Futbol Kulüplerinin İflasında TFF Disiplin Talimatları ile İcra İflas Kanunu Arasındaki Hukuki Sorunlar

Abone Ol

Özet: Son yıllarda Türk futbol camiasını etkileyen mali krizler, sadece spor dünyasını değil, hukuk sistemini de zorlayan sorunlar yaratmıştır. Özellikle bir kulübün iflas etmesi durumunda, Türkiye Futbol Federasyonu'nun uyguladığı ligden düşürülme cezası ile İcra ve İflas Kanunu'nun emredici hükümleri arasında ciddi bir uyumsuzluk ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, söz konusu uyumsuzluğun hukuki boyutu ele alınmakta ve olası çözüm yolları tartışılmaktadır.

1. Türk Futbolunun Mali Krizi ve Ortaya Çıkan Hukuki Sorun

Türk futbolunun yaşadığı finansal zorluklar, artık sadece spor yazarlarının değil, hukuk dünyasının da dikkatini çekmektedir. Kulüplerin borç yükleri altında ezilmesi, bu kurumların geleceğini tehdit etmekle birlikte, hukuk sistemi açısından da çözülmesi gereken ciddi sorunlar doğurmaktadır.

Söz konusu sorun, temel olarak iki farklı hukuk alanının çatışmasından kaynaklanmaktadır. Bir tarafta, Türkiye Futbol Federasyonu'nun kendi talimatları uyarınca uyguladığı disiplin yaptırımları bulunmaktadır. Diğer tarafta ise, bir şirketin iflası halinde alacaklıların haklarını korumayı amaçlayan İcra ve İflas Kanunu'nun emredici hükümleri yer almaktadır. Bu iki sistem arasındaki gerilim, pratik hayatta önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Bir futbol kulübünün ligden düşürülmesi kararı, o kulübün en değerli varlığı olan yarışma hakkını ortadan kaldırmaktadır. Bunun sonucunda, yayın geliri, sponsorluk anlaşmaları ve bilet satış gelirleri önemli ölçüde azalmaktadır. Bu durum, iflas masasında alacaklılara dağıtılacak kaynakları sınırlamakta ve özellikle futbolcular gibi emekçi alacaklıları olumsuz etkilemektedir.

Burada ortaya çıkan temel soru şudur: Bir kulübün iflası halinde, TFF'nin disiplin talimatları mı, yoksa İcra ve İflas Kanunu'nun emredici hükümleri mi uygulanmalıdır? Bu sorunun cevabı, Türk hukuk sisteminin temel ilkelerine dayanmaktadır.

2. Normlar Hiyerarşisi ve Kanunun Üstünlüğü

Türk hukuk sistemi, normlar arasında belirli bir hiyerarşiye dayanmaktadır. Anayasa en üstte yer alırken, ardından kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, yönetmelikler ve diğer idari işlemler gelmektedir. Bu hiyerarşi, sadece teorik bir düzenleme değil, pratik hayatta da önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Bir kanun ile bir talimat arasında çelişki ortaya çıktığında, kanun hükümleri uygulanır. Bu ilke, hukuk devleti ilkesinin temel bir parçasıdır. Anayasa'nın 124. maddesi, meslek kuruluşlarına kendi alanlarında düzenlemeler yapma yetkisi tanırken, bu yetki hiçbir zaman kanunun emredici hükümlerine aykırı olamaz.

TFF'nin özerkliği, federasyona uyuşmazlıkların çözümünde kendi kurullarını yetkili kılma hakkı tanır. Sporun kendine özgü dinamikleri ve uluslararası kuralları göz önüne alındığında, bu özerklik önemli ve gereklidir. Ancak bu özerklik, belirli sınırlar içinde değerlendirilmelidir. Kamu düzenini ilgilendiren alanlarda—özellikle iflas hukuku gibi—federasyonların yetkisi sınırlı olur.

