UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ SUÇLARINDA DELİLLENDİRME (BİRİNCİ BÖLÜM)

Abone Ol

Ceza muhakemesinde en önemli problemlerden birisi soruşturma veya yargılama konusu olayın ne şekilde gerçekleştiğinin ortaya konulmasıdır. Bu muhakeme dalının konusunu oluşturan eylemler, her zaman için geçmişte yaşanmış ve sona ermiş olaylara ilişkindir. Bu nedenle ceza muhakemesinde suç konusu eylemin ne şekilde gerçekleştiğinin tespiti, ancak soruşturmaya veya yargılamaya konu hukuka uygun yöntemlerle delillerin tespiti ve suç bazında hukuki bir zeminde değerlendirilmesi ile mümkündür. Maddi gerçek, ceza muhakemesinde suç oluşturan veya oluşturduğu iddia edilen eylemin ne şekilde gerçekleştiğinin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş ve değerlendirilmiş deliller vasıtasıyla ortaya konmuş halini ifade eder. Bu nedenle hâkim sadece kendi kişisel bilgisiyle maddi gerçeğe ulaşamaz. Maddi gerçeği bilimsel ve teknik deliller vasıtasıyla bulmalıdır[1]. Uyuşturucu madde suçlarından (TCK m. 188, 190 ve 191) hangisinin işlendiğinin tespiti için delillerin titizlikle araştırılarak hukuka uygun yöntemlerle elde edilerek değerlendirilmesi gerekir.

Ceza muhakemesinde ispat sistemi ve delillerin değerlendirilmesi, tarihsel gelişim içinde çeşitli aşamalardan geçerek modern ceza sistemine ulaşmıştır. Ceza muhakemesinde ispat konusunda kabul edilen sistem, vicdani delil/ispat sistemi olup Anayasa’nın 138/1.maddesinde yer alan “ Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ” düzenlemesi ile 5271 sayılı CMK’nın 217/1. maddesinde yer alan “…deliller hâkimin vicdanı kanaatiyle serbestçe takdir edilir” şeklindeki düzenleme, ceza muhakemesi hukukumuz bakımından hukuka uygun yöntemlerle edilmesi şartıyla delil serbestisini ve vicdani delil sisteminin benimsendiğini ortaya koymaktadır[2].

Vicdani delil sistemi tabiri, hem her şeyin delil olarak kabul edilmesi serbestliğini, hem de delillerin serbestçe değerlendirilmesi serbestliğini ifade etmektedir. Maddi gerçeği arayan ceza muhakemesinde, istisnaları olmak üzere belli hususların belli delillerle ispatı zorunlu olmadığı gibi, hâkim resen delil araştırabileceği için, tarafların soruşturmada veya yargılamada ileri sürdüğü delillerle de bağlı değildir. Bu nedenle ceza muhakemesinde her şey delil olabilir, yani delil serbestliği geçerlidir. Ancak hâkim kararını hukuka uygun yöntemlerle elde edilerek duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Hâkim, delil olarak ileri sürülen hususların delil değerini vicdani kanaatiyle serbestçe takdir eder. Buna da delillerin serbest değerlendirilmesi ilkesi denilir[3].

Özetle modern ceza muhakemesinde maddi gerçeğe ulaşmanın kıstasını vicdani kanaat, yöntemini ise çelişmeli muhakeme yöntemi oluşturmaktadır. Ceza muhakemesi soruşturma veya yargılama konusu olayın ne şekilde gerçekleştiğinin tespitine yönelik birçok farklı yöntem kullandıktan sonra, modern dönemle birlikte bunun en iyi yolunun adil yargılama ilkesi ışığında eşit olarak silahlanmış tarafların karşılıklı çelişmesini sağlamak olduğunu kabul etmiştir. Böylece yargılamada taraflar iddia ve savunmalarını destekleyecek delilleri ileri sürecek, tartışılan deliler üzerinden yapılacak yargılama ile de maddi gerçek en doğru haliyle ortaya çıkacaktır[4].

