UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İMAL VE TİCARETİ SUÇLARI

Abone Ol

Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı sadece bireyi etkilememekte olup yaygın olarak kullanımı toplum üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişiler, genel olarak uyuşturucudan psikolojik ve fizyolojik olarak etkilendikleri için davranışlarını kontrol yeteneğini kaybederek suç işlemekte ve bu nedenle toplum düzeni bozulabilmektedir. Uyuşturucu veya uyarıcı madde krizine giren kişinin, bu maddeyi alabilmek için suça sürüklenerek hırsızlık, yağma gibi suçları gerçekleştirdiği uygulamada gözlemlenmektedir[1].

Uyuşturucu veya uyarıcı madde tanımı TCK’da yapılmamış olup uyuşturucu veya uyarıcı maddelerinin çeşitlenmesi ve eylemlerin cezasız kalmaması açısından bu tanımlama işin uzmanı olan kurumlara bırakılmıştır. Ancak verdikleri psikolojik ve fizyolojik zarar açısından uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden olan eroin, kokain, morfin, baz morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri yasada sayılmak suretiyle nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.

Uyuşturucu veya uyarıcı maddeler verdikleri zararlar gözetildiğinde modern çağın en büyük problemi olup bireyi, toplumu ve insanlığı tehlikeye sokması nedeniyle uyuşturucu ile mücadele multi disipliner bir konudur. Eğitim ile başlayıp koruyucu ve rehabilite edici tıp ile etkinleşerek yargının fonksiyonları ışığında caydırıcı ve ıslah edici bir politika üretilmelidir.

Ceza Hukukumuzda uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma ve temininin suç hâline getirilme nedenleri genel olarak şunlar olup bireye veya topluma verdiği zararın yanı sıra, bireyin ve toplumun geleceğine, ortak değerlerine, ahlaka ve genel sağlığa verdiği zararlardır[2].

Uyuşturucu ve uyarıcı madde suçları 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188, 190 ve 191. maddelerinde düzenlenmiş olup TCK’nın 188. maddesinde uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, TCK’nın 190. maddesinde maddelerin kullanılmasını kolaylaştırma, TCK’nın 191. maddesinde ise uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ticari maksat olmaksızın satın alınıp kabul edilmesi, kullanılması ve bulundurması eylemleri suç olarak düzenlenmiştir. Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 189. maddesinde tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması ve 192. maddesinde de, uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarında etkin pişmanlık hâlleri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu TCK’nın 188. maddesinde şöyle düzenlenmektedir;

(1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ve iki bin günden yirm ibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye'de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.

(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.

(4) (a) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, baz morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması,

b) Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

(6) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.

(7) Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, sevk eden, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

TCK’nın 188. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin imal ve ticareti suçuna ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Burada uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin nelerden ibaret bulunduğu tanımlanmadığı gibi, bunların teker teker gösterilmesi yoluna da gidilmemiştir. Bunun nedeni, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ve aynı etkiyi yapan ilâç ve sentetiklerin kötüye kullanılmalarının yaptırım altına alınarak güçlü bir sosyal savunma­nın sağlanmasıdır. Böylece, psikotrop madde olarak, uyuşturucu veya uya­rıcı etkisi yapan ve kişilerde bağımlılık meydana getiren bütün maddelerin, bu suçun konusunu oluşturacağı kabul edilmiştir[3].

Maddenin birinci fıkrasında, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruh­satsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç edilmesi, suç olarak tanımlanmıştır. Bu suç, bir kazanç elde etmek için işlenmektedir. Ancak, çoğu zaman bu suçun işlenmesi suretiyle ne kadar kazanç elde edildiği be­lirlenemediği gibi, elde edilen kazancın müsaderesi de mümkün olamamak­tadır. Bu nedenle, söz konusu suçun işlenmesi dolayısıyla, hapis cezasının yanı sıra, adlî para cezasına da hükmedilmesi uygun görülmüştür[4].

İkinci fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarıyla ilgili olarak bir milletlerarası ceza hukuku kuralına yer verilmiştir. Buna göre, uyuştu­rucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak ni­telendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan ceza­dan mahsup edilecektir. Türkiye’den yapılan uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı, karşı ülke açısından ithal oluşturmaktadır. Bu ülkede uyuşturucu veya uyarıcı madde ithali nedeniyle yargılama yapılması veya bir cezaya mahkûm olunması, Türkiye’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yar­gılama yapılmasına engel teşkil etmemektedir. Böylece, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti suçlarıyla ilgili olarak non bis in idem ku­ralına milletlerarası sahada geçerlilik tanınmamıştır. Ancak, Türkiye’den yapılan uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı karşı ülke açısından ithal oluşturduğu için, bu ülkede yapılan yargılama sonucunda mahkûm olunan hapis cezasının kurumda infaz edilen kısmının, Türkiye’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılan yargılama sonucunda mahkûm olu­nan hapis cezasından mahsup edilmesi gerekmektedir[5].

Üçüncü fıkrada, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticaretine ilişkin çe­şitli fiiller, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Buna göre; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, nakli, depolanması ya da kazanç amacıyla satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, bir ve ikinci fıkralara göre ayrı bir suç oluşturmaktadır. Bu suç dolayısıyla da bir ve ikinci fıkra­larda tanımlanan suçlarda olduğu gibi, hapis cezasının yanı sıra adlî para cezası öngörülmüştür.

Maddenin dördüncü fıkrasına göre, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin eroin, kokain, morfin, baz morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri, sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri veya amfetamin ve türevleri olması ile üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi, hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Beşinci fıkraya göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti suçlarının, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Maddenin altıncı fıkrasında, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına ilişkin olarak yukarıdaki fıkralarda yer alan bütün hüküm­lerin, üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.

Yedinci fıkraya göre, uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla bir­likte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddenin ülkeye sokulması, imal edilmesi, satılması, satın alınması, nakledilmesi, depolanması veya ihraç edilmesi, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Dikkat edilmelidir ki, bu suçun konusu, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan maddelerdir ve bunlar uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmazlar; ancak bu maddelerin ithal ve imalinin resmi makamların iznine bağlı olması gerekir. Söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur ve bu seçimlik hareketlerden birinin ger­çekleşmesiyle suç oluşacaktır. Ancak bunlardan birkaçının bir olayda ger­çekleşmesi hâlinde bir suçun işlendiğini kabul etmek gerekir[6].

Maddenin son fıkrasında, bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi, bu suçların kişi bakımından nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir ve verilecek cezaların bu hükme göre artırılması gerekmektedir[7].

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarında korunmak istenen hukuki yarar kamu sağlığıdır[8].TCK’nın 188/1-3. Maddelerindeki suçlarının hukuki konusu uyuşturucu veya uyarıcı maddeler olup TCK’nın 188/7. maddelerindeki suçun hukuki konusu ise uyuşturucu veya uyarıcı üretiminde kullanılan maddelerdir[9].

Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin “doğal nitelikli” ve “sentetik” olarak ikiye ayrıldığını, afyon, morfin, eroin, esrar, kokain, crack ve marihuananın doğal; depresanlar,, stimulantlar ve uçucu veya çözücü maddelerin ise sentetik uyuşturucu veya uyarıcı maddeler olarak kabul edilmektedir[10].

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarında bir zarar veya tehlike neticesinin ortaya çıkması aranmadığından soyut tehlike suçlarıdır[11]. TCK’nın 188. Maddesindeki tüm suçlarda mağdur toplumu oluşturan her birey olup hem birey hem de toplum kamu hukukunu oluşturmaktadır. Bireyin sağlığı zincirleme olarak toplumu ve devleti ilgilendirmektedir.

İddianamenin Cumhuriyet savcısının koordinesinde polis veya jandarma tarafından yapılmış soruşturmaya, yargılamanın ise soruşturma ve yargılama tekniğine uygun olarak hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş deliller ışığında ortaya konulmuş eylem veya eylemlerin şüpheli veya şüpheliler ile ilişkilendirilerek düzenlenmiş iddianameye göre yapılması şarttır. İddianamede belirtilmeyen eylemlerden dolayı yargılama yapılarak hüküm kurulamaz.

Mahkemelerce vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırılması ile sanıkların uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına veya suçların nitelikli hallerine katılma iradesini açıkça ortaya koyan eylemlerinin ve söylemlerinin, zaman, nitelik ve nicelik olarak yaptığı davranış veya davranışların bir bütün olarak değerlendirilerek suçun unsurları üzerinden Yargıtay kararları ışığında suç vasfını titizlikle araştırılarak gerekçelendirilmesi gerekir. Bu kapsamda sanık/sanıkların veya müdafi/müdafilerinin savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedilerek veya kabul edilerek dosya kapsamında hukuka uygun yöntemlerle elde edilen deliller ışığında verilen kararların ceza muhakemesine egemen ilkeler ışığında tüm tarafları tatmin etmesi ve adalet duygusunu incitmemesi amaçlanmalıdır. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarıyla mücadelenin tüm yönleriyle etkin bir şekilde yapılması toplumsal barış ve gelişmenin önemli araçlarındandır. Uyuşturucu suçları toplumsal barışı bozmaktadır.

-----------

[1] Şare, Ersin, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Yönünden Suça İştirak, AndHD, C: 8, S: 1 Ocak 2022, s. 142-143.

[2] Akbulut, İlhan, “Ülkemizde Uyuşturucu Maddeler Sorunu”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C:55, S:3, 1997, s.113.

[3] TCK’nın 188. Maddesinin gerekçesi.

[4] TCK’nın 188. Maddesinin gerekçesi.

[5] TCK’nın 188. Maddesinin gerekçesi.

[6] TCK’nın 188. Maddesinin gerekçesi.

[7] TCK’nın 188. Maddesinin gerekçesi.

[8] Tezcan, Durmuş / Erdem, Mustafa Ruhan /Önok, Murat, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 18. Baskı, Ankara, 2020, s. 984; Özbek, Veli, Özer/Kanbur, Mehmet, Nihat/Doğan, Koray/ Bacaksız, Pınar/Tepe, İlker, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 7. Baskı, Ankara, 2014., s. 738.

[9] Özbek ve diğerleri, s. 738.

[10] Özbek ve diğerleri, s. 740 vd. .

[11] Tezcan/Erdem/Önok, s. 984.