Karşılıksız yararlanma suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 163’te düzenlenmiştir. Kanun maddesi günümüzdeki halini alana dek bazı tartışmalara sebebiyet vermiştir. Çünkü kanunda karşılıksız yararlanma suç olarak düzenlenmiş olmasına karşın söz konusu suçu oluşturan eylemlerde büyük oranda değişiklikler olmuştur. Kanunda yer verilen bu maddenin ilk fıkrasında otomatlarca sunulan hizmetlerden karşılıksız yararlanma, ikinci fıkrada ise telefon hatlarıyla frekanslar ve elektromanyetik dalgalar ile yapılan yayınlardan karşılıksız yararlanma, üçüncü fıkrada ise elektrik enerjisi, doğalgaz ve su karşılıksız yararlanma eylemleri suç olarak düzenlenmiştir. Karşılıksız yararlanma suçunu oluşturan eylemlerin çeşitlilik göstermesi ve hangi ölçüe hangi değerlendirmelerle ceza hukukunca yaptırım altına alınarak problem teşkil etmesi nedeniyle çalışmamız kapsamında incelenmiştir. Suçun kanundaki düzenlenişi, maddi ve manevi unsurların yanı sıra korunan hukuki değer, özel görünüş biçimleri ve yaptırımlara yer verilerek değerlendirilme yapılmıştır.
The crime of unrequited benefit is regulated in Article 163 of the Turkish Penal Code No. 5237. The article of the law caused some controversy until it took its current form. Because, although unrequited benefit is regulated as a crime in the law, there have been major changes in the actions that constitute the crime in question. In the first paragraph of this article in the law, unrequited benefit from the services provided by vending machines, in the second paragraph, unrequited benefit from telephone lines and broadcasts made with frequencies and electromagnetic waves, and in the third paragraph, unrequited benefit from electrical energy, natural gas and water are regulated as crimes. Due to the diversity of the acts constituting the crime of unrequited benefit and the extent to which they are sanctioned by the criminal law and which evaluations constitute a problem, they are examined within the scope of our study. In addition to the regulation of the crime in the law, material and moral elements, the legal value protected, special forms of appearance and sanctions are evaluated.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte insanların ihtiyaçlarında da bazı değişikliklerin olmasına sebebiyet vermiştir. İnsan gücünden tasarruf edilmesi amacıyla hazırlanan otomatik makineler toplumda daha sık kullanılmaya başlanmış ve bu amaçla da kanunlarda da bu konuya ilişkin düzenlemelere yer verilmeye başlanmıştır. TCK md. 163 kapsamında yapılan düzenleme de buna istinaden hazırlanmıştır. Otomatik makinelerin kullanılmaya başlanmasıyla birlikte bunlara aykırı şekilde kullanımların cezalandırılmasına da ihtiyaç olmuştur. Otomatik makinelerden karşılık ödemeksizin yararlanma ve telefon hatlarıyla elektromanyetik dalgalardan sahibinin rızası olmadan kullanılması yaptırımla düzenlenmiştir. Bununla birlikte abonelik esası uyarınca tüketilen su ya da enerjinin bedeli ödenmeden kullanılması da karşılıksız yararlanma suçu sayılmış ve hüküm altına alınmıştır.
Bu konuya ilişkin madde düzenlemesi üç fıkradan oluşmaktadır. Düzenlemenin ilk fıkrasında otomatlar ile birlikte işlenmiş karşılıksız yararlanma suçu tek hareket ile, ikinci fıkrada düzenlenmiş suçta da otomatlar aracılığıyla sunulmuş ve bedelinin ödenmesi halinde yararlanılan hizmetten ödeme yapmaksızın yararlanılması ve telefon hatlarıyla frekansları ya da elektromanyetik dalgalar ile gerçekleştirilen şifreli ya da şifresiz yayınların sahibinin ya da zilyedinin rızası olmaksızın yararlanma halinde seçimlik hareketler olarak düzenlenmiştir. Suçun yaptırımı da her iki fıkra bakımından hapis ve adli para cezası olarak seçimlik şekilde düzenlenmiştir. Üçüncü fıkraya bakıldığında da abonelik esası uyarınca yararlanılan su, elektrik enerjisi ya da doğalgazın karşılığı ödenmeden tüketilmesi tek hareketli suç şeklinde düzenlenmiş ve karşılığında ise hapis cezası öngörülmüştür.
KARŞILIKSIZ YARARLANMA KAVRAMI VE BENZER SUÇ TİPLERİ İLE KARŞILAŞTIRILMASI
Karşılıksız yararlanma eylemi kanunilik ilkesi uyarınca 1991’de 3756 sayılı kanun ile 765 Sayılı Ceza Kanuna eklenerek hukukumuzda yer almıştır. 5237 Sayılı TCK md. 163’te ise karşılıksız yararlanma suçu düzenlenmiştir. Fakat önceki kanun ile TCK arasında karşılıksız yararlanma suçunun birbirinden farklı olduğunu söylemek mümkündür. TCK kapsamında md. 163’te düzenlenen karşılıksız yararlanma suçunun incelenmesinden önce karşılıksız yararlanma kavramının hangi eylemleri içerdiğinin de incelenmesi gerekir.
2. Karşılıksız Yararlanma Kavramı
Yararlanma ve karşılıksız kelimelerinin sözlük anlamına bakıldığında karşılığının verilmemesi karşılıksız, yararlanma ifadesi de faydalanma, istifade etme ve yarar sağlama şeklinde tanımlanmıştır. Doktrinde karşılıksız yararlanma kavramına bakıldığında ise hile ve saniaya başvurulmadan hizmetten yararlanırlarak bir şeyin ödenmemesi, belirli bir kişi ile değil, kamuya arz edilmiş bedelin karşılığında yararlanılan hizmetten bedelin ödenmeden yararlanılması şeklinde ifade edilmiştir. Yargı kararlarına bakıldığında ise karşılıksız yararlanmanın herkese sunulmuş ve yalnızca belirli bir bedelin karşılığında yararlanılan hizmetten bedel ödemeksizin yararlanılması olarak ifade edilmiştir[1].
