MESLEKİ HUKUK

İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında yeni bir soruşturma daha açıldı

İzmir Barosu, Baro Başkanı Avukat Sefa Yılmaz ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında yeni bir soruşturma başlatıldığını duyurdu. Soruşturmanın, 19 Mart protestoları sürecinde yapılan açıklamalar ve cezaevlerindeki hak ihlallerine ilişkin hazırlanan raporlara dayandırıldığı belirtildi.

Abone Ol

İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz ile İzmir Barosu Yönetim Kurulu üyeleri hakkında yeni bir soruşturma başlatıldı.

İzmir Barosu tarafından yapılan açıklamada, soruşturmanın 19 Mart protestoları sürecinde baronun yürüttüğü faaliyetler ve yaptığı açıklamalar nedeniyle hazırlandığı belirtilen bir fezlekeye dayandığı ifade edildi. Açıklamada, söz konusu fezlekede baronun hak temelli açıklamalarının suç unsuru gibi gösterildiği ve bu kapsamda Adalet Bakanlığından soruşturma izni talep edildiği kaydedildi.

Baro, soruşturma izninin gerekçeleri arasında Kırıklar Ceza İnfaz Kurumu'ndaki hak ihlallerinin raporlaştırılarak kamuoyuyla paylaşılması, Menemen Ceza İnfaz Kurumu'nda 19 Mart protestoları kapsamında tutuklanan gençlere yönelik işkence iddialarının raporlanması ve kamuoyuna duyurulması ile Baro Başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin protestolar sırasında eylemlere katılarak eylemlerin meşruiyetine vurgu yapmasının yer aldığını belirtti.

“İZMİR BAROSU HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜ SAVUNMAK GERİ DURMAYACAK”

Barodan yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı;

"2024-2026 dönemi İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz ve İzmir Barosu Yönetim Kurulu üyeleri hakkında yeni bir soruşturma başlatıldı. Söz konusu soruşturma, Baronun 19 Mart protestoları süreci boyunca hak temelli açıklamalarını suç unsuru gibi gösteren ve Adalet Bakanlığından soruşturma izni talep edilen bir fezlekeye dayanmaktadır.

İzmir Barosunun Kırıklar Ceza İnfaz Kurumundaki hak ihlallerini raporlaştırarak kamuoyuyla paylaşması, Menemen Ceza İnfaz Kurumunda 19 Mart protestoları kapsamında tutuklanan gençlere yönelik gerçekleşen işkenceyi raporlayarak kamuoyuna duyurması ve İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu'nun 19 Mart sürecinde eylemlere katılarak yapılan eylemlerin meşruiyetine vurgu yapması gerekçeleriyle verilmiş olan soruşturma izni vesilesiyle bir kez daha söyleyelim:

İzmir Barosu 118 yıllık tarihi boyunca hiçbir baskıya boğun eğmeden her zaman hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini savunmuştur. Bunu yaparken kurduğu her cümle, yazdığı her satır Avukatlık Kanunu’nun baro yönetim kurullarına yüklediği sorumluluk gereğidir.

Baroların mesleki ve yasal sorumlulukları kapsamında yürüttüğü faaliyetlerin soruşturma konusu yapılması, savunma mesleğinin kamusal niteliğini ve hukuk devletinin temel ilkelerini tartışmaya açmaya çalışmaktır. Ancak bilinmelidir ki İzmir Barosu, dün olduğu gibi bugün de hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve demokratik değerleri savunmaktan geri durmayacaktır.

Savunma susmadı, susmayacak!"

"HAKSIZ UYGULAMAYA DERHAL SON VERİLMELİDİR"

Türkiye Barolar Birliği'nden soruşturmaya ilişkin tepki açıklaması geldi. TBB'den yapılan açılamada şu ifadeler kullanıldı;

"Adalet Bakanlığının 14.05.2026 tarihli yazısıyla, İzmir Barosu Başkanı Av. Sefa Yılmaz ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında soruşturma izni verilmiştir. Bu karar, hukukun üstünlüğüne ve savunma mesleğinin bağımsızlığına yönelik ciddi bir tehdittir.

Soruşturma gerekçesi olarak; Menemen Ceza İnfaz Kurumundaki bir kısım tutuklulara yönelik sözlü ve fiziki saldırılar ile darp ve cebir iddialarını raporlamaları; keza Kırıklar Cezaevinde yaşandığı iddia olunan hak ihlallerine ilişkin hazırlanan raporu kamuoyuyla paylaşmaları; ve nihayet 20.03.2025 ve 22.03.2025 tarihli kolluk tutanaklarına göre protesto gösterilerine katılmaları gösterilmektedir. Söz konusu faaliyetler nedeniyle İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerine isnat edilen suçlar “halkı yanıltmaya yönelik gerçeğe aykırı bilgileri alenen yaymak” ve “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet”tir.

İşkence ve kötü muamele, hiçbir koşulda müsamaha gösterilemeyecek insanlığa karşı suçlardır. Baroların ve avukatların en temel görevlerinden ve varlık sebeplerinden biri işkence ve kötü muamele iddialarına dikkat çekmektir. Bu görev, halkı yanıltmaya değil, en küçük bir şüphe söz konusu olduğunda gerekli denetim ve incelemelerin yapılmasını sağlamaya yöneliktir. Nitekim, 1990’lı yılların ardından işkence ve kötü muamele vakalarında fark edilir düzeyde azalma yaşanmasının ve ülkemizin artık bu suçlarla daha fazla anılmamasının sebebi, Baroların ve başta CMK sisteminde görev alanlar olmak üzere avukatların hassasiyetleri ve çabalarıdır. Baroların bu kapsamdaki faaliyetlerinin “halkı yanıltmaya yönelik gerçeğe aykırı bilgileri alenen yaymak” olarak nitelendirilmesi, işkence ve kötü muamele iddialarının dile getirilmesini engellemeye çalışmak anlamına gelir ve yalnızca insan hakları ihlallerinin görünmez kılınmasına hizmet eder. Altını çizerek ifade edilmelidir ki işkence iddialarına dikkat çeken Baroları suç işlemekle itham edenler, hukuk sistemimize en büyük zararı verenler olarak anılacaklardır.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü anayasal bir haktır. Baro Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerinin hangi davranışlarının 2911 sayılı Kanun kapsamında suç unsuru taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, soyut bir ifadeyle, demokratik haklarını kullanarak protestoya katılmalarına suç izafe edilmesi, Barolara ve yönetimlerine olduğu kadar demokratik haklarını kullanan herkese dönük açık bir gözdağıdır.

Bunların yanı sıra, izin yazısının ilk kısmında, İzmir Barosunun çeşitli fiil ve açıklamaları uzun uzun listelenmiş olup, her ne kadar, bu faaliyetler ifade hürriyeti çerçevesinde değerlendirilerek soruşturma izni verilmemişse de, bu listenin varlığı kolluğun ve başsavcılığın Baro’nun her türlü faaliyetini yakından izlediğini, takip ve kayıt ettiğini göstermektedir. Birçok Baro ile birlikte yapılan ortak basın açıklamalarının da fezlekede yer alması tüm Barolar üzerinde baskı yaratma çabası olarak görülmektedir.

Kamusal görevlerini yerine getiren ve en temel haklarını kullanan İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu hakkındaki bu haksız uygulamaya derhal son verilmelidir. İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulunun yanında; savunmanın susturulmasına, Baroların baskı altına alınmasına ve hukukun araçsallaştırılmasına karşı hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız."