Öz
Uluslararası nitelik taşıyan miras uyuşmazlıkları, mirasbırakanın vatandaşlığı, yerleşim yeri, mirasçıların bulunduğu ülkeler, terekeye dâhil malların konumu, taşınmazların bulunduğu ülke, vasiyetnamenin şekli ve uygulanacak hukuk gibi birçok unsurun birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Mirasbırakanın yabancı olması, mirasın tamamına otomatik olarak yabancı hukukun uygulanacağı anlamına gelmediği gibi; mirasçıların Türk vatandaşı olması da her durumda Türk hukukunun uygulanmasını sağlamaz.
Türkiye bakımından temel düzenleme, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’dur. Bu düzenlemeye göre kural olarak miras, ölenin millî hukukuna tâbidir. Ancak Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından Türk hukuku uygulanır. Mirasın açılması sebepleri, mirasın kazanılması ve paylaşılması ise terekenin bulunduğu ülke hukukuna tâbi tutulmuştur. Bu sistem, mirasın tek bir hukukla değil, malvarlığı unsurlarının niteliği ve bulunduğu ülkeye göre farklı hukuklarla ilişkilendirilebilmesine imkân tanır.
Bu makalede Türkiye’de bulunan Türk vatandaşlarının yurt dışındaki mirasları ile Türkiye’de malvarlığı bulunan yabancıların miraslarının paylaşılması; uygulanacak hukuk, görevli ve yetkili mahkeme, mirasçılık belgesi, taşınır ve taşınmaz mallar, vasiyetname, tenfiz ve tanıma, vergi ve uygulamadaki sorunlar bakımından incelenmektedir.
1. Giriş
Uluslararası hareketliliğin artmasıyla birlikte kişilerin birden fazla ülkeyle hukuki bağ kurması olağan hâle gelmiştir. Bir kişi Türkiye’de doğmuş, Türk vatandaşı veya çifte vatandaş olabilir; başka bir ülkede yerleşebilir, çalışabilir, banka hesabı açabilir, şirket kurabilir, taşınır veya taşınmaz mal edinebilir ve ölümünden sonra mirasçıları farklı ülkelerde bulunabilir. Bu tür durumlarda mirasın paylaşılması, yalnızca Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacağı basit bir iç hukuk meselesi olmaktan çıkar.
Örneğin Türk vatandaşı bir kişinin Almanya’da bulunan banka hesabı, Fransa’daki taşınmazı ve Türkiye’deki taşınmazı bulunabilir. Bu kişinin ölümünden sonra mirasçılarının bir kısmı Türkiye’de, bir kısmı ise yabancı ülkede yaşıyor olabilir. Aynı şekilde yabancı bir kişinin Türkiye’de taşınmazı, Türkiye’de faaliyet gösteren bir şirkette payı ve kendi ülkesinde banka hesabı bulunabilir. Bu durumda hangi ülke hukukunun uygulanacağı, hangi mahkemenin görevli ve yetkili olduğu, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de geçerli olup olmayacağı ve mirasçıların hangi belgeleri sunacağı ayrı ayrı incelenmelidir.
Milletlerarası miras hukukunda üç temel soru öne çıkar:
1. Miras ilişkisine hangi ülke hukuku uygulanacaktır?
2. Mirasın paylaşılması hangi ülkede ve hangi mahkeme önünde yapılacaktır?
3. Yabancı ülkede verilen miras kararı veya mirasçılık belgesi Türkiye’de doğrudan geçerli olacak mıdır?
Bu soruların tek bir cevabı yoktur. Mirasbırakanın millî hukuku, terekenin bulunduğu yer, malvarlığının taşınır veya taşınmaz olması, mirasçıların vatandaşlığı, vasiyetnamenin düzenlenme şekli, mirasbırakanın son yerleşim yeri ve ilgili devletler arasında milletlerarası sözleşme bulunup bulunmadığı sonucu etkiler.
Bu nedenle uluslararası miras uyuşmazlıklarında “mirasbırakan yabancıysa yabancı hukuku uygulanır” veya “mal Türkiye’deyse her durumda Türk hukuku uygulanır” şeklindeki genel kabuller doğru değildir. Uygulanacak hukuk, her bir mal ve hukuki mesele bakımından ayrıca belirlenmelidir.
2. Milletlerarası Miras Hukukunun Temel İlkeleri
Türkiye’de uluslararası miras uyuşmazlıklarının temel hukuki kaynağı 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’dur. Kanunun mirasa ilişkin düzenlemesi, farklı hukuki meseleleri farklı bağlama noktalarına bağlamaktadır.
5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun – Mirasın Uygulanacak Hukuku
Mirasın uygulanacak hukuku
1. Miras ölenin millî hukukuna tâbidir. Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır.
2. Mirasın açılması sebeplerine, iktisabına ve taksimine ilişkin hükümler terekenin bulunduğu ülke hukukuna tâbidir.
3. Türkiye'de bulunan mirasçısız tereke Devlete kalır.
4. Ölüme bağlı tasarrufun şekline 7 nci madde hükmü uygulanır. Ölenin millî hukukuna uygun şekilde yapılan ölüme bağlı tasarruflar da geçerlidir.
5. Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın, tasarrufun yapıldığı andaki millî hukukuna tâbidir.