Öğretideki görüşe bakıldığında ise karşılıksız yararlanmanın suçunun oluşması bakımından hizmet ya da işletme sahibinin paranın dışında ödeme şeklinin önceden kararlaştırılmadığı süre boyunca paranın dışında ödeme aracının kabul edilmemesi zorunluluğu yoktur. Bu sebeple de karşılıksız yararlanma ifadesinin yerine bedelsiz yararlanma ifadesi de bu gibi eylemlerin bütün yönleri ile karşılamaya yeterli olması nedeniyle karşılık kelimesinin yerine bedel kelimesnin kullanılması da anlam açısından iki ifadeyi de karşılar. TCK md. 163’e bakıldığında ise ilk fıkranın tanımında öğretide yer alan tanımlara uygun biçimde bedelin ödenmemesi hususuna değinildiği görülür. İkinci ve üçüncü fıkralardaki fiilerin tanımında da bedelsiz yararlanmanın sahibi ve zilyedinin rızasının olmaması hali belirtilmiştir. Bütün bu tanımlamalara bakıldığında karşılıksız yararlanma kavramının bedel karşılığında yararlanılan hizmetten sahibinin ya da zilyedinin rızası olmaksızın bedelin ödenmeden istifade edilmesi olarak tanımlanması mümkündür[2].
Karşılıksız yararlanma suçunu meydana getiren eylemlerin gelişim sürecinde kimi dönemlerde hukuki uyuşmazlığın kapsamında kalmış ve kimi dönemlerde de cezalandırılma gereğinin düşüncesiyle hareket edildiğinde mevcut suç tiplerinin dahilinde karara varılmış veya ayrı suç şeklinde ceza kanunlarında yer verilmiştir. Eski tarihlerde daha az rastlanılan eylemlerin değişen toplum yaşantısında teknolojik atılımlar sebebiyle yaygınlaşması ise kaçınılmaz bir hal almıştır. Söz konusu yaygınlaşmanın içinde bu eylemler dolandırıcılık ya da hırsızlık suçlarının kapsamında değerlendirilmesine karşın bu gibi eylemlerin dolandırıcılık ya da hırsızlığa sokma çabası gerçeği yansıtmamıştır[3].
Suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca ceza hukukunun vazgeçilmez ilkelerinden kabul edilmesi ile bu gibi eylemlerin klasik suç tipleri bağlamında cezalandırılamayacağı da anlaşılması nedeniyle söz konusu durumun cezalandırılamaması sebebiyle karşılıksız yararlanma eyleminin uzun süre cezasız kalması nedeniyle bu durum bazı tarihlerde skandal boyuta taşınmıştır. Bu sebeple de günümüze değin dolandırıcılık, hırsızlık ve güveni kötüye kullanma gibi suçların malvarlığına ilişkin ihlallerine yanıt vermediği anlaşılmış ve bu eylemlere yönelik özel suç tipinin oluşturulması ihtiyacı doğmuştur[4].
Karşılıksız yararlanma suçunun ortaya çıkmasındaki esas düşüncenin karşılıksız yararlanma kapsamında eylemlerin özellikle de dolandırıcılık gibi suçların kapsamına sokulmaması nedeniyle cezasız kalmaması düşüncesinden kaynaklanır. Eski çağlardaki bu düşüncenin çağdaş dönemin başlarında karşılıksız yararlanma eyleminin benzer suçlar ile cezalandırılması olarak karşılık bulmaktadır. Sonradan ayrı suç tipi şeklinde düzenlendiğini de söylemek mümkündür. Tarih boyunca karşılıksız yararlanmaya sebebiyet veren eylemlerin cezalandırmaya ilişkin ülkelerin arayış ve gelişim içinde olduğu görülür. Yapılan ayrımda görüldüğü şekilde karşılıksız yararlanma suçunu oluşturan eylemlerin kimi zamanlarda malvarlığına yönelik genel suçların kapsamı, kimi zamanda bu tip suçlar kapsamında cezalandırılması zorluğu ve bu sebeple de ihtiyacın karşılanmayıp duraksamaya neden olması sebebiyle ayrı suç tipi kapsamına sokulduğu görülür[5].
Karşılıksız yararlanma suçunun tarihsel gelişim sürecinde olduğu şekilde Türk ceza hukuku gelişimi boyunca farklı tartışmalara neden olmuştur. Bu tartışmaların sonucu olarak da kimi dönemlerde tamamiyle ceza hukukunun kapsamının dışında bırakılarak kimi dönemlerde belirli suç tiplerinin kapsamında cezalandırılması gerektiği kabul edilmiştir. Türk ceza hukukunda evrelerin gelişiminin kanunda suç olarak düzenlenmemiş olduğu dönemde kanunda suç olarak düzenlenmiş olduğu dönem şeklinde iki başlık altında incelenmesi mümkündür. Bu sebeple de öncelikle kanunda suç olarak düzenlenmediği dönemin değerlendirilmesi isabetli olacaktır.
Karşılıksız yararlanma suçunun düzenlenmesi TCK’da eski tarihlere dayanmaz. Karşılıksız yararlanma suçunu meydana getiren eylemlerin özel hüküm olarak düzenlenmesi hususu ile birlikte 1958 tarihli ceza tasarısı ile gündeme gelmiştir. Ceza kanununda karşılıksız yararlanma suçunun ilk defa 1991’de 765 Sayılı Türk Ceza kanununda eklenmesi nedeniyle kanunda suç olarak düzenlenmemiş olduğu dönemde söz konusu yasadan önceki dönemde kanunlaşmamışsa da 1991 tarihli değişikliğe yön vermesi sebebiyle karşılıksız yararlanma suçunun 1987’de düzenlemesi şeklinde iki alt başlık şeklinde incelenmesi uygundur.
1991 tarihli yasadan önceki düzenlemeye bakıldığında mala karşı işlenen suç özel olarak düzenlenmiştir. Bu dönemde kanunda belirlenmemiş suçların cezalandırılmasının açık şekilde ceza hukukunun ana prensibi olan kanunilik ilkesine aykırı olduğu görüşü bulunmaktadır. Bu ilkeye aykırı şekilde ceza hukuku sisteminde yasak olması nedeniyle kıyas ile bu gibi fiillern dolandırıcılık ya da hırsızlık gibi suç tiplerinin kapsamına sokulması da kanunilik ve kıyas yasağı ilkelerinin değer kaybetmesi ve söz konusu durumun alışkanlık haline gelmesine neden olması nedeniyle sakıncalı ve yanlış bulunmuştur. Bu sebeple karşılıksız yararlanmaya sebebiyet veren eylemlerin cezalandırılması için kanun koyucunun özel olarak düzenlenmesi gerektiğine karar verilmiştir[6].
