KESİN MÜHLETİN SATIŞ İSTEME SÜRELERİNE ETKİLERİ (İİK 289-294-295-106-110-150/e)

Abone Ol

Bu yazımızda daha önce aleyhine icra takibi yapılmış borçlunun, haciz veya rehin işlemi uygulanmış bir malı üzerindeki satış isteme ve düşme sürelerinin konkordato kurumunun etkin bir hukuki mekanizması olan kesin mühlet bakımından değerlendirmesi yapılacaktır.

Yazımızda öncelikle İcra ve İflas Kanunundaki satış isteme sürelerinden bahsedilecek sonrasında kesin mühletin satış isteme sürelerine etkileri üzerinde durulacaktır.

İcra ve İflas Kanununun satış isteme usûl ve süreleri İİK 106.maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; alacaklı veya borçlu, hacizden itibaren bir yıl içinde haczolunan malın satışını isteyebilir. Borçlunun üçüncü şahıslardaki alacağı da bu hükme tabidir. Bir yıllık süre içinde satışı istenip de artırma sonucu satışı gerçekleştirilemeyen mahcuz hakkındaki satış isteme süresi, satış isteyen alacaklı bakımından birinci fıkrada belirtilen sürenin sona ermesinden itibaren bir yıl daha uzar. Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması zorunludur. Sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte yapılması ve bunlara ilişkin giderlerin tamamının birlikte ve peşin olarak yatırılması zorunludur. Kıymet takdiri ve satış giderlerinin, sicile kayıtlı motorlu kara araçları bakımından ilaveten muhafaza giderinin tamamı, satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır. Yukarıdaki fıkralar uyarınca satış talebiyle birlikte peşin olarak yatırılan miktarın satış işlemleri sırasında yetersiz kaldığı anlaşılırsa icra müdürü tarafından satış isteyene on beş günlük süre verilir ve bu sürede eksik miktar tamamlanmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır. Bu maddede belirtilen giderler Adalet Bakanlığınca her yıl yürürlüğe konulan tarifede belirlenir.

İcra ve İflas Kanununun bir mal üzerindeki haczin kalkmasının hangi şartlarda olacağı İİK 110.maddesinde düzenlenmiş olup, bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya (…)(1) talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Hacizli malın satılması yönündeki talep bir defa geri alınabilir.

İcra ve İflas Kanununun rehinli mal üzerindeki satış isteme süreleri de İİK 150/e maddesinde düzenlenmiş olup, Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren altı ay içinde, taşınmaz rehnin satışını da aynı tarihten itibaren bir yıl içinde isteyebilir. Satış yukarıdaki fıkrada gösterilen müddetler içinde istenmez veya talep geri alınıp da bu müddetler içinde yenilenmezse takip düşer.

Kesin mühletin satış sürelerine etkileri üzerinde değerlendirme yapmadan önce kesin mühletin hukuki sonuçlarından bahsetmek gerekmektedir.

İİK 289.maddesinde düzenlenen kesin mühletin bir kısım alacaklılar ile rehinli alacaklılar bakımından sonuçları bulunmaktadır.

Kesin Mühletin Alacaklılar Bakımından Sonuçları ve Satış Sürelerine Etkileri:

Mühlet içinde Borçlu aleyhine 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. 206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir. (İİK 294)

Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez ancak rehinli malın konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılması öngörülmüyor veya kıymeti düşecek ya da muhafazası masraflı olacak ise 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki usule göre satışına izin verilebilir ve satış gelirinden rehinli alacaklıya rehin bedeli kadar ödeme yapılır. (İİK 295)

Buna göre; borçlu aleyhine amme alacakları da (kamu alacağı) dahil hiçbir takip yapılamayacağı, daha önce başlamış takiplerin duracağı, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararlarının uygulanmayacağı bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren sürelerin işlemeyeceği ancak İİK 206.maddenin 1.fıkrasında yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabileceği açıkça anlaşılmaktadır.

Böylelikle kesin mühlet kararından önce borçlu aleyhine yapılan icra takiplerindeki hacizlerin satış isteme sürelerinin kanun metninde açıkça hak düşürücü sürelerin işlemeyeceği de düzenlenmiş olduğundan kesin mühlet kararı tarihinden itibaren duracağı kesin mühletin yine mahkeme kararı ile kaldırılması halinde kalan sürelerin kaldığı devam edeceği anlaşılmaktadır.

