Genetik İnceleme Sonuçlarının İmhası Hükmünün İptali

Abone Ol

I. Giriş

Anayasa Mahkemesi’nin gerekçesi 18.03.2026 tarihli ve 33200 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 25.12.2025 tarihli, 2025/141 E. ve 2025/274 K. sayılı somut norm denetimi kararında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Genetik inceleme sonuçlarının gizliliği” başlıklı 80. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, “Bu bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip kesinleşmesi hallerinde Cumhuriyet savcısının huzurunda derhal yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir.” hükmü ile “Yönetmelik” başlıklı 82. maddesinde yer alan “75 ila 81 inci maddelerde öngörülen işlemlerin yapılması ile ilgili usuller yönetmelikte gösterilir.” hükümlerinin Anayasa aykırı olduğunda bahisle yapılan iptal talebini incelemiştir.

II. İptal Talebinin Gerekçesi

İstanbul Anadolu 90. Asliye Ceza Mahkemesi; Anayasa m.2, m.13, m.17, m.20 ve m.40’a aykırı olduğu gerekçesiyle, CMK m.80/2’nin ve m.82’nin iptali için, “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı Anayasa m.152 gereğince Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. Başvuru dilekçesinde;

Genetik inceleme sonuçlarının özel nitelikteki kişisel veri olduğu, CMK m.80/2’de sözkonusu kişisel verilerin korunması için yeterli güvencelerin öngörülmediği, anılan fıkrada bazı kararların verilmesi ve kesinleşmesi durumunda genetik inceleme sonuçlarının imha edileceğinin düzenlendiği, bu itibarla sözkonusu kararlar haricinde bir kararın verilmesi halinde veya bu kararların henüz verilmediği durumlarda elde edilen inceleme sonuçlarının saklanmasına ve bu suretle DNA veri tabanının oluşturulmasına imkan tanındığı şeklinde yorumlanabileceği,

CMK m.82’de biyolojik örneklerin elde edilmesi ve incelenmesinin yanı sıra saklanmasına ilişkin işlemlerin de yönetmelikte[1] düzenleneceğinin öngörüldüğü, genetik verilerin ne şekilde elde edileceği, nerede ve hangi koşullarda saklanacağı ve imha edileceği gibi konuların kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiği, kuralların belirli ve öngörülebilir olmadığı, kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlemler içermediği,

Hususlarına yer verilmiştir.

III. Anayasa Mahkemesi’nin Değerlendirmesi

Kanunun 80. maddesinin 2. fıkrası için; kişisel verilerinin korunmasını isteme hakkının, insan onurunun korunması ve bireyin kişiliğini serbestçe geliştirebilmesi hakkının özel biçimi olarak bireyin hak ve özgürlüklerini kişisel verilerin işlenmesi sırasında korumayı amaçladığı,

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 6. maddesinde tahdidi olarak sayılan ve 6. maddenin 3. fıkrasında gösterilerin istisnalar dışında işlenmesinin yasak kılındığı özel nitelikteki kişisel verilerin içinde biyometrik ve genetik verilerin de yer aldığı, bu istisnalardan biri olan sözkonusu fıkranın (b) bendine göre kanunlarda açıkça öngörülmesi halinde özel nitelikli kişisel verilerini işlenmesinin mümkün olduğu,

İtiraz konusu kural uyarınca, bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla yapılan genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgilerin kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilip bu kararların kesinleşmesi hallerinde derhal yok edilmesinin öngörüldüğü,

Kuralda genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgilerin yukarıda sayılan kararların verilmesi hallerinde yok edileceği, ancak bu kararların verilmesi ve kesinleşmesine kadarki süreç ile bu kararlar dışında kalan mahkumiyet, davanın reddi veya düşmesi gibi kararların verilmesi halinde genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgilerin ne kadar süreyle ve ne şekilde saklanacağı, imha edilip edilmeyeceği, imha sırasında izlenecek usul ile ilgililerin bu bilgilerin silinmesini isteyip isteyemeyeceği gibi konularda Kanunda herhangi bir düzenlemeye verilmediği,