1987 Tarihli Türk Ceza Kanunu Öntasarısındaki düzenlemeye bakıldığında ise Yargıtay’ın vermiş olduğu kararlardan sonra uygulmada ve öğretide yaşanan görüş ayrılıklar sonuda karşılıksız yararlanma eylemleri de eklenmiştir. Karşılıksız yararlanma başlığını taşıyan md. 177 ve 178 uyarınca bu alanda düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemede dikkat çeken hususlardan biri de md. 177 kapsamında karşılıksız yararlanma suçunu meydana getiren eylemlerin sınırlı sayıda sayıldığıdır. Maddelerin gerekçesinde ise ceza mevzuatında yer alan boşluğun doldurulması için söz konusu düzenlemelerin yapıldığı açık bir şekilde belirtilmesi nedeniyle söz konusu suçların konuluş amacının da öğretide ve uygulamada yaşanmakta olan tartışmaların sona erdirillmesi olduğunu söylemek mümkündür[7].
Öntasarının bu şekliyle kamuoyu tartışmasına açılması nedeniyle karşılıksız yararlanma suçlarının tasarının ikinci metninde md. 210 ve 211 düzenlenmiştir. Tasarının ikinci metnin karşılıksız yararlanma başlıklı maddelerine bakıldığında karşılıksız yararlanma suçunun kapsam ve değerlendirmesinin sınırlarının genişletildiği görülür. Bununla birlikte karşılıksız yararlanma suçunun kanunda suç olarak düzenlendiği döneme bakıldığında 1991 tarihli 3756 sayılı kanunla eklenmiştir. Bu suçu meydana getiren eylemlerin kısmen değişikliğe uğraması ile birlikte 2005’te yürürlüğe giren TCK’nın 163. maddesinde düzenlenmiştir. Bu eylemlerin kanunda suç olarak düzenlenmeden önceki dönemde yapıldığı şekilde bu başlığın altında incelemek gerekir[8].
TCK md. 163’te düzenlenen bu hüküm, malvarlığına karşı işlenen suçlar bölümü altında yer verilen karşılıksız yararlanma madde başlığı altında düzenlenmiştir. Kanunun ilk haline bakıldığında su, elektrik, doğalgaz enerjisinden karşılıksız yararlanma eylemi düzenlenmemişti. 2012’de 6352 Sayılı kanunla madde kapsamına eklenmiş olup enerjinin taşınabilir mal şeklinde kabul edilmesi ile birlikte yürürlükten kaltırılmıştır. 2012’de ise hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilmesine karşın söz konusu suçların işlenme oranının toplumda yükselmeye başlaması ve adli sistemin söz konusu suçlar sebebiyle ağırlaşması ise kanun koyucunun harekete geçmesine neden olmuş ve eylemin suç olmaya devam etmesi ile birlikte suç siyasetine göre bu değerler karşısında işlenen suçların niteliği değiştirilerek etkin pişmanlık hükümlerinin bu suçlara yönelik düzenlemesi yeniden ele alınmıştır[9].
5. Benzer Suç Tipleriyle Karşılaştırılması
Karşılıksız yararlanma fiilinin kanunda düzenlenmeden önceki süreçte öğretide ve uygulmada hırsızlık suçu kapsamında değerlendirilip değerlendrilmemesi gerektiğine yönelik farklı görüşler olmuştur. Kanunda özel suç şeklinde düzenlenmesinin ardından kimi yönleri ile hırsızlık suçuna benzerliği sebebiyle bazı duraksamalara sebebiyet vermiştir. Bu sebeple de eylem ve korunan hukuki değer açısından hırsızlık suçunun karşılıksız yararlanma suçuna benzerliği ve unsurları arasındaki farklılıklarına değinilmesi gerekir. Hırsızlık suçunda korunan hukuki değere bakıldığında zilyetlik olduğuna ilişkin öğretide genel kanaat bulunmaktadır. Karşılıksız yararlanma suçunda da korunan hukuki değere bakıldığında yalnızca zilyetliğin değil aynı zamanda da malvarlığı ya da malvarlığı üzerindeki haklar olduğunu söylemek mümkündür[10].
Hırsızlık ve karşılıksız yararlanma suçunu ayıran en önemli noktalardan biri de karşılıksız yararlanma suçlarının hiçbirinin konusunda hırsızlık suçu aksine taşınır mal şeklinde belirtilmemiş olmasıdır. 163. madde gerekçesine bakıldığında ise taşınır malın bulunmaması nedeniyle maddede belirtilmiş olan eylemlerin hırsızlık suçunu oluşturmayan her fıkra açıklamasında ayrı ayrı yazılması gerekir. 5237 sayılı kanun md. 163’te düzenlenen otomatlardan bedelsiz yararlanılması suçunun konusunu madde metninde taşınır maldan bahsedilmemesi nedeniyle hizmet otomatlarını oluşturur. Mal otomatlarının karşılıksız yararlanma suçunun konusunu oluşturmaz. Madde metninde hizmet kavramının kullanılması nedeniyle mal otomatlarından bedelsiz şekilde mal alınması eyleminin hırsızlık suçunun tipikliğine uygun olması nedneiyle mal otomatları suçun konusu olması halinde hırsızlık suçu gündeme gelir[11].
Dolandırıcılık suçu ile karşılaştırıldığında ise eylemlerin tarihsel gelişim süreci içinde dolandırıcılık suçunun maddi unsurlarınadn olan hileli hareketlerin oluşturulması ve bu durumda menfaat elde edilmesi sebebiyle kimi hallerde dolandırıcılık suçu ile benzerliği dikkat çekmiştir. Tarihsel gelişim sürecinde karşılıksız yararlanma suçunun dolandırıcılık suçuna yakın görülmesi nedeniyle karşılaştırmalı hukukta kimi zamanlar dolandırıcılık suçundan sonra düzenlenmiştir. Bu suç da dolandırıcılık benzeri suç şeklinde ifade edilmiştir. Dolandırıcılık suçu ile karşılıksız yararlanma suçunun unsurlarının arasında farklı ve benzer yönlerin tespitinin ardından uygulamada ve öğretide görüşlerin değerlendirilmesi açısından iki suç tipinin karşılaştırılması iki suç arasındaki benzerlikler ve farklılıkları ortaya koyacaktır[12].
