İFLAS EDEN SANAYİ TESİSİNİN ÇEVRESEL YÜKÜMLÜLÜKLERİ: MASA BORCU MU, İFLAS ALACAĞI MI?

Abone Ol

GİRİŞ

İcra ve iflas hukuku uygulamasının en çetin meselelerinden biri, ekonomik ömrünü tamamlayarak iflas eden bir sanayi kuruluşunun ardında bıraktığı ekolojik enkazın tasfiye sürecindeki hukuki mukadderatıdır. Bir yanda Anayasal güvence altındaki sağlıklı çevrede yaşama hakkının ve “kirleten öder” ilkesinin somut bir yansıması olan kamusal menfaat, diğer yanda ise iflas hukukunun temelini teşkil eden alacaklılar arası eşitlik (paritas creditorum) ve malvarlığının paraya çevrilerek alacaklılara dağıtılması amacı yer almaktadır. Bu iki temel kamu politikasının çatıştığı bu gri alanda, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gibi kamu idarelerince kirliliğin önlenmesi veya giderilmesi için yapılan harcamaların yahut kesilen idari para cezalarının iflas masasındaki sırası, uygulamada ciddi tereddütlere yol açmaktadır. Söz konusu bu alacaklar, masanın tüm borçlarından önce ödenmesi gereken bir “masa borcu” mu, yoksa diğer alacaklılarla birlikte sıraya girecek adi bir “iflas alacağı” mıdır? Bu çalışmada uygulamacı gözüyle, bu sorunsalı bir icra uygulamacısının analitik süzgecinden geçirerek, mevcut hukuki durumu, mukayeseli hukuktaki yansımaları ve potansiyel çözüm yollarını irdelemeyi amaçlamaktadır.

GELİŞME

1. Hukuki Zeminin Tespiti: Çatışan İlkeler Düzlemi

Konunun hukuki çerçevesini doğru bir şekilde tespit edebilmek için, birbiriyle rekabet halinde olan iki hukuk disiplininin temel postülatlarını ortaya koymak elzemdir.

1.1. Çevre Hukukunun Amacı ve “Kirleten Öder” İlkesi

Çevre hukukunun felsefi temelini, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 3. maddesinde de sarih bir şekilde ifadesini bulan “kirleten öder” ilkesi oluşturmaktadır. Bu ilke uyarınca, çevreye verilen zararın maliyetini, bu zarara sebep olanın üstlenmesi esastır.¹ Bu yaklaşım, sorumluluğun kaynağını belirlerken, kirliliğin önlenmesi, giderilmesi ve sonuçlarının telafisi için mali bir yükümlülük tesis eder. Çevre Kanunu’nun 28. maddesi, bu sorumluluğu bir adım öteye taşıyarak “kusursuz sorumluluk” esasına dayandırmıştır. Buna göre, kirletenin eyleminin hukuka uygunluğu veya kusurunun bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, ortaya çıkan zarardan mesuliyeti doğar. İdarenin, kirleten adına yaptığı temizleme masraflarını 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edeceği yönündeki düzenleme ise, alacağın tahsil kabiliyetini güçlendirmeyi hedefler.

1.2. İflas Hukukunun Rasyonalitesi: Külli Tasfiye ve Alacaklı Eşitliği

İflas hukuku, müflisin haczedilebilen tüm malvarlığının (iflas masası) kanun eliyle tasfiye edilerek, elde edilen meblağın alacaklılara, aralarındaki hukuki sıralamaya göre dağıtılmasını temin eden bir külli icra yoludur. Bu sürecin temel ilkeleri; külli tasfiye, alacaklılar arasında eşitlik ve masadaki varlıkların paraya çevrilmesidir. Alacaklar, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 206. maddesinde düzenlenen bir sıra cetveline göre tasnif edilir. Bu sistemde, iflasın açılmasından sonra, masanın idaresi ve tasfiyesi sırasında doğan ve İİK m. 248’de tanımlanan “masa borçları”, herhangi bir sıraya tabi olmaksızın ve tüm alacaklardan önce ödenir. Bu nitelendirme, bir alacağa mutlak bir öncelik bahşeder. Buna karşın, iflasın açılmasından evvel doğmuş olan “iflas alacakları” ise, rehinli, imtiyazlı ve adi alacaklar şeklindeki hiyerarşiye göre tatmin edilir.

2. Türk Hukukunda Çevresel Alacakların İflas Masasındaki Belirsiz Konumu

Uygulamada karşılaşılan temel sorun, iflas öncesi faaliyetlerden kaynaklanan çevresel temizlik maliyetlerinin ve idari para cezalarının hukuki niteliğinin ne olacağıdır.

· Adi Alacak Görüşü: Yargıtay’ın genel içtihadına paralel olan bu görüşe göre, kirliliğe yol açan fiil iflastan önce gerçekleştiğinden, buna bağlı tüm mali yükümlülükler de iflasın açılmasıyla muaccel hale gelen birer “iflas alacağı”dır. Çevre Kanunu’nun 6183 sayılı Kanun’a yaptığı atıf, yalnızca tahsilat usulüne ilişkin olup, alacağın iflas masasındaki sırasını değiştiren bir etki doğurmaz.² Bu yorum, çevre alacağının, diğer kamu ve özel hukuk alacakları gibi sıra cetveline kaydettirilmesi ve masadan payı oranında tatmin edilmesi sonucunu doğurur ki bu da çoğu zaman alacağın tahsil edilememesi anlamına gelir.

