KARARLAR

Hukuk Genel Kurulu'nun 2024/406 E., 2025/633 K. sayılı kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.10.2025 tarihli, 2024/406 E., 2025/633 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

Hukuk Genel Kurulu

2024/406 E., 2025/633 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI : 2023/90 E., 2023/206 K.

ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 25.01.2023 tarihli ve

2022/14551 Esas, 2023/659 Karar sayılı BOZMA kararı

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalı apartmanda 05.08.1997-05.06.2014 tarihleri arasında kesintisiz şekilde kapıcı olarak çalıştığını, çalışması 06:00-20:00 saatleri arasında olup işlerin yoğun olduğu zamanlarda daha uzun sürdüğünü, dava konusu tarihler arasında apartmanın günlük temizlik ve bahçe işlerinin yanı sıra verilen diğer işleri yaptığını, hafta tatilleri ile genel tatil günlerinde de çalıştığını, çalışmasının tam gün esasına dayalı olduğunu ancak Kuruma bildirilmediğini ileri sürerek 05.08.1997-05.06.2014 tarihleri arasında davalı apartman nezdinde geçen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı vekili; davacının 2003 yılında çalışmaya başladığını, çalışmasının yarı zamanlı olduğunu, haftanın yedi günü başka yerlere temizlik hizmeti verdiğini, bu nedenle apartmana verdiği hizmetin sadece akşamları dairelerin çöplerini toplamak ve haftada bir gün binanın merdivenlerini silmek şeklinde olduğunu, hafta sonları da aynı şekilde çalışsa da bayramlarda çalışmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK/Kurum) vekili; Kurum işlemlerinde mevzuata aykırılık olmadığını, ayrıca yetki, derdestlik, husumet, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarında bulunduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı

İlk Derece Mahkemesinin 09.07.2018 tarihli ve 2016/1159 Esas, 2018/309 Karar sayılı kararı ile; özellikle kapıcılık hizmeti yapan tanıkların beyanları ve işçilik alacakları davasında dinlenen tanık anlatımlarına göre davacının 05.08.1997-05.06.2014 tarihleri arasında davalı işverenlik bünyesinde kapıcı olarak çalıştığı, kapıcılık hizmetleri ve bu hizmetler karşılığı harcanan emek ve mesai, apartmanın büyüklüğü ve niteliği dikkate alındığında çalışmasının kısmi zamanlı, ayda on gün, prime esas alt kazanç üzerinden olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının davalı apartman bünyesinde 05.08.1997-05.06.2014 tarihleri arasında kısmi zamanlı olarak 1972 gün prime esas alt kazanç üzerinden çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

B. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve fer'î müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Bölge Adliye Mahkemesinin Birinci Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin 25.02.2021 tarihli ve 2019/2195 Esas, 2021/392 Karar sayılı kararı ile; sadece taraf tanıkları dinlenerek davacının çalışmalarının kısmi zamanlı olduğunun tespitine karar verilmiş ise de öncelikle davacının davalı adreste hangi tarihten itibaren oturduğunun belirlenmesi, tarafların gösterdiği tanıklar ile yetinilmeyerek civar apartmanlarda uzun yıllar oturan komşu ya da yakın yerlerde kayıtlara geçmiş çalışanlar, diğer apartmanların görevlileri ve yöneticilerinin bilgisine başvurulması, davacı aynı zamanda sabahları alışveriş yaptığını iddia ettiğinden davacıdan alışverişi nereden yaptığı sorularak bu işyeri sahibi veya bu işyerinde çalışan bordro tanıkları ile komşu market işleten ve çalışanlarının dinlenmesi, dinlenen tanıkların hizmet cetvellerinin dosya içerisine celp edilmesi, davalı yönetimin dava edilen döneme ait apartman karar defteri ve işletme defterleri getirtilip incelenerek davacının hangi tarihlerde davalı apartmanda çalıştığı ve tüm mesaisini davalı apartmana hasredip etmediği, davalı apartmanın büyüklüğü, daire sayısı, bahçesinin büyüklüğü değerlendirilerek çalışmanın part-time olup olmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı ile fer'î müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı

