İŞE İADE DAVALARI
1) İşe İade Davası Nedir?
İşe iade davası, işverenin geçerli bir neden göstermeden veya haksız olarak işten çıkardığı işçinin, işe geri dönmek amacıyla açtığı, iş güvencesi kapsamında olan bir davadır. "İşe geri dönüş davası" veya "işe dönüş davası" olarak da bilinen bu dava, işçinin işine devam etmesini veya işe başlatılmaması halinde tazminat almasını sağlar.
· İşe İade Davasının Diğer Davalardan Farkı:
İşçilik alacağına dayalı açılan davalar bir eda davası niteliğinde olup; işe iade davaları tespit davası niteliğindedir. İşçilik alacağı talepli davalarda verilen mahkeme kararı ilamlı icra takibine konulabilirken işe iade davalarında verilen kararlar tespit niteliğinde olduğundan ilamlı icra takibine konu edilememektedir.
Yargıtay kararlarına göre işe iade davaları ile işçilik alacağı talepli davalar aynı davada görülmesi mümkün değildir. Bunun nedeni yukarıda izah ettiğimiz üzere işçilik alacağı davalarının eda davası yani bir alacak davası, işe iade davasının ise tespit davası olmasından kaynaklanmaktadır.
· İşçilik Alacağına Dayalı Davalar ile İşe İade Davaları Aynı Davada Görülemese De, Arabulucuk Başvurularında Her İki Talebe Yönelik Aynı Başvuru Yapılabilir Mi?
Usul ekonomisi açısından her ne kadar hukuka aykırılık bulunmasa da; aynı davada her iki talepte ileri sürülemediği gibi aynı arabuculuk başvrusunda da her iki talebe yönelik başvuruda bulunulması işçinin işe iade talebinin niyetini sorgulatan bir durum haline gelebilir. Dolayısıyla her iki talep arasında irade bakımından çelişki bulunmaktadır. İşe iade davalarının samimi olmadığı ileri sürülebilir. Usul ekonomisi açısından hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
· İşe İade Davası Feshe Bağlı Tazminat Davasına Etki Eder Mi?
Öncelikle hangi alacakların feshe bağlı alacaklar olduğunu belirtmemiz önem teşkil etmektedir. Feshe bağlı alacaklar; kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı ve ihbar tazminatıdır. Bu alacak kalemleri ancak iş sözleşmesinin feshi halinde talep edilebilir bir hale gelmektedir. Bu nedenle bu alacak kalemlerine “feshe bağlı alacaklar” denmektedir.
Feshe bağlı olmayan alacaklar ise; ücret alacağı, fazla mesai alacağı ve benzeri alacaklardır. Bu alacakların talep edilebilmesi için iş sözleşmesinin sona ermesi gerekmemektedir. Bu alacaklar iş akdinin devamı süresince de talep edilebilir, hatta arabuluculuk yoluna da gidilebilmektedir. Feshe bağlı olmayan her türlü alacak talebine ilişkin davanın görülmesinde ve taleplerin kabul edilmesinde işe iade davasının bir etkisi yahut engeli yoktur. Çünkü bu alacakların fesihle bir ilgisi bulunmamaktadır.
Belirtmeliyiz ki; işe iade davası neticelenmeden -kesinleşmeden- feshe bağlı işçilik hak ve alacakların doğması mümkün değildir.
İşçi tarafından açılan işe iade davasının mahkemece kabul edilmesi halinde feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verilir. Bu durumda fesih hiç gerçekleşmemiş gibi iş akdi bir bütün olarak devam etmektedir.
Kararın kesinleşmesinden sonra işverenin işçiyi işe devam ettirmesi durumunda işçinin iş akdi bir bütün olarak devam edecektir. Dolayısıyla ortada bir fesih bulunmadığından; feshe bağlı bir alacakta bulunulması da mümkün olmayacaktır.
Kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen işverenin işçiye işe iade almaması durumunda, işçinin işe başlatılmadığı tarih, yeni fesih tarihi olacaktır. Dolayısıyla fesih tarihi, ileriye atılmış olmaktadır.
· Peki daha önce açılan (yani işe iade davası ile birlikte aynı tarihlerde açılan işçilik alacağına bağlı alacak davası) alacak davasının akıbeti bu aşamada ne olacaktır?