Delillerin kolluk tarafından toplanması ve kolluğun suç bazında delillerin neler olduğu konusunda yeterince eğitim almaması nedeniyle soruşturma ve yargılamaların büyük oranda etkin yapılmadığı gözlemlenmektedir. Delil toplama konusunda kolluk görevlilerin eğitilerek uzmanlaştırılması ve uzman narkotik polislerinin başka alanlarda görevlendirilememesi yönünde yasal bir düzenleme yapılmalıdır. Uyuşturucu suçlarıyla mücadelede hem fiziksel hem de dijital ortamda uzman kolluk görevlilerinin araştırma yapması gerekir. Ayrıca önleme araması kapsamında özellikle uyuşturucunun yurda girişinin ve yurt içi trafiğinin önlenmesi ile ülkenin uyuşturucu suçlarıyla mücadelede başarılı bir aşamaya getirilmesi gerekir. Her içicinin potansiyel satıcı olduğu gözetilerek uyuşturucu içenlerin iletişimlerinin tespiti ile satıcılara ulaşılarak örgütsel bazda faillerin tespiti ve yakalanmaları gerekir. Bunun için özellikle kara para hareketi ile uyuşturucu suçların bağlantısı ve suç haritalarının düzenlenerek çetelerin ortaya çıkarılması amaçlanmalıdır.

Kolluk tarafından ihbar veya şikâyet üzerine olay tutanağı, yakalama tutanağı, olay yeri inceleme tutanağı, olay yeri krokisi, varsa tanık veya tanıkların ifadeleri, şüpheli yakalanmışsa teşhis tutanakları, el koyma tutanağı, varsa kamera kayıtları, uzmanlık raporları, varsa hukuka uygun yöntemler ışığında arama, el koyma ve inceleme kararları doğrultusunda şüpheli veya şüpheliler arasındaki whatsapp uygulama yazışmalarının içeriği, İletişimin tespitine dair bilirkişi raporu ve HTS kayıtları ışığında maddi gerçeğin araştırılması şarttır. Özellikle uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarında bilişim sistemini oluşturan bilgisayar, cep telefonu, tablet vesaire cihazların suçun unsurları, suçun vasfı ve deliller açısından hukuka uygun yöntemlerle titizlikle incelenmesi gerekir.

Uyuşturucu madde ticareti suçlarında uyuşturucuyu içmek maksadıyla satın alan kişinin ifadesi suçun unsurlarının ortaya çıkarılması açısından çok önemli bir işleve sahiptir. Kollukta bilgi sahibi sıfatıyla Cumhuriyet savcılığı ve mahkemede tanık sıfatıyla dinlenmektedir. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” Dava dosyası kapsamına göre; kolluk ekiplerinin fiziki takip yaptıkları sırada sanık Ç…'in tanık E. ile aralarında bir şeyler alıp verdiğinin görüldüğü, tanık E. nün rızası ile esrar maddesini kolluğa teslim ettiği, tanığın hazırlık aşamasında müdafisi huzurunda alınan ayrıntılı ifadesinde esrar maddesini 3.000 TL karşılığında sanıktan aldığını beyan ederek sanığı teşhis ettiği ve sanığın uyuşturucu madde ticari yaptığı iddiasına ilişkin olarak; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, kolluk tutanakları içeriği, kriminal uzmanlık raporu, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, hukuka uygun olarak toplanan delillere dayanarak mahkumiyet hükmünün kurulduğu, araştırılacak başka bir hususun bulunmadığı, sanık hakkında kurulan hükümde ve dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle takdiri indirim hükmünün uygulama dışı bırakılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından sanık ve sanık müdafisinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır[5]”.

Failin kolluk tarafından fiziki olarak takibi, uyuşturucuyu alan tanığın ifadesi, yakalama tutanağı kapsamında failde ele geçen uyuşturucunun miktarı ve satışa hazır halde bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde failin uyuşturucu ticareti kastıyla hareket ettiği ortaya çıkacaktır. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” Dava dosyasının kapsamına göre; sanığın uyuşturucu sattığı ihbarı üzerine yapılan fiziki takipte, sanığın kullanıcı tanık M. ile aralarında bir şeyler alıp verdikleri, kesintisiz takip neticesinde, kullanıcı tanığın durdurulduğu, kullanıcı tanığın üzerinde sentetik kannabinoidler grubunda yer alan ADB-BUTINICA içerikli maddenin ele geçirildiği, sanığın üzerinde ADB-BUTINICA içerikli maddenin ele geçirildiği, tanığın maddeyi sanıktan satın aldığını beyan ettiği, sanığın ikametinde, usulüne uygun yapılan aramada kullanıcı tanık M.'de ele geçirilen maddenin bulunduğu alüminyum folyonun kesim şekli ile aynı şekilde kesilmiş alüminyum folyo parçasının bulunduğu olayda; sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği iddiasına ilişkin olarak; delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, ihbar, sanık ve kullanıcı tanık arasında alışverişin görülmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair kabulde, delillerin değerlendirilmesine aramanın hukuka uygun olduğuna ilişkin takdirlerinde, sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulama dışı bırakılmasında hukuka aykırılık bulunmamakla, sanık müdafisinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır[6]”.