İflas hukuku, alacaklı haklarının korunması, ticari hayatın güvenliği ve kamu düzenini ilgilendiren emredici kurallar bütünüdür. Bu alan, sporun özerkliğinin dışında kalmaktadır. Bir kulübün iflası, bu noktada bir "disiplin sorunu" olarak değil, tüm alacaklıları ilgilendiren bir "adli ve ticari" mesele olarak ele alınmalıdır.

3. İflas Masasının Değeri ve Alacaklıların Eşit Korunması

Futbol kulüpleri, 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu sonrası ticaret şirketi niteliğini almıştır. Bir ticaret şirketinin iflası, İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yürütülmelidir.

İflasın temel amacı, müflisin haczedilebilen tüm malvarlığını paraya çevirerek, bilinen tüm alacaklılara alacaklarının sırasına göre adil ve eşit şekilde dağıtmaktır. Bu süreçte, iflas idaresi masanın menfaatlerini korumakla yükümlüdür. Masanın değerini etkileyecek kararlar, tüm alacaklıların çıkarları göz önüne alınarak verilmelidir.

Bir futbol kulübünün en değerli varlığı, yarıştığı ligin ticari haklarıdır. Süper Lig'de oynayan bir kulüp ile Bölgesel Amatör Lig'de oynayan bir kulüp arasındaki gelir farkı muazzamdır. Yayın gelirleri, sponsorluk anlaşmaları, bilet satışları ve marka değeri, doğrudan kulübün lig seviyesine bağlıdır. Bu fark, sadece teorik değil, pratik hayatta milyonlarca liralık finansal sonuçlar yaratmaktadır.

Ligden düşürülme kararı, bu değeri önemli ölçüde etkilemektedir. Sonuç olarak, iflas masasından alacaklılara dağıtılacak kaynaklar azalmaktadır. Futbolcular, teknik adamlar, personel ve diğer ticari alacaklılar, bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Bu durum, İcra ve İflas Kanunu'nun temel ilkeleri olan "alacaklıların eşitliği" (par conditio creditorum) ve "masanın bütünlüğü" ilkelerine aykırıdır.

Mesleki deneyimlerime dayanarak söylemek gerekirse, bu tür durumlarda tüm paydaşların çıkarlarının dengelenmesi gerekmektedir. Bir tarafın çıkarları için diğer tarafın zarara uğraması, hukuk sisteminin temel adalet ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

4. Avrupa'daki Uygulamalar: Başarılı Modeller

Avrupa'nın önde gelen futbol ülkeleri, bu tür sorunları nasıl yönettiğini incelemek, Türkiye için önemli bir perspektif sunmaktadır. Bu ülkeler, kulüplerin mali sürdürülebilirliğini sağlamak için kanunla desteklenmiş denetim mekanizmaları geliştirmiştir.

İngiltere'de 2025 Futbol Yönetişim Yasası ile Bağımsız Futbol Düzenleyicisi (IFR) modeli uygulanmaya başlanmıştır. Bu model, bağımsız üyelerden oluşan, kulüplerin mali sağlığını denetleyen bir yapı öngörmektedir. Bir kulübün iflas sürecine girmesi durumunda, IFR, iflas idaresi ile koordinasyon içinde çalışır. Disiplin cezaları uygulanabilir, ancak iflas etmiş bir kulübün otomatik olarak ligden düşürülmesi gibi uygulamalar, masanın değerini etkileyeceği için alternatif çözümler aranır.

Fransa'da Ulusal Yönetim Kontrol Müdürlüğü (DNCG), kulüplerin mali durumunu denetlemektedir. DNCG, sezon başlamadan önce bütçeleri değerlendirir ve sezon içinde mali durumu izler. Ancak bu denetim süreci, iflas aşamasına gelmeden işler. Bir kulüp iflas ettiğinde, konu Ticaret Mahkemelerine gider ve genel iflas hukuku kuralları uygulanır.

