SEÇİMLİK HAKKI TÜKETİCİ SEÇER: HUKUK GENEL KURULU'NDAN AYIPLI MALDA "ORANTISIZLIK" SAVUNMASINA DAR YORUM

Abone Ol

I. GİRİŞ

Haziran 2012'de bir tüketici, engelli raporuyla sıfır kilometre bir dizel binek araç satın aldı. Garanti süresini de para ödeyerek uzattı. Bakımlarını aksatmadan yetkili servise götürdü.

İki yıl sonra gösterge panelinde yağ lambası yandı. Araç o sırada 63.368 kilometredeydi.

Aradan geçen sürede dosya iki kez Yargıtay'a çıktı, bir kez direnme kararı verildi, araç 180 bin kilometreyi aştı ve tüketici hâlâ ilk gün istediği şeyi istiyordu: aracın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini. Hukuk Genel Kurulu, 1 Ekim 2025 tarihli kararıyla bu isteği yerinde buldu. Kararın asıl ağırlığı, ulaştığı sonuçtan çok, o sonuca giderken kurduğu bir cümlede.

II. YAĞ LAMBASI YANDIĞINDA ARAÇ 63 BİN KİLOMETREDEYDİ

Tüketici, yağ eksilmesi şikâyetini ilk kez 60.000 kilometre periyodik bakımında dile getirdi. Servis, yağ eklemesi yapıp aracın 5.000 kilometre sonra kontrole getirilmesini istedi. Temmuz 2014'te, 68.400 kilometrede tutulan servis formuna şu not düşüldü: aracın yağı tamamlandı, eksiltmeyle ilgili işlemlerin yapılması gerekiyor.

O işlemlerin yapılıp yapılmadığı dosyadan anlaşılamadı.

Satıcı ve üretici şirketler davada iki savunma hattı kurdular. Birincisi teknikti: her motor bir miktar yağ eksiltir, kullanım kılavuzunda 1.000 kilometrede bir litreye kadar eksilmenin normal olduğu yazılıdır, yağın kontrolü ve tamamlanması kullanıcının sorumluluğundadır. İkincisi tüketicinin kendi davranışına dayanıyordu: araç 30 Nisan 2013'te ağır bir kaza geçirmiştir, boyanan ve değişen parçalar nedeniyle zaten değer kaybetmiştir, misli ile değişime elverişli değildir.

Yargılama sırasında oluşturulan bilirkişi kurulu ise somut bir ölçüm yaptı. Araca 180.622 kilometrede 3,9 litre yağ eklendi. Aralık 2019'da, 3.170 kilometre sonra yapılan ölçümde motorda 3,5 litre yağ kaldığı, yani 0,4 litre yakıldığı belirlendi. Buradan hareketle aracın 10.000 kilometrelik servis aralığında 1,26 litre yağ tüketeceği, konulan yağın yüzde 32'sini yakacağı hesaplandı. Kurul, bu seviyenin normal kabul edilemeyeceği ve ayıbın imalattan kaynaklandığı sonucuna vardı.

III. ON YIL, İKİ BOZMA, BİR DİRENME

Dosyanın seyri, tüketici uyuşmazlıklarının neden yıllara yayıldığını tek başına anlatıyor.

Ankara 16. Tüketici Mahkemesi 2016'da davayı kabul etti ve aracın ayıpsız misliyle değişimine, kaza nedeniyle oluşan 3.971,67 TL değer kaybının davalılara ödenmesine karar verdi. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, 18.12.2018 tarihli ve E.2016/14023, K.2018/12275 sayılı kararıyla hükmü bozdu; gerekçe esasa değil, dosya üzerinden hazırlanmış ve taraf itirazlarını karşılamayan bilirkişi raporunun denetime elverişsizliğineydi.

Bozmaya uyularak yeniden yargılama yapıldı. Ankara 12. Tüketici Mahkemesi bu kez ayıbın varlığını kabul etti ama sonucu değiştirdi: aracın model yılı, ulaştığı kilometre ve geçirdiği kaza karşısında misli ile değişim orantısız kalırdı; ayıp, motorun sıfır motorla değiştirilmesi suretiyle giderilebilirdi.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 21.11.2022 tarihli ve E.2022/6935, K.2022/8760 sayılı kararıyla bu hükmü de bozdu. Mahkeme direndi. Uyuşmazlık böylece Hukuk Genel Kurulu'na taşındı.

IV. SEÇİMLİK HAK KİMİN?

Sözleşme 2012 tarihli olduğundan olaya mülga 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uygulandı. Bugün aynı uyuşmazlık 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesi çerçevesinde çözülürdü ve maddenin kurduğu denge, Genel Kurul'un yaptığı değerlendirmeyle örtüşüyor.

6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrası tüketiciye dört hak tanıyor: sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim, ücretsiz onarım ve ayıpsız misliyle değiştirme. Fıkranın son cümlesi tercihin kime ait olduğunu tartışmaya yer bırakmadan söylüyor: satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Aynı maddenin üçüncü fıkrası ise bir emniyet supabı koyuyor. Ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme satıcı için orantısız güçlükler doğuracaksa, tüketici bu iki hakkı değil, sözleşmeden dönme veya bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlık ölçülürken malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gözetilir.

