Uyuşturucu veya Uyarıcı Maddenin Ülkeden Transit Geçişi Durumunda Failin Ceza Sorumluluğu ile İthalin Oluşma Anı

Abone Ol

Bu yazımızda; uyuşturucu veya uyarıcı maddenin yabancı bir ülkeden başka bir yabancı ülkeye götürülürken Türkiye’nin transit geçildiği durumda failin ceza sorumluluğu, yurt dışından yasak madde getirilmesi halinde 5237 sayılı TCK m.188/1’in veya m.188/3’ün hangi seçimlik hareketinden hangi durumlarda bahsedileceği ve ithal fiilinin teşebbüse elverişli olup olmadığı konuları işlenecektir.

· Yargıtay’ın müstakar kararları; uyuşturucu veya uyarıcı maddenin yabancı bir ülkeden başka bir yabancı ülkeye götürülürken Türkiye’nin transit geçilmesi durumunda fiilin, TCK m.188/3 uyuşturucu veya uyarıcı madde nakletme kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönündedir.

Bu kararlarında Yargıtay’ın; failin uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri sırf ülkeye getireceğine dair delil bulunmaması durumunda, şüpheyi sanık lehine değerlendirmek suretiyle TCK m.188/3’ün tatbiki yönünde karar verdiği de anlaşılmaktadır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 17.12.2009 tarihli, 2009/11909 E., 2009/19481 K. sayılı kararına göre; “İran uyruklu sanıkların kullandıkları tır aracına yükledikleri uyuşturucuyu yasal yükleri ile birlikte Türkiye'den zorunlu olarak geçip Almanya'ya götürmek isterlerken Pendik Ro-Ro liman sahasında yapılan kontrolde yakalandıkları, suça konu uyuşturucunun ülkemizde bırakılacağına dair bir kanıt bulunmadığı, uyuşturucunun Türkiye'den transit olarak geçirilmekte olduğu anlaşıldığından; sanıkların eylemlerinin uyuşturucu madde nakletmek suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı gerekçe ile uyuşturucu madde ithal etmek suçundan hüküm kurulması” hukuka aykırıdır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 30.10.2023 tarihli, 2021/19186 E., 2023/9147 K. sayılı kararına konu olayda da; İlk Derece Mahkemesinin, “(…) sanığın Brezilya’dan temin ettiği uyuşturucu maddeler ile İstanbul'dan Johannesburg'a hareket edecek olan transit yolcu olup, bu uyuşturucu maddeyi Türkiye'de bırakacağına dair delil bulunmadığından, eyleminin tamamlandığı hali ile ticari maksatla uyuşturucu madde nakletme suçu olduğu, ithal suçunun oluşmadığı kanaatine varılarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına” dair hüküm, hukuka uygun bulunmuştur[1].

Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 27.10.2016 tarihli, 2016/961 E., 2016/5310 K. sayılı kararına göre de; “Olay tutanağı içeriğine, pasaport ve bilet kayıtlarına, dosyadaki diğer belge ve bilgilere göre; sanığın, 02/05/2015 tarihinde ... ülkesi ... kentinden gelen ve 21:39 'da ...... Havalimanına inen uçak içinde bulunduğu, buradan ... / ...'ya 23:10'da hareket eden uçağa ait gidiş bileti olduğu halde, anılan Sao Paolo’dan gelen uçak içerisinde rahatsızlanarak bir kısmı el bagajında bulunan ve bir kısmı da sonrasında hastanede sindirim sisteminde kapsül şeklinde belirlenen, suç konusu uyuşturucu maddeler ile yakalandığı, yakalanan uyuşturucu maddeleri Türkiye’de bırakacağına veya başkasına vereceğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı, transit geçiş niteliğindeki eyleminin ithal değil, uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu gözetilmeden; 5237 sayılı TCK’nın 188/3. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği halde, ithal suçundan aynı Kanun'un 188/1. maddesi uyarınca hüküm kurulması” bozma nedenidir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 17.09.2015 tarihli, 2015/13850 E., 2015/6201 K. sayılı kararına göre ise; “Kolombiya uyruklu sanığın, suç konusu uyuşturucu maddeyi Arjantin'den temin edip Türkiye üzerinden Çin’e götürmek isterken Atatürk Hava Limanı dış hatlar gidiş katı transit alanda yakalandığı anlaşıldığından, transit geçiş niteliğindeki eyleminin, ithale teşebbüs değil, sadece uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, eylemin ‘ithale teşebbüs’ ve ‘uyuşturucu madde nakletme’ suçlarını oluşturduğundan bahisle TCK'nın 44. maddesi gereğince uyuşturucu madde nakletme suçundan hüküm kurulması, belirlenen cezaya göre sonuca etkili görülmemiştir”.