Bu hüküm birkaç farklı bağlantı kuralı getirmektedir. İlk cümlede mirasın genel olarak ölenin millî hukukuna tâbi olduğu belirtilmektedir. Bununla birlikte Türkiye’de bulunan taşınmazlar için özel bir kural getirilmiş ve Türk hukukunun uygulanacağı düzenlenmiştir. Ayrıca mirasın açılması, kazanılması ve paylaşılması yönünden terekenin bulunduğu ülke hukukuna atıf yapılmıştır.
Bu nedenle miras uyuşmazlığında önce hukuki meselenin ne olduğu belirlenmelidir. Mirasçının kim olduğu, miras payının hangi oranda bulunduğu, saklı pay, mirastan çıkarma veya mirasçılıktan yoksunluk gibi meseleler ile terekenin fiilen paylaşılması ve belirli bir malın devri aynı hukuki konu değildir. Her biri bakımından farklı bağlama kuralları gündeme gelebilir.
3. Mirasbırakanın Millî Hukuku ve Terekenin Bulunduğu Yer Hukuku
Uluslararası miras hukukunda “millî hukuk” kavramı, kural olarak mirasbırakanın vatandaşı olduğu devletin hukukunu ifade eder. Mirasbırakan Türk vatandaşıysa Türk hukuku, başka bir devletin vatandaşıysa kural olarak o devletin hukuku gündeme gelir. Ancak millî hukuk bağlantısı tek başına bütün miras işlemlerini açıklamaz.
Mirasbırakanın millî hukuku özellikle mirasçılık sıfatı, miras payları ve mirasın genel esasları bakımından önem taşıyabilir. Buna karşılık taşınmazın bulunduğu ülke hukuku, taşınmazın mülkiyetinin devri, tapu siciline tescil, ayni hakların kurulması ve taşınmazın fiilen paylaşılması bakımından belirleyici hâle gelebilir.
5718 sayılı Kanun’daki sistem şu şekilde açıklanabilir:
• Mirasın genel statüsü bakımından mirasbırakanın millî hukuku dikkate alınır.
• Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından Türk hukuku uygulanır.
• Mirasın açılması, kazanılması ve paylaşılması yönünden terekenin bulunduğu ülke hukuku önem taşır.
• Vasiyetnamenin şekli, ayrıca kanunda öngörülen şekil kuralları çerçevesinde değerlendirilir.
• Vasiyet yapma ehliyeti, vasiyetin yapıldığı andaki millî hukuka bağlanır.
Bu kuralların uygulanmasında “tereke” kavramı önemlidir. Tereke, mirasbırakanın ölümüyle mirasçılara geçen malvarlığı, haklar, alacaklar ve borçların bütününü ifade eder. Ancak tereke tek bir ülkede bulunmayabilir. Bu durumda tereke, Türkiye’deki taşınmazlar, yurt dışındaki taşınmazlar, banka hesapları, şirket payları, araçlar, fikrî haklar ve diğer malvarlığı unsurlarına ayrılarak incelenmelidir.
4. Türk Vatandaşının Yurt Dışında Bulunan Mirası
Türk vatandaşı bir mirasbırakanın yurt dışında malvarlığı bulunması hâlinde ilk olarak mirasbırakanın vatandaşlığı ve malvarlığı unsurlarının bulunduğu ülke tespit edilmelidir.
Örneğin mirasbırakan Türk vatandaşı olup Almanya’da bir taşınmaza sahipse, Türkiye’deki mirasçılık ilişkisi ile Almanya’daki taşınmazın intikali aynı hukuki işlem olmayabilir. Türk mahkemesi mirasçılık belgesi düzenleyebilir; ancak bu belgenin Almanya’daki tapu sicilinde işlem yapılabilmesi için Almanya hukukundaki tanıma, tercüme, apostil ve tescil koşullarının yerine getirilmesi gerekebilir.
Yurt dışındaki malvarlığının paylaşılmasında şu hususlar önemlidir:
4.1. Yurt Dışındaki Taşınmazlar
Taşınmazların bulunduğu ülke, mülkiyet ve tapu işlemleri bakımından genellikle güçlü bir bağlantı noktasıdır. Yabancı ülkedeki taşınmazın mirasçılar adına geçirilmesi, satılması veya paylaştırılması için o ülkenin tapu, vergi ve miras hukuku kurallarına uyulması gerekebilir.
Türk mahkemesinden alınan mirasçılık belgesi, yurt dışında her zaman kendiliğinden geçerli olmayabilir. Belgenin:
• Kesinleşmiş veya kullanılabilir nitelikte olması,
• Apostil şerhi taşıması veya konsolosluk tasdikinden geçirilmesi,
• Yabancı ülkenin kabul ettiği usule göre tercüme edilmesi,
• Gerekirse yabancı mahkemede tanıma veya tenfiz sürecinden geçirilmesi,
gerekebilir.
Taşınmazın bulunduğu ülkede ortaklığın giderilmesi, satış, tescil veya mirasın intikali için ayrıca yerel bir avukatla çalışılması gerekebilir. Türkiye’de açılan bir miras paylaşımı davasının, yabancı ülkedeki tapu sicilini kendiliğinden değiştirmesi beklenmemelidir.
4.2. Yurt Dışındaki Banka Hesapları
Banka hesapları taşınmazlardan farklı olarak taşınır malvarlığı veya alacak hakkı niteliğinde değerlendirilebilir. Ancak bankanın bulunduğu ülkenin miras, bankacılık, vergi ve kara para aklama mevzuatı da devreye girebilir.
