5237 TCK 107/1 şantajı yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından bahisle, bir kimseyi yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırır.
TCK 148/1 yağmayı bir başkasını, kendisinin (veya yakınının) hayatına (veya vücut ya da cinsel dokunulmazlığına) yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağı bahisle tehdit ederek (veya cebir kullanarak), bir malı teslime (veya malın alınmasına karşı koymamaya) mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır diye tanımlamış. Eski TCK’de bunun adı gasp idi.
TCK 247/1 zimmeti görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan malı kendisinin zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır der.
TCK 250 irtikap ise, hani İrtikap Muhbirinin Rüşvetçiliği[1]’nde görmüştük ya, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında farklı görüşler olmasına rağmen (tek suçtur, üç ayrı suçtur…) TCK 250/1 icbar yoluyla irtikap, TCK 250/2 ise hile yoluyla irtikap olmak üzere iki ayrı suçtur; TCK 250/3 ise hile yoluyla irtikapın görevinin gerektirdiği özen yükümlülüğünü göstermeyerek, yapması gereken uyarı yapmayarak, yani ihmal yoluyla işlenmiş olan yiyiciliktir.
Kanunun gerekçesine baktığımızda buradaki icbardan anlaşılması gerekenin manevi cebir olduğunu anlıyoruz her ne kadar açıkça yazmasa da ancak açıkça yazıyor ki eğer cebir veya tehdit boyutuna ulaşıyorsa buradan anlamamız gereken yağma olacaktır.
TCK 279/1 kamu adına kovuşturmayı gerektiren (zimmet mesela; kamu idaresinin işleyişine karşı suç) bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır der.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18 Nisan 1989 Tarihli 5-93147 Kararı var. Kamu görevlisi zimmetine para geçiriyor ve onu denetlemekle yükümlü olmayan başka bir kamu görevlisi bu zimmet olayını öğreniyor. Denetleme yükümlülüğü yok ama sonuçta görevi vesilesiyle bunu öğreniyor. Başlıyor şantaja. Önce 400.000 TL alıyor, sonra da 600.000 TL ve çeşitli ziynet altın eşyası almayı sürdürüyor. Yetmiyor, hala “şikayet” tehdidini sürdürerek şantaja devam ediyor. İleride zimmet hükümlüsü olacak olan suçtan zarar gören de dayanamıyor artık, durumu savcılığa bildiriyor. CGK artık burada irtikaptan değil, olay manevi cebir boyutunu çok aşmıştır, artık burada gasp söz konusudur diyor.
Nasıl, tartışmalı mı? Ancak bunu tartışmadan önce Şantajcı İrtikapçının Yağması[2]’nı hatırlayalım. N’oluyordu orada? İstihbarat şube memuru ile güvenlik şube memuru FETÖ soruşturması altında olan kişinin evine baskın yapıyorlar. Üzerlerinde polis yelekleri var, zaten polisler de, cep telefonlarından arama kararına benzer bir şey gösteriyorlar. Tamam, biz milletçe okumayı sevmiyoruz da, hangimiz böyle bir ortamda, bir de hal-i hazırda FETÖ soruşturması altındaysak, tutar da karara bakarız ki?
Neyse, içeride arama yapıyorlar, 150.000 Dolar, 30.000 Avro, bir de TL olarak zikretmeye değmeyecek bir miktarı alıyorlar, kişiye plastik kelepçe takıp beyaz Toros’a, pardon Clio’ya bindiriyorlar. Yolda geri dönüp evden bir de kamera kayıt cihazını alıyorlar.
6. Ceza Dairesi 12.06.2023 Tarih ve 16162 Esas 11480 Kararı ile burada irtikap vardır diyor! Karşı oyu görünce seviniyoruz en azından biri yağma vardır diyecek diye, onun da itirazı o anda resmi görevde olmadıkları için bu suç görevlerinin kapsamına girmez diyor.
Nasıl, güzel mi, bir yerde en ufak fiziki bir durum yokken gasp, öbür tarafta plastik kelepçe ile kaldırmaya rağmen irtikap.
-----------
[1] https://www.hukukihaber.net/irtikap-muhbirinin-rusvetciligi-ozgur-turkes
[2] https://www.hukukihaber.net/santajci-irtikapcinin-yagmasi-ozgur-turkes