KARARLAR

TRAFİK CEZASINA İTİRAZ EDEN KİŞİYE, MAHKEME KARARI KESİNLEŞMEDEN ÖDEME EMRİ GÖNDERİLEMEZ

Karayolları Trafik Kanunu uyarınca verilen idari para cezası kesinleşmeden tahsili olanağı bulunmadığından, söz konusu para cezasının Âmme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun kapsamında tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emrinin iptali gerekmektedir.

Abone Ol

T.C.

DANIŞTAY

8. DAİRE

Esas Numarası: 2025/6734

Karar Numarası: 2026/675

Karar Tarihi: 10.02.2026

ÖDEME EMRİNİN DAYANAĞI OLAN İDARİ PARA CEZASINA YAPILAN İTİRAZA İLİŞKİN DAVA

KESİNLEŞME AŞAMASINDAN SONRA İDARİ PARA CEZASININ ÂMME ALACAKLARININ TAHSİL USÛLÜ HAKKINDA KANUN'A DAYANILARAK TAHSİL EDİLEBİLECEĞİ

İDARİ PARA CEZASINA YAPILAN İTİRAZA İLİŞKİN DAVA DEVAM EDERKEN ÖDEME EMRİNİN DÜZENLENMESİ

ÖZETİ: Dava, trafik para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır. Bakılan uyuşmazlıkta, davacının ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasına yaptığı itiraza ilişkin dava devam ederken, söz konusu ödeme emrinin düzenlendiği, dolayısıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği tarih itibarıyla kesinleşmemiş idari yaptırımın tahsili amacıyla işlem tesis edildiği görülmektedir. Bu durumda, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca verilen idari para cezası kesinleşmeden tahsili olanağı bulunmadığından, söz konusu para cezasının Âmme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun kapsamında tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emrinin iptali gerekmektedir.

İstemin Özeti : İzmir 2. İdare Mahkemesi'nin 23/10/2025 tarih ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararının 2577 sayılı Kanunim 51. maddesi uyarınca kanun yararına temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Danıştay Tetkik Hâkimi : E.V.

Düşüncesi : İstemin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Başsavcısı: C.E.

Düşüncesi: Davacı hakkındaki 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 51. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca verilen trafik idari para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen 21/01/2025 tarihli ve ..... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davanın reddine İlişkin İzmir 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarihli ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararının kanun yararına incelenerek bozulması istemiyle Başsavcılığımızı bilgilendiren dilekçe üzerine konu incelendi:

2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 28 Haziran 2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik "Kanun Yararına Temyiz” başlıklı 51. maddesinde, "1. idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.

2. Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukukî sonuçlarını kaldırmaz.

3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır." kuralına yer verilmiştir.

Kanunî süre geçtikten sonra kanun yolu başvurusunda bulunulması üzerine süre aşımı yönünden başvurunun reddedilmesi veya herhangi bir usulî sebeple kanun yolu incelemesine tâbi tutulmadan kararın kesinleşmesi hâllerinde kanun yolu İncelemesi yapılmış olmadığından, bu kararlar kanun yararına temyiz edilebilir.

2577 sayılı Kanun’un 20/A ve 20/B maddeleri uyarınca ivedi yargılama usûlü uygulanarak verilen ve istinaf kanun yoluna başvurmadan temyiz edilebilen kararlardan temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşenlerin kanun yararına temyiz edilebileceği hususunda da tereddüt bulunmamaktadır.

Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre kanun yararına temyiz; istinaf veya temyiz kanun yolları kapalı olduğu için kesinleşmiş ya da istinaf veya temyiz kanun yolları açık olduğu halde taraflardan hiçbirinin süresi içinde istinaf veya temyiz yoluna başvurmaması sebebiyle kesinleşmiş olan idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup, bu kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz edilmesi mümkündür.