Mirasçıların bankaya başvurabilmesi için çoğu zaman şu belgeler istenir:
• Ölüm belgesi,
• Mirasçılık belgesi veya yabancı ülkede kabul edilen probate belgesi,
• Vasiyetname,
• Mirasçıların kimlik ve pasaport belgeleri,
• Vergi numarası veya vergi clearance belgesi,
• Apostilli ve tercümeli belgeler,
• Vekâletname,
• Mirasçıların banka tarafından talep edilen uyum ve kimlik belgeleri.
Banka hesabının bulunduğu ülke, hesap sahibinin ölümünü ve mirasçılık sıfatını kendi hukukuna göre değerlendirebilir. Türkiye’den alınan belgeler, yabancı bankanın iç prosedürleri bakımından yeterli olmayabilir.
4.3. Yurt Dışındaki Şirket Payları
Mirasbırakanın yabancı ülkede kurulu bir şirkette pay sahibi olması hâlinde, payın miras yoluyla intikali şirketin kuruluş ve pay sahipliği hukukuna göre ayrıca incelenebilir. Şirket sözleşmesinde pay devrini, ortaklığa kabulü, ölüm hâlinde payın değerinin ödenmesini veya diğer ortakların önalım haklarını düzenleyen hükümler bulunabilir.
Bu nedenle şirket payının mirasçılara geçmesi ile payın şirket kayıtlarında mirasçılar adına tescil edilmesi farklı işlemlerdir. Mirasçılık belgesi, mirasçının sıfatını gösterse de şirket kayıtlarında değişiklik yapılması için şirketin kurulduğu ülkenin kanuni ve sözleşmesel şartlarının yerine getirilmesi gerekebilir.
5. Yabancı Mirasbırakanın Türkiye’deki Mirasının Paylaşılması
Yabancı bir kişinin Türkiye’de bulunan malvarlığının miras yoluyla intikalinde, malın niteliği ve bulunduğu yer belirleyici olur. Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından Türk hukukunun uygulanacağına ilişkin özel düzenleme bulunmaktadır.
5718 Sayılı Kanun – Türkiye’de Bulunan Taşınmazlara Türk Hukukunun Uygulanması
Miras ölenin millî hukukuna tâbidir. Türkiye'de bulunan taşınmazlar hakkında Türk hukuku uygulanır.
Bu düzenleme, yabancı mirasbırakanın Türkiye’de bulunan taşınmazları bakımından Türk hukukunun önemini ortaya koyar. Ancak yabancının Türkiye’de taşınır malları, banka hesapları veya şirket payları bulunuyorsa aynı değerlendirme doğrudan yapılamaz. Bu malvarlığı unsurları için mirasbırakanın millî hukuku, terekenin bulunduğu ülke hukuku ve ilgili özel düzenlemeler birlikte değerlendirilmelidir.
Yabancı mirasbırakanın Türkiye’de taşınmaz bırakması hâlinde şu konular önem taşır:
• Mirasçıların kimler olduğu,
• Mirasçıların hangi oranlarda hak sahibi olduğu,
• Vasiyetnamenin bulunup bulunmadığı,
• Taşınmazın tapu kaydı,
• Yabancıların taşınmaz edinimine ilişkin sınırlamalar,
• Karşılıklılık veya özel kanuni kısıtlamalar,
• Tapu intikali için gerekli belgeler,
• Veraset ve intikal vergisi,
• Taşınmazın satılması veya ortaklığın giderilmesi,
• Mirasçılar arasında uyuşmazlık bulunup bulunmadığı.
Yabancı mirasçının Türkiye’de taşınmazı miras yoluyla edinmesi ile yabancının taşınmazı satın alması aynı hukuki işlem değildir. Miras yoluyla intikalde miras hukuku ve taşınmazın bulunduğu yer hukuku; satışta ise ayrıca yabancıların taşınmaz edinimine ilişkin kurallar gündeme gelebilir.
6. Türk Hukukunda Miras Paylarının Belirlenmesi
Mirasbırakanın Türk hukukuna tâbi olduğu durumlarda miras paylarının belirlenmesinde Türk Medeni Kanunu’nun miras hükümleri uygulanır. Sağ kalan eş, altsoy, ana ve baba zümresi, büyük ana ve büyük baba zümresi ile diğer mirasçılar bakımından kanuni mirasçılık sırası ve paylar dikkate alınır.
Mevcut mevzuat kaynağında Türk Medeni Kanunu’nun altsoy ve halefiyetle ilgili şu düzenlemesi yer almaktadır:
Türk Medeni Kanunu – Altsoy ve Halefiyet Yoluyla Mirasçılık
Mirasbırakanın birinci derece mirasçıları, onun altsoyudur.
Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar.
Mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.
Bu düzenlemeye göre çocuklar arasında kural olarak eşitlik esastır. Mirasbırakandan önce ölen çocuğun altsoyu, belirli şartlarla onun yerine geçebilir. Böylece miras payının doğrudan yalnızca hayatta kalan çocuklar arasında değil, halefiyet ilişkisine göre altsoy dalları arasında da hesaplanması mümkün olur.
Ancak bu kural, her uluslararası miras uyuşmazlığında otomatik olarak uygulanmaz. Öncelikle mirasın Türk hukukuna tâbi olup olmadığı belirlenmelidir. Mirasbırakan yabancıysa ve miras ilişkisi yabancının millî hukukuna tâbi ise, miras payları bakımından yabancı hukukun kuralları farklı olabilir.
