Tasarrufun İptali Davası Devam Ederken Borcun Ödenmesi Davayı Nasıl Etkiler?

Abone Ol

Tasarrufun iptali davası, alacaklının alacağını tahsil etmesini engellemek amacıyla borçlu tarafından gerçekleştirilen belli tasarrufların, alacaklı bakımından hükümsüz sayılmasını sağlayan özel bir dava türüdür. Bu dava sonucunda tasarruf işlemi ortadan kaldırılmamakta; yalnızca alacaklıya, tasarrufa konu mal üzerinde cebri icra yoluyla takip yapabilme imkanı tanınmaktadır. Tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için, davacının gerçek bir alacağının bulunması, bu alacağa ilişkin takibin kesinleşmiş olması, tasarrufun takip konusu borcun doğumundan sonra gerçekleştirilmiş olması ve kural olarak borçlu hakkında kesin veya geçici aciz belgesinin mevcut bulunması gerekmektedir. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan sorunlardan biri ise, tasarrufun iptali davası devam ederken takip konusu borcun tamamen ödenmesidir. Bu durumda davanın akıbeti, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin hangi tarafa yükletileceği hususu uzun süre tartışma konusu olmuş; özellikle son dönemde verilen Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları bu konuda önemli değerlendirmeler ortaya koymuştur.

Borcun Dava Sırasında Ödenmesinin Davaya Etkisi

Tasarrufun iptali davasının amacı, alacaklıya alacağını tahsil edebilme imkanı sağlamaktır. Bu nedenle takip konusu alacağın dava devam ederken tamamen tahsil edilmesi halinde, davanın dayandığı hukuki yarar ortadan kalkmaktadır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2025/8104 Esas, 2025/8273 Karar sayılı ilamında da, icra dosyasının infaz edilmesiyle birlikte tasarrufun iptali davasında hukuki yararın ortadan kalktığı, bu nedenle davanın konusuz kaldığı; ancak yargılama giderleri ile vekalet ücreti yönünden mutlaka davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır; ‘’Ayrıca mahkeme dosyasına alacaklı vekilinin 11.11.2022 tarihli verdiği dilekçeyle de icra dosyasının infaz edildiği, hacizlerin kalktığı, davanın konusuz kaldığı beyan edilmiştir.HMK'nın 114/1-4. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiştir. Hukuki yararın davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut olması yeterli değildir. Dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar hukuki yararın devamı gerekir.Somut olayda, icra dosya borcu tahsil edilmiş olduğundan, davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalkmıştır. O halde asıl dava olarak açılan istihkak davasının konusuz kaldığı durumda, karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddi gerekir. Bu durumda davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ile vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken haklılık değerlendirilmesi yapılmaması doğru görülmemiştir.’’

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2025/6313 Esas, 2026/927 Karar sayılı ilamında; takip dosyasının haricen tahsil yoluyla kapanması nedeniyle tasarrufun iptali davasının konusuz kaldığı, bu durumda mahkemece davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin ise davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir; ‘’Somut olayda; davaya dayanak Adana 3. İcra Müdürlüğünün takip dosyası haricen tahsil yoluyla kapatılmış olup dava konusuz kalmıştır. Şu halde mahkemece, yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdiri yönünden tarafların haklılık durumu da değerlendirilmek suretiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.’’

Aciz Belgesi ve Haklılık Değerlendirmesi

Borcun dava sırasında ödenmesi, uygulamada özellikle aciz belgesi bakımından ayrı bir hukuki sorun ortaya çıkarmaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin çeşitli kararlarında; borcun tamamen ödenmesi sebebiyle artık aciz belgesi ibraz edilmesinin mümkün olmadığı, aciz belgesinin ise tasarrufun iptali davasının dava şartlarından biri olduğu belirtilerek, haklılık değerlendirmesinde bu hususun da dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir;

Sonuç olarak davacının İstanbul 3. İcra Dairesi .. Esas sayılı takip dosyasında ki alacağının tahsil edilmesi nedeni ile davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından İİK'nın 281/3 maddesi gereğince davanın reddine; Davada ki haklılık durumu bakımından değerlendirme yapıldığında; İİK'nın 277 vd. maddeleri kapsamında aciz vesikasına dair ön şartın dosya kapsamında bulunmadığı, borcun ödenmesi nedeniyle de aciz vesikası sunulamayacağı açıktır. TBK'nın 19. madde kapsamında yapılan değerlendirmede borçlunun borcunu ödememek için mal kaçırdığı ve mallarını sattığı iddia edilmiş ise de borçlu ile taşınmazı devralan 3. kişi davalı arasında ne tür bir muvazaa olduğunun, devir alan davalının borçlunun mali durumunu bilebilecek durumda olup olmadığının açıklanmadığı ve buna ilişkin delil sunulmadığı dava tarihi itibariyle TBK'nın 19. maddesi gereğince de iptal koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından yargılama gideri ve vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.”

“Davacının alacaklı olduğu takip dosyalarındaki borcun ihtirazi kayıt olmadan ödendiği ve bu nedenle de davanın konusuz kaldığı çekişmesizdir. Bu halde alacağın tahsil edilmesi nedeni ile davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından İİK'nın 281/3. maddesi gereğince davanın reddine; İİK'nın 281/3.maddesi gereğince yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumluluğun hangi tarafa ait olduğunun belirlenmesi için davadaki haklılık durumu değerlendirildiğinde;

Takip konusu alacağın 29/03/2017 tanzim tarihli genel kredi sözleşmesine dayandığı, alacağın gerçek olduğu, takibin kesinleştiği, tasarrufun bu tarihten sonra 16/03/2022 tarihinde yapıldığı, davanın 5 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmış ise de; her iki icra dosyasında da haciz tutanağı veya aciz vesikası niteliğinde bir belge bulunmadığı, icra dosyalarının 2 ay kadar bir sürede borcun ödenmesi nedeniyle kapatıldığı, aciz vesikasının dava şartlarından olduğu anlaşılmakla, dava şartları değerlendirilmeden haklılık durumunun değerlendirilmesi ve davalıların yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilmeleri doğru olmamıştır.”

Özetlemek gerekirse; tasarrufun iptali davası devam ederken takip konusu borcun tamamen ödenmesi halinde davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığı, davanın konusuz kalacağı açıktır. Bununla birlikte, yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından yalnızca borcun ödenmiş olması belirleyici değildir. Mahkeme, davanın açıldığı tarihte tarafların haklılık durumunu değerlendirmek; tasarrufun iptali davasının dava şartlarının bulunup bulunmadığını incelemek ve buna göre hüküm kurmak zorundadır. Dolayısıyla borcun sonradan ödenmesi, tasarrufun iptali davasını kendiliğinden haksız hale getirmemekte; davanın açıldığı tarihte mevcut hukuki durum, yargılama giderleri ve vekalet ücreti bakımından önemini korumaktadır.