Buradaki ayrım uygulamada sıkça gözden kaçıyor. Orantısızlık istisnası, hâkime tüketicinin tercihini serbestçe başka bir hakla değiştirme yetkisi vermiyor; yalnızca iki ayni nitelikli talebin yerini parasal taleplere bırakmasını öngörüyor. Türk Borçlar Kanunu'nun 227. maddesi de hâkimin müdahalesini dar tutuyor ve yalnızca sözleşmeden dönme hakkı bakımından, durum bunu haklı göstermiyorsa onarıma veya bedel indirimine hükmedilebileceğini söylüyor.

Somut olayda mahkemenin yaptığı şey ise farklıydı: tüketicinin misli ile değişim talebini, kanunun öngörmediği bir yönde, ücretsiz onarıma çevirmişti.

V. "YARGILAMANIN UZAMASI TÜKETİCİYE FATURA EDİLEMEZ"

Hukuk Genel Kurulu'nun kararında, bu tür dosyaların kaderini belirleyecek nitelikte bir tespit var. Kurul, tüketicinin 2012'de sıfır araç aldığını, iki yıl sonra ortaya çıkan gizli ayıp için yaptığı başvurulardan yaklaşık bir yıl sonuç alamayınca 2015'te dava açtığını belirledikten sonra şunu söylüyor:

"yargılama sırasında geçen süreden ve dolayısıyla bu süreçte aracın artan km'sinden tüketicinin sorumlu tutulmaması ve durumun aleyhine yorumlanmaması gerekir."

Bu cümlenin pratik karşılığı büyük. Ayıplı araç davalarında satıcı ve üretici tarafının en etkili savunması, çoğu zaman davanın kendi süresinden devşiriliyor: dava açıldığında araç 90 bin kilometredeydi, bugün 180 bin kilometrede, demek ki araçtan yararlanma sürüyor, demek ki misli ile değişim artık ölçüsüz. Genel Kurul bu muhakemeyi kesiyor. Yargılamanın uzunluğu, davayı açmakta gecikmemiş tüketicinin aleyhine bir olgu hâline getirilemez.

Kurul, ayıbın niteliğine ilişkin değerlendirmesini de aynı çizgide kurdu. Yağ eksiltme problemine bağlı olarak piston ve contaların deforme olabileceği, kilometre arttıkça yakıt tüketiminin artacağı ve motor ömrünün kısalacağı bilirkişi raporuyla ortaya konmuştu. Motorun yenisiyle değiştirilmesi ayıbı giderse bile araç değer kaybediyordu. Oysa tüketici, sıfır aracı tam da bu tür sorunları yaşamamak için daha yüksek bedel ödeyerek satın almıştı.

Kurul'un sonucu şu: "Ayıbın varlığı hâlinde tüketici kural olarak seçimlik haklarından istediğini tercih edebileceğine ve ilk tercihi ayıpsız misli ile değişim olduğuna göre satıcı, tüketicinin talebini yerine getirmekle yükümlüdür."

VI. 180 BİN KİLOMETRE: KARŞI OYUN HAKLI OLDUĞU YER

Karar oy çokluğuyla alındı. Azınlıkta kalan görüş, davacının aracı satın aldıktan sonra "180.000 km kadar" kullandığını, araçta esaslı bir hata bulunsaydı bu mesafenin kat edilemeyeceğini, yeni nesil motorlarda yağ yakmanın olağan sayıldığını ve misli ile değişim isteminin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savundu.

Bu görüşü kolayca geçiştirmemek gerekir. Bir tüketicinin on yıl boyunca kullandığı, kaza yapmış, amortismana uğramış bir aracı sıfır bir araçla değiştirme talebi, karşı taraf açısından ciddi bir yük yaratıyor. Karşı oyun işaret ettiği denge sorunu gerçek.

Yine de kanaatimizce çoğunluğun tercihi isabetlidir; çünkü karşı oyun dayandığı olgunun, yani yüksek kilometrenin kendisi büyük ölçüde yargılamanın on yıla yayılmasının ürünüdür. Tüketicinin dava açtığı 2015 yılında araç 94 bin kilometre civarındaydı. Aradaki mesafenin faturasını, davayı zamanında açmış olan tarafa kesmek, uzun yargılamadan zarar gören tarafı bir kez daha cezalandırmak anlamına gelirdi. Kaldı ki dengeyi kuran bir başka mekanizma zaten işletildi: aracın davacının kullanımındayken geçirdiği kazadan doğan değer kaybı, hesaplanarak davalılara iade edilecek kalemler arasına alındı.

VII. AYNI KURULUN BEŞ AY ÖNCEKİ KARARI: AYIP MI, EKSİK İFA MI

Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2025 tarihli ve E.2024/527, K.2025/323 sayılı kararı, seçimlik haklar tartışmasının bir adım öncesine, nitelendirme aşamasına ışık tutuyor.

