CMR KAPSAMINDA ULUSLARASI KARAYOLU EŞYA TAŞIMACILIĞINDA TAŞIYICININ EŞYANIN KAYBI VE HASARINDAN DOĞAN SORUMLULUĞU

Abone Ol

Uluslararası ticaretin gelişimi ve sınır aşan ekonomik ilişkilerin yoğunlaşmasıyla birlikte milletlerarası eşya taşımacılığı, küresel ticaretin vazgeçilmez unsurlarından biri hâline gelmiştir. Bu bağlamda karayolu ile eşya taşımacılığı, uygulamada en yaygın taşıma türlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Artan ticari hareketlilik ve birden fazla devletin hukuk düzenini ilgilendiren taşıma ilişkilerinin çoğalması, taşıma sözleşmelerine uygulanacak kuralların yeknesaklaştırılmasını zorunlu kılmıştır. Bu ihtiyacın bir sonucu olarak, milletlerarası karayolu taşımacılığının usul ve esasları 1956 tarihli Eşyaların Karayoluyla Uluslararası Nakliyatı Hakkında Konvansiyon (CMR) ile düzenlenmiştir.

Taşıyıcının sorumluluğuna CMR hükümleri çerçevesinde gidilebilmesi için öncelikle somut taşıma sözleşmesine uygulanacak hukukun CMR olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Yabancılık unsuru bulunan uyuşmazlıklarda öncelikle Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri (CMR) tatbik edilecek; ayrıca MÖHUK hükümlerine göre tarafların yapmış oldukları hukuk seçimleri de dikkate alınacaktır. Zira CMR hükümlerinin uygulama alanı bulmaması hâlinde, somut olayın özelliklerine göre 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun dördüncü kitabında yer alan mad. 850-930 hükümlerinin uygulanması gerekecektir.

a. CMR’nin Uygulama Alanına İlişkin Şartlar

Türkiye tarafından da onaylanmış olan CMR’nin uygulanabilmesi için öncelikle, taşımanın uluslararası nitelik taşıması ve yükleme yeri ile teslim yeri olarak kararlaştırılan noktalardan en az birinin Konvansiyon’a taraf bir devlette bulunması gerekmektedir. Bu çerçevede taşımanın iki farklı devlet arasında gerçekleştirilmesi zorunludur. Bununla birlikte, taşıma sözleşmesinin taraflarının ikametgahı ve milliyeti CMR’nin uygulama alanının belirlenmesi bakımından önem arz etmemektedir. Öte yandan, Konvansiyon’un uygulanabilmesi, taşımanın karayoluyla gerçekleştirilmiş olması şartına da bağlıdır. Esas itibarıyla, taşımanın başka bir taşıma türü kapsamında ifa edilmesi hâlinde CMR hükümleri uygulama alanı bulmayacaktır. Ancak, esas olarak karayolu ile uluslararası eşya taşımalarına uygulanmakla beraber karayolu ile yapılan taşımanın devamı niteliğinde olması, yükün araçtan indirilmemesi ve taşımanın karayolu dışında gerçekleşen kısımlarına ilişkin emredici hükümlere tabi olmaması kaydıyla, denizyolu, demiryolu, nehir ve hava taşımalarına uygulanabilir.1 Nitekim Hollanda Mahkemesi bir kararında, gemiye yüklenen tırlar ile İsveç- Goteborg Limanı’ndan Hollanda-Rotterdam Limanı’na Ro-Ro taşımaya ilişkin ayrı bir konişmentonun düzenlenmemiş olması sebebiyle deniz taşımaya ilişkin Lahey ve Lahey Visby kurallarının değil, CMR’ın uygulanmasına karar vermiştir.2

CMR’nin uygulanabilirliği koşullarından bir diğeri ise, taraflar arasında bir taşıma sözleşmesinin mevcut olmasıdır. Her ne kadar Konvansiyon’da taşıma sözleşmesinin tanımına açıkça yer verilmemiş olsa da, CMR’nin 9/1, 19, 20 ve 32. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, CMR’ye tabi taşıma sözleşmesinin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

