T.C.
Yargıtay
2. Hukuk Dairesi
2024/7030 E., 2025/1445 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/75 E., 2024/285 K.
Taraflar arasındaki davanın bozma sonrası yapılan muhakemesi sonunda Mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili ve davalı-davacı erkek vekili tarafından asıl dava ve birleşen dava yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Birleşen dava yönünden temyiz dilekçesinin incelemesinde;
Bölge Adliye Mahkemeleri, 5325 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 inci ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca kurulmuş ve Adalet Bakanlığının 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kararı uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlamışlardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemelerinden verilen nihai kararlar istinaf yoluna tabidir.
Dosyanın incelenmesinde; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.11.2018 tarihli kararı ile sadece asıl davadaki tasfiye konusu Kınalı Sağlık Hiz. Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden kararın bozulmasına karar verildiği, asıl davaya yönelik yapılan bozma işleminden sonra 13.06.2022 tarihinde açılan birleşen davanın işbu dava ile birleştirilmesine karar verildiği, birleşen dava yönünden bir bozma kararı olmadığı, birleşen dava yönünden 20.07.2016 tarihinden sonra ilk defa nihai karar verildiği anlaşılmaktadır.
Taraf vekillerinin temyizi üzerine birleşen dava dosyası da Dairemize gelmiş ise de, birleşen dava hakkında 20.07.2016 tarihinden sonra 16.04.2024 tarihinde ilk defa nihai karar verildiğinden Mahkemece birleşen dava yönünden verilen karar istinaf incelemesine tabi olup Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi yapılması gerektiğinden, ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere birleşen dava yönünden dosyanın Mahkemesine geri çevirilmesine karar vermek gerekmiştir.
2. Asıl dava yönünden temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
a. Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan hukuk mahkemesi, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye usuli müktesep hak veya usule ilişkin kazanılmış hak denir. Usule ilişkin kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Kural olarak, hakim ara kararından dönebilirse de, bozmaya uyulmasına ilişkin karar bunun istisnalarındandır. Farklı anlatımla; bozma kararına uyan Mahkeme, bununla bağlıdır.
b. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usule ilişkin kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usule ilişkin kazanılmış hak gerçekleşebilir (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak), Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, No 351, 1974, s. 395 vd.).
c. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; ne var ki, Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, bozmaya uygun bilirkişi raporu alınmamıştır. Şöyle ki, gelen ticari sicil kayıtlarına göre, Kınalı Sağlık Hiz. Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafların evlenme tarihinden (22.08.2003) önce 08.09.1999 tarihli ana sözleşme ile kurulmuş olup kuruluş sermeyesi 2.500.000.000,00 eTL ve davalı erkeğin hisse oranının 99/100 olduğu, evlilik birliği içinde şirket ana sermayesinin 30.12.2005 tarihinde artırılarak 120.000,00 TL'ye yükseltildiği, sermaye artışının bir kısmının sermaye enflasyon düzeltilmesi olumlu fark hesabından (9.852,69 TL), bir kısmının da geçmiş yıl kâr hesabından (107.523,30 TL) kalan kısmının da (124,01 TL) muvazaadan arî olarak en geç 31.12.2005 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalı erkeğin hissesinin tamamını boşanma dava tarihinden (12.10.2009) sonra 14.12.2009 tarihinde devrettiği, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarına göre, şirketin 2009 yılından 1.446.111,98 TL kâr dağıtımı yaptığı, kalan öz varlığının 548.091,53 TL olduğu ve kalan şirket öz varlığının güncel değerinin yarısı olan 1.708.931,50 TL davacının katılma alacağının olabileceğinin tespit edildiği, Mahkemece, bilirkişinin şirketin öz sermayesi belirlediği katılma alacağı miktarının hatalı olarak kâr payına yönelik katılma alacağı olarak kabul ettiği anlaşılmaktadır.
d. Öncelikle, şirketin kuruluş tarihi ve davalı erkeğin başlangıçtaki hisseyi edinme tarihi, evlilik tarihinden önce olduğu için şirket hissesi davalı erkeğin kişisel maldır. Ancak, 01.01.2002 tarihinde sonra evlilik birliği içinde şirket sermayesinde sermaye artışı yapılmış ise, karine gereği sermaye artışı yapılan kısım edinilmiş mal olup diğer eş katılma alacağı talebinde bulunabilir. O halde, somut olayda, 30.12.2005 tarihinde evlilik birliği içinde yapılan sermaye artışının karşılandığı sermaye enflasyon düzeltilmesi olumlu fark hesabı ile geçmiş yıl kâr hesabının evlilik birliği içindeki kısmı ve muvazaadan arî olarak ödenen kısmı aksi iddia ve ispat edilemediğinden edinilmiş maldan karşılandığı ve dağıtılmamış kârın yatırıma dönüştürüldüğü kabul edilerek sermaye artışından katılma alacağı hesaplanması gerekirken, bu husus göz ardı edilerek şirket sermaye artışındaki kişisel mal ve edinilmiş mal oranı bulunmadan karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
e. Diğer yandan, kişisel malların gelirleri de edinilmiş mal olduğundan, şirketin gelirleri (kâr) ile ilgili olarak da diğer eş katılma alacağı talebinde bulunabileceğinden, bilirkişi raporlarına göre, şirketin 2009 yılında yaptığı 1.446.111,98 TL kâr dağıtımının boşanma dava tarihinden (12.10.2009) önce mi sonra mı olduğu belirlenmeden ve eklenecek değer olup olmadığı tartışılmadan karar verilmesi de hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Birleşen Dava Yönünden
Birleşen dava yönünden istinaf incelemesi yapılması için ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere dosyanın Mahkemesine GERİ ÇEVİRİLMESİNE,
B. Asıl Dava Yönünden
Temyiz olunan Mahkeme kararının asıl dava yönünden BOZULMASINA; bozma sebeplerine göre, taraf vekillerinin asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde asıl dava yönünden karar düzeltme yolu açık olmak üzere,13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.