Uyuşmazlık, satın alınan konutun sözleşmede ve tanıtım kataloglarında vaat edilen sosyal donatı ve yeşil alanlarının, aslında belediyeye ait bir arazi üzerinde bulunduğunun sonradan anlaşılmasından doğmuştu. Özel Daire bunu ayıp saydı; bölge adliye mahkemesi eksik ifa olarak niteledi ve direndi. Genel Kurul, oy çokluğuyla eksik ifa nitelendirmesini benimsedi.

Ayrım teknik görünse de sonuçları doğrudan cebe dokunuyor. Ayıp hâlinde 6502 sayılı Kanun'un 12. maddesindeki zamanaşımı süreleri uygulanır: teslimden itibaren iki yıl, konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıl. Ayıp ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse bu süreler hiç işlemez. Eksik ifada ise Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi ve genel zamanaşımı devreye girer. Tazminatın hesabı da değişir: ayıp nedeniyle bedel indiriminde nispi metot uygulanırken, eksik ifada sözleşmeye uygun ifa hâlindeki malvarlığı ile mevcut durum arasındaki fark esas alınır.

Kararın hatırlattığı bir başka nokta, 6502 sayılı Kanun'un getirdiği kolaylıktır. Mülga 4077 sayılı Kanun döneminde tüketiciden ayıbı belirli sürede ihbar etmesi bekleniyordu; bu yükümlülük kaldırıldı. Bunun yanında 6502 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrası, teslimden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında var olduğunu karine olarak kabul ediyor ve ayıplı olmadığını ispat külfetini satıcıya yüklüyor. Karine, malın veya ayıbın niteliğiyle bağdaşmıyorsa uygulanmaz.

VIII. DOSYAYA DÖNÜK ÇIKARIMLAR

Tercih baştan ve net yazılmalı. Seçimlik hakkın hangisinin kullanıldığı, satıcıya yöneltilen ilk başvuruda açıkça belirtilmeli ve bu başvurunun tarihi ispatlanabilir olmalıdır. İncelenen dosyada tüketicinin ilk tercihinin misli ile değişim olması, on yıl sonra verilen kararın dayanaklarından biri oldu.

Servis kayıtları dosyanın omurgasıdır. Şikâyetin hangi kilometrede, hangi tarihte iletildiği; servisin ne yazdığı ve ne yapmadığı belirleyici. İlk bozmanın gerekçesi de, sonraki kabulün dayanağı da bu kayıtlardan çıktı.

Bilirkişi raporu ölçüme dayanmalı. Dosya üzerinden yazılmış, taraf itirazlarını karşılamayan rapor bozma sebebi oldu; davayı taşıyan rapor ise litre ve kilometre üzerinden somut bir tüketim hesabı yaptı.

Orantısızlık savunmasının sınırı gösterilmeli. Karşı taraf orantısızlık iddiasını ileri sürdüğünde, 6502 sayılı Kanun'un 11. maddesinin üçüncü fıkrasının hâkime tüketicinin tercihini serbestçe değiştirme yetkisi vermediği, yalnızca ayni taleplerin yerini parasal taleplere bırakmasını öngördüğü ortaya konmalıdır.

Yargılama süresi savunmaya malzeme yapılamaz. Dava tarihindeki kilometre ile karar tarihindeki kilometre arasındaki farkın tüketiciye yüklenemeyeceği, artık Genel Kurul kararına dayandırılabilir.

Nitelendirme baştan tartışılmalı. Talebin ayıp mı yoksa eksik ifa mı olduğu, uygulanacak zamanaşımını ve tazminatın hesap yöntemini birlikte belirlediğinden, dava dilekçesinde bu ayrımın gerekçelendirilmesi gerekir.

IX. SONUÇ

Tüketici hukukunda seçimlik hak, adı üstünde, tüketiciye ait bir tercihtir. Kanun bu tercihi tek bir yerde sınırlandırmıştır: ayni nitelikli talepler satıcı için orantısız güçlük doğuruyorsa tüketici parasal haklara yönlendirilir. Hukuk Genel Kurulu'nun 1 Ekim 2025 tarihli kararı, bu sınırın uygulamada bir genel yetki gibi kullanılmasının önüne geçiyor.

Kararın kalıcı katkısı ise usule ilişkin. Yargılamanın uzunluğundan doğan olguların, davasını zamanında açmış tüketicinin aleyhine yorumlanamayacağı ilkesi, yalnızca ayıplı araç dosyalarında değil, malın kullanılmaya devam edildiği bütün ayıp uyuşmazlıklarında karşılık bulacak niteliktedir. On yıl süren bir yargılamanın sonunda söylenmiş olması, bu tespitin değerini azaltmıyor; tam tersine, nereden doğduğunu açıklıyor.

Yararlanılan Kaynaklar

· Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2025/259, K.2025/594, T.01.10.2025

· Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2024/527, K.2025/323, T.21.05.2025

· Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2022/6935, K.2022/8760, T.21.11.2022

· Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, E.2016/14023, K.2018/12275, T.18.12.2018

· 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 8, 10, 11, 12

· 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 112, 227

· 4077 sayılı mülga Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, m. 4