Kesin Mühletin İşçi Alacakları Bakımından Sonuçları ve Satış Sürelerine Etkileri:

Kanun koyucu İİK 294.maddenin 2.fıkrasında sayılan işçi alacakları için ayrı bir kanuni zırh öngörerek bu alacak için takip yapılabileceğinden bahsetmiş olduğundan İİK 206.maddenin 1.fıkra bahsedilen işçi alacakları için başlatılan takipler için satış ve hak düşürücü süre yasağından işçi alacaklarını müstesna tuttuğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle borçlu aleyhine daha önce veya sonrasında başlatılan işçi alacaklarına konu icra takibi nedeniyle herhangi bir yasak bulunmaması karşısında kesin mühlet içinde borçlunun mallarına konulan hacizler aksine bir mahkeme kararı bulunmaması halinde ve yukarıda bahsedilen İİK 106 ve 110.maddesinde belirtilen yasal süreler içinde satış talebinde bulunulmaması ile satış gider tarifesinde öngörülen satış avansının yatırılıp sürelerin kesilmemesi halinde mal üzerindeki haczin düşmesi sonucunu doğuracağı anlaşılmaktadır.

Kesin Mühletin Rehinli Alacaklılar Bakımından Sonuçları, Satış Sürelerine Etkileri:

Kanun koyucu rehinli alacaklılar yönünden de ayrı bir değerlendirmeye giderek; kesin mühlet süresi içinde rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabileceğini veya başlamış olan takiplere devam edilebileceğini ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamayacağını ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemeyeceğini bunun istisnası olarak da rehinli malın konkordato projesine göre işletme tarafından kullanılması öngörülmüyor veya kıymeti düşecek ya da muhafazası masraflı olacak ise 297 nci maddenin ikinci fıkrasındaki usule göre satışına izin verilip satıldıktan sonra satış gelirinden rehinli alacaklıya rehin bedeli kadar ödeme yapılacağını düzenlemiş olup, kesin mühlet süresi içinde bu yönüyle rehinli alacaklılar bakımından takibin devamı yasağı bulunmaması nedeniyle kesin mühlet içinde dahi İİK 150/e maddesinde düzenlenen taşınırlar için ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren taşınır rehni için 6 ay, taşınmaz rehni için 1 yıllık süre içinde satış talep edilmemesi halinde takibin düşme sonucunu doğuracağı anlaşılmaktadır.

Konkordato kapsamında mühlet kararında verilen tedbire ilişkin Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 2021/8839 Esas, 2022/2140 Karar, 22/02/2022 tarihli kararında;

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/848 Esas sayılı dosyasında 25/02/2019 tarihli ara kararı ile asıl borçlu şirket hakkında 25/02/2019 tarihinden itibaren başlamak üzere 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verilmiş ise de, mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebileceğinden, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmış olup, bu tedbirin kaldırılmasından önce satış yapılamaz ise de; satış talebi icra işlemi olduğundan ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takibin durması söz konusu olmadığından, tedbir kararı satış talebinde bulunmasına engel değildir. “ şeklinde karar verilmiş olduğu,

