HIZLI VE ETKİLİ YARGI BAKIMINDAN İSTİNAF CEZA UYGULAMALARI (1)

Abone Ol

Giriş

1) Hızlı ve etkili yargılamanın arzulanan bir sonuç ve bu yönden aşılması gereken nedenler olduğu tartışmasızdır. Gerek bakanlığımız ve HSK gerekse de uygulamanın paydaşları olarak hukukçular ve baroların son zamanlardaki söylem ve çalışmaları umut verici olup önem arz eder. Daha da önemlisi bunun vatandaşa ve/veya uygulamaya gerçek anlamda yansımasıdır.

2) Faaliyete girmesiyle ülkemiz yargısının önemli bir parçası ve aşaması haline gelen, kısa adıyla istinaf, yasal tabirle bölge adliye mahkemelerinin isabetli ve yararlı olduğu değerlendirilmiştir. Bunun yanında özellikle fiili uygulamadan ve mevzuattan kaynaklanan aksaklıkların giderilerek istinaf işleyişinin daha hızlı ve etkili olmasının sağlanması, istinafların daha kısa zamanda kurumsallaşmasına katkı verebileceği gibi yargıya olan güvenin artırılmasına da katkı verebilecektir.

Bu itibarla, aşağıda belirtilen sorunların ve bunlara ilişkin önerilerin tartışılıp değerlendirilmesinin yararlı olacağına dair kanaatimiz yüksek takdire maruzdur.

Özet

Bu yöndeki çalışmalarımız sonucunda, gerek uygulamada görülen veya tereddüt oluşturan ya da tartışılmasında yarar görülen konular gerekse de yasaya aykırı olduğu düşünülen hususlar, daha çok “sorun ve çözüm önerisi” noktasında ele alınmıştır. Başka bir deyişle istinaf ceza uygulamalarıyla ilgili sorun ve önerilerimiz ilgili paydaş veya kurumların yüksek takdirine maruz olmak üzere bir kısmı aşağıda kısaca gösterilmiştir. Daha ayrıntılı ve gerekçeli hali ise ilgili kaynakta gösterilmiştir.

İlgili Sorun ve Çözüm Önerileri

1) İstinafa Gönderilecek Dosyaların Kontrollerinin Yapılması

Sorun: Taraflarca istinaf talebi yapılan dosyanın istinaf incelemesi imkanı olmadığı halde mahallinde bu yönüyle inceleme yapılmadan veya bir ek karar verilmeden ve kesinleştirme işlemi yapılmadan dosyanın öylece istinafa gönderilmesi: İstinaf süresinin geçmesi, kararın yasal olarak kesin olması veya istinaf edenin istinaf etme hakkının olmaması nedenlerinden bir veya birden fazlasının gerçekleşmesi durumunda bu dosyanın normal şartlar altında istinafa gönderilmemesi gerekir. Böyle bir durumda hükmü veren ilk derece mahkemesi ek bir kararla istinaf istemini ret etmesi ve kararı kesinleştirip infaza vermesi gerekir. Taraflar isterse bu ret kararını istinaf edebilirler. Bu durumda da aksi karar verilmedikçe infaz durmaz. Çoğunlukla yasal koşulların oluşmadığının açık olmasına rağmen istinaf istemi her nasılsa ret edilmeden dosyaların istinafa gönderilmesi, gereksiz birikime neden olabildiği gibi kesinleştirme ve infazları da buna bağlı olarak gecikebilmektedir.

Öneri: İstinaf şartları olmayan karar, istinaf edilse bile ek kararla talebin reddi ve kararın kesinleştirilmesi gerekir. Mümkün oldukça, dosyaların istinaf ve ilk derece mahkemeleri arasında gereksiz emek, masraf ve zamana neden olarak gidip gelmesini engellemek ve zamanında kesinleştirilip infaza verilmesini sağlamak için dosyanın ceza dairesine eksiksiz bir şekilde gelmesinin sağlanması, bunun için örneğin, her ne kadar ilk derece mahkemesinin (hakimin) veya yazı işleri müdürünün görevi ise de bu yönden ayrıca ve kuvvetlendirici olarak istinaf-temyiz-kanun yolu formuna eksikliklerin kontrol edildiğine ve/veya formun dosya kapsamına uygun olduğuna dair onay bölümü eklenebilir.