Dolandırıcılık suçuyla karşılıksız yararlanma suçunda korunan hukuki değer bakımından genel hatlarıyla değerlendirildiğinde iki suçun da üçüncü bir kimsenin malvarlığı üzerinde hakkı olmaksızın faydalanma açısından orta değere karşı işlendiğini söylemek mümkündür. Fakat dolandırıcılık suçunun kanundaki tanımı ve gerekçesine bakıldığında bu suçla kişilerin sahip olduğu malvarlığı hakkının korunması amaçlanır. Madde gerekçesinde dolandırıcılık suçuyla bir kimsenin irade serbestisini etkilemesi nedeniyle irade özgürlüğünün ihlalinden bahsedilmesi nedeniyle bu suç ile malvarlığı hakkının korunması ile birlikte kişilerin rızalarının serbest bir şekilde ifade edebilmesinin teminat altına alınması ve iyiniyet ve güven gibi birden çok hukuki değerin korunması amaçlanır. Karşılıksız yararlanma suçuyla malvarlığı üzerinde olan hakların korunmasının yanı sıra maddede ifade edilen hizmetleri sağlayan kimselerin ya da kurumların hizmet karşılığı elde ettiği alacak haklarını korur[13].
Bilişim alanındaki suçlarla karşılaştırma yapıldığında sistemin engellenmesi, bozulması, kredi kartlarının kötüye kullanılması, verilerin yok edilmesi ya da değiştirilmesi gibi hususları kapsar. Bir sisteme girilmesi hali md. 243-244 kapsamında düzenlenirken karşılıksız yararlanma suçu ile bu bakımdan benzerlik gösterir. TCK md. 243 kapsamında bedeli karşılığında yararlanırlan sisteme girme suçunun nitelikli halinin düzenlendiği görülür. Bilişim sistemine girme suçunun bilgisayarların artan kullanımı ve doğal olarak da hukuka aykırı şekilde başka bilgisayara girmek ve hatta sisteme girilmesinin arından sistemde kimi suçların işlenmesinin sonucu olarak kendini gösterir. Bilişim sistemlerinin doğrudan bilgisayar ile çalışan sistemlerden otomatlar açısından bilgisayarların sadece yardımcı unsur şeklinde görev yapar. Bu sebeple de hizmet sunan otomatlara yönelik özel düzenlemenin olması nedeniyle otomatların bilişim suçları kapsamına girilmeyerek sistemin eğer ki otomat özelliğinin gösterilmesi ve aynı zamanda da bedel karşılığında yararlanılan bir sistem olması halinde sistemin de md. 163 kapsamındaki sistemlerden biri olması gerekir[14].
Verileri değiştirme, yok etme eylemlerinin işlenmesi ile kişinin kendisi ya da başkasının yararına haksız çıkar sağlaması da başka suç oluşturmaması durumunda cezalandırılması gerektiği belirtilir. Bu düzenlemede failin fiilinin başka suç oluşturmaması durumunda uygulanacağı anlamı çıkar. Bu sebeple de otomat işlevi gören cihazlardan yararlanılması, cihaz bilişim sistemi olsun ya da olmasın karşılıksız yararlanma olarak kabulü gerekir. Aynı şekilde md. 244/4’e bakıldığında ise bu eylemin kanunda ayrıca yaptırım altına alınması da başka suçların vücut vermiş olduğu hallerde bu fıkra hükmüne göre tamamlayıcı tali norm şeklinde düzenlenmesi nedeniyle yardımcı normun sonralığı ilkesi uyarınca bu hüküm ile belirtilmiş olan eylemlerin başkaca suç tanımlarına uyması durumunda failin o hükümler uyarınca cezalandırılması ve bu nedenle de cezalandırmaya ilişkin eylemin başkaca özel suç tipine uymaması halinde gündeme gelir[15].
TCK md. 245 ile karşılaştırma yapılırsa, başkasına ait sahte olarak üretilen banka ya da kredi kartının kullanılması ile yarar sağlanması suç olarak düzenlendiği görülür. Banka ya da kredi kartlarının kullanılması ya da kullandırılması ve yarar sağlanması gerekmesi nedeniyle çok hareketli suç niteliği taşır. Söz konusu suçun konusunu oluşturan kartların bankamatiklerin kulalnılarak yarar sağlanması halinde de bankamatiğin hizmet sunan otomat sayılıp sayılmayacağına yönelik md. 163 ilk fıkrada düzenlenen suçun oluşup oluşmayacağı gündeme gelir. Bu bağlamda söz konusu hizmetlerden bedelsiz faydalanmada bankamatiklerin hizmet otomatı tanımına uygması nedneiyle söz konusu hizmetlerden bedelsiz faydalanma amacıyla bankamatiğe haksız müdahalede bulunulması halinde bankamatik açısından md. 163/1 de yer alan suçun konusu oluşur. Fakat başkalarının kartının ele geçirilerek ya da sahtesinin yapılarak bankamatiklerdeki hizmetlerden yararlanılması halinde TCK md. 245 uyarınca banka ya da kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu oluşur[16].
KARŞILIKSIZ YARARLANMA SUÇU (TCK md. 163)
Karşılıksız yararlanma suçu, malvarlığına karşı suçlar başlığı altında düzelenmiştir. Bu sebeple kanun maddesinin düzenlenmesindeki amaç, mal varlığını korumak olduğunu söylemek mümkündür. Suçun kişilerin mal varlığı değerleri karşısında işlenmesi söz konusu olması nedeniyle suçun korumakta olduğu hukuki değerin de mal varlığına yönelik varlık ya da varlıklar olduğunu söylemek mümkündür. Bir kimseye ait olan, parayla ölçülebilen hakların tamamı mal varlığı olarak ifade edilir. Haklar ve alacaklar malvarlığının aktifini oluştururken borçlar da pasif unsuru oluşturmaktadır. karşılıksız yararlanma suçunun ücret karşılığında yararlanılan hizmetlerden ücret ödemeksizin yararlanılması halinde başkasının mal varlığı değerlerini zedelemesi söz konusu olur[17].
