SAHİLLER KİMİN? OTELLER, BEACH CLUBLAR VE İŞLETMELER DENİZE GİRİŞİ ENGELLEYEBİLİR Mİ?

Abone Ol

SAHİLLER KİMİN? OTELLER, BEACH CLUBLAR VE İŞLETMELER DENİZE GİRİŞİ ENGELLEYEBİLİR Mİ?

Kıyı Kanunu, Vatandaşın Hakları, Şikayet ve Dava Yolları

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Türkiye'nin dört bir yanında sayısız vatandaş, aynı sorunla karşılaşmaktadır. Denize girmek isteyen yurttaşların önüne turnikeler kurulmakta, bazı beach clublar giriş ücreti talep etmekte, bazı işletmeler ise şezlong kiralamayan kişilerin sahile giremeyeceğini ileri sürmektedir. Özellikle turizm bölgelerinde sıkça karşılaşılan "Bu plaj otel müşterilerine özeldir", "Bu alan özel işletme tarafından kullanılmaktadır", "Giriş ücreti ödemeden sahile giremezsiniz" şeklindeki uygulamalar, vatandaşlarda önemli bir soru işareti yaratmaktadır:

· Sahiller gerçekten işletmelere mi aittir?

· Bir otel plajı halka kapatabilir mi?

· Özel plaj diye bir şey var mıdır?

· Beach club giriş ücreti yasal mıdır?

· Sahile giriş engellenirse ne yapılmalıdır?

Bu sorular yalnızca yaz tatilini değil, doğrudan Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir kamusal hakkı ilgilendirmektedir. Çünkü Türkiye'de kıyılar, deniz kıyıları, göl kıyıları ve sahil şeritleri herhangi bir kişinin, şirketin veya otelin özel mülkü değildir. Hukuk düzeni kıyıları toplumun tamamının ortak kullanımına ayrılmış kamu malları olarak kabul etmiş ve özel koruma altına almıştır.

Bu nedenle kıyılar üzerindeki hakların bilinmesi, hukuka aykırı uygulamalara karşı hangi yolların izlenebileceğinin öğrenilmesi ve kamuya ait alanların fiilen özelleştirilmesinin önüne geçilmesi büyük önem taşımaktadır.

Kıyı Nedir? Sahil Şeridi Nedir? Kıyı Kenar Çizgisi Nedir?

Kıyılarla ilgili hukuki tartışmaların önemli bir bölümü kavramların bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Kıyı Kanunu'nda kıyı, denizlerin, göllerin ve akarsuların kara ile birleştiği doğal alanlar olarak tanımlanmaktadır.

Kıyı kenar çizgisi ise en yüksek su seviyesinin kara üzerinde bıraktığı doğal sınırı ifade etmektedir.

Sahil şeridi ise kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönüne doğru uzanan ve kanunla koruma altına alınmış bölgedir.

Bu teknik ayrımlar ilk bakışta önemsiz gibi görünse de uygulamada son derece önemlidir. Çünkü kıyıların korunmasına ilişkin yasaklar, yapılaşma sınırlamaları ve kamu yararına ilişkin kurallar büyük ölçüde bu alanlar üzerinde uygulanmaktadır.

Bir başka ifadeyle vatandaşın denize ulaşma hakkını koruyan sistem yalnızca suyun başladığı noktayı değil, kıyıya erişimi sağlayan sahil şeridini de koruma altına almaktadır.

Sahiller Kimin? Kıyıların Hukuki Statüsü Nedir?

Bu sorunun cevabı doğrudan Anayasa'da yer almaktadır. Anayasa'nın 43. maddesine göre kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Ancak bu hüküm sıklıkla yanlış yorumlanmaktadır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olmak, kıyıların devletin özel mülkü olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, bu alanların toplumun tamamının kullanımına ayrılmış kamu malları olduğunu ifade eder. Kamu mallarının en önemli özelliği özel mülkiyete konu olmamalarıdır.

Dolayısıyla bir kişi, şirket, otel veya işletme kıyının sahibi olduğunu ileri süremez. Tapu kaydına sahip olduğu taşınmaz kıyıya komşu olabilir. Kıyıya yakın bir alanda turizm yatırımı yapabilir. Kamu kurumlarından belirli kullanım izinleri alabilir. Ancak bu durum kıyının mülkiyetinin kendisine geçtiği anlamına gelmez.

Bu nedenle hukuken "özel sahil", "özel deniz", "özel kıyı" gibi kavramlar son derece dikkatli değerlendirilmelidir.

Kıyılar Neden Özel Mülkiyete Konu Olamaz?