İlk Derece Mahkemesinin 22.03.2022 tarihli ve 2021/106 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı ile; dinlenen davacı tanığı ...’nın adres hareketlerinden 2007-2013 yılları arasında davalı apartmanın bulunduğu ... Mahallesi 480. Sokak 10/4 adresinde oturduğunun tespit edildiği, davacı ve aynı zamanda kamu tanığı ...’ün 03.06.2009 tarihinden 20.06.2011 tarihine kadar ... Mahallesi 381. Caddede, 2011 yılından sonra ... Mahallesi 493. Caddede oturduğunun anlaşıldığı, davacı tanığı ...’in adres hareket kayıtlarına göre 2007-2015 yılları arasında ... Mahallesi ... Sokak 25/10 adresinde oturduğunun görüldüğü, ... Marketin davacının tespitini istediği dönemdeki çalışanlarının adres bilgilerine ulaşılamadığı, emniyet aracılığıyla komşu işyeri tanığı, yönetici, market sahibi araştırılmış ise de tespit yapılamadığı bilgisinin verildiği, bu nedenle davacının bildirdiği tanıkların adres kayıtları değerlendirilerek komşu işyeri tanığı olduklarının kabul edildiği, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının tespitini istediği dönemde tam zamanlı olarak çalıştığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 05.08.1997-05.06.2014 tarihleri arasında davalı apartman bünyesinde prime esas alt kazanç üzerinden tam zamanlı çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 06.10.2022 tarihli ve 2022/1456 Esas, 2022/1497 Karar sayılı kararı ile; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ve fer'î müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'î müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Davacının davalı apartmanda çalıştığı hususu tartışmasız olup çalışma süresi konusunda yapılan araştırma ve değerlendirme yeterli değildir. Davacının çalıştığını iddia ettiği apartmanın 3 katlı 8 daireli olduğu, kömür kaloriferli olduğu, davacının özel hayatı ile iş hayatının iç içe geçtiği anlaşılmakla; buna göre çalışmanın tam zamanlı mı kısmi zamanlı mı çalışma olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda tanıklar yeniden dinlenmek suretiyle, davacının kapıcılık hizmetlerinden hangilerini yaptığı, bu hizmetler için günlük ne kadar mesai harcadığı sorulmalı; öte yandan davacıya ait ateşçilik belgesi olup olmadığı araştırılarak; kalorifer de yaktığının anlaşılması halinde, hangi dönemlerde kalorifer yakıldığı ilgili idareden sorularak, kalorifer yakım işi için de ne kadar süre harcadığı belirlenmelidir.

2. Yukarıda izah edilen kapsamda araştırma ve belirleme yapıldıktan sonra, davacının çalışma süreleri 7,5 saat bir gün kabul edilmek suretiyle haftalık ve aylık çalışma günleri belirlenerek, sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıkları ..., ... ile kamu tanığı ...'ün beyanlarının aynı zamanda tam zamanlı çalışmayı da doğrular nitelikte olduğu, tanıkların davacının talep edilen saatte apartmanın işlerini yaptığını beyan ettikleri, özel hayat ve çalışma hayatının iç içe geçmiş olmasının davacının mesaisini tam zamanlı olarak davalı apartmana özgülediği gerçeğini değiştirmeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Direnme kararına karşı süresi içinde fer'î müdahil Kurum vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Fer'î müdahil Kurum vekili; çalışma olgusunu ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtların dosyada bulunmadığını, kamu düzenine ilişkin eldeki davada araştırma resen genişletilerek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığının usulüne uygun olarak belirlenmesi gerektiğini, kararın eksik incelemeye dayandığını belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Uyuşmazlık

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından kapıcı olarak hizmet tespiti talebinde bulunan davacının 05.08.1997-05.06.2014 tarihleri arasında çalışmasının tam gün esasına dayalı olduğuna dair yapılan araştırmanın yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

D. Gerekçe

1. İlgili Hukuk

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) geçici 7. maddesinin 1. fıkrası ile 86. maddesinin 9. fıkrası, Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun (506 sayılı Kanun) 79. maddesinin 10. fıkrası.

2. Değerlendirme

1. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir." yönünde düzenleme bulunmaktadır.

2. Bu durumda 01.10.2008 tarihinden önceki döneme ilişkin hizmet tespiti uyuşmazlıklarında mülga 506 sayılı Kanun; bu tarihten sonraki dönem bakımından ise 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

3. Mülga 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrasında "Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır." hükmü bulunmaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 9. fıkrası da aynı doğrultudadır.

4. Öte yandan Kanun'da öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte çalıştırılanlar, kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak bu kimselerin ayrıca Kanun'da sayılan istisnalara girmemesi gerekir. Çalıştırılanların başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları 506 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrasında yer alan açık hüküm gereğidir (5510 sayılı Kanun 4 ve 92. maddeleri).