Konkordato kapsamında mühlet kararı süresi içinde işçi alacağından kaynaklı takipte borçlunun malına konulan hacze ilişkin Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 2022/8413 Esas, 2023/1442 Karar, 07/03/2023 tarihli onama kararında; “Borçlunun istinaf başvurusu bakımından incelemeye geçildiğinde; takibe dayanak karar tarihi 07.07.2020 olduğu, karar tarihinden geriye doğru bir yıl içinde Samsun Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/661 E. sırasına kayden davalı/borçlu şirket hakkındaki konkordato davasında 16.10.2019 tarihli tensip tutanağının 4 no.lu ara kararında borçlu şirket hakkında 16.10.2019 tarihinden başlamak suretiyle üç ay süreyle geçici mühlet kararı verilmesine, 10 no.lu ara kararının "e" bendinde "İİK'nın 206/1. maddesine yazılı imtiyazlı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabileceğini, mühlet sırasında rehinli temin edilmiş alacaklar nedeniyle muhafaza tedbirleri alınmasının ve rehinli malın satışının yapılmasının ihtiyati tedbiren önlenmesine" karar verildiği, 08.01.2020 tarihli duruşma zaptıyla geçici mühletin 08.01.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere iki ay uzatılmasına, 04.03.2020 tarihinde ise borçlu şirket hakkında 04.03.2020 tarihinden itibaren başlamak üzere bir yıl süre ile kesin mühlet verilmesine...Davacı/borçlu şirket hakkında verilen bir yıllık kesin mühlet kararının sonuçları bakımından İİK'nın 294, 295, 296 ve 297. maddelerinin geçerli olmasına karar verildiği, iş mahkemesi ilamının tedbir süresi içinde verilmiş olduğu, takibe konu alacağın İİK'nın 206/1 maddesi kapsamında kaldığı, yukarıda izah edilen geçici mühlet ve tedbirlere ilişkin ara karara göre alacaklının takip başlatabileceği, ancak muhafaza ve satış işlemleri yapamayacağı, borçlunun mallarına haciz konmasına engelleyen bir tedbir kararının bulunmadığı bu yönüyle mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine “ şeklinde karar verildiği,

Yine Konkordato kapsamında mühlet kararı süresi içinde ipotek takibinin yapılabileceğine ilişkin Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 2022/8413 Esas, 2023/1442 Karar, 07/03/2023 tarihli onama kararında da;” somut olayda, … İİK'nın 295. maddesi dikkate alındığında konkordato mühleti içerisinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip yapılmasına engel bulunmadığı, dava tarihi itibariyle satış talebi de olmadığı anlaşılmakla şikayetin reddine karar verilmesi gerektiğine dair “ yerleşik yüksek yargı içtihatlarının bulunduğu anlaşılmıştır.

Sonuç olarak ;

İİK 289.maddesi gereğince verilen kesin mühletin satış sürelerine etkisi bakımından Yargıtay kararları ışığında yapılan değerlendirmede;

1 – Kanunda istisna öngörülmemiş alacaklar bakımından kesin mühlet kararından önce borçlu aleyhine yapılan icra takiplerinde malların üzerine konulan hacizlerin İİK 294.maddesinde açıkça hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğinin düzenlenmiş olduğu, satış isteme sürelerinin hak düşürücü süreler kapsamında olduğu değerlendirildiğinde kesin mühlet kararı tarihinden itibaren satış isteme sürelerinin duracağı kesin mühletin yine mahkeme kararı ile kaldırılması halinde sürelerin kaldığı devam edeceği,

2 - İİK 294.maddenin 2.fıkrasında sayılan işçi alacakları için kanun koyucu tarafından ayrı bir kanuni zırh öngörüldüğü İİK 206.maddenin 1.fıkra bahsedilen işçi alacakları için başlatılan takiplerde takip, satış, hak düşürücü süre yasağından işçi alacaklarının müstesna tutulduğu anlaşıldığından, borçlu aleyhine daha önce veya sonrasında başlatılan işçi alacaklarına konu icra takibi sonucunda kesin mühlet içinde borçlunun mallarına konulan hacizler aksine bir mahkeme kararı bulunmaması durumunda İİK 106 ve 110.maddesinde belirtilen yasal süreler içinde satış talebinde bulunulmaması ile satış gider tarifesinde öngörülen satış avansının yatırılıp sürelerin kesilmemesi halinde mal üzerindeki hacizlerin kalkması sonucunu doğuracağı,

3 – İİK 295.maddesi gereğince; kesin mühlet süresi içinde rehinli alacaklılar bakımından takibin devamı yasağının bulunmadığı ancak satış yasağı bulunmasına rağmen kesin mühlet içinde dahi İİK 150/e maddesinde düzenlenen taşınırlar için ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren taşınır rehni için 6 ay, taşınmaz rehni için 1 yıllık süre içinde satış talep edilmemesi halinde, takibin İİK 150/e maddesi gereğince düşmesi sonucunu doğuracağı anlaşılmaktadır.

Söz konusu paylaşımlarımız İcra hukukuna dair Yargıtay kararları ışığında kendi yorum ve değerlendirmelerimiz olup, ilgili olan herkese yararlı olması dileğiyle.