TCK md. 163 uyarınca otomatlar ile sunulan ve bedeli ödenmesi halinde yararlanılan hizmetten ödeme yapılmaksızın yararlanılması durumunda otomatın sahibinin ya da işletmecisinin sahip olması gereken gelirin engellemesi ve ekonomik bakımdan zarar verir. Bununla birlikte başkasına ait olan telefon hattının frekansları ya da elektromanetik dalgalar ile gerçekleştirilen şifreli ya da şifresiz yayınlardan sahibinin ya da zilyedinin rızası olmaksızın faydalanılması halinde o kimsenin daha çok ödeme yapması zorunda kalması sebebiyle o kimsenin ekonomik açıdan zarara uğraması söz konusu olur. Üçüncü fıkraya bakıldığında ise abonelik esası uyarınca yararlanılan elektrik enerjisi, su ya da doğal gazdan sahibinin rızası olmadan ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek biçimde tüketilmesi halinde su, elektrik ve doğalgazdan bedelin ödenerek yararlanan kimselerin daha çok ödemede bulunmaması sebebiyle söz konusu enerjiler üzerinde kullanım hakkı korunur[18].
TCK md. 163’te düzenlenen eylemler uyarınca suçun kanuni tanımında suçu meydana getiren eylemerden hangi hareket ile gerçekletirileceğine ilişkin özelleştirmenin yapılması halinde suçun herhangi hareketle işlenmesinin mümkün olması halinde bu suçun serbest hareketli suç olduğunu söylemek mümkündür. Karşılıksız yararlanma suçunda da bu bağlamda değerlendirilmektedir. Fıkralarda belirlenen eylemlerin herhangi biçimde işleyen kimselere yaptırım uygulanır. Birinci fıkra kapsamında yapılan düzenlemede otomatın teknik işleyişinin bertaraf edici herhangi bir davranış ile bunun sağlanması söz konusudur. Maddenin gerekçesi uyarınca örnek verildiğinde, toplu taşıma sistemlerinde yoluların yolculuk yapılması halinde karşılıksız yararlanma suçu oluşur[19].
Burada değerlendirilmesi gerekli unsur, otomatın öngörülen bedelin ödenmesiyle mekanizmasının kendiliğinden harekete geçmesi sonucunda malın ya da hizmetin otomatça sağlanmasıdır. TCK md. 163 uyarınca düzenlenen suçun meydana gelmesi açısından otomatlara sunulan hizmetlerin bedelinin ödenmeden yararlanılması gerekmektedir. Kanunun lafzında açık bir şekilde hizmetten söz edilmesi nedeniyle aksi görüşlerin de bulunmasının yanı sıra mal otomatlarının bu kapsamda değerlendirilmesi kanunilik ilkesine aykırıdır. Bu sebeple mal otomatının bedelsiz şekilde kullanılarak mal elde etmeye çalışılması halinde hırsızlık suçu oluşur. Otomatın teknik işleyişi ile birlikte eylemlerde hırsızlık suçu oluşur. Otomatın teknik işleyişine müdahale edilerek devre dışı kalması halinde de karşılıksız yararlanma suçunu teşkil eder[20].
İkinci fıkraya bakıldığında ise telefon hatlarıyla frekanslarının sahibin veya zilyedin rızası olmadan yararlanma eyleminden söz edilir. Telefon hatlarıyla frekanslarına girilerek yapılan konuşma bedeli eylemi gerçekleştiren kimse değil, karşı tarafça ödenmesi hali suç tipi olarak kendini gösterir. Mağdurun telefon hattına müdahale edilmesi gibi hususların olması ile birlikte fiziksel müdahale olmadan elektromanyetik frekanslara girilmesiyle de bu suçun oluşması mümkündür. Failin başkasına ya da kamuya ait olan telefon hatları ya da frekanslarının hukuk dışı yollar ile dahil olarak yaptığı konuşmada bedeli mağdura ödetmektedir. Bu nedenle burada hırsızlık suçunun oluştuğu söylenemez. Burada değerlendirilmesi gereken unsur herkesin kullanımına açık telefonların bedeli ödenmeden yararlanılması halinde hangi hükmün uygulanacağıdır. Çünkü burada telefon otomatının bedeli ödenerek yararlanılan otomat niteliğinde olduğu ve farklı müdahalelerle devre dışı bırakıldığı ifade edilir[21].
Tüketim miktarının engellenmesi de başka şekilde gerçekleştirilmesi mümkündür. Örnek vermek gerekirse, su, elektrik ya da doğal gazın tüketim miktarının ölçüldüğü sayaç ya da saatin sökülmesi, arıza yapmasına sebebiyet vermek amacıyla ayarının bozulması veya ölçüm dengesinin sınırlandırılması gibi hususlar da karşılıksız yararlanma dahilinde değerlendirilmesi gerekir. Fakat tüketim miktarını engelleyen hareket yapılmaksızın enerjiden faydalanılması halinde ise suç değil haksız fiilden bahsedilir. Değerlendirilmesi gereken diğer bir durum da maddenin lafzında yer alan abonelik esası uyarınca su, elektrik ya da doğalgazdan yararlanmaya ilişkin hususlardır. Aboneliğin tesis edilmeden önceki süreçte suç teşkil edip etmemesini ayırt etmek gerekmektedir[22].
Kanunda neticenin gösterilmemesi, hareketin yapılması ile suçun tamamlanmış olduğu kabul edilen suçlar şekli suçlar olarak ifade edilir. Bu suçlarda netice bulunmaktadır, fakat harekete bitişik olup hareketten ayrılması söz konusu değildir. Karşılıksız yararlanma suçunda maddi unsurun netice kısmında ise otomatlardan bedel ödenmeksizin yararlanılması da sahip ya da zilyedin rızası olmadan telefon hatları ve frekansları ya da şifreli veya şifresiz yayınlardan faydalanılması veya tüketilmesidir. Failin bu biçimde yarar sağlaması sırasında neticenin gerçekleşmiş olacağı kabul edilir. Bu bağlamda karşılıksız yararlanma suçunun neticesinin harekete bitişik suç olduğu söylenebilir. Suçun, hizmetin elde edilmesiyle hareketin gerçekleşmesiyle tamamlanır[23].
Bu suçun failine ilişkin kanunda ayrıca özellik aranmaması nedeniyle suçun failinin herkes olması mümkündür. Otomatlar aracılığı ile sunulmakta olan ve bedelin ödenmesi halinde yararlanılan hizmetten ödeme yapılmaksızın yararlanılan telefon hatlarıyla frekanslardan ya da elektromanyetik dalgalar ile gerçekleştirilen şifreli ve şifresiz yayınların sahibinin veya zilyedinin rızası olmaksızın faydalanan veya abonelik esası uyarınca yararlanılan elektrik enerjisi, su ya da doğalgazın sahibinin rızası olmaksızın tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek biçimde tüketen gerçek kişinin suçun faili kabul edilir. Failin ödeme imkanının olup olmaması ya da failin ödeme yeteneğinin olmadığını bilmesi de aranan unsurlardan değildir. Ayrıca belirtmek gerekir ki tüzel kişiler söz konusu suçun faili olması mümkün değildir[24].