Bu itibarla moleküler genetik inceleme sonucunda elde edilen verilerin korunmasına yönelik yeterli güvenceler ve temel ilkeler öngörülmeksizin kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sınırlama getiren kuralın kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna varıldığı,

Gerekçe gösterilerek, kuralın Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırı olduğunun ve iptalinin gerektiği,

Kanunun 82. maddesi için; 80. maddenin iptali talebinin gerekçesinde sayılan hususlara yer verilerek, moleküler genetik inceleme sonucunda elde edilen bilgilerin yukarıda anılan kararların verilmesi hallerinde yok edilmesine ilişkin usulün yönetmelikte gösterileceği hükme bağlanmak suretiyle düzenleme yapma yetkisinin idareye bırakıldığı,

Sayılan konularda sözkonusu bilgilerin silinmesi veya içeriğine yönelik talepte bulunma imkanları ile buna ilişkin etkili başvuru yolunun sağlanıp sağlanmadığı gibi temel konularda yasal çerçeve çizilmeden yürütme organına sınırları ve kapsamı belirli olmayan bir yetki tanındığı, dolayısıyla kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına getirilen sınırlamanın “kanunilik” ilkesi ile bağdaşmadığı sonucuna varıldığı,

Açıklanarak, kuralın Anayasa m.13’e ve m.20/3’e aykırı olduğunun ve iptalinin gerektiği sonucuna varılmıştır.

IV. Değerlendirme

Kişiye ait genetik veriler; 6698 sayılı Kanunun 6. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen özel nitelikli kişisel verilerden, “Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkumiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.” hükmüne yer verilerek, sayma metodu ile sayılmış olup, özel nitelikli kişisel verilerden kabul edilmiştir.

Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi; KVKK m.6/3’de, “Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi yasaktır. Ancak bu verilerin işlenmesi;” ve 3. fıkranın (b) bendinde “Kanunlarda açıkça öngörülmesi,” hükümlerine yer verilmek suretiyle mümkün kılınmıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin; hükümlerin her ikisi için de aykırı olduğuna gerekçe gösterdiği, Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesi ve “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesi de birlikte değerlendirildiğinde, Kanunda işlenmesi özel şartlara bağlanmış ve tahdidi olarak sayılan özel nitelikli kişisel veriler arasında yer verilen genetik verilerin korunmasının, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden gerekli güvenceleri karşılaması gerekmektedir.

Nitekim; Anayasa Mahkemesi’nin Bestami Eroğlu Başvurusu kararında da vurgulandığı üzere, “viii. Din veya felsefi inanç, ırk veya etnik köken, cinsel yönelim, bazı örgütlenmelere üyelik, sağlık, genetik veriler, biyometrik veriler ve mahkumiyet verileri gibi hassas kişisel verilerin söz konusu olduğu durumlarda kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı kural olarak sınırlanmamalı ya da bu hakka müdahale edilmemelidir. Sınırlama ve müdahalenin zorunlu olduğu bazı istisnai hallerde ise bunun kişiler üzerinde ortaya çıkaracağı sonuçların ağırlığı ve kişiler hakkında ayrımcı uygulamalara yol açma tehlikesi dikkate alınarak kişisel verilerin korunmasına ilişkin güvenceler daha katı uygulanmalıdır[2]. paragrafı da dikkate alınarak, bu güvencelerin daha katı uygulanması gerektiği görüşündeyiz.

Bununla birlikte; kişisel verilerin korumasını isteme hakkına yönelik müdahalelerin yalnızca kanunilik şartını sağlaması yeterli olmayıp, aynı zamanda “ölçülülük” ve “evleviyet” ilkelerine de uygun olması gerekmektedir. Genetik verilerin son derece hassas nitelikte olduğu gözönüne alındığında, bu verilerin saklanmasına ilişkin usullerin nispeten belirsiz bırakılması, müdahalenin orantılılığı bakımından da ciddi tereddütler doğuracaktır.