5. Ne var ki sigortalılığın oluşumu için fiili çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili ve gerçek bir çalışmanın varlığı tespit edilmediği sürece sigortalılıktan söz edilemez.

6. Gelinen bu noktada fiili çalışmanın varlığının hangi kanıt ve olgularla belirleneceği konusu üzerinde durulmalıdır.

7. Sosyal güvenlik hukukunun hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanında kalan özellikleri dikkate alındığında özellikle hizmet tespiti davalarında kendiliğinden araştırma ilkesinin ağır bastığı görülür. Gerçekten de hizmet tespiti davaları, taraflarca hazırlama ilkesi kapsamı dışında olup kendiliğinden araştırma ilkesi uygulandığından bu tür davalarda ispat yükü bir tarafa yükletilemez.

8. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabileceğinden bu davalarda işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, mümkün oldukça tespiti istenen dönemde işyerinin yönetici ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde, tarafları veya işyerini bilen veya bilebilecek durumda olanlar kolluk aracılığıyla araştırılarak saptanmalı, sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı, çalışmanın konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında beyanları alınarak tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli, beyanları diğer yan delillerle desteklenmelidir.

9. Bu amaçla tanıkların hizmet tespiti istenen tarihte işyeri veya komşu işyeri sigortalısı ya da işvereni olup olmadıkları araştırılmalı, Kurumdan, bu kişilerin belirtilen tarihte sigortalılık bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu da sorularak elde edilen bilgilerin beyanlarında belirttikleri olgularla örtüşüp örtüşmediği de irdelenmeli, işyerinin kapsamı ve kapasitesi ile niteliği bu beyanlar çerçevesinde kontrol edilmelidir.

10. Diğer taraftan bu davalarda işverenin çalışma olgusunu kabulü ya da reddinin tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı da göz önünde tutulmalıdır.

11. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2020 tarihli ve 2018/21-1021 Esas, 2020/743 Karar; 27.05.2021 tarihli ve 2017/(21)10-2130 Esas, 2021/640 Karar ile 09.11.2022 tarihli ve 2021/(21)10-553 Esas, 2022/1475 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

12. Öte yandan uyuşmazlığın çözümü yönünden tam süreli ve kısmi süreli iş sözleşmesi kavramlarına değinilmelidir.

13. Tam süreli iş sözleşmesi, işyerindeki haftalık ve günlük çalışma sürelerine uygun olarak tam çalışma esasına dayalı çalışmayı öngören iş sözleşmesi olup, kısmi süreli iş sözleşmesi ise haftanın tamamında değil belirli günlerinde tam gün veya haftanın her günü belirli bir süre veya haftada bir ya da birkaç gün belirli bir süre çalışılmasının kararlaştırıldığı sözleşmedir.

14. Mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nda kısmi süreli iş sözleşmesine yer verilmemiş olup Kanun'un 61. maddesinin ilk şeklinde genel olarak iş süresinin haftada en çok 48 saat olduğu ve bunun haftada 6 iş günü çalışılan işlerde günde 8 saati geçmemek üzere ve cumartesi günleri kısmen veya tamamen tatil edilen işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit olarak bölünerek uygulanacağı belirtilmiş iken 29.07.1983 tarihli ve 2869 sayılı Kanun ile 61. maddede değişiklik yapılarak genel bakımdan iş süresinin haftada en çok 45 saat olduğu ve bu sürenin haftada 6 iş günü çalışılan işlerde günde 7,5 saati geçmemek üzere ve cumartesi günleri kısmen veya tamamen tatil eden işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