Kanun yararına bozma isteminin konusunu; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca genel bütçeye gelir kaydedilmesi öngörülen idari para cezalarına itiraz edilmesi halinde, İtiraz üzerine verilecek mahkeme kararının kesinleştiği tarihten önce bu cezanın tahsili amacıyla ödeme, emri düzenlenip düzenlenemeyeceği; idari para cezasına itiraz edilmekle birlikte ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmış ise, sulh ceza mahkemesi kararıyla para cezasının kısmen kaldırılması halinde, iptal davasında ödeme emrinin tamamının mı yoksa kaldırılan kısmının mı iptaline karar verilmesi gerektiği oluşturmaktadır.

6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun'un 37. maddesinde: "Amme alacakları hususi kanunlarında belli edilen zamanlarda ödenir. Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay İçinde ödenir. Bu ödeme müddetinin son günü amme alacağının vadesi günüdür./Amme borçlusu İsterse borcunu belli zamanlardan önce ödiyebilir." kurallarına yer verilmiştir.

Bu maddeye göre, takip işlemlerini yürüten davalı idarenin, Kanun'da belirtilen şekilde ödeme zamanının belirlenip belirlenmediği hususunu re'sen inceleyerek, ödeme zamanı belirlenmemiş alacaklar için bir aylık ödeme süresi tanıyarak vade tarihini belirlemesi, akabinde süresi içerisinde ödenmeyen alacaklar için ödeme emri düzenlemesi gerekmektedir.

6183 sayılı Kanun'un 55. maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabileceği kuralı yer almıştır.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, bu Kanun'un genel hükümlerinin, İdarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; 17. maddesinin 3. fıkrasında, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II) ve (IIl) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen İdarî para cezaları ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idari para cezalarının genel bütçeye gelir kaydedileceği; 4. fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek Üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği; 27. maddesinin 1. fıkrasında, İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin İdarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması hâlinde idarî yaptırım kararının kesinleşeceği kurallarına yer verilmiştir.

Öte yandan; Maliye Bakanlığınca hazırlanıp 12/05/2007 tarihli, 26520 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 442 sayılı "Tahsilat Genel Tebliği"nde; 5326 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda, "İdari Para Cezalarının Kesinleşmesi" konusunda da açıklama yapılmış ve genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarının 6183 sayılı Kanun'a göre takip ve tahsil edilebilmesi için, bu cezalara İlişkin idari yaptırım kararlarının kesinleşmesinin gerektiği, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna başvurulmaması veya kanun yoluna başvurulması halinde yargılama aşamalarının son bulması neticesinde idari para cezalarının takip edilebilir aşamaya gelmesinin, idari para cezasının kesinleşmesi anlamına geleceği ifade edilmiştir.

Söz konusu Tebliğde ayrıca, idari para cezasına yönelik Kabahatler Kanunu'nun hükümleri dışında kanun yolu öngörülmesi halinde, ilgili kanunlarında yer verilen kesinleşme nedenlerine bağlı olarak idari para cezalarının kesinleşeceği belirtilmiştir.