Otomatlar aracılığı ile sunularak bedelinin ödenmesi halinde yararlanılan hizmetten bedelin ödenmeden yararlanılması halinde otomatlar aracılığıyla bedel karşılığın hizmet sunan kimsenin, otomatın sahibi işletmecisi ya da zilyedi olan kimsenin suçun mağduru olduğu söylenebilir. Kamum kurumlarının sahip olduğu otomatlardan yararlanılması halinde de suçtan zarar gören olarak kabul edilmektedir. 2. fıkraya bakıldığında ise mağdurun telefon hatları ve frekanslarıyla zararına konuşma yapılan kimse, elektromanyetik dalgalar ile yapılan şifreli ya da şifresiz yayınların sahibi ya da bu yayınların bedelinin ödenerek yararlanan zilyettir. Bu kimsenin abonenin kendisi olabileceği gibi abonenin adına kendi hesabından mevcut hizmetten yararlanan kimse olması da mümkündür[25].
3. fıkraya bakıldığında ise mağdurun zararına elektrik, su ya da doğalgaz enerjisi kullanan gerçek kişiler olduğu ifade edilir. TCK md. 167 uyarınca karşılıksız yararlanma suçunda hakkında ayrılık kararı verilmeyen eşlerden biri, üst soy ya da alt soyun bu derecede kayın hısımlarından biri ya da evlat edinen veya evlatlığın aynı konut içinde birlikte yaşayan kardeşlerinden birinin zararına işlenmesi durumunda mağdur hakkında ayrılık kararı verilmesi halinde eşlerden birinin aynı konutta yaşamaya kardeşlerden biri de aynı konutta yaşayan hala, dayı, amca, teyze, yeğen ya da ikinci derecede kayın hısımlarından birinin bulunması halinde suçun takibi şikaye bağlı hale gelmektedir ve aynı zamanda da verilen ceza yarı oranında indirilmektedir[26].
Otomatlar ile sunulan ve bedelinin ödenmesine karşın yararlanılan hizmetten ödeme yapmaksızın yararlanma suçunun konusuna bakıldığında bedelinin ödenmesi halinde yararlanılan otomatlar olduğu söylenebilir. Suçun oluşması için bedeli olan hizmetin bedelinin ödenmeksizin yararlanılması gerekir. Aynı şekilde telefon hatları ve frekansları ya da elektromanyetik dalgalar ile gerçekleştirilen şifreli ya da şifresiz yayınlardan yararlanma halinde suçun konusunun telefon hatlarıyla frekansları ve elektromanyetik dalgalar ile gerçekleştirilen şifreli ya da şifresiz yayınlardır. Üçüncü fıkrada yer verilen suç tipinin hukuki konusu ise abonelik esası uyarınca yararlanılan su, elektrik ya da doğalgazdır. Bunların dışında enerjilerin karşılıksız yararlanma suçunun konusunu oluşturmamaktadır. Bu gibi enerjilerden karşılıksız yararlanma, hırsızlık suçunu oluşturması da mümkündür[27].
Karşılıksız yararlanma, kasten işlenen bir suçtur. Failin suçun kanuni tnaımında yer alan unsurları bilerek ve isteyerek bedel ödemeksizin TCK md. 163’te yer alan hizmetlerden yararlanır. Bu suçun oluşması için genel kastın varlığı yeterlidir, failin özel amacının olması aranmaz. Karşılıksız yararlanma suçunun olası kastla işlenmesi de mümkündür. Failin karşılıksız yararlanma suçunun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşeceğini öngörmüş olmasına karşın olası neticeleri düşünmesi ve göze alması halinde kastla sorumlu olur. Bir kimsenin karşılıksız şekilde hizmetten yararlanması başta fark etmemesine karşın sonradan fark etmiş olmasına karşın umursamaması ve sonucunu öngörmesi halinde aldırmamışsa olası kasttan söz edilir. Karşılıksız yararlanma suçunun taksirli halinde de kanunda yer verilmemesi nedeniyle suçun taksirle işlendiği söylenemez[28].
8. Suçun Özel Görünüş Biçimleri
Bu suçun teşebbüsle işlenmesi mümkündür çünkü suçun bedel ödemeden yararlanılması anında tamamlanmaktadır. Üç fıkrada da eylem bakımından failin icra hareketlerinin elinde bulunmayan sebeplerle kesilmesi halinde eylemin teşebüs aşamasında kaldığı söylenebilir. Otomatlar ile sunulan ve bedelinin ödenmemesi halinde yararlanılmayan hizmetten ya da telefon hatlarıyla frekansları veya elektromanyetik dalgalar ile yapılan şifreli ya da şifresiz yayınların sahibi veya elektromanyetik dalgalar ile gerçekleştirilen şifreli ya da şifresiz yayınlardan sahibinin ya da zilyedinin rızası olmadan yararlanma kastıyla harekete geçen failin yararlanma amacını gerçekleştirmeden elinde bulunmayan sebeplerle harekete devam etmemesi halinde eylemin teşebbüs aşamasında kalduğını söylemek mümkündür[29].
Karşılıksız yararlanma suçunun iştirak açısından özellik arz etmez. Bu suçta genel iştirak kuralları uygulanmaktadır. Suçun bir kimsece işleneceği gibi birden çok tarafından da işlenmesi mümkündür, faillerin her biri ayrı ayrı cezalandırılmaktadır. Genel itibariyle içtimaya bakıldığında ise gerçek içtima hükümleri uygulanmaktadır. Hizmetin elde edilmesi için sahte para ya da belgenin kullanılması halinde de resmi belgede sahtecilik suçu oluşacaktır. Aynı şekilde bir kimsenin arkadaşının evinde arkadaşının rızası olmaksızın internete girip bazı verileri indirmesi halinde de bilişim sistemine hukuka aykırı biçimde girme ve aynı zamanda da internetin bağlı bulunduğu telefon hattından rızanın dışında karşılıksız yararlanmadan sorumlu olur[30].