Uyuşturucu veya uyarıcı ele geçirildiğinde, bu maddeler türleri de ayrı ayrı belirtilmek suretiyle laboratuvar imkânları bulunan ve bilimsel analiz yapabilecek Adli Tıp Kurumu Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi veya polis ya da jandarma kriminal laboratuvarları gibi alanında uzman bir kuruluşa gönderilmeli, içerdiği etken maddelerin fiziki ve kimyasal özellikleri, bu maddelerden hangilerinin uyuşturucu veya uyarıcı madde olduğu, bu maddeden sayılmasının yasal dayanakları ve her bir maddenin saf ağırlığı sorulmalıdır[7].

Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından dosya kapsamındaki delillerin net bir şekilde ortaya konulması gerekir. Soruşturma ve kovuşturmalarda masumiyet karinesi ihlal edilmeden hukuki sınırlar içerisinde kalınması ve delillerin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmesi gerekir.

İddianamede hangi şüphelinin veya şüphelilerin hangi suçu ne şekilde işlediğinin somut delilleriyle birlikte ortaya konulması şarttır. Soyut iddia ile şüphelileri veya sanıkları suçlamak yerine bilimsel ve teknik veriler ışığında somut delillerle atılı suçun belirtilmesi adil yargılanma ilkesi açısından şarttır.

Somut olayın özelliklerine göre, arama ve el koyma kararı ile bilgisayar kütüklerinde arama ve kopyalama kararlarının hukuka uygun olması, arama ve el koyma işlemlerine yönelik tutanakların Ulusal Yargı Ağı Bilişim sisteminde mevcut olması, arama ve el koyma işleminin sulh ceza mahkemesi kararında belirtildiği tarih ve saatler arasında yapıldığının tespiti şart olup arama kararında belirtilen saatler dışında herhangi bir arama veya el koyma işleminin yapılmaması gerekir.

Bilgisayar ve kütüklerinde arama ve inceleme usulü 5271 sayılı Kanun'un 134. maddesinde düzenlenmiş olup somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin varlığı halinde şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama ve inceleme yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilmelidir.

Bilirkişi incelemesi olayın aydınlatılması ve şüpheli ya da sanığın beyanlarının doğruluk derecesinin ortaya çıkarılması açısından çok önemlidir. Suça konu uyuşturucu veya uyarıcı madde üzerinde şüpheli veya sanığın parmak izinin bulunmaması şüpheli veya sanık lehine bir delil olarak kabul edilmektedir. Öte yandan uyuşturucu madde üzerinde şüphelinin parmak izinin bulunması aleyhine bir delildir.

-------------

[1] Karakehya, Hakan, “Dolaylı Maddi Gerçek: Ceza Muhakemesinde Yargılama Makamının Maddi Gerçeğe Deliller Aracılığıyla Ulaşma Zorunluluğu Üzerine”, TAAD, Yıl:7, Sayı:27 (Temmuz 2016), s. 59.

[2] Centel, Nur/Zafer, Hamide, Ceza Muhakemesi Hukuku 14.Baskı, İstanbul, 2017, s. 761.

[3] Özbek, Veli Özer/Doğan, Koray/Bacaksız, Pınar/Tepe, İlker, Ceza Muhakemesi Hukuku, 9.Baskı, Ankara 2017, s. 51

[4] Karakehya, s. 59.

[5] Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 18. 12. 2025 tarihli, 2024/22449 esas ve 2025/10924 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).

[6] Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 10. 12. 2025 tarihli, 2025/7012 esas ve 2025/10430 sayılı kararı (UYAP isimli Yargıtay kararlarına özel erişim sağlayan sistemden alınmıştır).

[7] Aksüt, Ertekin, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde İmal ve Ticaret Suçları, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2019, s. 62.