İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİPTE BORÇLUNUN İPOTEK DIŞINDAKİ MALLARINA HACİZ KONULUP KONULAMAYACAĞI

Abone Ol

I. Genel Olarak

İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip, alacaklının rehinle temin edilmiş alacağını tahsil etmek amacıyla başvurduğu özel bir cebrî icra yoludur. Bu takip türü, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 150 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buradaki temel prensip, alacağın teminatını teşkil eden ipotekli taşınmazın satış bedelinden tahsil edilmesidir. Ancak uygulamada, ipotekli taşınmazın bedelinin alacağı karşılamadığı hallerde veya alacaklının alacağını güvenceye almak amacıyla ipotek dışı mallara da haciz konulmak istendiğinde, önemli bir tartışma gündeme gelmektedir:

İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte borçlunun ipotek dışı malları haczedilebilir mi?

II. İpotek Takibinin Hukuki Niteliği Ve Kapsamı

İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip, rehin hakkına dayalı sınırlı bir takip olup, kural olarak yalnızca rehne konu taşınmazın paraya çevrilmesini amaçlar. Bu nedenle, alacaklı yalnızca ipotekli malın satış bedeliyle sınırlı bir tahsil yetkisine sahiptir.

İİK m. 150/1 uyarınca, “Rehinle temin edilmiş bir alacak, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip olunur.” denilmiştir. Dolayısıyla, takip konusu borcun rehinle teminat altına alınmış olması, bu takip yolunun kullanılabilmesi için ön koşuldur.

III. İpotek Dışı Malların Haczi Sorunu

1. Temel İlke: Takibin Sınırlı Niteliği

Rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipte, takip konusu yalnızca rehinli taşınmazdır. Bu nedenle, ipotek dışı malların haczi kural olarak bu takip kapsamında mümkün değildir.

Alacaklı, alacağını tamamen veya kısmen teminat altına almış olsa da, ipotekli taşınmazın bedeliyle karşılanamayan bakiye alacak için ayrıca genel haciz veya kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna başvurmak zorundadır.

2. İstisnalar

Uygulamada bazı durumlarda ipotek dışı mallar üzerinde de haciz talep edildiği görülmektedir. Ancak bu istisnalar yalnızca aşağıdaki hâllerde kabul edilebilir niteliktedir:

- İpotekli taşınmazın satışından sonra tahsil edilmeyen bakiye alacak için alacaklı, ayrı bir genel haciz takibi başlatabilir. Bu ikinci takipte tüm mallar haczedilebilir.

- Eğer ipotekli alacak teminatı dışında kalan bir borç da söz konusuysa, alacaklı ipotekli takip yerine doğrudan genel haciz yoluna başvurabilir.

- Borçlu, ipoteği teminat olarak vermekle birlikte, şahsi borçlu sıfatını da haizse ve alacaklı takibi hem ipotekli taşınmaz hem de şahsi sorumluluk esasına dayandırmışsa (örneğin İİK m.150/ı uyarınca), mahkeme kararıyla sınırlı bir şekilde ipotek dışı haciz uygulanabilir. Ancak bu, çok istisnai bir durumdur.

IV. Değerlendirme ve Sonuç

Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip, rehinli malın paraya çevrilmesiyle sınırlı özel bir takip türüdür. Bu nedenle, ipotek dışındaki mallara haciz konulması hem İİK m.150’nin lafzına hem de rehnin sınırlı sorumluluk ilkesiyle bağdaşmaz.

Alacaklının menfaati bakımından bakıldığında, rehin bedelinin yetersiz kalması hâlinde ikinci bir takibe başvurmak pratikte zaman kaybına neden olsa da hukuki güvenlik açısından bu ayrım zorunludur. Aksi hâlde rehinli takip ile genel haciz arasında çizilmiş olan sınırlar ortadan kalkar.

İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte, alacaklı yalnızca rehinli taşınmazın satış bedeli üzerinden alacağını tahsil edebilir. Borçlunun ipotek dışındaki mallarına bu takip kapsamında haciz konulması mümkün değildir.

Rehinli taşınmazın satış bedeli alacağı karşılamadığı takdirde, alacaklı bakiye için ayrıca genel haciz veya kambiyo takibi yoluna başvurabilir.

Yargıtay içtihatları da bu yönde istikrarlı olup, uygulamada alacaklıların hem rehin hem şahsi sorumluluğa dayalı karma takipler açmamaları önerilir.