Kıyıların özel mülkiyete konu olmamasının temel nedeni kamu yararıdır. Eğer kıyılar özel mülkiyete bırakılmış olsaydı, toplumun önemli bir bölümü denize ulaşma imkanını kaybedebilirdi. Özellikle turizm bölgelerinde kıyıların tamamen özel şirketlerin kontrolüne geçmesi, vatandaşların denizle olan bağını ciddi şekilde sınırlandırabilirdi.

Kanun koyucu bu riski önlemek amacıyla kıyıları özel mülkiyet rejiminin dışında bırakmıştır. Böylece kıyıların belirli kişi veya şirketlerin ekonomik çıkarlarına değil, toplumun ortak yararına hizmet etmesi amaçlanmıştır. Bu yaklaşım yalnızca Türkiye'ye özgü değildir. Dünyanın birçok ülkesinde kıyılar özel koruma altında tutulmakta ve halkın erişim hakkı anayasal veya yasal düzenlemelerle güvence altına alınmaktadır.

Kıyı Kanunu'nun Temel Amacı Nedir?

3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun temel amacı kıyıları korumak ve herkesin eşit şekilde yararlanmasını sağlamaktır. Kanunun merkezinde yer alan düşünce son derece nettir: Kıyılar toplumundur.

Bu nedenle kıyılar üzerinde yapılacak tüm planlamalarda, yatırımlarda ve uygulamalarda öncelik kamu yararına verilmelidir. Kanun, kıyıların doğal yapısının korunmasını, kıyılara erişimin engellenmemesini ve kıyıların özel mülk gibi kullanılmamasını amaçlamaktadır. Bugün yaşanan birçok uyuşmazlığın temelinde de bu ilkeye aykırı uygulamalar yer almaktadır.

Özel Plaj Diye Bir Şey Var Mı?

Uygulamada en çok yanlış anlaşılan konulardan biri budur. Birçok kişi "özel plaj" ifadesini duyduğunda o alanın işletmeye ait olduğunu düşünmektedir. Oysa gerçekte çoğu zaman durum farklıdır. İşletmeler belirli alanları kullanma hakkına sahip olabilir. Bazı hizmetleri sunabilir. Belirli bölümlerde şezlong ve şemsiye hizmeti verebilir. Ancak bu durum kıyının özel mülkiyet haline geldiği anlamına gelmez.

Dolayısıyla "özel plaj" ifadesi çoğu zaman hukuki bir statüyü değil, ticari bir işletme modelini ifade etmektedir. Vatandaşların da bu ayrımı doğru anlaması gerekmektedir.

Beach Club Giriş Ücreti Yasal Mı?

Bu konuda en önemli ayrım, ücretin ne için alındığıdır. Bir işletme sunduğu hizmetler için ücret talep edebilir. Örneğin; şezlong kullanımı, şemsiye kullanımı, havlu hizmeti, duş kullanımı, soyunma kabini, yeme içme hizmetleri ticari faaliyet kapsamındadır.

Ancak kıyıya erişim hakkı bunlardan farklıdır. Bir kişinin yalnızca denize ulaşmak istemesi nedeniyle zorunlu giriş ücretine tabi tutulması, kıyıların herkesin kullanımına açık olması ilkesini doğrudan gündeme getirmektedir. Özellikle kıyının tamamının işletme tarafından kontrol altına alınarak ücretsiz erişim imkanının fiilen ortadan kaldırılması, hukuken ciddi tartışmalar yaratmaktadır. Sorun yalnızca ücret alınması değildir. Asıl sorun, kamuya ait alanın fiilen özel mülk gibi kullanılmaya başlanmasıdır.

Şezlong Kiralamadan Denize Girilebilir Mi?

Yaz aylarında vatandaşların en fazla şikayet ettiği uygulamalardan biri budur. Bazı işletmeler yalnızca şezlong kiralayan kişilerin plajı kullanabileceğini ileri sürmektedir. Oysa şezlong bir hizmettir. Kıyıdan yararlanma hakkı ise anayasal koruma altındaki kamusal bir haktır. Bu nedenle şezlong kullanmak istemeyen bir kişinin kıyıya erişiminin tamamen engellenmesi ayrı bir hukuki değerlendirme gerektirir.

Bir işletmenin sunduğu hizmetlerden yararlanmamak, kişinin kıyıdan yararlanma hakkını ortadan kaldırmaz. Tam da bu nedenle son yıllarda birçok tartışmanın merkezinde şezlong zorunluluğu yer almaktadır.

Otel Plajı Halka Kapatabilir Mi?

