Türk Ticaret Kanunu’nun 1423/2. hükmü uyarınca, aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Ancak sigorta şirketi sigorta poliçesini sigorta ettirene teslim etmemiş veya teslim etmiş olmakla birlikte, poliçede sigorta ettirenin imzası yoksa, sözleşme yine de poliçede yazılı şartlarda kurulmuş sayılır mı?
Kanaatimizce bu gibi durumlarda teminat kapsamı dışında tutulan hususu içeren sigorta poliçesi sigorta ettirenin imzasını taşımadığından ve sigortacı, teminat kapsamı dışında tutulan özel şartlar hakkında sigortalıyı bilgilendirdiğini de ispat edemediğinden, sözleşme poliçede yazılı şartlarda kurulmuş sayılamaz. Bu nedenle bu durumda teminat dışında tutulan riskin teminat içinde olduğu kabul edilir (Bkz. Karasu, Rauf; Yargıtay ve Sigorta Tahkim Heyeti Kararları Işığında Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Yetkin, Ankara 2016, s. 80).
Yargıtay aydınlatma yükümlülüğünün ihlalinin sonuçlarını düzenleyen TTK m. 1423/2 hükmünü, hükmün lafzını esas alarak katı bir şekilde uygulamaktadır. Ancak bu uygulama kanaatimizce hükmün amacıyla bağdaşmadığı gibi menfaatler dengesine uygun olmayan sonuçlar doğurmaktadır.
Konuyla ilgili 17. Hukuk Dairesi, bir kararında diğer kararlarından farklı olarak TTK m. 1423/2 hükmünün sadece lafzı ile yetinilmemiş, hükmün amacını da dikkate alarak menfaatler dengesine uygun bir karar vermiştir.
Yrg. 17. HD., 2013/1087 E., 2013/2041 K., 21.03.2013 T.).
Kararın Özeti:
“Davalı tarafça dosyanın mahkemesine eksikliklerin giderilmesi yönünden iadesinden sonra verilen 17.1.2013 tarihli dilekçede, müvekkil şirket kayıtlarında bilgilendirme formunun bulunamadığı bildirilmiş ise de poliçede davacı sigortalının imzasının bulunması halinde de davacı sigortalının poliçede gösterilen özel şartın varlığından haberdar olduğu kabul edilebilir. Dosyaya poliçe aslı olarak ibraz edilen kasko sigorta sözleşmesinde davacı sigortalının imzasının bulunup bulunmadığı anlaşılamamıştır.
Bu durumda ispat külfeti kendisine düşen davalı sigorta şirketine özel şartın poliçe metninde bulunduğuna dair savunmasını ispat zımnında, davacının imzasını içeren poliçe aslını ibraz etmesi, özel şartın poliçe metninde bulunduğuna ilişkin tüm kesin delillerini sunması, gerektiğinde davalı sigorta şirketi ile poliçeyi düzenleyen acentenin tüm ticari defter ve kayıtlarında uyuşmazlık konusu özel şartın davacının imzasını içeren poliçe metninde bulunup bulunmadığı konusunda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması, sigortalının imzasının ve özel şartın mevcut olduğu poliçenin varlığı halinde davalının özel şarttan haberinin olduğunun aksi halde ise davacının özel şarttan haberinin olmadığı, davalının bilgilendirme yükümlülüğüne uymadığının kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir.”
Bazı Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti Kararları anılan karara benzer kararlar vermiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu, 01/06/2022- 2022/İHK-26575
Kararın Özeti:
“… teminat kapsamı dışında tutulan hususu içeren sigorta poliçesi sigorta ettirenin imzasını taşımadığından ve sigortacı, teminat kapsamı dışında tutulan özel şartlar hakkında sigortalıyı bilgilendirdiğini de ispat edemediğinden, sözleşme poliçede yazılı şartlarda kurulmuş sayılamaz. Bu nedenle bu durumda teminat dışında tutulan riskin teminat içinde olduğu kabul edilir. Somut olayda hastalık beyan formunda sigortalının ismi yer almadığı gibi imzası da bulunmamaktadır. Ayrıca poliçede de sigortalının adı ve imzası bulunmamaktadır. Sunulan bütün belgeler matbu belgelerden ibarettir. Belirtilen nedenlerle davalı vekilinin itirazının reddi gerekmiştir.”
Konuyla ilgili İspanya Yüksek Mahkemesi Kararı
Konuyla ilgili İspanya Yüksek Mahkemesi, 22 Ocak 2026 tarihinde verildiği güncel bir kararında, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin anılan kararına ve Sigorta Tahkim Komisyonu kararlarına benzer değerlendirmelerde bulunmuştur.
İspanya Yüksek Mahkemesi, bankaların müşterilerine ücretsiz olarak sunduğu grup kaza sigortalarında, sigortalı haklarını kısıtlayan maddelerin geçerli olması için sigortalının ıslak imzasının veya açık onayının gerekmediğine karar verdi. Bu karar ile Yüksek Mahkeme, sigortalıların herhangi bir prim ödemeden yararlandığı sigortalarda, poliçede yer alan sınırlamaların onay alınmadan da geçerli olduğunu, buna karşılık prim ödenen poliçelerde yer alan kısıtlamaların geçerli olması için sigortalının açık onayı veya ıslak imzası gerektiğini kabul etmiş oldu. (Karar metni için bkz. (https://confilegal.com/20260408-tribunal-supremo-clausulas-limitativas-seguros-colectivos-gratuitos/
Kanaatimizce bu karar somut sorunu daha anlaşılır kıldığı için çok önemlidir. Karar Türk bilimi ve uygulamasına da emsal teşkil edecek niteliktedir.
Prof. Dr. Rauf KARASU
Hacettepe Üni. Hukuk Fak. Ticaret Hukuku ABD Başkanı