KAMU İHALE SÖZLEŞMELERİNDE KUSURSUZ SORUMLULUK İLKESİ VE UYGULAMA ALANLARI

Abone Ol

ÖZET

Kamu ihale sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda sorumluluk rejimi, klasik hizmet kusuru anlayışının ötesine geçerek kusursuz sorumluluk ilkesi etrafında şekillenmektedir. Özellikle bayındırlık faaliyetleri, yüklenici ilişkileri ve üçüncü kişilere verilen zararlar bakımından idarenin kusuru aranmaksızın sorumlu tutulduğu görülmektedir. Bu çalışmada, kamu ihale sözleşmeleri bağlamında kusursuz sorumluluğun teorik temelleri, yargı içtihatları doğrultusunda uygulama alanları ve yüklenici–idare ilişkisine etkileri incelenmektedir. Ayrıca, kusursuz sorumluluğun sınırları, istisnaları ve dava stratejisine etkileri değerlendirilmektedir.

GİRİŞ

Kamu ihale sözleşmeleri, kamu hizmetinin yürütülmesine yönelik faaliyetlerin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bu sözleşmeler kapsamında ortaya çıkan zararların hangi sorumluluk rejimine tabi olacağı hem idare hukuku hem de özel hukuk bakımından tartışmalı bir alan teşkil etmektedir.

Klasik idare hukuku anlayışında sorumluluk esas olarak hizmet kusuruna dayandırılmakta iken, modern yaklaşımda kamu faaliyetlerinin artan teknik karmaşıklığı ve risk düzeyi, kusursuz sorumluluk ilkesinin daha geniş bir uygulama alanı bulmasına yol açmıştır.

Bu bağlamda, kamu ihale sözleşmelerinde sorumluluk rejiminin belirlenmesi, yalnızca taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiyi değil, üçüncü kişilerin korunmasını da doğrudan ilgilendirmektedir.

I. İDARENİN SORUMLULUĞUNDA HİZMET KUSURU VE KUSURSUZ SORUMLULUK AYRIMI

İdarenin sorumluluğu, temel olarak iki ana kategoriye ayrılmaktadır: hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk.

Hizmet kusuru; kamu hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi halleri olarak tanımlanırken, kusursuz sorumlulukta idarenin herhangi bir kusurunun bulunması aranmaz.

Danıştay içtihatlarına göre, idarenin sorumlu tutulabilmesi için;

- Bir zararın meydana gelmesi,

- İdari faaliyet ile zarar arasında illiyet bağı bulunması,

- Hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinden birinin varlığı gereklidir .

Ancak özellikle kamu ihale sözleşmelerinde, bu ayrım çoğu zaman kusursuz sorumluluk lehine genişlemektedir.

II. ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE VERİLEN ZARARLARDA İDARENİN SORUMLULUĞU

Kamu ihale sözleşmeleri kapsamında faaliyet gösteren yüklenicilerin üçüncü kişilere verdiği zararlar bakımından idarenin sorumluluğu, yargı kararlarında istikrarlı şekilde kabul edilmektedir.

Danıştay ve Yargıtay içtihatlarına göre;

- Yüklenici, idare adına faaliyet yürütmektedir

- İdare, “işin sahibi” sıfatıyla sorumluluğunu korumaktadır

- Sözleşmedeki sorumluluk hükümleri yalnızca iç ilişkiyi bağlar

Bu nedenle, üçüncü kişilere verilen zararlarda idarenin kusursuz sorumluluğu devam etmektedir.

Bu yaklaşım, özellikle belediye hizmetleri ve bayındırlık faaliyetlerinde açık şekilde görülmektedir.

III. YÜKLENİCİNİN OBJEKTİF SORUMLULUĞU VE ALT YÜKLENİCİ İLİŞKİSİ

Kamu ihale mevzuatı, yükleniciye geniş kapsamlı bir sorumluluk yüklemektedir. Bu sorumluluk yalnızca kendi fiilleriyle sınırlı olmayıp, alt yüklenicilerin eylemlerini de kapsamaktadır.

Yargı kararlarına göre;

- Alt yüklenicinin hukuka aykırı eylemlerinden asıl yüklenici kusur aranmaksızın sorumludur

- Bu sorumluluk sözleşmeden doğan objektif bir yükümlülüktür

Ayrıca, yüklenicinin ayıplı ifa halinde sorumluluğu, ceza yargılamasında beraat etmiş olması durumunda dahi devam etmektedir.

IV. YARGI KARARI VEYA KİK KARARI SONRASI FESİH: KUSURSUZLUK İLKESİ

İdarenin, yargı kararı veya Kamu İhale Kurulu kararı doğrultusunda sözleşmeyi feshetmek zorunda kalması durumunda, bu durum kusursuzluk kapsamında değerlendirilmektedir.

Yargıtay içtihatlarına göre;

- Yargı kararına uyulması anayasal bir zorunluluktur

- Bu nedenle idarenin kusurundan söz edilemez

- Yüklenici, bu durumda müspet zarar talep edemez

Bu yaklaşım, idarenin dışsal müdahaleler karşısında sorumluluğunu sınırlandırmaktadır.

V. TEMERRÜT FAİZİ VE SÖZLEŞMESEL SORUMLULUĞUN SINIRLARI

Kamu ihale sözleşmelerinde dikkat çeken bir diğer husus, temerrüt faizine ilişkin düzenlemelerdir.

Danıştay’a göre;

- Temerrüt faizi için kusur aranmaz

- Bu durum kusursuz sorumluluğun bir görünümüdür

Bu nedenle, idarenin temerrüt faizinden muaf tutulmasına yönelik sözleşme hükümleri, eşitlik ilkesine aykırı bulunarak iptal edilmektedir.

VI. KUSURSUZ SORUMLULUĞUN TEORİK TEMELLERİ

Öğretide kusursuz sorumluluk üç temel ilke üzerine inşa edilmektedir:

1. Risk İlkesi

İdarenin yürüttüğü faaliyetlerin doğasında bulunan tehlikelerden doğan zararları kapsar.

2. Kamu Külfetleri Karşısında Eşitlik İlkesi

Toplum yararına yürütülen faaliyetlerin zararlarının belirli kişiler üzerinde yoğunlaşmasını önlemeyi amaçlar.

3. Sosyal Risk İlkesi

Toplumsal olaylardan doğan zararların idare tarafından karşılanmasını öngörür.

Bu ilkeler, kamu ihale sözleşmelerinde idarenin sorumluluğunu genişleten temel dayanakları oluşturmaktadır.

SONUÇ

Kamu ihale sözleşmelerinde kusursuz sorumluluk ilkesi, idarenin yürüttüğü faaliyetlerin doğasında bulunan riskleri dengelemeye yönelik önemli bir hukuki mekanizmadır. Bu ilke sayesinde, zarar görenlerin idarenin kusurunu ispat etme yükünden kurtulması sağlanmakta; buna karşılık idare ve yükleniciler açısından geniş bir sorumluluk alanı doğmaktadır.

Sonuç olarak, kamu ihale sözleşmelerinde sorumluluk rejimi değerlendirilirken, klasik kusur anlayışının ötesine geçilerek risk ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde bir analiz yapılması zorunludur. Bu yaklaşım hem yargı içtihatları hem de doktrinsel gelişmeler doğrultusunda günümüzde baskın hale gelmiştir.