İdarî para cezasına ilişkin genel kurallar Kabahatler Kanunu'nun çeşitli başlıklar altındaki maddelerinde düzenlenmiş, ancak bunların ödeme emri ile ne zaman isteneceğini gösteren özel bir düzenleme getirilmemiştir. Kanun'un 17. maddesinin 4. fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği şeklinde dolaylı bir ifadeye yer verilmiştir. Maddenin genel ifadesinde, cezanın hangi idare tarafından ve hangi kurallara dayanılarak tahsil edileceği gösterilmiştir. Kanun'un 27. maddesinde, İdarî yaptırım kararının, onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması hâlinde kesinleşeceği öngörüldüğünden, 17. maddesinde geçen "kesinleşen karar” ibaresinden, idari para cezasına karşı dava açılması halinde mahkeme kararının, yargısal sürecin sonunda kesinleşmesinin anlaşılması gerekmektedir. Ancak kesinleşme aşamasından sonra idari para cezasının 6183 sayılı Kanun'a dayanılarak tahsil edilebileceği sonucuna varılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, Karayolları Trafik Kanununun 51. maddesinin ikinci fıkrasındaki "Hız ölçen teknik cihaz veya çeşitli teknik usullerle yapılan tespit sonucu Yönetmelikte belirlenen hız sınırlarını" aşmak suretiyle kanun hükmünü ihlal ettiğinden bahiste davacı adına düzenlenen 1506,00 TL tutarlı MB5Ö547669 sayılı idari para cezasının kaldırılması istemiyle Menemen Sulh Ceza Hakimliğine 04/11/2024 tarihînde itiraz edildiği ve yargılama devam ederken, para cezasının tahsili için de İdari Yaptırım Tutanağı'nın Taşıtlar Vergi Dairesi Müdürlüğüne gönderildiği, bu şeklide vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla davaya konu edilen 21/01/2025 tarihli ve ..... sayılı ödeme emrinin düzenlendiği, idari para cezasına yapılan itirazın Menemen Sulh Ceza Hakimliğinin 03/02/2025 tarihli, D. lş No:2024/4437 sayılı kararıyla reddedildiği, ödeme emrinin iptali istemiyle İzmir 2. İdare Mahkemesinde 2025/153 esasına açılan davanın da 23/10/2025 tarihli, K:2025/1332 sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmaktadır.

Yukarıda aktarılan yasal düzenlemeler birlikte ele alındığında;

1) 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca genel bütçeye gelir kaydedilmesi öngörülen idari para cezalarına karşı onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması üzerine itirazın son günü idari para cezası kesinleşir, İdari yaptırım olan söz konusu idari para cezasına karşı sulh ceza mahkemesine itiraz edilmiş ise; bu durumda idari para cezasının kesin hâl kazanması, ancak mahkeme kararının -kanun yolları tüketilerek- kesinleşmesi üzerine mümkündür. İdari para cezasına ilişkin sözü geçen her iki ayrı durum gerçekleşince, tahsil dairesince tahsil edilebilecek nitelik kazanmış kamu alacağı olarak kendisini gösterir.

2) Tahsil dairesi tarafından, öncelikle tahsile konu kesinleşmiş kamu alacağının kaynaklandığı kanunda ödeme zamanının belirlenip belirlenmediği incelenir, Ödeme zamanı belirlenmemiş kamu alacakları için, bir aylık ödeme süresi tanıyarak vade tarihi belirlenir. Kamu alacağının bu şekilde belirlenen vadede ödenmemesi halinde, ancak 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil aşamasına geçilebilir.

3) Ödeme emri aşamasına, İdari para cezası kesinleşmeden, kamu alacağının kaynaklandığı kanununda ödeme zamanı varsa vadesi gelmeden ya da kanununda ödeme zamanı belirlenmemiş olanlar için tanınan ödeme süresi sona ermeden geçilemez. Aksi takdirde düzenlenen ödeme emri hukuka aykırı olacaktır.

Uyuşmazlıkta, Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinin davacı tarafından ihlal edildiği nedeniyle adına İdari para cezası verildiği ve cezaya karşı sulh ceza mahkemesinde itirazda bulunulmakla birlikte para cezasının tahsili amacıyla İdari yaptırım tutanağının vergi dairesine gönderildiği, tahsil dairesince, söz konusu cezanın kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmeden, bu cezanın kaynaklandığı kanunda ödeme zamanı belirli olmadığı için 6183 sayılı Kanun'a göre ödeme gününü belirleyen tahakkuk işleminin tesis edilip kesinleşmeyen bu kamu alacağının vadesinde ödenmediğinden bahisle dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği; idare mahkemesince davacı hakkında; idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemin hukuka ve mevzuata uygun okluğu sulh ceza mahkemesince belirlendiğinden, vadesinde ödenmeyen amme alacağı niteliği kazanan bu cezanın tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; ödeme emrinin düzenlendiği 21/01/2025 tarihinde henüz idari para cezasının kesinleşmediği, idari para cezasının ödeme emrinin düzenlendiği tarihten sonra Menemen Sulh Ceza Mahkemesinin 03/02/2025 tarihinde verdiği karar ile kesinleştiğinin anlaşılması karşısında henüz kesinleşmeyen amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde yasal isabet bulunmamaktadır.