Örneğin bazı hukuk sistemlerinde eşin miras payı Türk hukukundan farklı düzenlenebilir; bazı sistemlerde evlatlık ilişkisi, evlilik dışı çocuk, mirastan çıkarma, vasiyetname ve saklı pay kuralları farklı olabilir. Bu nedenle yabancı hukukun uygulanması gereken hâllerde, o hukukun güncel metni ve gerektiğinde uzman hukukçu veya hukukî bilirkişi görüşü dosyaya sunulmalıdır.
7. Mirasçılık Belgesi ve Uluslararası Miras İşlemleri
Mirasçılık belgesi, mirasçıların kim olduğunu ve miras paylarını gösteren önemli bir belgedir. Türkiye’de düzenlenen mirasçılık belgesi, özellikle Türk vatandaşlarının Türkiye’deki miras işlemlerinde temel belge niteliğindedir. Ancak belgenin yurt dışında kullanılabilmesi için belgenin kullanılacağı ülkenin hukukuna göre ek işlemler gerekebilir.
Mirasçılık belgesi bakımından şu ayrım yapılmalıdır:
• Belgenin Türkiye’de düzenlenmesi: Türk makamları veya mahkemeleri önünde yürütülebilir.
• Belgenin yurt dışında kullanılması: Apostil, tercüme, tanıma veya yerel makam onayı gerekebilir.
• Yabancı ülkeden alınan mirasçılık belgesinin Türkiye’de kullanılması: Belgenin Türk makamlarınca kabulü için tanıma, tenfiz veya ilgili idari işlemler gündeme gelebilir.
• Mirasçılık sıfatının uyuşmazlık konusu olması: Mirasçılık belgesinin iptali veya yeni mirasçılık belgesi verilmesi davası açılabilir.
Görevli ve yetkili mahkeme bakımından, mirasın paylaşılması ve mirasçılar arasındaki bazı miras uyuşmazlıklarında mirasbırakanın son yerleşim yeri önem taşır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu – Miras Davalarında Kesin Yetki
(1) Aşağıdaki davalarda, ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir:
a) Terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar.
b) Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar.
(2) Terekede bulunan bir mal hakkında açılmak istenen istihkak davası, terekenin yazımı ve tespiti zamanında mal nerede bulunuyorsa, orada da açılabilir.
(3) Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
Bu hüküm, mirasın paylaşılması, miras sözleşmesinin geçersizliği, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisi gibi uyuşmazlıklarda mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesini esas almaktadır. Ancak uluslararası uyuşmazlıklarda yalnızca Türk hukukundaki yetki kuralına bakmak yeterli olmayabilir. Yabancı ülkede bulunan taşınmaz veya malvarlığı bakımından ilgili ülkenin mahkemeleri de kendisini yetkili görebilir.
8. Mirasın Paylaşılması ve Terekenin Tasfiyesi
Mirasın paylaşılması, mirasçıların tereke üzerindeki ortaklığının sona erdirilmesi ve her mirasçıya düşen mal veya değerin belirlenmesi işlemidir. Tereke birden fazla ülkede bulunuyorsa paylaşımın iki farklı boyutu olabilir:
1. Miras paylarının hesaplanması
2. Her ülkedeki malvarlığının fiilen intikal ettirilmesi veya satılması
Miras payları tek bir hukuka göre belirlense bile, malların fiilen devri farklı ülkelerin tapu, banka, şirket ve vergi kurallarına tabi olabilir. Örneğin Türkiye’deki taşınmazın intikali Türk tapu sistemi üzerinden yapılırken, İtalya’daki taşınmaz için İtalyan tapu ve vergi makamlarının prosedürü uygulanabilir.
Mirasçılar anlaşabiliyorsa, paylaşım sözleşmesi yaparak malların aralarında nasıl bölüştürüleceğini belirleyebilir. Ancak sözleşmenin geçerliliği, şekli ve uygulanacağı ülke bakımından ayrıca değerlendirme gerekir. Özellikle taşınmazların bulunduğu ülkede resmi şekil, noter veya tapu makamı önünde işlem yapılması zorunluluğu bulunabilir.
Mirasçılar anlaşamıyorsa şu yollar gündeme gelebilir:
• Terekenin tespiti,
• Mirasçılık belgesinin alınması,
• Mirasçılık belgesinin iptali,
• Terekenin paylaşılması davası,
• Ortaklığın giderilmesi,
• Vasiyetnamenin iptali,
• Tenkis davası,
• Miras sebebiyle istihkak davası,
• Yabancı mahkeme kararının tanınması veya tenfizi,
• Banka hesapları ve şirket payları için ayrı idari veya adli başvurular.
Terekenin tamamının tek bir dava dosyasında çözülebileceği varsayımı her zaman doğru değildir. Türkiye’deki taşınmazın paylaşımı Türkiye’de, yurt dışındaki taşınmazın paylaşımı ise taşınmazın bulunduğu ülkede yürütülebilir.
9. Yabancı Hukukun Uygulanması
Türk mahkemesi, uyuşmazlık bakımından yabancı hukukun uygulanması gerektiği sonucuna varırsa, yabancı hukukun içeriğinin belirlenmesi gerekir. Uygulamada yabancı hukukun metni, resmi tercümesi, konsolosluk belgeleri, uzman görüşü, hukukî bilirkişi raporu veya ilgili ülkenin resmi makamlarından alınan belgeler kullanılabilir.