15. Öte yandan 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve 1475 sayılı İş Kanunu'nu 14. maddesi dışında tümüyle yürürlükten kaldıran 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) "Kısmî süreli ve tam süreli iş sözleşmesi" başlığını taşıyan 13. maddesinde "İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda" yapılan sözleşmenin kısmî süreli olduğu öngörülmüştür. Çalışma süresinin aynı Kanun'un 63. maddesinde haftada en çok 45 saat olduğu düzenlenmiştir. 4857 sayılı Kanun'da konu hakkında açık düzenleme yapılmamış ise de 13. maddenin gerekçesinde "Kısmi süreli iş sözleşmesinin tanımı verilirken Yönerge hükümlerindeki ölçütler dikkate alındığı gibi, tam süreli iş sözleşmesi karşısında kısmi süreliden söz edebilmek için "önemli ölçüde daha az" bir haftalık çalışma süresinin sözleşmede tespit edilmiş olması da aranmıştır. Örneğin işyerinde uygulanan tam süreli iş sözleşmesi için haftalık çalışma süresi 40 saat ise, kısmi süreli çalışma için 2, 3 saat gibi daha az çalışma değil, hiç olmazsa tam sürenin üçte ikisinden daha az olan otuz saatin altındaki haftalık çalışma süresine göre istihdam edilen işçi kısmi süreli sözleşmeye göre istihdam edilen kimse olarak kabul edilecektir." yönünde açıklamaya yer verilerek haftalık çalışma süresinin en azından üçte ikisinden az çalışmayı öngören iş sözleşmesinin kısmi süreli kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

16. Diğer taraftan 06.04.2004 tarihinde yürürlüğe giren İş Kanunu'na İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 6. maddesinde de işyerinde tam süreli iş sözleşmesi ile yapılan emsal çalışmanın üçte ikisi oranına kadar yapılan çalışmanın kısmi süreli çalışma olduğu düzenlenmiştir. Gerekçede “üçte ikisinden az” olan çalışma ifadesi kullanılmışken, Yönetmelikte üçte iki oranına kadar yapılan çalışmalar kısmî çalışma sayılmıştır. Bu durumda emsal işçiye göre 45 saat olarak belirlenen normal çalışmanın taraflarca 30 saat ve daha altında kararlaştırılması hâlinde kısmi süreli iş sözleşmesinin varlığından söz edilir. Kısmi süreli ve tam süreli iş sözleşmeleri arasında çalışma saati bakımından mevcut bir fark olduğu şüphesizdir.

17. Bununla birlikte, davacının işyerindeki çalışmasının niteliği önem kazanmaktadır. Kapıcılık hizmetlerinin diğer işlere göre farklılık gösterdiği bilinmektedir. 4857 sayılı Kanun’un 110. maddesinde konut kapıcıları hakkında düzenleme bulunmaktadır. Kapıcılık hizmetlerinin esasları ve kapıcı konutlarından faydalanma şekil ve şartlarının da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirleneceği Kanun'da öngörülmüştür.

18. Konut Kapıcıları Yönetmeliğinin 3. maddesinde kapıcı, ana taşınmazın bakımı, korunması, küçük çaptaki onarımı, ortak yerlerin ve döşemelerin bakımı, temizliği, bağımsız bölümlerde oturanların çarşı işlerinin görülmesi, güvenliklerinin sağlanması, kaloriferin yakılması ve bahçenin düzenlenmesi ve bakımı ve benzeri hizmetleri gören kişi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede işveren ise konutun maliki ve ortakları olarak açıklanmıştır. Yönetmelikte işyeri, kapıcının çalıştığı konut ile bağımsız bölüm, ortak yerler, eklenti ve tesislerin tümü olarak ifade edilmiştir.

19. Kapıcı ile binanın sahibi ya da kat malikleri kurulu arasında yapılmış olan iş sözleşmesinin tam süreli ya da kısmi süreli olarak yürürlüğe konulması mümkündür. Özellikle bağımsız bölüm sayısının az ve eklentiler ile ortak alanların da yoğun bir iş hacmini gerektirmeyecek durumda olduğu hâllerde, kapıcının günlük yedi buçuk saat ve haftalık kırk beş saat olağan mesaiye göre daha az sürelerle çalıştırılması imkân dâhilindedir. Kısmi süreli iş sözleşmesi yazılı olarak yapılabileceği gibi, yazılı sözleşme bulunmayan hâllerde, işyerinin özelliği ile işin niteliğine göre de kısmi çalışma olgusunun ispatlanması mümkündür.

20. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.10.2019 tarihli ve 2016/10-408 Esas, 2019/1115 Karar; 08.07.2020 tarihli ve 2017/21-1967 Esas, 2020/550 Karar ile 24.01.2024 tarihli ve 2022/10-1241 Esas, 2024/9 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.

21. Somut olayda Kuruma herhangi bir çalışması bildirilmeyen davacının 05.08.1997-05.06.2014 tarihleri arasında davalı apartmanda kesintisiz çalıştığı iddiasıyla eldeki davanın açıldığı, İlk Derece Mahkemesince tanık beyanları doğrultusunda tam zamanlı çalışma esasına dayalı verilen kabul kararının Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiği, Özel Daire bozma kararında da belirtildiği üzere davacının davalı apartmanda çalıştığı hususunda ihtilaf bulunmayıp çalışmanın tam gün esasına dayalı olduğuna dair yapılan araştırmanın yeterli olup olmadığı noktasında uyuşmazlık olduğu anlaşılmaktadır.

22. Yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarından ... başka apartmanda çalıştığını, davacının apartmanın içinde hergün temizlik yapıp yapmadığını bilmediğini, apartmanın içinde ne iş yaptığına tanık olmadığını; ... davacının kapıcılık yaptığı apartmanın yanındaki apartmanda part-time temizlik işi yaptığını, kendisinin de sigortası olmadığını, davacıyı servis yaparken ve alışveriş yaparken gördüğünü ancak apartmanın içine hiç girmediğini, apartman içi çalışma koşullarını bilmediğini; ... 2007 yılından itibaren davalı apartmanda oturduğunu, davacının sabah servis yaptığını, akşam çöpleri topladığını, bahçe bakımını da yaptığını; ... ise oğlu ile davacının kızının arkadaş olduğunu, 8. sınıfa kadar birlikte okuduklarını, kendisinin başka apartmanda sigortasız çalıştığını, davacının da kendisinden iki sene sonra davalı apartmana geldiğini ancak önceden tanıştıklarını, davacının apartmandan hiç ayrılmadığını, aynı fırından alışveriş yaptıklarını, sabah ve öğlen servislerinde karşılaştıklarını beyan etmiş, davalı apartmanda yapılan keşif sonucunda hazırlanan keşif tutanağı ile bilirkişi raporunda davalı apartmanın 3 kat, 8 daire ve bir işyerinden oluştuğu, kömürle çalışan kalorifer sisteminin bulunduğu, apartmanın arka tarafında 10-12 araçlık otopark bulunduğu, arka bahçede beş adet ağaç bulunduğu, zeminin bakımlı olmadığı, ön tarafta üç ayrı küçük bahçenin olduğu, bahçelerde toplam on üç adet fidan büyüklüğünde ağaç bulunduğu, bahçe zeminin bakımlı olmadığı, asansörün bulunmadığı, en yakın marketin yaklaşık 50 metre, en yakın fırının 200 metre uzaklıkta olduğu ve 2007 tarihli apartman görevlisi hizmet planında apartmanda günde üç defa servis yapılacağının belirlendiği tespitlerine yer verilmiştir.

23. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde tanık anlatımlarından yola çıkılarak davacının tam zamanlı çalıştığı kabul edilmiş ise de davacı tanıklarından ... davacının apartmanın içinde ne iş yaptığına tanık olmadığını, ... ise apartman içi çalışma koşullarını bilmediğini beyan etmiş, ... ile ... de davacının sabah servis yaptığını, akşam çöpleri topladığını, bahçe bakımını yaptığını söylemekle birlikte tanıklar yapılan bu çalışmaların günde ortalama kaç saate tekabül ettiğini belirtmemişlerdir. Diğer taraftan davacı tanığı ... 2007 yılından itibaren davalı apartmanda oturduğunu beyan ettiğinden öncesi döneme ilişkin tanıklığının olamayacağı anlaşılmıştır. Yapılan keşifte davalı apartmanın 3 kat, 8 daire ve bir işyerinden oluştuğu dikkate alındığında işyerinin kapsamı gereğince de çalışmanın tam zamanlı mı yoksa kısmi zamanlı mı olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda tanıklar yeniden dinlenmek suretiyle davacının kapıcılık hizmetlerinden hangilerini yaptığı, bu hizmetler için günlük ne kadar mesai harcadığı sorulmalı; öte yandan davacıya ait ateşçilik belgesi olup olmadığı araştırılarak kalorifer de yaktığının anlaşılması hâlinde hangi dönemlerde kalorifer yakıldığı ilgili idareden sorularak kalorifer yakım işi için ne kadar süre harcadığı belirlenmelidir. İzah edilen kapsamda araştırma ve inceleme yapıldıktan sonra davacının çalışma süreleri 7,5 saat bir gün kabul edilmek suretiyle haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenerek sonuca göre karar verilmelidir.

24. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında davacının davalı apartmanda tam gün esasına dayalı çalıştığı, açıklanan sebeple direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüşse de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

25. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki hükümde direnilmesi doğru olmamıştır.

26. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Fer'î müdahil Kurum vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.