduğu ve bu kararın onanması yerine temyizi süresinde sayarak bozma kararı verilmesinin yerinde olmadığı," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.

CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4.Ceza Dairesince 25.03.2025 tarih ve 2085-5718 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KONUSU

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın kendisine tebliğ edilmeyen kesin nitelikte olan ve fakat CMK’nın 286. maddesine 7188 sayılı Kanun’un 29. maddesiyle eklenen fıkra uyarınca temyize tabi hâle gelen gerekçeli kararı öğrenmesi üzerine yaptığı temyiz isteminin süresinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

IV. OLAY VE OLGULAR

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 04.09.2018 tarihli ve 9043-6569 sayılı iddianamesiyle; sanığın TCK'nın 125/1-2-3-a, 53/1.maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesince 19.02.2019 tarih ve 640-119 sayı ile sanığın mahkûmiyetine ve hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, hükmün sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 25.09.2019 tarih ve 2418-2595 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği ve kararın sanığa tebliğ edilmediği, sanığın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesine hitaben yazdığı 06.10.2020 tarihli dilekçesine karşın Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesince 16.10.2020 tarih ve 640-119 sayılı ile; "...Daha önceden istinaf talebi değerlendirildiğinden, sanık ...’in 06.10.2020 tarihli istinaf talebinin CMK 296. maddesi gereğince reddine," karar verildiği, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 11.01.2021 tarih ve 138-15 sayı ile tevdi kararına müteakiben Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 03.03.2021 tarih ve 2418-2595 sayı ile; "...24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı kanunla bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun hakkında başvuru tarihinin yayımlandığı tarihten itibaren 15 gün olduğu, hükümlünün bu süre geçtikten sonra 05.11.2020 tarihinde dilekçe verdiği anlaşılmakla hükümlünün temyiz talebinin süre yönünden reddine," dair ek karar verildiği ve hükmün sanık tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.

V. GEREKÇE

Ayrıntıları Yüksek Genel Kurulun 12.03.2025 tarihli ve 448-116 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;

Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK'nın 272/1. maddesi) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü, bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekte iken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de, kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmış (CMK'nın 288/1 ve 294/2. maddeleri), hukuka aykırılık, aynı kanun maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" olarak tanımlanmıştır. Usulüne uygun olarak açılmış bir temyiz davasının varlığı; kararın/hükmün temyiz edilebilir olması (CMK madde 286), temyiz edenin buna hakkının bulunması (CMK madde 260-262), başvurunun süresi içinde yapılması (CMK madde 291) ve temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermesi (CMK madde 294) şartlarına bağlanmış, bu şartların herhangi birinin bulunmadığı/yerine getirilmediği hâllerde temyiz isteminin reddine karar verileceği emrolunmuştur.(CMK madde 298) Bu cümleden olarak; "Hükmü temyiz ediyorum.", "Resen dikkate alınacak nedenlerle temyiz ediyorum.", "Hükmün bozulmasını istiyorum.", "Hüküm usul ve kanuna aykırıdır." şeklindeki ifadelerden ibaret başvuruların, usulüne uygun bir sebep/gerekçe oluşturmadığı açıktır. Temyiz sebebi ise, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir (CMK'nın 294/2. maddesi). Yargıtay, resen temyiz ve tüm hukuka aykırılıkları resen tespiti yöntemlerinden vazgeçilen yeni sistemde, CMK'nın 289. maddesindeki hâller dışında yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar (CMK'nın 301. maddesi). Kural olarak Yargıtay ilk mahkemenin yerine geçerek olaya (maddi vakıaya) ilişkin sorunları çözemez (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 14.12.1992 tarihli ve 1-5 sayılı kararı).

Hukuk devleti olmanın sorumluluğu bağlamında verilen kararlar ile kurulan hükümlere karşı yasa yolları, şekli, süreleri ve sonuçlarının ilgililere açıkça bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi hâlinde, yasal sürelerin tebligat tarihinden itibaren değil ancak öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, öğrenme tarihi kesin olarak belirlenebilen hâller dışında taraf beyanının esas alınması gerekliliğinden hareketle, usulüne uygun sebep içeren dilekçe var ise bu kapsamda temyiz incelemesi yapılması, aksi hâlde ilgiliye yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak meşruhatlı tebligatla yedi günlük süre içinde yasal düzenlemeye uygun sebep bildirmemesi hâlinde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedileceği ihtar edilmelidir.

Şu hâle göre, 7188 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile CMK'nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkrasının, esas itibarıyla temyizi kabil olmayan bazı hükümlerin/kararların temyizini mümkün kıldığı ve fakat temyiz mercii ve yöntemi ile ilgili olarak genel usul hükümlerinde bir istisnaya yer vermediği, başvuru süresi yönünden 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile CMK'ya eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde, maddenin yayımlandığı tarihten itibaren on beş günlük başvuru süresinin öngörüldüğü görülmekte ise de; 7188 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile CMK'nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkra kapsamında tanınan temyiz ve tahliye imkânından faydalanmak için on beş gün içinde mahkemeye başvurmanın yeterli olduğuna dair bir algının oluşması üzerine ilgililerin başvuru/temyiz dilekçelerinde temyiz sebebi gösterme zorunlulukları bulunduğunu bilebilecek durumda olduklarını varsaymak dürüst yargılamanın gerekleriyle bağdaşmayacağından genel temyiz sürecinde uygulanagelen ihtar ve bilgilendirmenin bu hâl için de evleviyetle/ a priori sürdürülmesi gerekir.

Bu itibarla verildiği tarihte kesin olması nedeniyle hükümlere karşı temyiz mercii, süresi ve yöntemi ile ilgili olarak bilgilendirilemeyen ve fakat 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile CMK'ya eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde öngörülen on beş günlük sürede ilgili mahkemeye başvuran sanıklara ve/veya müdafiilerine de temyiz isteminin kabul edilebilmesi için gerekli şartlardan olan süresi içerisinde temyiz nedenlerini bildirmesi gerektiğine ilişkin ihtaratı içeren mazbatanın tebliğ edilmesi gerektiğinin zorunlu olduğu kabul edilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 25.09.2019 tarih ve 2418-2595 sayı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, kararın sanığa tebliğ edilmediği ve sanığın öğrenmesi üzerine kararı temyiz ettiği anlaşılan olayda;

Verildiği tarih itibarıyla kesin nitelikteki hükme ilişkin olarak başvurulacak kanun yolu, süresi veya şekline ilişkin bir ihtarında eklenerek CMK'nın hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 295/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren yedi günlük süre içerisinde temyiz sebeplerini bildirmesi gerektiği, aksi hâlde sebep yokluğundan temyiz talebinin reddedilebileceği ihtarı ile gerekçeli kararın usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilmesi gerekirken tebliğ edilmediği ancak 7188 sayılı Kanun’un 29. maddesi ile CMK'nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkrasının, esas itibarıyla temyizi kabil olmayan bu hükmün temyizini mümkün kıldığı ve bu kapsamda sanığın hükmü öğrenmesi üzerine yaptığı temyizin süresinde olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.