· Masa Borcu Olarak Değerlendirme İhtimali: Doktrinde ve mukayeseli hukukta savunulan diğer bir yaklaşıma göre, özellikle iflas idaresinin, masaya ait kirli bir mülkü işletmeye devam etmesi veya satarak paraya çevirmek istemesi durumunda, bu mülkün temizlenmesi için yapılacak harcamalar, masanın idaresi ve menfaati için yapılan zorunlu giderler kapsamında “masa borcu” olarak kabul edilmelidir. Zira bu maliyetler, masanın aktifini korumak ve değerini artırmak için yapılan bir nevi yatırım niteliğindedir. Ancak bu dar yorum, iflas öncesi gerçekleşmiş ve iflas sonrası devam etmeyen kirlilik vakalarını kapsam dışında bırakmaktadır.

3. Mukayeseli Hukuk Perspektifi: Amerikan CERCLA Uygulaması

Türk hukukundaki bu boşluğa karşın, Amerikan hukuk sistemi, 1980 tarihli CERCLA (Comprehensive Environmental Response, Compensation, and Liability Act) yasası ile bu soruna daha net çözümler getirmiştir.³ “Superfund” olarak da bilinen bu yasa, terk edilmiş tehlikeli atık sahalarının temizlenmesi için bir fon oluşturmakta ve geniş bir sorumlu taraf tanımı getirmektedir.

Amerikan iflas hukukunda, Türk hukukundaki “masa borcu” kavramına tekabül eden “idari öncelik” (administrative priority) statüsü, iflas sonrası masanın muhafazası için yapılan “gerçek ve gerekli” maliyetlere tanınır. ABD Yüksek Mahkemesi’nin Midlantic National Bank v. New Jersey Department of Environmental Protection (1986) kararı, bu alanda bir dönüm noktası teşkil eder.⁴ Bu kararda mahkeme, bir iflas idaresinin, kamu sağlığı ve güvenliğine yönelik “yakın ve tanımlanabilir bir tehlike” arz eden kirli bir mülkü, çevre yasalarına uyma yükümlülüğünü yerine getirmeden basitçe terk edemeyeceğine hükmetmiştir. Bu karar, dolaylı olarak, bu tür temizlik maliyetlerinin idari öncelik (masa borcu) taşıdığını kabul etmiştir. Bu yaklaşım, iflas masasının, kamu düzenini ve sağlığını tehdit eden bir durumu ortadan kaldırma yükümlülüğünü, teminatlı alacaklıların menfaatlerinin önüne koymaktadır.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Bir icra ve iflas hukuku uygulayıcısı olarak kanaatimizce, iflas eden bir şirketin çevresel sorumluluklarının iflas masası tarafından hangi ölçüde üstlenileceği meselesi, mevcut yasal düzenlemelerimiz karşısında tatmin edici bir çözüme kavuşturulmuş değildir. Çevre alacaklarının adi alacak olarak kabulü, “kirleten öder” ilkesini işlevsiz kılmakta ve Anayasal bir ödev olan çevrenin korunması yükümlülüğünü nihayetinde vergi mükelleflerinin sırtına yüklemektedir. Diğer yandan, bu alacaklara sınırsız bir öncelik tanımak, iflas hukukunun alacaklılar arası eşitlik ilkesini zedeleyecektir.

Bu noktada, mukayeseli hukuktaki, özellikle de Midlantic kararında somutlaşan yaklaşım, Türk hukuku için de bir çıkış yolu sunmaktadır. Buna göre, bir yasa değişikliği ile İcra ve İflas Kanunu’na veya Çevre Kanunu’na eklenecek bir hükümle, kamu sağlığı ve güvenliği için yakın ve ciddi bir tehlike oluşturan kirliliğin giderilmesi amacıyla kamu idarelerince yapılan zorunlu harcamaların, iflas masasında masa borcu olarak kabul edileceği sarih bir şekilde düzenlenmelidir. Böyle bir düzenleme, tüm çevre alacaklarına değil, yalnızca acil ve zaruri nitelikteki temizlik maliyetlerine mutlak bir öncelik tanıyarak, kamu yararı ile alacaklı menfaatleri arasında adil bir denge kurabilir. Alternatif olarak, bu tür alacaklar için İİK m. 206’da rehinli alacaklardan dahi önce gelen bir “süper imtiyazlı alacak” statüsü de ihdas edilebilir.

Nihayetinde, iflas masası, müflis şirketin hukuki bir devamı olup, onun yarattığı ve kamu sağlığını tehdit eden risklerden tamamen azade tutulamaz. En azından acil çevresel tehditler için “masa öder” yaklaşımının benimsenmesi, hem adalet hem de gelecek nesillere karşı taşıdığımız sorumluluk gereğidir.

KAYNAKÇA

¹ Turgut N, ‘Kirleten Öder İlkesi ve Çevre Hukuku’ (1995) 44 (1-4) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 605

² Şenyüz D, ‘İflasta Vergi Alacakları ve Sırası’ (2018) 67 (4) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 891

³ United States Environmental Protection Agency, ‘Superfund: CERCLA Overview’ https://www.epa.gov/superfund/superfund-cercla-overview erişim tarihi 11 Ocak 2026

Midlantic National Bank v New Jersey Department of Environmental Protection, 474 U.S. 494 (1986)

⁵ Çakırca Sİ, ‘Çevreyi Kirletenin Hukuki Sorumluluğu’ (2012) 47 İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi 59

⁶ Jones Walker LLP, ‘CERCLA in Bankruptcy’ (2016) https://www.jw.com/wp-content/uploads/2016/03/CERCLA-Bankruptcy-2.pdf erişim tarihi 11 Ocak 2026

⁷ United States Environmental Protection Agency, ‘Guidance on EPA Participation in-Bankruptcy-Cases’-(1997) https://www.epa.gov/sites/default/files/2013-09/documents/epapar-bankrt-mem.pdf erişim tarihi 03 Ocak 2026