Yabancı hukukun uygulanması gereken bir dosyada yalnızca “mirasbırakan yabancıydı” demek yeterli değildir. Şu hususlar belgelenmelidir:
• Mirasbırakanın ölüm tarihindeki vatandaşlığı,
• Varsa çifte vatandaşlık durumu,
• Son yerleşim yeri,
• Mirasbırakanın yabancı hukuktaki aile ve miras statüsü,
• Yabancı hukuka göre mirasçıların kim olduğu,
• Miras payları,
• Vasiyetnamenin geçerliliği,
• Saklı pay veya zorunlu mirasçılık kuralları,
• Mirasın kabulü veya reddi usulü,
• Yabancı ülkedeki taşınmaz veya banka işlemlerinin koşulları.
Yabancı hukuk belirsiz veya eksik sunulursa, yargılama uzayabilir. Mahkemenin yabancı hukuku araştırması gerekebilir. Tarafların da uygulanması gereken yabancı hukuku anlaşılır, güncel ve doğrulanabilir belgelerle ortaya koyması önemlidir.
10. Vasiyetname ve Ölüme Bağlı Tasarruflar
Vasiyetname, uluslararası miras uyuşmazlıklarında en çok sorun oluşturan konulardan biridir. Vasiyetnamenin yapıldığı ülke, mirasbırakanın vatandaşlığı, vasiyetnamenin düzenlenme tarihi, şekli ve mirasbırakanın ehliyeti birlikte değerlendirilmelidir.
5718 sayılı Kanun bakımından:
• Ölüme bağlı tasarrufun şekli için kanunun ilgili şekil hükmü uygulanır.
• Mirasbırakanın millî hukukuna uygun düzenlenen ölüme bağlı tasarruflar da geçerli kabul edilebilir.
• Ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufu yapan kişinin tasarruf tarihindeki millî hukukuna bağlanır.
Bu kurallar, vasiyetnamenin yalnızca Türkiye’de noter önünde yapılmasının gerekli olduğu anlamına gelmez. Yurt dışında düzenlenen bir vasiyetname, düzenlendiği ülkenin şekil şartlarına ve uygulanacak milletlerarası özel hukuk kurallarına uygunsa Türkiye’de dikkate alınabilir. Ancak vasiyetnamenin Türkiye’de uygulanabilmesi için tercüme, apostil, tanıma, tenfiz veya mahkeme incelemesi gerekebilir.
Vasiyetname bakımından ayrıca şu iddialar ileri sürülebilir:
• Vasiyetnamenin sahte olduğu,
• Mirasbırakanın vasiyetname düzenleme ehliyetinin bulunmadığı,
• İrade sakatlığı bulunduğu,
• Vasiyetnamenin zorla veya hileyle düzenlendiği,
• Şekil şartlarına uyulmadığı,
• Saklı payın ihlal edildiği,
• Vasiyetnamenin sonraki tarihli bir tasarrufla ortadan kaldırıldığı.
Bu iddiaların hangi hukuka göre değerlendirileceği, vasiyetnamenin türüne ve uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmelidir.
11. Tanıma ve Tenfiz Sorunu
Yabancı bir mahkeme veya makam tarafından verilen miras kararı, Türkiye’de her zaman doğrudan hüküm ve sonuç doğurmaz. Kararın Türkiye’de icra edilebilmesi veya Türk hukuk düzeninde kesin hüküm etkisi yaratabilmesi için tanıma veya tenfiz davası gerekebilir.
Tanıma, yabancı kararın Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisinden yararlanmasını sağlar. Tenfiz ise yabancı mahkeme kararının Türkiye’de icra edilebilir hâle gelmesine yöneliktir.
Örneğin yabancı mahkeme:
• Mirasçılık sıfatını belirlemiş,
• Miras paylarını tespit etmiş,
• Bir taşınmazın mirasçılara bırakılmasına karar vermiş,
• Terekenin paylaşılması yönünde hüküm kurmuş,
• Mirasçıların banka hesabındaki haklarını belirlemiş olabilir.
Bu kararların Türkiye’de uygulanması için kararın kesinleşmiş olması, usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi, Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması ve ilgili diğer şartları taşıması aranabilir. Türk mahkemesi, yabancı kararın esasını yeniden yargılamaz; ancak tanıma veya tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini inceler.
Yurt dışında bulunan Türk taşınmazları bakımından ise Türk mahkemelerinin kararları da yabancı ülkede otomatik olarak uygulanmayabilir. Türkiye’den alınan mirasçılık belgesi veya mahkeme kararı, taşınmazın bulunduğu ülkede yerel usule göre tanıtılmalıdır.