Failin suç işleme kararının icra edilmesi bağlamında farklı zamanlarda aynı mağdura ilişkin bedelin ödenmesi halinde yararlanılan hizmet otomatından ya da telefon hattıyla frekanslardan karşılıksız şekilde yararlanılması durumunda cezaya hükmedilir. Hükmedilen cezanın zincirleme suç hükümleri uyarınca arttırılır. Bedelsiz yararlanma eyleminin birden çok kişi ile tek eylemle işlenilmesi halinde de zincirleme suç hükümleri uygulama bulur. Fakat ikinci fıkrada şifreli ve şifresiz yayınlardan yararlanma eylemiyle üçüncü fıkradaki su, elektrik ya da doğalgazdan yararlanma eylemlerinin kesintisiz suça mahal vermesinden dolayı bu fıkralar uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanmaz[31].
TCK md. 167’de yağma suçları hariç mal varlığı karşısında suçlara ceza verilmeyen hallerde bu suçlara yönelik verilen cezalarda indirim yapılan hallere yönelik düzenleme getirilmiştir. Karşılıksız yararlanma suçunda esas bakımından re’sen takip edilir, fakat ikinci fıkrada belirtilmiş olan şahısların aleyhine söz konusu suçun işlenmesi halinde soruşturmanın şikayete bağlı hale geleceği görülür. Etkin pişmanlık hükümlerine bakıldığında ise indirim oranının tazmin kovuşturmanın başlamasından önce ya da hüküm verilmeden önce olmasına göre değişiklik gösterir. İlk durumda ceza üçte ikiye kadar indirilir. İkinci durumda ise ceza yarıya kadar arttırılır.
Karşılıksız yararlanma suçunun soruşturması ve kovuşturması TCK md. 168/2’deki belirtilen haller hariç olmak üzere re’sen yapılmaktadır. Bu suçun ilk iki fıkrasında eylemlerin işlenmesi halinde görevli mahkeme sulh ceza mahkemesi iken üçüncü fıkrada suç açısından asliye ceza mahkemesi olmasıan karşın tüm fıkralar açısından asliye ceza mahkemeleri görevlidir[32].
TCK md. 163/1 bakımından düzenlenen yaptırım, iki aydan altı aya kadar hapis ya da adli para cezasıdır. İkinci fıkra açısından da altı aydan iki yıla kadar hapis ya da adli para cezası söz konusu olur. Son fıkraya bakıldığında ise bir seneden üç seneye kadar hapis cezası öngörülmüştür. Görüldüğü üzere kanun koyucunun iki fıkrada hakime seçim hakkı tanınmıştır. Fakat abonelik esası uyarınca yararlanılan elektrik enerjisinde suyun ya da doğalgazın sahibinin rızası olmadan tüketimin ne kadar olduğu belirlenmesini engelleyen yalnızca hapis cezasının hükmedilmesi gereğini ortaya koymuştur. Hükmü veren mahkemenin seçenek yaptırım şeklinde hapis cezasını uygulaması halinde TCK md. 50 uyarınca söz konusu hapis cezasını adli para cezasına dönüştürmesi mümkün değildir[33].
Karşılıksız yararlanma suçuna ilişkin düzenleme TCK md. 163’te düzenlenmiştir. Hem doktrinde hem de uygulamada tartışmalara neden olmuştur. Önceki zamanlarda bu tartışmanın telefon hatlarına saplama yapılarak veya bedelin karşı tarafa ödettirilerek gerçekleştirilen eylemlerde hırsızlık şeklinde değerlendirilmesi, kanunilik ilkesi açısından sakıncalı sonuçların meydana gelmesi söz konusuyken bu gibi eylemlerin dolandırıcılık bağlamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği tartışmalarına sebebiyet vermiştir. Günümüzde de bilişim sistemi şeklinde kabul edilen ve aynı zamanda da bedeli ödenerek faydalanılacak otomatlardan bedel ödenmeden yararlanılması durumunda hangi düzenlemenin uygulanması gerektiğine yönelik sorunlar yaşanmaktadır. Bu sebeple de suç tipinin sınırlarının açık biçimde belirlenmesi gerekliliği ortaya çıkar.
Belirli bir ücret veya bedel ödemeden hizmet sunan otomatlardan yararlanma, md. 163 bağlamında tipik fiil şeklinde nitelendirilmemesi ve suç teşkil etmeyeceği ifade edilebilecek sonuçlardan ilkidir. İkinci olarak değerlendirilmesi gereken husus da bedelin ödenmesi gerektiği algısını sağlayan davranışların sergilenmek için otomattan yararlanmanın konusunu malın değil, hizmetin oluşturmasıdır. Otomatın sunmuş olduğu hizmetten değil de maldan yararlanılması ihtimalinde karşılıksız yararlanma suçu yine de oluşur. Çünkü failin bedel ödemeksizin otomatın sunduğu hizmetten yararlanılması halinde hükmedilen cezayla aynı biçimde maldan yararlanılması durumunda da hükmedilen cezanın arasında ölçüsüz fark olur. Bununla birlikte otomatla mal sunan kimsenin o malı kamunun ulaşacağı yere götürmesi ve sunması da hizmet olarak değerlendirilmesi gerekir.
KAYNAKÇA
Artuk Mehmet Emin/Gökcen Ahmet/Yenidünya Ahmet Caner: Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 7. Baskı, Ankara, 2013.
Bezci Yiğit, Türk Ceza Kanunu Hükümleri Çerçevesinde Karşılıksız Yararlanma Suçu, Akdeniz Üniversitesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2014.
Centel Nur/Zafer Hamide/Çakmut Özlem: Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Beta Yayınları, C. 1, 4. Baskı, İstanbul, 2017.
Çetin Soner Hamza: Elektrik, Su ve Doğalgazdan Karşılıksız Yararlanma Suçu, Bilge Yayınevi, Ankara, 2014.
Dursun Hasan: Dolandırıcılık Suçu, Ankara Üniversitesi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, 2016.
Erdağ Ali İhsan: Bilişim Alanında Suçlar (Türk ve Alman Ceza Hukukunda), Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 14, S. 2, 2010.
Evirgen Selen: Karşılıksız Yararlanma Suçu (TCK m. 163), AÜHFD, S. 65, 2016.
Hafızoğulları Zeki/Kurşun Günal: Malvarlığına Karşı Suçların Ortak Genel Yapısı, Turgut Akıntürk’e Armağan, Beta Yayıncılık, Ankara, 2008.