Bu durumda, kesinleşmeyen idari yaptırım olarak idari para cezasının 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsili yoluna gidilerek düzenlenen dava konusu ödeme emrinin iptali gerekirken, idare mahkemesince davanın reddi yolunda verilen kararın, "niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade" etmesi karşısında kanun yararına bozulması gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, İzmir 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarihli ve E: 2025/153, K:2025/1332 sayılı kararı, niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade ettiğinden, kanun yararına temyizen incelenerek bozulması 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununun 51, maddesi uyarınca talep olunur.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dava, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 51. maddesinin 2. fıkrası (a) bendi uyarınca trafik para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen 21/05/2025 tarihli ve ..... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.

İzmir 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarih ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararıyla, davacıya hız sınırını aşması nedeniyle trafik para cezası verildiği, cezanın 01/11/2024 tarihinde tebliği üzerine söz konusu cezaya karşı 04/11/2024 tarihinde itiraz edildiği, bahse konu idari para cezasının vadesinde ödenmemesi nedeniyle ise dava konusu Ödeme emrinin düzenlenerek davacıya tebliğ edilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, her ne kadar davacı tarafından cezaya yapılan itiraz nedeniyle borç kesinleşmediğinden bahisle takip yapılamayacağı ileri sürülmüşse de, borcun takip edilebilmesi için vadesinde ödenmemesinin gerektiği, aksi yönde açık bir kanunî düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla böylesi bir şartın aranması gerekmediği, buradan hareketle, yapılan itirazın Menemen Sulh Ceza Hakimliğinin 2024/4437 D.İş nolu dosyasında verilen 03/02/2025 tarihli kararla itirazın kesin olarak reddedildiği de dikkate alınarak, amme alacağının usulüne uygun olarak vadesinde ödenmediğinden bahisle takip edildiği anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kanun yararına temyiz" başlıklı 51. maddesinde, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden, geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabileceği, temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde kararın, kanun yararına bozulacağı, bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmayacağı, bozma kararının bir örneğinin ilgili bakanlığa gönderileceği ve Resmi Gazete’de yayımlanacağı hükümleri yer almaktadır,

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” İle tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabileceği hükmüne yer verilmiştir.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, bu Kanun'un genel hükümlerinin, İdarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; 17. maddesinin 3. fıkrasında, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen İdarî para cezaları ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idari para cezalarının genel bütçeye gelir kaydedileceği; 4. fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği; 27. maddesinin 1. fıkrasında, İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin İdarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması hâlinde İdarî yaptırım kararının kesinleşeceği hükümlerine yer verilmiştir.

Öte yandan; Maliye Bakanlığınca hazırlanıp 12/05/2007 günlü, 26520 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 442 sayılı "Tahsilat Genel Tebliğimde; 5326 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda, "İdari Para Cezalarının Kesinleşmesi" konusunda da açıklama yapılmış ve genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarının 6183 sayılı Kanun'a göre takip ve tahsil edilebilmesi için, bu cezalara ilişkin idari yaptırım kararlarının kesinleşmesinin gerektiği, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna başvurulmaması veya kanun yoluna başvurulması halinde yargılama aşamalarının son bulması neticesinde İdari para cezalarının takip edilebilir aşamaya gelmesinin, idari para cezasının kesinleşmesi anlamına geleceği ifade edilmiştir.