12. Türk ve Yabancı Mirasın Karşılaştırılması
Türk miras hukukunda altsoy bakımından çocuklar arasında eşitlik ilkesi kabul edilmiştir. Mirasbırakandan önce ölen çocuğun altsoyunun halefiyet yoluyla onun yerine geçmesi de düzenlenmiştir. Ancak yabancı hukuklarda bu sistemin farklı biçimde düzenlenmesi mümkündür.
|
İnceleme Konusu |
Türk Hukukunda Genel Yaklaşım |
Yabancı Hukuk Bakımından |
|
Mirasçılık |
Kanuni mirasçılık ve ölüme bağlı tasarruf hükümleri uygulanır. |
Mirasbırakanın millî hukuku veya ilgili ülke hukuku uygulanabilir. |
|
Çocukların miras payı |
Çocuklar eşit olarak mirasçıdır. |
Ülkeye göre eşitlik, cinsiyet, soybağı veya temsil kuralları farklılaşabilir. |
|
Halefiyet |
Önce ölen çocuğun altsoyu, kanuni şartlarla onun yerine geçer. |
Yabancı hukukun halefiyet hükümleri ayrıca araştırılır. |
|
Türkiye’deki taşınmaz |
Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından Türk hukuku uygulanır. |
Yabancı mirasbırakanın millî hukuku taşınmaz bakımından doğrudan uygulanmayabilir. |
|
Yurt dışındaki taşınmaz |
Türk mirasçılık belgesi gerekebilir; fiilî intikal yerel hukuka tabidir. |
Taşınmazın bulunduğu ülkenin tapu ve miras kuralları uygulanabilir. |
|
Vasiyetname |
Türk hukukundaki şekil ve ehliyet kuralları ile milletlerarası özel hukuk kuralları değerlendirilir. |
Düzenlendiği ülkenin şekil kuralları ve mirasbırakanın millî hukuku önem taşıyabilir. |
|
Mahkeme kararı |
Türk mahkemesi kararı Türkiye’de uygulanır. |
Yabancı ülkede tanıma veya tenfiz gerekebilir. |
|
Vergilendirme |
Türk vergi mevzuatı ve malvarlığının bulunduğu ülkenin vergi kuralları birlikte incelenir. |
Çifte vergilendirmeyi önleme sözleşmeleri önem taşıyabilir. |
Bu karşılaştırma, yabancı miras hukukunun tek tip olmadığını göstermektedir. Her ülkenin mirasçılık, vasiyetname, saklı pay, eşin konumu, evlatlık, evlilik dışı çocuklar ve mirasın kabulü konusunda farklı kuralları olabilir. Bu nedenle belirli bir ülkenin hukuku hakkında değerlendirme yapılırken o ülkenin güncel mevzuatı ayrıca araştırılmalıdır.
13. Mirasın Paylaşılmasında Vergi ve Harçlar
Uluslararası miras işlemlerinde yalnızca miras hukuku değil, vergi hukuku da dikkate alınmalıdır. Türkiye’de bulunan malların miras yoluyla intikali veraset ve intikal vergisi bakımından sonuç doğurabilir. Yurt dışında bulunan mallar bakımından ise malın bulunduğu ülkenin vergi mevzuatı uygulanabilir.
Aynı miras unsuru bakımından iki ülkede vergi yükümlülüğü doğması mümkündür. Bu durumda:
• Mirasbırakanın vergi mukimliği,
• Mirasçının vergi mukimliği,
• Malın bulunduğu ülke,
• Taşınmazın bulunduğu ülke,
• Banka hesabının bulunduğu ülke,
• Türkiye ile ilgili ülke arasında çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması bulunup bulunmadığı,
• Verginin mirasbırakanın ölümüne mi, intikale mi, satışa mı bağlandığı,
incelenmelidir.
Taşınmazın miras yoluyla intikalinden sonra satılması hâlinde, miras yoluyla intikal vergisinden ayrı olarak satıştan doğan vergi sonuçları doğabilir. Mirasçılar taşınmazı satmadan önce vergi, tapu ve harç yükümlülüklerini hesaplamalıdır.
Yabancı ülkedeki banka hesabı veya taşınmaz için de o ülkenin miras vergisi, emlak vergisi, intikal harcı veya bildirim yükümlülüğü bulunabilir. Bu nedenle miras paylaşımı tamamlanmadan önce vergi danışmanı veya ilgili ülke hukukunu bilen uzmanla çalışılması yararlı olur.
14. Mirasın Reddi ve Borçlardan Sorumluluk
Miras, yalnızca malvarlığından değil, borçlardan da oluşabilir. Uluslararası miraslarda borçların hangi ülke hukukuna göre mirasçılara geçtiği, mirasın kabulü veya reddi için hangi sürenin uygulanacağı ve ret beyanının hangi makam önünde yapılacağı önemlidir.
Mirasbırakanın birden fazla ülkede borcu bulunabilir. Türkiye’de yapılan mirasın reddi beyanı, yabancı ülkedeki alacaklılar veya mahkemeler bakımından her zaman yeterli olmayabilir. Aynı şekilde yabancı ülkede yapılan miras reddi de Türkiye’deki miras işlemlerinde ayrıca tanınmaya veya değerlendirmeye tabi tutulabilir.
Mirasçılar mirası kabul etmeden önce şu hususları araştırmalıdır:
• Türkiye’deki banka borçları,
• Vergi borçları,
• Şirket borçları,
• Kredi ve ipotekler,
• Yurt dışındaki kredi ve vergi borçları,
• Devam eden davalar,
• Kefalet ve garanti yükümlülükleri,
• Taşınmaz üzerindeki rehin ve hacizler.