2) Tebligat Eksiklikleri ve Uygulamanın Maliyeti

Sorun: Dosyanın sırf tebligat eksikliği nedeniyle mahalline iade edilmesi: CMK’nın, dosyanın bölge adliye mahkemesine tevzisini düzenleyen 278. maddesine göre, dava dosyası istinafa geldiğinde iş bölümüne göre görevli ceza dairesine verilir. Daire, varsa tebligat eksikliklerinin giderilmesini sağlar. Dairenin, varsa tebligat eksikliklerinin giderilmesini sağlayacağına dair düzenleme yasa maddesinde olduğu halde bu hüküm, daha çok eksikliğin dairece giderilmesi yolu olarak değil, dosyanın iade edilerek eksikliğin ilk derece mahkemesince mahallinde giderilmesi yolu olarak benimsenmiştir. Dosyanın sırf tebligat nedeniyle ilk derece mahkemesine gidip gelmesi hem zaman hem de ekstradan en az iki posta giderine neden olabilmektedir. Bunun yanında dairece esası kapatılan dosyanın ilk derece mahkemesine gitmesi ve dönüşünde tekrar esas numarası alması daha uzun bir süreye neden olabilecektir. Bu sürenin özellikle büyük şehirlerde altı aydan aşağı olamadığı görülüyor. Genellikle bu durum, esas hakkında karar verilmesi sırasında ele alınıyor ki dosya bu süreye kadar basit sayılabilecek bir nedenle beklemiş oluyor.

Öneri: Dosyanın sırf tebligat eksikliği nedeniyle fiziki olarak ve posta yoluyla mahalline iade edilmemesi, bu eksikliğin istinafta giderilmesi yararlı olabilecektir. Kaldı ki artık Avukatlara UETS üzerinden elektronik tebligat yapılması zorunluluğu vardır. Dosya fiziki olarak postaya verilmeden de dairece UETS üzerinden tebligat yapılabilir. Ayrıca ilk derece mahkemesine dosyanın fiziki olarak iadesinden sonra ilk derece mahkemesi de zaten UETS üzerinden tebligat yapacaktır. Alternatif olarak, ilk derece mahkemesi yazı işleri müdürlerinin görevleri arasına istinafa gidilecek dosyaların tebligat işlemlerinin yapıldığına ve tebligat eksikliğinin olmadığına dair istinaf formunda stun açılması ve bu sütunun işaretlenmesinin sağlanması.

3) Yasaya Aykırı Bozma Kararlarının Fazlalığı ve Etkisi

a-Sorun: Bozma kararlarının önemli oranının yasadaki düzenlemeye açıkça aykırı olması, kısmen de uygulama farklılığının mevcudiyeti söz konusudur. CMK’nın 280/1-e-f. maddesinde ceza dairelerinin, hangi hallerde hükmün bozulmasına kararı vereceği sınırlı sayıda ve sayma yöntemiyle açıkça gösterilmiştir. Bu hallerin kesin hukuka aykırılık oluşturduğu veya bir kısım şartların-usullerin gerçekleşmediği kabul edilmiş ve dosya-karar üzerindeki etkisine bakılmaksızın hükmün bozulacağı kabul edilmiştir. Buna rağmen uygulamada, yasa maddesinin bozma nedeni yapmadığı ama bir hukuki hata olan diğer gerekçeler bozma nedeniymiş gibi bozma kararı veriliyor. Bu yöntem, kararda dayanak gösterilen bozma gerekçesi ve yasa maddesi açıkça birbiriyle çeliştiği halde yasal duruma aykırı olarak dosya kesin kararla ilk derece mahkemesine gönderiliyor. İstinaf kararlarına karşı direnme yasağı olduğu için ilk derece mahkemesi dosyayı tekrar ele alarak kovuşturma yapmak zorunda kalıyor. Böylece bozma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine geri gönderileceğinden ve bunun üzerine ilk derece mahkemesinde yapılacak adeta ikinci kovuşturma sonucunda verilen karar tekrar yasa yoluna tabi olabileceğinden yargılama sürecini uzatabilmektedir. Başka bir tabirle bu uygulama, doğal olarak dosyanın gidişi-gelişi, nedeniyle sürecin uzaması yönünden etkili olabilecektir.

