Kaliforniya avukatların yapay zekâ kullanımını meslek kurallarına taşımaya hazırlanıyor

Abone Ol

Kaliforniya Eyalet Barosu, avukatların yapay zekâ kullanımından doğan sorumluluklarını meslek etiğinin temel kuralları içine açık biçimde yerleştirmeye hazırlanırken, revize edilen düzenleme önerisinin ikinci kamuoyu görüş süreci 6 Ağustos'ta sona erdi.

Teklif henüz bağlayıcı değil. Ancak kabul edilmesi halinde yapay zekâ kullanımı; avukatın mesleki yetkinliği, müvekkille iletişimi, sır saklama yükümlülüğü, mahkemeye karşı dürüstlüğü ve hukuk bürolarındaki gözetim sorumluluğu bakımından mevcut meslek kurallarının doğrudan konusu haline gelecek. Nihai değişikliklerin yürürlüğe girebilmesi için Kaliforniya Yüksek Mahkemesi'nin onayı gerekiyor.

Baronun önerisi yapay zekâ kullanımını yasaklamıyor. Bunun yerine temel yaklaşım, teknolojinin değişmesine rağmen avukatın mesleki sorumluluğunun değişmediği varsayımına dayanıyor.

Revize taslağa göre avukatın, yapay zekâ kullanımının girdiler ve çıktılar dahil bütün yönleri üzerinde mesleki muhakemesini kullanması gerekiyor. Müvekkillere, mahkemelere veya diğer taraflara hukuki kaynak gösterildiğinde ise atıf yapılan karar ve diğer kaynakların gerçekten var olduğu ve doğru biçimde aktarıldığı doğrulanmalı.

Bu yaklaşım, son yıllarda ABD mahkemelerinde üretken yapay zekâ sistemlerinin uydurduğu karar ve içtihatların dilekçelere girmesiyle görünür hale gelen bir mesleki sorumluluk sorununa yanıt niteliği taşıyor.

Gizli verinin AI sistemine verilmesi ayrıca değerlendirilecek

Teklifin dikkat çeken bölümlerinden biri avukat-müvekkil gizliliğine ilişkin.

Taslak, gizli bilginin bir teknoloji veya yapay zekâ sistemi tarafından avukatın sır saklama yükümlülüğüyle bağdaşmayacak biçimde erişilmesi, saklanması veya kullanılması konusunda önemli bir risk yaratılmasını da hukuki değerlendirmeye dahil ediyor.

Avukatın değerlendirmesi gereken unsurlar arasında hizmet sağlayıcının veriyi saklayıp saklamadığı, verilerin model eğitimi amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, sistemin güvenlik önlemleri ve bilgilere yetkisiz kişiler veya üçüncü tarafların erişebilme ihtimali bulunuyor.

Böylece düzenleme, “gizli bilgiyi yapay zekâya verme” sorununu yalnızca kullanıcının ekrana ne yazdığı üzerinden değil, kullanılan hizmetin arkasındaki veri işleme mimarisi üzerinden ele alıyor.

Taslak ayrıca avukatların yapay zekâ kullanımı nedeniyle müvekkillerini ne zaman bilgilendirmeleri gerektiğini değerlendirirken teknolojinin yeniliğini, kullanımın risk ve yararlarını, hukuki işin kapsamını ve müvekkilin konuya ilişkin bilgi düzeyini dikkate almalarını öngörüyor.

Hukuk bürolarına kurum düzeyinde sorumluluk

Öneri bireysel avukatın davranışıyla sınırlı değil.

Yönetici ve gözetici konumdaki avukatların, hukuk bürolarında yapay zekânın uygun kullanımı için iç politika ve prosedürler oluşturması; avukat olmayan çalışanların teknoloji kullanımının da gerekli talimat ve gözetim altında tutulması öngörülüyor.

Bu hüküm, yapay zekâyı yalnızca bir avukatın kullandığı kelime işlemci veya arama motoruyla eşdeğer gören yaklaşımdan ayrılıyor. Özellikle araştırma yapabilen, dosya okuyabilen, belge hazırlayabilen ve başka yazılım sistemleriyle işlem yapabilen yapay zekâ ajanlarının yaygınlaşması, teknoloji kullanımını hukuk büroları açısından kurumsal bir risk yönetimi konusu haline getiriyor.

Kaliforniya Yüksek Mahkemesi de 2025'te Barodan mevcut yapay zekâ rehberinin meslek kurallarına aktarılmasını değerlendirirken “agentic”, yani belirli görevleri daha bağımsız biçimde yerine getirebilen yapay zekâ sistemlerini de dikkate almasını istemişti.

İlke yeni değil, kurallara aktarılması önemli

Teklifin dayandığı “AI kullanılabilir ancak mesleki sorumluluk avukatta kalır” ilkesi ABD hukuk sistemi için bütünüyle yeni değil.