Mirasın reddi süresi ve usulü bakımından Türk hukuku ile yabancı hukuk farklı olabilir. Bu nedenle ölüm tarihinden itibaren sürelerin geçirilmemesi ve her ülkedeki ret işleminin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
15. Miras Ortaklığı ve Ortaklığın Giderilmesi
Mirasçılar, mirasın paylaşımına kadar tereke üzerinde birlikte hak sahibi olabilirler. Mirasçılar arasında anlaşma sağlanamadığında, terekeye dâhil malların satılması, aynen bölünmesi veya bedelinin paylaştırılması gündeme gelebilir.
Türkiye’de bulunan bir taşınmaz bakımından ortaklığın giderilmesi davası açılabilir. Ancak mirasçılardan birinin yurt dışında bulunması, davanın tebligat ve temsil sürecini uzatabilir. Yabancı mirasçının adresinin tespiti, dava dilekçesinin tercümesi, uluslararası tebligat ve vekâletname işlemleri önem taşır.
Yurt dışındaki taşınmaz için ise Türkiye’deki ortaklığın giderilmesi kararı doğrudan uygulanmayabilir. Taşınmazın bulunduğu ülkenin mahkemesine veya ilgili tapu makamına başvurulması gerekebilir.
Mirasçılar anlaşarak paylaşım yapmak isterse, her ülkenin şekil şartları ve tapu prosedürleri kontrol edilmelidir. Türkiye’de imzalanan bir paylaşım sözleşmesinin yabancı ülkede uygulanabilmesi için apostil, tercüme ve tanıma işlemleri gerekebilir.
16. Çifte Vatandaşlık ve Vatansızlık Hâlleri
Mirasbırakanın çifte vatandaş olması, uygulanacak hukukun tespitini güçleştirebilir. Çifte vatandaş kişinin hangi vatandaşlık hukukuna bağlanacağı, ilgili milletlerarası özel hukuk kurallarına göre belirlenir. Kişinin fiilen yaşadığı ülke, sürekli ve gerçek yerleşim yeri, vatandaşlık bağlarının niteliği ve somut uyuşmazlığın türü önem kazanabilir.
Bir kişi hem Türk hem de başka bir devletin vatandaşıysa, Türk makamları önündeki işlemlerde Türk vatandaşlığının etkileri ayrıca incelenebilir. Ancak bu durum, her malvarlığı unsuru bakımından Türk hukukunun otomatik uygulanacağı anlamına gelmez.
Vatansız kişiler bakımından ise millî hukuk bağlantısı kurulamayabileceğinden, ikamet yeri veya başka bir bağlama kuralı gündeme gelebilir. Bu tür uyuşmazlıklarda kişinin statüsü, yerleşim yeri ve terekenin bulunduğu ülke ayrıntılı biçimde araştırılmalıdır.
17. Uygulamada Gerekli Belgeler
Uluslararası miras işlemlerinde belge eksikliği, işlemlerin uzamasına ve ek masraflara neden olabilir. Dosyanın başlangıcında aşağıdaki belgelerin toplanması yararlı olur:
• Ölüm belgesi,
• Mirasbırakanın nüfus kayıt örneği,
• Pasaport ve vatandaşlık belgeleri,
• Çifte vatandaşlık belgeleri,
• Yerleşim yeri belgeleri,
• Mirasçılık belgesi,
• Vasiyetname veya miras sözleşmesi,
• Tapu kayıtları,
• Banka hesap bilgileri,
• Şirket ortaklık ve pay sahipliği belgeleri,
• Sigorta poliçeleri,
• Borç ve kredi belgeleri,
• Yabancı ülkeden alınan mahkeme veya noter kararları,
• Apostil şerhli belgeler,
• Yeminli tercümeler,
• Vekâletnameler,
• Vergi ve harç ödeme belgeleri.
Belgelerin hangi ülkede kullanılacağına göre apostil veya konsolosluk tasdiki gerekebilir. Her ülke aynı belge biçimini kabul etmediğinden, belge hazırlanmadan önce ilgili ülkenin resmi makamlarından güncel prosedür öğrenilmelidir.
18. Uygulamada Karşılaşılan Başlıca Sorunlar
Uluslararası miras paylaşımında en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:
18.1. Yanlış Hukukun Uygulanması
Mirasçılar, mirasbırakanın Türk vatandaşı olması nedeniyle bütün mirasın Türk hukukuna göre paylaşılacağını düşünebilir. Oysa yurt dışındaki taşınmazlar veya terekenin bulunduğu ülkedeki paylaşım işlemleri bakımından yerel hukuk belirleyici olabilir.
18.2. Vasiyetnamenin Tanınmaması
Yurt dışında düzenlenen vasiyetnamenin Türkçe tercümesi yapılmış olsa bile, belgenin şekil şartlarına veya tanıma koşullarına uygun olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
18.3. Mirasçılık Belgesinin Yetersiz Kalması
Türkiye’de alınan mirasçılık belgesi, yabancı ülkedeki tapu veya banka işlemi için tek başına yeterli olmayabilir. Yerel makamlar ek belge, mahkeme kararı veya probate işlemi talep edebilir.
18.4. Tebligat Sorunları
Yurt dışında yaşayan mirasçıların adreslerinin doğru bildirilmemesi veya uluslararası tebligat prosedürünün uygulanmaması, kararın sonradan tartışmalı hâle gelmesine neden olabilir.
18.5. Vergi ve Bildirim Eksiklikleri
Mirasçılar mirasın paylaşılmasıyla ilgilenirken vergi beyanı, taşınmaz bildirimi veya banka bildirimlerini ihmal edebilir. Bu durum gecikme faizi, vergi cezası veya işlem engeli doğurabilir.