Turizm bölgelerinde en sık karşılaşılan uygulamalardan biri otellerin önündeki plajların yalnızca müşterilere tahsis edildiğinin ileri sürülmesidir. Ancak kıyının önünde otel bulunması, kıyının otele ait olduğu anlamına gelmez. Bir otelin kıyıya komşu taşınmaz üzerinde faaliyet göstermesi ile kıyının mülkiyetine sahip olması tamamen farklı konulardır. Bu nedenle yalnızca otel müşterisi olunmadığı gerekçesiyle vatandaşların kıyıdan uzaklaştırılması, denize ulaşmasının engellenmesi veya kıyıdan yararlanmasının yasaklanması hukuken tartışmalıdır. Özellikle sahile ulaşan tek güzergahın kapatılması veya güvenlik görevlileri aracılığıyla fiili engel oluşturulması durumlarında idari makamların inceleme yapması mümkündür.

Kıyı Kanunu Ne Diyor?

3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun temel felsefesi son derece açıktır: Kıyılar herkesin eşit ve serbest kullanımına açıktır. Kanun ayrıca kıyılardan yararlanmada kamu yararının öncelikli olduğunu açıkça düzenlemektedir. Bu ilke son derece önemlidir. Çünkü kıyı üzerinde faaliyet gösteren bir işletmenin ticari çıkarı ile vatandaşın kıyıyı kullanma hakkı çatıştığında öncelik kamu yararına verilir. Dolayısıyla;

· Turizm yatırımı yapılabilir,

· Otel işletilebilir,

· Beach club kurulabilir,

· Şezlong hizmeti sunulabilir,

· Restoran işletilebilir.

Ancak bu faaliyetlerin hiçbiri vatandaşın kıyıya ulaşma hakkını ortadan kaldıramaz.

Kıyı Kanunu m.5 de aynı şeyi tekrar eder: kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; herkesin eşit ve serbest yararlanmasına açıktır. Kıyı Kanunu m.6’ya göre kıyıda yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık gibi engeller oluşturulamaz.

Kıyı Kanunu m.15’e göre kıyıda veya uygulama imar planı bulunan sahil şeridinde çit, duvar, tel örgü, kazık vb. engel oluşturanlara idari para cezası verilir; engelin kaldırılması istenir; kaldırılmazsa kamu gücüyle kaldırılır ve masrafı ilgilisinden tahsil edilir. Doğal yapıyı bozacak fiillerde hapis cezası da gündeme gelebilir.

Ruhsatsız/aykırı yapı varsa Kıyı Kanunu m.14 nedeniyle İmar Kanunu hükümleri uygulanır.

Ayrıca TCK m.184 kapsamında imar kirliliğine neden olma suçu gündeme gelebilir. TCK m.184, ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina yapan/yaptıran kişi için 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörür.

Kıyıya Tel Örgü Çekilebilir Mi?

Kıyı Kanunu bu konuda oldukça açık hükümler içermektedir. Kanunda özellikle; duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık gibi engellerden söz edilmektedir. Bu düzenlemelerin amacı vatandaşın kıyıya erişiminin fiziksel olarak engellenmesini önlemektir. Kıyıya ulaşmayı zorlaştıran veya imkansız hale getiren uygulamalar yalnızca çevresel değil, aynı zamanda hukuki sorunlar da doğurmaktadır. Bu nedenle birçok kıyı uyuşmazlığında ilk incelenen hususlardan biri erişimin engellenip engellenmediğidir.

Sahile Güvenlik Koymak Yasal Mı?

Bu sorunun cevabı tek başına evet veya hayır olarak verilemez. Bir işletme kendi tesisinin güvenliğini sağlamak amacıyla güvenlik personeli çalıştırabilir. Ancak güvenlik görevlilerinin görevi kamuya ait kıyıyı işletmenin özel mülkü gibi korumak değildir.

Eğer güvenlik görevlileri vatandaşların kıyıya erişimini engelliyor, kamuya açık alanlardan çıkmalarını istiyor veya denize ulaşmalarını önlüyorsa durum hukuki açıdan farklı değerlendirilir. Önemli olan güvenlik hizmetinin sınırlarının kamu yararı ilkesine uygun şekilde belirlenmesidir.

Kıyıda Hangi Yapılar Yapılabilir?

Kıyılar üzerinde yapılaşma tamamen yasak değildir. Ancak son derece sıkı kurallara tabidir. Kamu yararına hizmet eden bazı yapı ve tesislerin belirli şartlarla yapılmasına izin verilebilmektedir.

B ununla birlikte kıyılar üzerinde serbest yapılaşma mümkün değildir. Çünkü kıyılar öncelikle korunması gereken doğal alanlardır. Kanun koyucunun amacı kıyıların betonlaşmasını değil, korunmasını sağlamaktır.

Kıyı İşgali Nedir?

Kıyı işgali, kamuya ait kıyı alanlarının hukuka aykırı biçimde özel kullanım altına alınması şeklinde tanımlanabilir. Bu işgal bazen tel örgü çekilmesiyle, bazen ücretli giriş uygulamasıyla, bazen de vatandaşların kıyıdan uzaklaştırılmasıyla ortaya çıkmaktadır.