Amerikan Barolar Birliği (ABA), Temmuz 2024'te yayımladığı ilk resmî üretken yapay zekâ etik görüşünde yetkinlik, gizlilik, müvekkilin bilgilendirilmesi ve ücretlendirme dahil mevcut meslek kurallarının AI kullanımında da uygulanacağını açıklamıştı. Kaliforniya da 2023'ten beri avukatlar için üretken yapay zekâ rehberine sahip.

Yeni olan, bu ilkelerin rehber niteliğindeki tavsiyelerin ötesine geçerek meslek kurallarının yetkinlikten sır saklamaya, mahkemeye karşı dürüstlükten büro içi gözetim yükümlülüğüne kadar altı ayrı alanına yerleştirilmesinin tartışılması.

Kaliforniya bu konuda tek örnek de değil. Rhode Island Yüksek Mahkemesi Haziran ayında avukatların üretken yapay zekâ kullanımına ilişkin meslek kurallarında değişiklik yaparak ABD'de giderek genişleyen düzenleyici eğilime katıldı.

İlk taslaktaki sert doğrulama dili değişti

Kaliforniya'daki sürecin bir başka dikkat çekici yönü, ilk kamuoyu görüşlerinden sonra metnin değiştirilmesi oldu.

İlk taslak, yapay zekâ çıktılarının avukat tarafından bağımsız biçimde incelenmesi ve doğrulanmasına daha genel bir yükümlülük getiriyordu. Haziran ayında ikinci görüş sürecine çıkarılan metin ise avukatın girdiler ve çıktılar dahil bütün AI kullanımı üzerinde mesleki muhakemesini kullanmasını esas alırken, açık doğrulama yükümlülüğünü özellikle hukuki kaynak ve atıflar bakımından belirginleştirdi.

Değişiklik, yapay zekâ kullanan avukatın her teknik çıktıyı aynı yöntemle denetlemesi yerine, mesleki riskin niteliğine göre insan muhakemesi ve doğrulama sorumluluğunu öne çıkaran daha esnek bir düzenlemeye yönelimi gösteriyor.

Türkiye'deki tartışmayla dikkat çekici paralellik

Kaliforniya'daki çalışma Türkiye bakımından elbette çok uzak. Ancak Türkiye Barolar Birliği'nin daha iki ay önce açıkladığı yapay zekâ çalışmalarıyla önemli paralellikler taşıyor.

TBB'nin 20 Haziran'da kamuoyuyla paylaştığı “Avukatlar İçin Yapay Zekâ Kullanımı Tavsiye Rehberi” ile çalıştay sonuçlarında insan denetimi, AI çıktılarının doğrulanması, meslek sırrının korunması, kişisel veri güvenliği, şeffaflık ve nihai mesleki sorumluluğun avukatta kalması temel ilkeler arasında sıralandı.

TBB ayrıca hukuk alanında yapay zekâ kullanımına özgü meslek kuralları ve etki standartlarının geliştirilmesini önerdi.

Türkiye'de avukatların özen ve güven yükümlülüğü ile meslek sırrının korunması gibi temel sorumlulukları zaten Avukatlık Kanunu ve meslek kurallarından kaynaklanıyor. Kişisel verilerin yapay zekâ sistemlerinde işlenmesi ise KVKK mevzuatına tabi. Kişisel Verileri Koruma Kurumu da 2025 sonunda üretken yapay zekâ ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin özel bir rehber yayımladı.

Bu nedenle Türkiye açısından temel düzenleme sorusu, yapay zekâ kullanımında mesleki sorumluluğun bulunup bulunmadığından çok, mevcut genel yükümlülüklerin yeni teknolojiler karşısında hangi somut davranış standartlarına çevrileceği olabilir.

Kaliforniya önerisi bu açıdan; hukuki kaynakların doğrulanması, kullanılan yapay zekâ hizmetinin veri saklama ve model eğitimi politikalarının incelenmesi, müvekkile yapılacak açıklamanın koşullarının belirlenmesi ve hukuk bürolarında yazılı AI kullanım politikalarının oluşturulması gibi daha operasyonel kurallar için örnek oluşturabilir.

Taslak doğrudan bir kayıt tutma yükümlülüğü getirmiyor. Ancak bu yaklaşımın ileride hukuk bürolarında bir tür “AI denetim izi” uygulamasını teşvik etmesi mümkün.

Böyle bir sistemde hangi yapay zekâ aracının kullanıldığı, gizli veya kişisel verilerin hangi koşullarda işlendiği, hangi hukuki kaynakların insan tarafından doğrulandığı ve nihai belgenin kim tarafından denetlendiği kayıt altına alınabilir.

Bu tür kayıtlar yalnızca hata önleme aracı değil, bir uyuşmazlık halinde avukatın gerekli mesleki özeni gösterip göstermediğinin ortaya konulmasında da önem kazanabilir.

Kaliforniya'daki düzenleme sürecinin ortaya koyduğu temel çizgi ise şimdilik daha yalın: Yapay zekâ işi hızlandırabilir ve bazı görevleri üstlenebilir; fakat mesleki muhakeme, gizlilik ve nihai sorumluluk avukattan yapay zekâ sistemine devredilemiyor.