Almanya'da ise taraftar kontrolünü güvence altına alan kurallar uygulanmaktadır. Bundesliga'da yarışabilmek için kulüplerin her yıl lisans almaları gerekmektedir. Mali kriterleri karşılamayan kulüplere lisans verilmez. Bu sistem, önceden denetim sağlayarak kulüplerin iflas riskini önemli ölçüde azaltmaktadır.

Bu örnekler göstermektedir ki, Avrupa'da genel eğilim, iflası önlemek için önceden denetim yapmaktır. İflas kaçınılmaz olduğunda ise, süreç genel hukuk kuralları çerçevesinde, tüm alacaklıların hakları gözetilerek yürütülür.

5. Sonuç: Çözüm Yolları ve Öneriler

Türk futbolunun mevcut durumu, spor camiasının yanı sıra hukuk sistemini de zorlamaktadır. TFF'nin disiplin yetkisi ile iflas hukuku kuralları arasında uyumlu bir çalışma modeli oluşturulması gerekmektedir.

Birinci olarak, kanunla kurulmuş bir "Futbol Lisans ve Mali Denetim Kurulu" oluşturulabilir. Bu kurul, sezon öncesi lisanslama sürecinde kulüplerin bütçelerini değerlendirebilir ve sadece mali kriterleri karşılayan kulüplere lisans verebilir. Böylece, iflasa gelmeden önce sorunlar tespit edilebilir.

İkinci olarak, 7405 sayılı Kanun'a, bir spor anonim şirketinin iflasına karar verilmesi halinde, TFF'nin disiplin talimatları ile iflas hukuku kurallarının nasıl uyumlu çalışacağını açıklayan hükümler eklenebilir. Bu, hukuki belirsizliği ortadan kaldıracaktır.

Üçüncü olarak, iflas etmiş bir kulübün "yarışma hakkı", iflas masasındaki diğer malvarlığı unsurlarıyla birlikte değerlendirilebilir. Bu sayede, kulüp yeni bir sahiplik yapısıyla, borçlarından arındırılmış şekilde futbol ailesi içinde kalabilir. Bu model, hem kulübün marka değerinin korunmasını sağlar hem de alacaklılara daha yüksek ödeme yapılmasına imkan tanır.

Sonuç olarak, futbol kulüplerinin iflası durumunda TFF talimatları ile İcra ve İflas Kanunu arasında yaşanan sorun, Türk spor hukukunun dikkat edilmesi gereken önemli bir konusudur. İflas, bir disiplin sorunu olarak değil, hukuki bir durum olarak ele alınmalıdır. TFF'nin disiplin yetkisi ile genel hukuk kurallarının uyumlu çalışması, tüm paydaşların çıkarlarını koruyacak bir çözüm oluşturacaktır. Avrupa'daki başarılı örnekler, Türkiye'nin bu konuda geliştirebileceği modelleri sunmaktadır.

KAYNAKÇA

[1] 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu. Resmî Gazete, 19 Haziran 2004.

[2] 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun. Resmî Gazete, 14 Haziran 1951.

[3] 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu. Resmî Gazete, 26 Nisan 2022.

[4] Independent Football Regulator (IFR) - 2025 Football Governance Act. UK Government.

[5] DNCG (Direction Nationale de Contrôle de Gestion) - French Football Regulatory Body.

DİPNOTLAR

¹ Alacaklıların eşitliği ilkesi, iflas hukukunun temel ilkelerinden biridir ve tüm alacaklıların eşit şekilde muamele görmesini öngörmektedir.

² Sporun özerkliği ilkesi, federasyonlara kendi alanlarında belirli düzenlemeler yapma yetkisi tanırken, bu yetki kanunun emredici hükümlerine aykırı olamaz.

³ Futbolcu alacaklarının tahsili konusu, Türk futbolu açısından önemli bir mesele olup, TFF Tahkim Kurulu kararlarının icra edilebilirliği konusunda hukuki açıklıkların sağlanması faydalı olacaktır.