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yerleşik kararlarına göre işe iade davasının kesinleşmesinden sonra işverenin işçiyi işe iade etmemesi durumunda işe başlatılmadığı tarih yeni fesih tarihi olacağından; işçilik alacağı davasının açıldığı tarihte geçersiz bir feshin olmadığı, bu nedenle feshe bağlı olan hak ve alacakların (kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı) doğmadığı, bu nedenle bu alacakların reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğu kanaatine varılmaktadır. Ancak yine de işe iade davalarının reddedilme risk ve ihtimali de bulunduğundan; bu durumun da dikkate alınması ile birlikte güncellenen Yargıtay kararlarında işe iade davasının da reddedilmesi ve böylelikle feshe bağlı olan hak ve alacakların riske girmemesi adına aynı tarihlerde açılan işçilik alacağı talepli davalarda işe iade davasının BEKLETİCİ MESELE yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Yani uygulamada öncelikle işe iade davasının sonucu beklenip, akabinde tazminat davası görülmektedir.
2) İŞE İADE DAVALARINDA ARABULUCULUK DAVA ŞARTIDIR.
İşe iade davasının, işçilik alacağı talepli davalardan bir diğer farkı da arabuluculuk başvurusu yapma ve dava açma süresi bakımından sürelere tabi tutulmuş olmasıdır.
İşe iade davalarında, dava açmadan önce arabuluculuk başvurusu için 1 aylık süre; Arabuluculuk faaliyeti tamamlandığında ise 2 haftalık süre vardır. Bu süreler hak düşürücü süre olup; kaçırılması durumunda hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. Maddesi:
“Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde;
a) İşe başlatma tarihini,
b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını,
c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını,
belirlemeleri zorunludur” hükmünü havidir.
Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde son tutanağa yazılmasında fayda olan hususlar şöyledir:
-işe iade talebi,
-boşta geçen süre ücreti,
-işe başlatmama tazminatı
· İşe iade davası açmak üzere arabulucuya başvurma süresi olan 1 aylık süre, ihbar önelli fesihlerde ne zaman işlemeye başlar?
İşçinin iş akdi süreli fesih bildirimi ile feshedilmişse; bu süre işverenin işçiye fesih bildiriminde bulunduğu yani ihbar süresinin başladığı tarihte başlayacaktır. İhbar süresi bittikten sonra değil. Dolayısıyla 1 aylık sürenin başlangıcı bu noktada önem arz etmektedir.
Yani işçi fiilen iş yerinde çalışmaya devam etse de, işverenin fesih ihbarı ile birlikte derhal arabuluculuğa başvurup işe iade talebinde bulunması gerekmektedir. Aksi halde 1 aylık hak düşürücü süre dolabilir.
Önemli Not:
Feshe bağlı olmayan alacaklarda -ücret, fazla mesai- iş ilişkisi devam ederken de, yani işçi işverene ait iş yerinde fiili olarak çalışmaya devam ederken de arabuluculuğa başvurup ücret alacağını yahut fazla mesai alacağını talep ve dava edebilir. Çünkü bu alacaklar muaccel alacaklardır. Dolayısıyla talep edilmesi için iş ilişkisinin sona ermesi gerekmemektedir. Eğer işveren, işçinin talebi veya davası nedeniyle iş akdini sona erdirirse ve işçi de iş güvenliğine tabi değilse; işçi kötü niyet tazminatı talep edebilir.
· İşçinin yeni bir işe girmiş olmasının ve işveren tarafından işçiye yönelen işe iade başvurusu anında işçinin başka bir işte çalışıyor olmasının Yargıtay’ın yerleşik kararları ve genel uygulamalar çerçevesinde işçinin işe başlama niyetinde olmadığı şeklinde yorumlanmamaktadır. Dolayısıyla işçinin başka bir işte çalışıyor olmasının işçinin işe başlama hususundaki samimiyetine etki etmemektedir.
İşe başlatılmama ve alacakların işveren tarafından ödenmemesi halinde başvurulacak yöntemler:
· İşe iade davaları TESPİT davası niteliğinde olduğundan; ilamlı icraya konu edilmesi mümkün değildir. İşe iade davaları neticesinde elde edilen alacaklar bakımından ancak ilamsız icra takibi yoluna gidilebilir. Takibe karşı itirazın olması halinde itirazın iptali davası açılmalıdır. Belirtmeliyiz ki; itirazın iptali davası iş hukukundan meydana gelen bir dava olduğundan, itirazın iptali davasından önce arabuluculuk dava şartının yerine getirilmesi gerekmektedir.
· Ayrıca; işe iade davasının kabulü ile boşta geçen süre tazminatı ile işe başlatmama tazminatı belirlendiğinden, yani dava sonucu ile birlikte ortada likit bir alacak olduğundan, itirazın iptali davasının sonucunda haksız bir şekilde itiraz eden işveren aleyhine, en az %20 oranında icra inkar tazminatı gündeme gelecektir.
· Son olarak belirtmeliyiz ki; işe iade davaları neticesinde öngörülen alacak miktarları (vekalet ücreti dahil) tespit davası olduğundan kesinleşmeden icraya konulabilmesi de mümkün değildir.