CMK’nın direnme yasağını düzenleyen 284. maddesine göre, bölge adliye mahkemesi karar ve hükümlerine karşı, itiraz ve temyize ilişkin hükümler saklı kalmak üzere direnilemez; bunlara karşı herhangi bir kanun yoluna gidilemez. Yine temyizi düzenleyen 286/1. maddeye göre, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. Dolayısıyla istinaf ceza dairesinin özellikle bozma kararlarının usul ve yasaya uygun olup olmadığının yasal denetimi, tartışma ve yoruma açık bir konu olmakla birlikte CMK’nın 308/A. maddesindeki olağan üstü itiraz dışında neredeyse mümkün değildir. Belirtilen bu aykırı bozma uygulamasının oranı gittikçe artmaktadır. Mevcut uygulamada verilen hükmün bozulmasına dair kararların önemli sayılabilecek oranı, CMK’nın ilgili maddesi olan 280/1-e-f. (289/1) maddesindeki düzenlemeye aykırıdır. Başka bir deyişle, fiili durumda işlerin yoğunluğuna neden olacağı endişesi olmakla beraber, yasada sınırlı sayıdaki bozma nedenlerinden olmadığı halde, yani, ancak duruşma açılarak giderilebilen eksiklikler bozma nedeni gösterilerek ve bu şekilde karar verilerek dosya ilk derece mahkemesine gönderilmesi önemli bir orana sahiptir. Ortalama olarak kararların yaklaşık dörtte birinin bu kapsamda kaldığı gözetildiğinde önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Öneri: Uygulamanın daha yasal, karar sürecinin daha hızlı olmasının sağlanması ve taraf mağduriyetinin önlenmesinin temini bakımından yasada sayılan bozma halleri dışındaki bir nedenin bozma gerekçesi yapılmaması, buna rağmen yasaya açıkça aykırı bir nedenin bozma kararına gerekçe yapılması halinde ise ilk derece mahkemesine direnme imkanı getirilmesi ve bu direnme kararının çözüme kavuşturulmasının kısa bir süreye bağlanarak acele iş sayılması yararlı olabilecektir. Bu çerçevede dairece verilen, özellikle bozma kararları başta olmak üzere, karar türünün, yasa maddesinde belirtilen hallere uygun olup olmadığına dikkat edilmesi yararlı olabilecektir. Özellikle, belirtilen yasa değişikliğinin daha da fiiliyata geçirilmesi hem yasaya daha uygun hem de daha faydalı olabilecektir. Yasal olarak duruşma açılması gerekirken bunun yerine, yasada olmayan gerekçeyle bozma kararı verilerek, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesi hukuka uygunluk yönünden kararı tartışmalı hale getirebileceğinden bu uygulamaya son verilmesi gerekir.

b-Sorun: İkinci veya devamı bozma kararı da verilmektedir. Zaman zaman yasaya aykırı bozma sonrasında, ilk derece mahkemesinin bozma kararına yasal olarak direnememesi nedeniyle, dosyanın istinaf dönüşü üzerine duruşma sonrasında tekrar bozma öncesi kararların verildiği gözlenmektedir. Daireler bu kararlara karşı genellikle tekrar ve ikinci, hatta daha fazla kez bozma kararı vermektedir. Böyle bir uygulamanın zorunlu sonucu olarak dosyanın karar süreci fazlasıyla uzayabilmektedir.

Öneri: Yasada olmayan nedene dayanarak istinaf ceza dairesinin bozma kararı verememesinin yanında her ne olursa olsun ikinci kez veya devamı olarak tekrar bozma yasağı getirilmesi hususunun tartışılması.

Yukarıdaki Sorunlar İtibariyle Sonuç Olarak,

Belirtilen durumlarda esas numarası verilerek dosya kapandığı için dairenin iş çıkarma yüzdesi de ciddi olarak artırabiliyor. Bir dosya nihai olarak sonuca bağlanmadığı halde dosyanın birden fazla kez gidişi-gelişi nedeniyle sene sonu istatistiklerine yüksek oranda ve başarı olarak yansıyabilmektedir. Bu uygulamadan dairelerin genel olarak serzenişi olmadığı gibi örtülü bir memnuniyet de söz konusudur. Bu da doğal olarak gecikmelere, tarafların durumuna göre leh veya aleyhte farklı sonuçlara neden olabilmektedir. Yargılamaların hızlı ve etkinliği adına yukarıdaki sorunların ele alınması, özellikle yasadaki bozma nedenlerine mümkün olduğunca uyulması ama bu durumun oluşturacağı iş yükünün önlenmesi için başka bir araştırmaya ihtiyaç duyulmayan hallerde istinaflara duruşma yapılmadan da gerektiğinde eylemin nitelendirmesini yapılabilmesi, bunun sonucunda dosya üzerinden beraate, mahkumiyete veya cezanın artırılabilmesine imkan sağlanması ama bu durumdaki kararların temyiz kanun yoluna tabi olarak verilmesinin tartışılması yararlı olabilecektir.

Alıntı yapılan kaynak:

Uygulamada İstinaf Ceza El Kitabı, İstanbul, Filiz Kitabevi, 7.Baskı, 2026