CMR m. 4’e göre taşıma sözleşmesinin, taşıma senedinin (sevk mektubunun) düzenlenmesiyle gerçekleştirileceği; ancak taşıma senedinin yokluğu, usule aykırı düzenlenmesi veya zıyaı hâllerinin taşıma sözleşmesinin varlığına ve geçerliliğine halel getirmeyeceği belirtilmiştir. CMR’ye göre, taşıma sözleşmesi ya da sevk mektubu düzenlenmesi, bir ispat şartıdır. Dolayısıyla böyle bir taşıma sözleşmesi veya sevk mektubu düzenlenmeden akdedilen taşıma sözleşmesi yine de geçerlidir3.Uygulamada yerleşik teamül haline geldiği üzere, CMR’ye tabi taşımalarda sevk mektubu düzenlediği ve bu belgeye CMR senedi adı verildiği görülmektedir.

CMR m. 1/1 hükmü uyarınca Konvansiyon, yalnızca belirli bir ücret karşılığında gerçekleştirilen taşımalara uygulanmaktadır. Bu itibarla, hatır taşıması niteliğindeki taşımalar CMR’nin kapsamı dışında kalacaktır.

Öte yandan CMR’nin uygulanabilmesi için taşımanın Konvansiyon’da öngörülen araçlarla gerçekleştirilmiş olması gerekir. Bu bağlamda taşımanın bir “taşıt” kullanılarak icra edilmesi zorunludur. Nitekim CMR m. 1/2 hükmünde, sözleşmenin uygulanması bakımından “taşıt” kavramının kapsamı açıkça belirlenmiş; motorlu taşıtlar ile bunlara bağlı taşıtlar, römorklar ve yarı römorkların bu kavram içerisinde yer aldığı ifade edilmiştir.

CMR’nin uygulanabilmesi için aranan son şart, taşımanın konusunun yolcu değil eşya olmasıdır. CMR eşyanın tanımını yapmamış olmasına rağmen mad. 1/IV’te hangi taşımaları sözleşmenin kapsamının dışında tuttuğunu belirtmiştir. Buradan yola çıkarak, milletlerarası post anlaşmaları çerçevesinde gerçekleştirilen taşımalar4, cenaze taşımaları ve ev eşyası taşımaları sözleşmenin uygulama alanının dışarısında tutulmuşlardır.5

aa. Taşınan Eşyanın Kaybolması (Zıyâ hali)

Yerel hukuk normları uyarınca eşyanın ziyaı, taşıyıcının, taşınmak üzere kendisine verilen eşyayı hak sahibi olan gönderilene teslim edemeyecek bir durumda olması olarak kabul edilmekte ve tanımlamaktadır.6 Kayıp, yanma veya çalınma gibi fiilî nedenlerden kaynaklanabileceği gibi; eşyanın gümrükte el konulması ya da gönderilen dışında hak sahibi olmayan bir kişiye teslim edilmesi gibi hukukî sebeplere de dayanabilmektedir. CMR mad.17/1’e göre, taşınan eşyanın kaybolması kısmi kayıp ve tam kayıp şeklinde ortaya çıkabilir. Tam kayıp durumunda taşıyıcının sorumluluğu, eşyanın teslim edilememesi veya tamamen zayi olması üzerinden değerlendirilmektedir. Eşyanın zıyaı tamamında meydana geldiği gibi, eşyanın yalnızca belirli bir kısmında meydana gelmesi söz konusu olabilir. Kısmi zıyada, taşıma konusu eşyanın bir kısmı yok olmasına rağmen kalan kısımdan beklenen ekonomik fayda halen mevcuttur.7