Özellikle kıyının tamamının ticari faaliyet alanına dönüştürülmesi ve kamusal kullanım imkanının ortadan kaldırılması iddiaları son yıllarda sıkça gündeme gelmektedir.

Kıyı İşgali Suç Mu?

Kıyı işgali her durumda doğrudan Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenmiş bağımsız bir suç değildir. Ancak kıyının hukuka aykırı biçimde kullanılması;

· İdari para cezalarına,

· Ecrimisil uygulamasına,

· Yıkım kararlarına,

· İmar mevzuatından kaynaklanan yaptırımlara,

· Bazı durumlarda ceza hukuku sorumluluğuna

neden olabilmektedir. Özellikle ruhsatsız yapılaşma veya mevzuata aykırı inşai faaliyetler söz konusu olduğunda cezai sorumluluk da gündeme gelebilmektedir.

Ecrimisilin Hukuki Dayanağı Nedir?

Kıyı işgali tartışmalarında sıkça karşılaşılan kavramlardan biri de ecrimisildir. Ecrimisil, kamuya ait bir taşınmazın hukuka aykırı biçimde kullanılması nedeniyle talep edilen işgal tazminatıdır.

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanların izinsiz veya hukuka aykırı kullanımı halinde ilgili idareler ecrimisil talep edebilmektedir. Bu nedenle kıyıların hukuka aykırı kullanımı yalnızca idari yaptırım değil, mali sonuçlar da doğurabilmektedir.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu m.75’e göre Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazların işgali halinde, zararın veya işgalcinin kusurunun ispatı aranmaksızın ecrimisil talep edilebilir.

Sahile Giriş Engellenirse Ne Yapılmalı?

Vatandaşların yaptığı en büyük hata yaşanan olayı kayıt altına almadan bölgeden ayrılmalarıdır. Öncelikle mümkün olduğunca delil toplanmalıdır. Bunlar fotoğraf, video kaydı, konum bilgileri, ücret tarifeleri, tabela görüntüleri, güvenlik görevlilerinin açıklamaları olabilir. Daha sonra resmi başvuru yolları kullanılmalıdır. Hukuka aykırı uygulamalarla karşılaşılması halinde başvurulabilecek kurumlar şunlardır:

· Belediye Başkanlığı,

· Belediye Zabıta Müdürlüğü,

· Kaymakamlık,

· Valilik,

· Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü,

· Milli Emlak Müdürlüğü,

· CİMER.

Başvuruda olayın ayrıntılı şekilde anlatılması ve varsa delillerin eklenmesi son derece önemlidir.

Kıyıların korunması yalnızca vatandaşın görevi değildir. İdarenin de önemli sorumlulukları bulunmaktadır. Belediyeler, valilikler ve ilgili kamu kurumları kıyıların mevzuata uygun kullanılıp kullanılmadığını denetlemekle yükümlüdür. Bu nedenle vatandaşların yaptığı başvurular yalnızca bireysel şikayet olarak değil, kamu yararının korunmasına yönelik bir talep olarak değerlendirilmelidir.

Vatandaş Tazminat Talep Edebilir Mi?

Her olay kendiliğinden olarak tazminat hakkı doğurmaz. Ancak somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki yollar gündeme gelebilir. Örneğin hukuka aykırı ücret tahsil edilmesi, idarenin kusurlu davranışları veya vatandaşın somut zararının ortaya çıkması halinde tazminat talepleri değerlendirilebilir. Bu nedenle her olay kendi özellikleri içerisinde incelenmelidir.

Sonuç: Kıyılar Şirketlerin Değil, Halkındır

Türkiye'de kıyılar özel mülk değildir. Kıyılar, sahil şeritleri ve denize erişim alanları toplumun ortak kullanımına ayrılmış kamu mallarıdır.

Oteller, beach clublar ve diğer işletmeler bu alanların çevresinde faaliyet gösterebilir. Ancak hiçbir ticari faaliyet, Anayasa ve Kıyı Kanunu ile korunan kamusal kullanım hakkının önüne geçemez.

Vatandaşın denize ulaşma, kıyıda bulunma ve kıyıdan yararlanma hakkı hukuk düzeni tarafından güvence altına alınmıştır. Bu nedenle kıyıların fiilen özelleştirilmesine yol açan uygulamalar karşısında hakların bilinmesi, gerekli idari başvuruların yapılması ve gerektiğinde hukuki yollara başvurulması büyük önem taşımaktadır.

Kıyılar yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de ortak mirasıdır. Bu nedenle kıyıların korunması çevre hukukunun, idare hukukunun ve hukuk devleti ilkesinin en önemli yansımalarından biridir.