Kalay Mehmet: TCK'da Bilişim Suçları, Genç Hukukçular Hukuk Okumaları, S. 3, 2009.
Kanbur Mehmet Nihat: Türk Ceza Kanununda Mevcut Hükümler Çerçevesinde İhmal Suretiyle İcra Suçlarına İlişkin Sorunlar Üzerine Değerlendirmeler, Ceza Hukuku Dergisi, S. 18, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2012.
Kıldan İsmail Turgut: Malvarlığına Karşı İşlenen Suçlarda Etkin Pişmanlık Hükmünün Uygulanabilme Koşulları, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, C. 1, Y. 3, S. 8, 2012.
Maviş Volkan: Dolandırıcılık Suçunun Hile Unsuruna İlişkin Sorunlar, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Özel Sayı, C. 1, 2015.
Özbek Veli Özer/Kanbur Mehmet Nihat/Doğan Koray/Bacaksız Pınar/Tepe İlker: Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınları, 9. Baskı, Ankara, 2015.
Parlar Ali/Öztürk Mustafa, Uygulamada Karşılıksız Yararlanma ve Mühür Bozma Suçları, Aristo Yayıncılık, İstanbul, 2018.
Soyaslan, Doğan: Ceza Hukuku Özel Hükümler, Yetkin Yayınları, 10. Bası, Ankara, 2014.
Tezcan Durmuş/Erdem Mustafa Ruhan/Önok Murat: 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununa Göre Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 12. Baskı, Ankara, 2015.
Tüysüz, Fırat: Dolandırıcılık Suçu, Başkent Üniversitesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2017.
Yalvaç, Gürsel: Ceza ve Yargılama Hukukuna İlişkin Temel Kanunlar T.C. Anayasası, Gerekçeli TCK, CMK, CGTİK ve Askeri Ceza Mevzuatı, 15. Baskı, Ankara, 2015.
Yılmaz Zahit/Apiş Özge: Karşılıksız Yararlanma Suçu (m.163) Malvarlığına Karşı Suçlar (m. 141-149), Adalet Yayınevi, Ankara, 2018.
Yurtcan, Erdener: Yargıtay Kararlarının Işığında Malvarlığına Karşı Suçlar, Adalet Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2015.
--------------
[1] Erdağ Ali İhsan: Bilişim Alanında Suçlar (Türk ve Alman Ceza Hukukunda), Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 14, S. 2, 2010.
[2] Kanbur Mehmet Nihat: Türk Ceza Kanununda Mevcut Hükümler Çerçevesinde İhmal Suretiyle İcra Suçlarına İlişkin Sorunlar Üzerine Değerlendirmeler, Ceza Hukuku Dergisi, S. 18, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2012.
[3] Bezci Yiğit, Türk Ceza Kanunu Hükümleri Çerçevesinde Karşılıksız Yararlanma Suçu, Akdeniz Üniversitesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 2014.
[4] Dursun Hasan: Dolandırıcılık Suçu, Ankara Üniversitesi, Yayımlanmamış Doktora Tezi, 2016.
[5] Artuk Mehmet Emin/Gökcen Ahmet/Yenidünya Ahmet Caner: Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 7. Baskı, Ankara, 2013.
[6] Dursun, 2016.
[7] Dursun, 2016.
[8] Evirgen Selen: Karşılıksız Yararlanma Suçu (TCK m. 163), AÜHFD, S. 65, 2016.
[9] Evirgen, 2016.
[10] Maviş Volkan: Dolandırıcılık Suçunun Hile Unsuruna İlişkin Sorunlar, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Özel Sayı, C. 1, 2015.
[11] Parlar Ali/Öztürk Mustafa, Uygulamada Karşılıksız Yararlanma ve Mühür Bozma Suçları, Aristo Yayıncılık, İstanbul, 2018.
[12] Tezcan Durmuş/Erdem Mustafa Ruhan/Önok Murat: 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununa Göre Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 12. Baskı, Ankara, 2015.
[13] Yılmaz Zahit/Apiş Özge: Karşılıksız Yararlanma Suçu (m.163) Malvarlığına Karşı Suçlar (m. 141-149), Adalet Yayınevi, Ankara, 2018.
[14] Yurtcan, Erdener: Yargıtay Kararlarının Işığında Malvarlığına Karşı Suçlar, Adalet Yayınevi, 2. Bası, Ankara, 2015.
[15] Çetin Soner Hamza: Elektrik, Su ve Doğalgazdan Karşılıksız Yararlanma Suçu, Bilge Yayınevi, Ankara, 2014.
[16] Çetin, 2014.
[17] Centel Nur/Zafer Hamide/Çakmut Özlem: Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Beta Yayınları, C. 1, 4. Baskı, İstanbul, 2017.
[18] Centel, Zafer, Çakmut, 2017.
[19] Centel, Zafer, Çakmut, 2017.
[20] Hafızoğulları Zeki/Kurşun Günal: Malvarlığına Karşı Suçların Ortak Genel Yapısı, Turgut Akıntürk’e Armağan, Beta Yayıncılık, Ankara, 2008.
[21] Özbek Veli Özer/Kanbur Mehmet Nihat/Doğan Koray/Bacaksız Pınar/Tepe İlker: Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınları, 9. Baskı, Ankara, 2015.
[22] Soyaslan, Doğan: Ceza Hukuku Özel Hükümler, Yetkin Yayınları, 10. Bası, Ankara, 2014.
[23] Tüysüz, Fırat: Dolandırıcılık Suçu, Başkent Üniversitesi, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2017.
[24] Yalvaç, Gürsel: Ceza ve Yargılama Hukukuna İlişkin Temel Kanunlar T.C. Anayasası, Gerekçeli TCK, CMK, CGTİK ve Askeri Ceza Mevzuatı, 15. Baskı, Ankara, 2015.
[25] Kıldan İsmail Turgut: Malvarlığına Karşı İşlenen Suçlarda Etkin Pişmanlık Hükmünün Uygulanabilme Koşulları, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, C. 1, Y. 3, S. 8, 2012.
[26] Kıldan, 2012.
[27] Kalay Mehmet: TCK'da Bilişim Suçları, Genç Hukukçular Hukuk Okumaları, S. 3, 2009.
[28] Kalay, 2009.
[29] Centel, Zafer, Çakmut, 2017.
[30] Centel, Zafer, Çakmut, 2017.
[31] Evirgen, 2016.
[32] Parlar, Öztürk, 2018.
[33] Parlar, Öztürk, 2018.