bb. Taşınan Eşyanın Hasara Uğraması

Taşıma sözleşmesi bakımından hasar, taşıma faaliyeti sırasında eşyada meydana gelen ve onun ekonomik değerini düşüren kötüleşmedir.8 Taşıma konusu eşyanın paslanma, çizilme, kokma, ıslanma ya da kirlenme suretiyle değer kaybına uğraması, eşya üzerinde meydana gelebilecek hasar halleri arasında sayılabilir. Hasar ve kayıp kavramlarının ayrımına ilişkin bir kıstas getirmek gerekirse; hasar-kayıp ayrımı bakımından temel ölçüt, ‘meydana gelen maddi kötüleşmenin, geri döndürülebilir bir değer azalması şeklinde meydana gelip-gelmemesi’ olarak ileri sürülebilecektir.9

b. CMR Kapsamında Taşıyıcının Eşyanın Kaybı veya Hasardan Sorumluluğu

CMR Konvansiyonu’nun “taşımacının sorumluluğu” başlıklı dördüncü bölümünde, taşınan eşyanın ziyaı, hasara uğraması veya geç teslim edilmesi hâllerinde taşımacının hangi koşullar altında sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ayrıca, taşımacının bu sorumluluktan kurtulabilmesi için ispat etmesi gereken hususlar ile sorumluluğunun tespiti hâlinde ödemekle yükümlü olacağı tazminatın kapsamı ve miktarı da CMR’nin 17 ila 29. maddeleri arasında hükme bağlanmıştır.

CMR m. 17/1 hükmü uyarınca taşıyıcı, yükü teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar geçen süre içerisinde eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından, hasarından ve gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Diğer bir ifadeyle taşıyıcı, eşyanın yüklenmesinden boşaltılmasına kadar geçen taşıma süresi boyunca eşya üzerinde bakım, gözetim ve koruma yükümlülüğü altındadır. Taşıyıcı, taşıma sözleşmesi gereğince asli edimi olan eşyanın bir yerden başka bir yere taşınmasının yanı sıra, eşyanın kendisine teslim edilmesiyle birlikte eşyayı koruma borcu altına da girmektedir. Eşyayı koruma borcu, taşıma işinin bitirilip de eşyanın gönderilene teslimi ile son bulur.10

CMR Konvansiyonu’na göre eşyanın hasara uğraması hâlinde taşıyıcının sorumluluğu, tıpkı zıya hâlinde olduğu gibi, eşyanın taşıyıcının hâkimiyet alanına girmesiyle başlamaktadır. Nitekim eşyaya ilişkin özen borcu da eşyanın teslim alınmasıyla doğmakta ve eşyanın teslim edilmesiyle sona ermektedir. Bununla birlikte, sorumluluğun doğabilmesi için zararın mutlaka taşıyıcının zilyetliği sırasında gerçekleşmesi şart değildir. Zarar doğuran olay taşıyıcının zilyetliği süresinde meydana gelmiş olmak kaydıyla, zararın etkileri eşyanın tesliminden sonra ortaya çıksa dahi taşıyıcı sorumlu tutulabilecektir. Taşıyıcının sorumluluğu bakımından aranan zilyetlik şartı, CMR m. 3 uyarınca ifa yardımcılarının fiillerinden sorumluluğu düzenleyen hüküm çerçevesinde, bu kişilerin zilyetliği hâlinde de gerçekleşmiş sayılır.

Kural olarak, taşıma sürecinde meydana gelen zıya veya hasar bakımından taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilmektedir. Taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi için, zararın kendi kusurundan kaynaklanmadığını yahut Konvansiyon’un 17/2. maddesinde öngörülen muafiyet sebeplerinden birinin mevcut olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, eşyanın taşıyıcının hâkimiyet alanı içerisinde kaybolması hâlinde CMR m. 23/1 uyarınca taşıyıcı, yükün tamamen veya kısmen zıyaı sebebiyle tazminat ödemekle yükümlü olacaktır. Söz konusu tazminat, yükün taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki değeri esas alınarak hesaplanır. Eşyanın taşıyıcının hâkimiyetinde iken hasara uğraması hâlinde ise, tazminatın belirlenmesine ilişkin esaslar CMR m. 25’te düzenlenmiştir. Anılan maddede kayıp hâline ilişkin CMR m. 23’e atıf yapılmış olduğundan, öncelikle eşyanın değeri CMR m. 23/1 ve 2’de öngörülen ölçütler çerçevesinde tespit edilecektir.

