RUHSATSIZ SİLAH TAŞIMA VEYA BULUNDURMA SUÇLARI

Abone Ol

1. GENEL OLARAK

Sözlü ve/veya fiili şiddet, maalesef artan oranda yaşamın her alanının doğal bir öğesi olma eğilimi gösterirken; barış ve sevgi dilini oluşturacak olan karşılıklı konuşma ve diyaloğun yerini alma yolunda; kendisini göstermektedir. Bu süreçte kişilerin ateşli silaha ve bıçağa artan ölçüde sarıldığına da tanık olunmaktadır[1]. Empati yeteneği gelişmiş vicdanlı insanların sayısının artırılmasına yönelik yeni bir paradigma ihtiyacı bulunmaktadır.

Ruhsatsız silah taşıma veya bulundurma suçlarının cezası 4 yıldan 8 yıla çıkarılmalı ve bu suçlar katalog suç haline getirilerek tutuklama tedbiri etkili bir şekilde uygulanmalıdır. Ruhsatsız silah taşıma veya bulundurma suçları öncü suç olup amaç suç silah ve/veya örgütsel yapı ile korku oluşturarak haksız menfaat elde etmek amacıyla tehdit, şantaj, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, yağma, yaralama ve öldürme suçlarını işlemektir[2].

6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında bulunan her türlü ateşli silahlarla mermilerinin ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulmasına izne tabi olup usul ve esasları kanun ve yönetmelik ile düzenlemektedir.

Ruhsatsız silah bulundurma veya taşıma ile intihar, kasten insan yaralama veya kasten insan öldürme suçları arasında esaslı korelasyonlar bulunduğu; fazlaca silahın varlığı halinde kişilerin kesici alet ve diğer potansiyel öldürücü enstrümanlara yönelmedikleri ve fazlaca silahın varlık göstermesinin fazlaca intihar, kasten insan yaralama veya kasten insan öldürme suçlarının işlenmesi anlamına geldiğidir. Kuşkusuz, bu çıkarım mutlak olmaktan uzak olup; her ülkeye özgü ara değişkenlerin etkili olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Her ülkenin tarihsel değerleri, halkların kültürel yapısı ve yaşam şekline göre değişkenlik arz etmektedir[3].

6136 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahları, bunlara ait mermileri veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları ya da ses veya gaz fişeği atabilen silah iken bu Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülen silahları satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden beş yüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Ateşli silahın, bu Kanunun 12’nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlardan olması ya da silahın, mermilerin veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

6136 Sayılı Kanun’un 12’nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlar dışındaki ateşli silahın bir adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların ev veya işyerinde bulundurulması halinde verilecek ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden beş yüz güne kadar adlî para cezasıdır.

Ateşli silahlara ait mermilerin veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların pek az sayıda bulundurulmasının veya taşınmasının mahkemece vahim olarak takdir edilmemesi durumunda hükmolunacak ceza altı aya kadar hapis ve otuz günden beş yüz güne kadar adlî para cezasıdır.

21/11/2024 tarihli 7533/12 sayılı yasa ile getirilen bu madde kapsamındaki bulundurma ve taşıma fiilinin; vefat, sağlık durumu, mahkûmiyet, müsadere, satın alma veya devir nedeniyle yapılan ruhsatlandırma ya da ruhsat yenileme işlemlerinde bu kanunda düzenlenen yükümlülüklere aykırı davranılarak işlenmesi halinde on bin Türk Lirasından yirmi beş bin Türk Lirasına kadar idari para cezasına hükmolunur.

Ateşli silahlarla mermilerinin veya bu silahlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların ve bıçaklarla salt saldırı ve savunmada kullanılmak üzere özel olarak yapılmış bulunan diğer aletlerin memlekete sokulması, yapılması, satılması, satın alınması, taşınması veya bulundurulması 6136 sayılı kanun hükümlerine tabidir. 6136 sayılı kanundaki suçların konusu ruhsatsız ateşli silahlar, bunlara ait mermiler veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları ya da ses veya gaz fişeği atabilen silahlardır.

Ateşli silah taşımak müsaadesini haiz olanlar, bu silahları resmi ruhsatı haiz bulunanlardan başkasına satamayacakları gibi muvakkaten de olsa başkalarına veremezler. Silah bulundurma ve taşıma ruhsatını haiz olan kimsenin bu silahla suç işlemesi veya silahın muhafazasındaki ihmal ve kusurlu neticesi başkaları tarafından bir suç işlenmesi veya intihar ve intihara teşebbüs edilmesi hallerinde silah vesikası geriye alınır ve bir daha silah bulundurma ve taşıma izni verilmez.

Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik'in "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin (e) bendinde ateşli silahın "Mermi çekirdeği veya saçma tabir edilen özel şekil ve nitelikteki maddeleri, barut gazı veya bu neviden patlayıcı ve itici güç ile uzak mesafelere kadar atabilen silahları," ifade ettiği açıklanmıştır.

2. SORUŞTURMAYA İLİŞKİN KORUMA TEDBİRLERİ OLAN GÖZALTI VE TUTUKLAMA

Ruhsatsız silah taşımak veya bulundurmak suçları açısından 6136 sayılı yasanın 13. maddesindeki suçların cezalarının alt sınırı gözetildiğinde eğer kaçma ve/veya delilleri karartmaya yönelik kuvvetli suç şüphesi oluşturan olgular bulunmuyorsa 6136 sayılı yasanın 13/1 ve 2. maddesi ve fıkraları hariç olmak üzere gözaltı veya tutuklama tedbirlerinin işletilmesinde hukuk güvenliği, kamu yararı ve kamu düzeni açısından hukuki ve fiili yarar bulunmamaktadır.