Tüm bu sebeplerle; AYM’nin iptal kararını Resmi Gazete’de yayımlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe girecek şekilde vermiş olduğu ve hükümlerin iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelik taşıdığı gözönüne alındığında, ivedilikle gerekli usuli güvenceleri öngören yasal düzenlemeye gidilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak; iptal hükmünün Resmi Gazete’de yayımlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe gireceği ve Anayasa m.13 ile m.20/3 birlikte değerlendirildiğinde, bu hükümlerin Kanunda yeterli düzenlemeye yer verilerek Anayasal güvencelerle bağdaşır şekilde düzenlenmesi isabetli olacaktır. İptal kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı 18 Mart 2026 tarihinden başlayarak, 9 ay süreyle CMK m.80/2 ve m.82 uygulanmaya devam edecek, 9 ayın dolması ile iptal edilen hükümlerin yürürlüğü son bulacaktır. Kanun koyucunun bu arada yeni yasal düzenlemeye gitmesi gerektiği, konunun önemli olduğu, delil elde etme yöntemi olarak, CMK m.75’de şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması, m.76’da diğer kişilerin beden muayenesi ve vücutlarından örnek alınması ve m.78’de de moleküler genetik incelemeler yapılması hükümlerinin yürürlüğünün devam ettiği, yine CMK m.80/1’in yürürlükte olduğu, buna göre belirtilen hükümlere göre alınan örnekler üzerinde yapılan inceleme sonuçlarının kişisel veri niteliğinde olduğu ve başka amaçla kullanılamayacağının, dosya içeriğini öğrenme yetkisine sahip olanlar tarafından başkalarına da verilemeyeceğinin belirtildiği,

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın verilip kesinleşmesi hallerinde Cumhuriyet savcısının huzurunda bu bilgilerin ortadan kaldırılacağına ve bu hususun dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa bağlanacağına dair hükmün ise, 9 ay sonra yürürlüğe girmek üzere Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, dolayısıyla saklanmasında gereği bulunmayan bu özel nitelikte kişisel verilerin ortadan kaldırılması ve tüm bunlara ilişkin gerekli yönetmeliğin çıkarılabilmesi amacıyla, bu iptal kararı yürürlüğe girmeden kanun koyucu tarafından yasal düzenleme yapılması gerektiği, çünkü Anayasa Mahkemesi’nin kanun koyucunun yerine geçerek yasal düzenleme yerini alacak şekilde karar veremeyeceği hususunun Anayasa m.153/2’de yasaklandığı,

Bu nedenle; Anayasa m.153/3’de gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımı tarihinden itibaren azami 1 yılı geçemeyecek şekilde iptalin yürürlüğe girmesinin düzenlendiği, CMK m.80/2’nin ve m.82’nin iptalinden doğan boşluğun mağduriyete sebebiyet vermemesi amacıyla bir an evvel yasal düzenlemeye gidilmesinin, bu düzenlemede de Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçelerinin dikkate alınmasının isabetli olacağı, aksi halde saklanmasına lüzum kalmayan özel nitelikli kişisel verilerin imhasının mümkün olmayacağı, bunun da verilerin saklanması ve yasal altyapıya sahip imha yönünden hüküm olmadığından, genetik inceleme sonuçlarının sahiplerinin ve ilgililerinin mağduriyetine yol açabileceği,

Gözardı edilmemelidir.

Prof. Dr. Ersan Şen

Stj. Av. Dündar Can Yorgun

(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

---------

[1] Ceza Muhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik İncelemeler ve Fiziki Kimliğin Tespiti Hakkında Yönetmelik (01.06.2005 tarihli, 25832 sayılı Resmi Gazete)

[2] Bestami Eroğlu [GK], B. No: 2018/23077, 17.09.2020, § 144