CMR m. 23 ve 25 hükümleri uyarınca, taşıyıcının sorumluluğu sınırlı sorumluluk ilkesi çerçevesinde düzenlenmiştir. CMR m. 23/3 gereğince ise, taşıyıcının sorumluluğu, eksilen brüt kilogram başına 8,33 Özel Çekme Hakkı/ÖÇH(Special Drawing Right/SDR) ile sınırlandırılmış olup, bu miktarın üzerinde tazminata hükmedilemez. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12662, K. 2013/4035, T. 05.03.2013 kararında;

‘‘Dava, CMR Konvansiyonu’na tabi taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, taşımayı üstlenen davalı şirketin davacıya ait emtiada meydana gelen hasar nedeniyle sorumluluğu anılan Konvansiyon hükümlerine göre yani taşıyıcının sınırlı veya sınırsız sorumluluk hallerinin somut olay bakımından gerçekleşip gerçekleşmemesine göre belirlenmesi gerekmektedir. CMR Konvansiyonun 29. maddesinde belirtilen hallerde taşıyıcının sorumluluğu sınırlı olmayıp, gerçek zararın tamamı bakımından söz konusudur. Bu madde hükmünün değerlendirilmesi sonucunda taşıyıcının sorumluluğunun sınırsız sorumluluğa tabi olmadığının anlaşılması halinde, aynı Konvansiyonun malın eksik taşınması haline ilişkin 23., malın hasarlanması haline ilişkin ise 25. madde hükmünde yazılı üst sınırın tespiti gerekecektir. Somut olayda, davacı tarafından emtiadaki hasarın davalı taşıyıcının sınırsız sorumluluğunu gerektiren kasdi fena hareketinden veya buna denk ağır kusurundan meydana geldiği iddia ve ispat edilemediğine göre davalı taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı sorumluluk esaslarına göre belirlenmesi gerekmektedir.’’ Bu suretle Yargıtay, CMR m. 29 kapsamında sınırsız sorumluluğa hükmedilebilmesi için taşıyıcının kastının veya kasta eşdeğer ağır kusurunun ispat edilmesi gerektiğini; aksi hâlde sorumluluğun Konvansiyon’da öngörülen sınırlı sorumluluk rejimine tabi olacağını açıkça ortaya koymuştur.

Taşıyıcının sorumluluğuna bir üst sınır getiren CMR m. 23/3 hükmü, hasarlı veya kaybolan eşya bakımından, eşyanın kilogram cinsinden ağırlığının 8.33 ile çarpılması sonucu bulunan miktarda ÖÇH’ye tekabül etmektedir.11

Ne var ki, CMR m. 29 uyarınca, taşıyıcının kasten veya kasta eşdeğer ağır kusuruyla eşyanın zıyaına ya da hasarına sebebiyet vermesi hâlinde, sorumluluğunu sınırlandıran veya ortadan kaldıran hükümlere dayanması mümkün değildir. Anılan düzenleme yalnızca taşıyıcıyı değil; taşıyıcının ifa yardımcılarını ve çalıştırdığı kişileri de kapsamakta olup, bu kişilerin görevlerini aynı derecede kusurlu şekilde yerine getirmeleri hâlinde de sınırlı sorumluluk hükümleri uygulanmaz.

Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, taşıma senedinde (hamule senedi) belirtilen ısı talimatlarına uyulmaması, taşıyıcının özen borcunun ağır ihlali ve bazı durumlarda "pervasızca hareket" olarak kabul edilmekte, taşıyıcının sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı vurgulanmaktadır. Nitekim; Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2017/1854, K. 2019/968, T. 07.02.2019 kararında;

"Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmasına, CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesi uyarınca taşıyanın kastı veya kasta eşdeğer kusuru ile zarara sebebiyet vermesi halinde ...'de yer alan sorumluluğunu ortadan kaldıran, sınırlandıran veya ispat yükünü tersine çeviren hükümlerden yararlanamayacağı düzenlemesi karşısında dava konusu hasarın taşımanın uygun ısıda yapılmamasından kaynaklanmasına, Hamule senedinde açıkça yazılan taşımanın (+...) derece yapılacağına dair hükme uyulmamasının CMR Konvansiyonu’nun 29. maddesi kapsamında pervasızca hareket sayılıp davalı taşıyanın sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacak olmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir." denilerek, eşyanın bozulma ve hasara uğramaması için gerekli sıcaklık şartlarını temin etmenin taşıyıcının özen borcunu yerine getirmediği ve taşıyıcının kastı veya kasta eşdeğer kusuruyla zarara sebebiyet vermesi halinde sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı tespit edilmiştir.

Taşıyıcının özen borcunun ağır ihlalinin bir başka görünümü ise eşyanın kaybolması ve bu kayba ilişkin makul ve kabul edilebilir bir açıklama getirilememesidir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararlarında, eşyanın kaybolduğu hâllerde taşıyıcının kaybın sebebine dair inandırıcı ve makul bir açıklama sunamaması, özen borcunun ağır ihlali olarak değerlendirilmektedir. Bu durumda taşıyıcının CMR’de sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı ve davacının gerçek zararının tamamından sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmektedir. Nitekim Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6586, K. 2013/57, T. 07.01.2013 kararında:

"Dairemizin 12.06.2000 tarih ve 2000/4546-5446 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, CMR Konvansiyonu'nun 29. maddesinde taşımacının sınırlı sorumluluğunun hangi hallerde uygulanmayacağı gösterilmiş olup, buna göre taşımacının kendi fena hareketinin veya kasti fena harekete denk tutulan kusurundan meydana gelen hasar halinde, taşımacının sorumluluğunu sınırlayan veya ispat yükünü karşı tarafa yükleyen hükümlerin uygulama kabiliyeti kalmamaktadır. Bu kusur ve kastını, TTK'nun 786. maddesinde geçen ağır kusur ve hile kavramlarını en yakın olarak karşılamakta olduğunun kabulü ile taşımacının bu hallerde sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı sonucuna varılmalıdır. Taşımacının zarara hiçbir açıklama ve neden getirememiş olması, kendisinin karine olarak sorumluluğunu sınırlama hakkını kaybetmiş sayılmasına yol açacağı ve davacının gerçek zararını karşılaması gerektiği de kabul edilmelidir.

Somut olayda da, eşyanın gönderilene teslim edildiğini ve zamanını ispat yükümlülüğü üzerinde bulunan davalı teslimatın yapıldığını ispatlayamamış, eşyanın akıbeti hakkında da makul ve kabul edilebilir bir açıklama getirmemiştir. Bu durumda, davalı CMR'deki sınırlı sorumluluk esasından yararlanamayacağından, davacının gerçek zararının karşılanması gerektiğinin kabulü gerekirken, yazılı gerekçeyle taşımacının sınırlı sorumlu olduğundan bahisle hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir."

Anılan kararda, CMR m. 29 uyarınca eşyanın kaybolması ve bu kayba ilişkin makul ve kabul edilebilir bir açıklama getirilememesinin taşıyıcının ağır kusurunu oluşturduğu; bu nedenle sorumluluğun sınırlandırılamayacağı ve tam tazminata hükmedilmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır.

CMR’ye tabi taşımalardan doğan davalarda zamanaşımı süresi, CMR m. 32 uyarınca kural olarak bir yıldır. Bununla birlikte, taşıyıcının veya fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin kastı ya da kasta eşdeğer ağır kusurunun varlığı hâlinde zamanaşımı süresi üç yıl olarak uygulanmaktadır.

CMR m. 32/1-a hükmüne göre zamanaşımı süresi; kısmi zıya, hasar ve gecikme hâllerinde teslim tarihinden itibaren işlemeye başlar. Tam zıya hâlinde ise süre, kararlaştırılmış taşıma süresinin sona ermesinden itibaren otuz gün geçmesiyle; taşıma süresinin kararlaştırılmamış olması durumunda ise eşyanın taşıyıcıya tesliminden itibaren altmış gün geçmesiyle işlemeye başlar.