Herhangi bir suçta kullanılmadığı sürece suça konu silahın atışa elverişli olduğuna dair soruşturma kapsamında uzmanlık raporu yoksa şüphelinin tutuklamaya sevk edilmemesi veya tutuklanmaması gerekir. Çünkü suça konu silah atışa elverişli değilse ruhsatsız silah taşımak veya bulundurmak suçu oluşmayacaktır.

Soruşturma aşamasındaki ifade sırasında şüphelinin müdafisi yoksa CMK'nın 151/3. maddesi gereğince suçların alt sınırı 5 yılı geçmediğinden müdafi görevlendirilme zorunluluğu bulunmamaktadır.

6136 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki, ateşli silahlara ait mermilerin veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların pek az sayıda bulundurulmasının veya taşınmasının mahkemece vahim olarak takdir edilmemesi durumunda hükmolunacak ceza altı aya kadar hapis ve otuz günden beş yüz güne kadar adlî para cezası olup tutuklama yasağı bulunmaktadır. Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK. M. 100/4) Diğer bir ifadeyle, vücut dokunulmazlığına karşı suçlar olan kasten yaralama, taksirle yaralama, taksirle öldürme gibi suçlarda cezanın üst sınırı iki yılın altında bile olsa tutuklama yasağı bulunmamaktadır.

Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, d) Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir. Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafinin yardımından yararlanır. Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez.

Soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Ancak, Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.

CMK’nın 102. maddesinde öngörülen tutukluluk süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.

SONUÇ

Ruhsatsız silahın şiddet kültüründeki, şiddeti artırıcı ve yıkıcı rolü ile işlevi karşısında toplumsal barışı ve düzeni bozan suçları önlemek amacıyla önleyici ve koruyucu ceza hukuku açısından yaşam hakkının ve vücut bütünlüğünün korunmasına yönelik temel ilkelere odaklanmalıdır; Bir ülkedeki silahlı şiddetin, ruhsatlı ve/veya ruhsatsız silahların varlığı ile doğrudan ilişkili olduğu açıktır. Öncelikle silahın büyük bir tehlikeyi barındırdığı benimsenmelidir. Dünyada silah ticaretinin engellenerek silahı sınırlandırmak üzere hükümetlerce gerekli tedbirler alınmadığı sürece, silah kültürünün yaygınlaşarak bireyi ve toplumu içerecek şekilde kamu güvenliğinin tehdit altında kaldığı gözlemlenmektedir. Ulusal ve uluslararası düzeyde barışı hedefleyen devletlerin birlikte çalıştığı ortamda silah kontrolünün sağlanmasına[4] ilişkin Birleşmiş Milletler düzeyinde uluslar üstü kurumların oluşturularak yurtta ve dünyada barışın özendirilerek oluşturulması amaçlanmalıdır.

Ruhsatsız silah taşıma veya bulundurmanın suç olduğu ve cezalarının hukuki sonuçlarının insan hayatındaki olumsuz etkileri konusunda halkın eğitilerek bilinçlendirilmesi şarttır. Her insan bir değer olup insan hayatının korunması devletin güvencesi altındadır. Silahla insan öldürmenin veya yaralamanın minimize edilmesi için öncelikle ruhsatsız silahlarla ilgili bir tür af yasası hazırlanarak kendi isteği ile ruhsatsız silahları devlete teslim edenler hakkında ceza soruşturması yapılmayacağının yasal bir güvenceye kavuşturularak ruhsatsız silahların toplumdan arındırılmasına yönelik önleyici ve koruyucu tedbirler alınmasının gerekliliği ortadadır. Özellikle suça sürüklenen çocuklar ile suça sürüklenen yetişkinlerin hukuk sistemi üzerinden eğitilerek topluma entegre olmalarına yönelik yargı politikalarının oluşturularak hayata geçirilmesinde bireysel, toplumsal ve kamu düzeni açısından yararlar bulunmaktadır.

Ruhsatsız silah taşıma veya bulundurma suçları öncü suç olup asıl suçların işlenmesine yönelik bir iradeyi ortaya koymaktadır. Ruhsatsız silahlarla mücadele toplumsal barışın ve ilerlemenin en önemli araçlarından biri olup halkın ruhsatsız silahların olası sonuçları hakkında sürekli eğitilerek bilinçlendirilmesi gerekir. Özellikle ana akım medyadaki dizilerden silah figürünün kaldırılmasına yönelik şiddet kültürünü azaltacak psikolojik, sosyolojik ve kültürel yaklaşımların etkinleştirilmesi şarttır.

------------

[1] Yücel, Mustafa Tören, “Ateşli Silahlarla Mücadelede Teorik Yaklaşımlar”, TBB Dergisi, Sayı 59, 2005, s. 49.

[2] Apaydın, Cengiz/Apaydın, Cenk Ayhan, Yargıtay Kararları Işığında Suç Örgütleri, 2. Baskı, Ankara, 2025, s. 19.

[3] Yücel, s. 60.

[4] Yücel, s. 60-61.