18.6. Miras Borçlarının Gözden Kaçırılması
Yurt dışındaki borçların ve vergilerin araştırılmaması, mirasçıların beklenmeyen borçlarla karşılaşmasına yol açabilir.
19. Hukuki Strateji ve İzlenecek Yol
Uluslararası miras dosyalarında doğru strateji, dava açmadan önce kapsamlı bir tereke ve hukuk araştırması yapmaktır. Pratik olarak şu sıra izlenebilir:
1. Mirasbırakanın ölüm tarihi, vatandaşlığı ve son yerleşim yeri belirlenmelidir.
2. Terekeye dâhil tüm mallar ülke ve mal türü bakımından sınıflandırılmalıdır.
3. Türkiye’de bulunan taşınmazlar ile yurt dışındaki taşınmazlar ayrı dosyalanmalıdır.
4. Mirasçılık ilişkisi ve miras payları belirlenmelidir.
5. Vasiyetname, miras sözleşmesi veya başka ölüme bağlı tasarruflar araştırılmalıdır.
6. Mirasbırakanın borçları ve vergi yükümlülükleri tespit edilmelidir.
7. Her malvarlığı unsuru bakımından uygulanacak hukuk belirlenmelidir.
8. Yabancı hukukun güncel ve resmi belgeleri temin edilmelidir.
9. Türkiye’deki mirasçılık belgesi veya dava süreci başlatılmalıdır.
10. Yurt dışındaki taşınmaz, banka ve şirket işlemleri için yerel hukuk prosedürü yürütülmelidir.
11. Gerekirse yabancı mahkeme kararının Türkiye’de tanınması veya tenfizi talep edilmelidir.
12. Vergi ve harç yükümlülükleri yerine getirilmelidir.
Bu işlemlerin tek bir ülkede yürütülmesi çoğu zaman mümkün değildir. Türkiye’de bir miras hukuku avukatı ile malvarlığının bulunduğu ülkelerde görev yapan yerel hukukçular arasında koordinasyon kurulması gerekebilir.
20. Sonuç
Yurt dışında bulunan kişilerin mirasının paylaşılması veya yabancıların Türkiye’deki mirasının intikali, birden fazla hukuk sisteminin kesiştiği karmaşık bir alandır. Mirasbırakanın vatandaşlığı, son yerleşim yeri, terekenin bulunduğu ülke, malın taşınır veya taşınmaz olması, vasiyetnamenin şekli ve mirasçıların durumu birlikte değerlendirilmelidir.
Türkiye’de temel yaklaşım, mirasın kural olarak ölenin millî hukukuna tâbi olmasıdır. Bununla birlikte Türkiye’de bulunan taşınmazlar bakımından Türk hukuku uygulanır. Mirasın açılması, kazanılması ve paylaşılması bakımından terekenin bulunduğu ülke hukuku da önem taşır. Bu nedenle aynı tereke içerisinde yer alan farklı mallar bakımından farklı hukukların uygulanması mümkündür.
Türk hukukunda çocukların eşit mirasçılığı ve halefiyet yoluyla mirasçılık gibi kurallar bulunurken, yabancı hukuk sistemlerinde farklı miras payları, vasiyetname kuralları, eşin miras hakkı, saklı pay ve mirasın reddi düzenlemeleri olabilir. Bu nedenle yabancı miras hukukunun uygulanması gereken dosyalarda ilgili ülke hukukunun güncel ve güvenilir biçimde ortaya konulması gerekir.
Mirasçılık belgesi almak, mirasın bütün ülkelerde otomatik olarak paylaşılacağı anlamına gelmez. Türkiye’de verilen belge yurt dışında; yurt dışında verilen karar veya belge de Türkiye’de tanıma, tenfiz, apostil, tercüme ve yerel idari işlem gerektirebilir. Özellikle taşınmazlar bakımından malın bulunduğu ülkenin tapu ve mahkeme sistemi belirleyici olabilir.
Sonuç olarak, uluslararası mirasın paylaşımında önce uygulanacak hukuk, sonra görevli ve yetkili makam, ardından belge, vergi ve intikal prosedürü belirlenmelidir. Tereke ülkeler arasında bölünmüşse, her ülke bakımından ayrı fakat koordineli bir hukuki süreç yürütülmelidir.
Sonuç / Özet
• Mirasbırakanın yabancı olması, bütün mirasa otomatik olarak yabancı hukukun uygulanacağı anlamına gelmez.
• Türk vatandaşı bir kişinin yurt dışındaki mirası bakımından malın bulunduğu ülkenin hukuku ve Türk milletlerarası özel hukuk kuralları birlikte değerlendirilir.
• Yabancı bir kişinin Türkiye’de bulunan taşınmazları bakımından Türk hukuku önem taşır.
• Türkiye’de alınan mirasçılık belgesi, yurt dışında her zaman doğrudan uygulanamaz.
• Yabancı ülkeden alınan miras kararlarının Türkiye’de kullanılabilmesi için tanıma veya tenfiz gerekebilir.
• Tereke, taşınmaz, banka hesabı, şirket payı ve diğer malvarlığı unsurları bakımından ayrı ayrı incelenmelidir.
• Miras paylaşımı öncesinde borçlar, vergiler, vasiyetname, tapu kayıtları ve mirasçıların tamamı araştırılmalıdır.