Neticeten, taşıma sözleşmesine uygulanacak hukukun belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede CMR’nin uygulama alanının ve uygulanma şartlarının doğru ve isabetli biçimde tespit edilmesi gerekmektedir.

Taşıyıcının temel edimi, taşıma işinin taahhüt edilmesidir. Taşıyıcı, eşyayı kararlaştırılan şartlarla bir yerden başka bir yere taşıma yanında, ayrıca muhafazası altındaki eşyanın her türlü tehlikeye karşı korunması için de gerekli özeni göstermek zorundadır. Taşıyıcının özen borcunun ihlali, sözleşmeden doğan bir sorumluluk niteliği taşımakta olup, bu sorumluluk, yükün taşıyıcı veya onun adına teslim almaya yetkili temsilci tarafından teslim alınmasıyla başlamakta; yükün gönderilene teslim edilmesine kadar devam etmektedir.

CMR Konvansiyonu kapsamında, taşıyıcının yüke özen borcunun ihlali halinde kural olarak CMR m. 23/3 hükmü uyarınca sınırlı sorumluluk ilkesi benimsenmektedir. Bununla birlikte, zararın taşıyıcının kastından veya kasta eşdeğer ağır kusurundan kaynaklanması ve ispat edilmesi hâlinde, sorumluluğu kaldıran veya sınırlandıran yahut ispat yükünün yer değiştirmesine neden olan hükümlerden yararlanma hakkını kaybetmektedir. Bu durumda taşıyıcı, meydana gelen zararın tamamından sorumlu olup, tam tazminat ödemekle yükümlüdür.

--------------

1Nuray Ekşi, Milletlerarası Ticaret Hukuku, s.97. , 4. Baskı

2 Nuray Ekşi, Milletlerarası Ticaret Hukuku, s.98. , 4. Baskı

3 Engin ERDİL, İçtihatlı CMR Konvansiyonu Şerhi, İstanbul 2007, s.48.

4 Milletlerarası Posta Sözleşme örnekleri için bkz. Burak Adıgüzel, Karayoluyla Yapılan Taşımalarda Taşıyıcının Zıya ve Hasardan Doğan Sorumluluğu, İstanbul 2003, s. 24; Hüseyin

5 Arkan, “Karayolu ile Eşya Taşınmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmenin Uygulanma Koşulları ve Taşıyıcının Sorumluluğunu Düzenleyen Hükümleri-TTK ile Karşılaştırmalı Bir İnceleme”, Batider C. X, S. 2, 1979, s. 402

6 Ülgen, Uluslararası Taşıma, s. 39; Arkan, Taşıyıcının Sorumluluğu, s. 47; Arkan, Sempozyum, s.105; Adıgüzel, s. 72; Kübra YETİŞ ŞAMLI, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Taşıyıcının Ziya, Hasar ve Geç Teslimden Sorumluluğu

7 CMR ve TTK’da Taşıyıcının Sorumluluğu ile Kast ve Kasta Eşdeğer Kusurunun Sorumluluğa Etkisi, Arş. Gör. Aydın Alber Yüce, s.177

8 CMR ve TTK’da Taşıyıcının Sorumluluğu ile Kast ve Kasta Eşdeğer Kusurunun Sorumluluğa Etkisi, Arş. Gör. Aydın Alber Yüce, s.177

9 Erdoğan, CMR ve TTK Kapsamında Taşıyıcının Eşyanın Hasarından Doğan Sorumluluğu, 131.

10 CMR ve TTK’da Taşıyıcının Sorumluluğu ile Kast ve Kasta Eşdeğer Kusurunun Sorumluluğa Etkisi, Arş. Gör. Aydın Alber Yüce, s.176

11 Erdil, Karayolu İle Uluslararası Eşya Taşıma Hukuku, 398.