Söz konusu Tebliğde ayrıca, idari para cezasına yönelik Kabahatler Kanunu'nun hükümleri dışında kanun yolu öngörülmesi halinde, ilgili kanunlarında yer verilen kesinleşme nedenlerine bağlı olarak idari para cezalarının kesinleşeceği belirtilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, 25/10/2024 tarihinde davacının, Karayolları Trafik Kanunu'nun "Hız sınırlarına uyma zorunluluğu" başlıklı 51/2.a maddesindeki; "Sürücüler, aksine bir karar alınıp işaretlenmemişse yönetmelikte belirtilen hız sınırlarını aşmamak zorundadırlar. (Değişik: 18/10/2018-7148/21 md.) Hız ölçen teknik cihaz veya çeşitli teknik usullerle yapılan tespit sonucu Yönetmelikte belirlenen hız sınırlarını; a) Yüzdeondan yüzde otuza (otuz dâhil) kadar aşan sürücülere 235 Türk lirası'' hükmünü 144 km hız İle ihlal ettiğinden bahisle adına düzenlenen 1.506,00 TL tutarlı MB50547669 sayılı idari para cezasının kaldırılması istemiyle Menemen Sulh Ceza Hakimliğine 04/11/2024 tarihinde itiraz ettiği, yargılama devam ederken, idari para cezasının tahsiline yönelik olarak düzenlenen idari Yaptırım Tutanağı'nın Taşıtlar Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne gönderilmesi üzerine vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla dava konusu edilen 21/01/2025 tarihlî ve ..... sayılı ödeme emrinin düzenlendiği, İdari para cezasına yapılan itirazın Menemen Sulh Ceza Mahkemesinin 03/02/2025 tarih D.İş:2024/4437 sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği, ödeme emrinin iptali istemiyle İzmir 2. İdare Mahkemesi nezdinde açılan davanın ise 23/10/2025 tarih ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı karar ile kesin olarak reddedildiği anlaşılmaktadır.

İdari para cezasına ilişkin genel kurallar Kabahatler Kanunu'nun çeşitli başlıklar altındaki bir çok maddesinde düzenlendiği hâlde, bunların ödeme emri ile ne zaman isteneceğini gösteren müstakil bir madde bulunmamaktadır. Kanun’un 17. maddesinin 4. fıkrasında, genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken İdarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği şeklinde dolaylı bir ifadeye yer verilmiş ise de, maddenin genel ifadesinden burada asıl anlatılmak istenilenin, cezanın hangi idare tarafından ve hangi hükümlere göre tahsil edileceğini göstermek olduğu, Kanun’un 27. maddesinde, İdarî yaptırım kararının, onbeş gön içinde sulh ceza mahkemesine başvurulmaması hâlinde kesinleşeceği öngörüldüğünden, 17. maddesinde geçen "kesinleşen karar" ibaresinden, cezanın dava açılması hâlinde davanın sonunda kesinleşeceğinin anlaşılması gerektiği, dolayısıyla ancak bundan sonra ödeme emri ile istenebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Bakılan uyuşmazlıkta ise, davacının ödeme emrinin dayanağı olan idari para cezasına yaptığı itiraza İlişkin dava devam ederken, söz konusu ödeme emrinin düzenlendiği, dolayısıyla dava konuşu ödeme emrinin düzenlendiği tarih itibarıyla kesinleşmemiş idari yaptırımın tahsili amacıyla işlem tesis edildiği görülmektedir.

Bu durumda, 2918 sayılı Kanun uyarınca verilen idari para cezası kesinleşmeden tahsili olanağı bulunmadığından, söz konusu para cezasının 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsili için düzenlenen dava konusu ödeme emrinin iptali gerekmekte iken davanın reddine yönelik İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; Danıştay Başsavcılığının kanun yararına temyiz isteminin kabulüne, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kânununun 51. maddesi gereğince İzmir 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarih ve E:2025/153, K:2025/1332 sayılı kararının, hukuki sonuçları kalkmamak koşulu ile kanun yararına bozulmasına, kararın birer örneğinin taraflar iie Danıştay Başsavcılığına gönderilmesine ve bu kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasına, 10/02/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

legalbank.net