17.09.2015 tarihli bu kararında Yargıtay 9. Ceza Dairesi; bir fiille birden fazla suçun oluştuğundan bahisle TCK m.44 uyarınca fikri içtima müessesesinin tatbikini değil, somut olayda sadece tek suçun unsurlarının oluşması nedeniyle uyuşturucu madde nakletmenin uygulanması gerektiğine işaret etmiş, yukarıda değindiğimiz Yargıtay kararları ile aynı doğrultuda kanaate varmıştır.

Yukarıda yer verdiğimiz kararlara göre önemli olan; failin Türkiye’den bir başka ülkeye yasak maddeleri götürüp götürmeyeceği olup, bu konuda deliller failin Türkiye’den başka bir ülkeye geçiş yapmayacağını veya sadece Türkiye’ye giriş yapacağını gösteriyorsa, bu durumda TCK m.188/1 uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ithali gündeme gelecektir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 28.06.2016 tarihli, 2016/2112 E., 2016/2045 K. sayılı kararında; “Sanığın suç konusu uyuşturucu maddeyi Güney Afrika’dan Türkiye’ye ithal ettiğinin sabit olduğu, uyuşturucu madde ithal etme suçunun uyuşturucu maddenin ülke sınırlarından içeri sokulması ile tamamlandığı, uyuşturucu madde ithal etme suçu neticesi harekete bitişik bir suç olup hareketleri bölümlere ayırmak mümkün bulunmadığından bu suça teşebbüsün mümkün olmadığı gözetilmeden suçun niteliği yanlış belirlenerek uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hüküm kurulması” bozma nedeni sayılmıştır.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 21.01.2021 tarihli, 2020/979 E, 2021/833 K. sayılı kararına göre de; “(…) suç tarihinde TK-1940 sefer sayılı Brüksel uçağından inen ve dış hatlar geliş katı pasaport kontuarından pasaport işlemlerini yaptırarak Türkiye'ye giriş yapan ve midesinde kokain olduğu tespit edilen sanığın eyleminin ‘uyuşturucu madde ithal etme’ suçunu oluşturduğu gözetilmeden, transit yolcu olduğundan bahisle eylemin vasfında yanılgıya düşülerek ‘uyuşturucu madde ticareti yapma’ suçundan hüküm kurulması” hukuka aykırıdır.

Yargıtay’ın bunun yanında; şahsın transit yolcu olup olmadığı ile ilgili gerekli araştırma yapılmaksızın ithalden verilen mahkumiyet kararlarını bozduğu da görülmektedir[2].

Özetle Yargıtay; transit geçişi TCK m.188/3, Ülkeye, bir başka yere uğranmaksızın girişi ise TCK m.188/1 kapsamında değerlendirmektedir.

· Burada bir diğer hukuki sorun; uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük sahasında yakalanması durumunda hangi hükmün uygulanacağı olup, TCK m.35 uyarınca teşebbüs hükümlerinin tatbik edilip edilmeyeceği, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ithalinin teşebbüse elverişli olup olmadığı ve hangi durumda ithalden bahsedileceği soruları önem arz etmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2022 tarihli, 2021/432 E., 2022/348 K. ve 02.05.2019 tarihli, 2015/500 E., 2019/365 K. sayılı kararlarına göre; “Uyuşturucu ya da uyarıcı maddenin, gümrük kapısından ya da gümrük kapısı dışındaki kara, deniz ve hava sınırlarının herhangi bir yerinden ülkeye geçirilmesinin bir önemi olmayıp, yurt dışından Türkiye siyasi sınırlarından girmesi suçun oluşması için yeterlidir”.

Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 03.04.2019 tarihli, 2018/1174 E., 2019/2072 K. sayılı kararında; sanık müdafiinin pasaport kontrol ve gümrük muayenesinden geçilmeden yasak maddenin elde edildiğine ve ithalin, pasaport işlemlerinin tamamlanıp Türkiye’ye giriş yapıldıktan sonra, gümrük memurlarına beyanda bulunulduğu sırada uyuşturucu maddenin gizlenmesi ile sübuta ereceğine yönelik savunmaları kabul edilmemiş ve ithal suçunun oluştuğuna kanaat getirilmiştir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi de; 13.01.2025 tarihli, 2024/7541 E., 2025/392 K. sayılı kararında; uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ithali fiilinin teşebbüse elverişli olmadığına kanaat getirmiş[3], İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu kabul etmiştir.

Bu karar oy çokluğu ile verilmiş, karara ayrıntılı karşı oy yazılmıştır. Karşı oya göre; “Somut olayda, sanığın Türkiye’ye giriş yaptığı aracın X-ray taramasına sevk edilmesi üzerine gümrük sahası tır giriş X-ray yoluna suça konu maddeleri attığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, görevlilerce uyuşturucu maddenin gümrükten geçirilmesine ve ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, sanık elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başladığı uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunu, elinde olmayan nedenlerle tamamlayamamış ve işlediği suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. Böyle bir durumda suçun tamamlanmış olduğunun kabul edilmesi; yurt dışından getirdiği uyuşturucu maddeyi gümrük kontrolünden herhangi bir şekilde geçiren kişilerle, görevlilerin kontrolünü aşamaması nedeniyle maddeyi gümrükten geçiremeyen kişilerin aynı hukuki statüye tabi tutulması anlamına geleceği gibi; gümrük görevlilerinin resmi vazifelerini icra ederken yaptıkları uyuşturucu maddeyi ele geçirme işlemine, gereken hukuki değerin verilmemesi sonucuna da yol açacaktır. Bu itibarla, sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçu teşebbüs aşamasında kaldığından, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tayin edilen cezadan aynı Kanun'un 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, sanığın eylemi tamamlanmış suç olarak kabul edilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır”[4].

Doktrinde de baskın görüş Yargıtay’la uyumlu olmakla birlikte; karşı görüşe göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etmek suçu kural olarak failin gümrük görevlilerine beyanda bulunması ve bu sırada yasak maddeyi gizlemesi ile tamamlanacak olup, madde beyandan önce ele geçirilmişse ithal suçu teşebbüs aşamasında kalacaktır[5].

Görüleceği üzere Yargıtay konuyu şu şekilde kabul etmiştir; uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük sahasına girmesiyle, yani Türk hava sahasına girmesiyle TCK m.8 uyarınca mülkilik ilkesi geçerli olur ve ithal oluşur[6]. 4458 sayılı Gümrük Kanunu m.2 de buna işaret etmektedir.

Bununla birlikte transit geçiş varsa, yani Türkiye’ye sokmayıp başka bir ülkeye götürecekse, bu hususun belgelenmesi durumunda TCK m.188/3 uyarınca nakletme gündeme gelir. Yargıtay burada fiili ithal, yani ülkeye sokma değil, bir yerden başka bir yere götürme olarak yorumlamakta ve fazla ceza verilmesinin önüne bu şekilde geçmeye çalışmaktadır.

Bu durumda fiilin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı veya yabancı tarafından “yabancı ülkede” işlenmesinden de bahsedilemeyeceğinden, TCK m.13’ün tatbiki gündeme gelmemekte, suçun TCK m.8 uyarınca Türkiye’de işlendiğinin kabulü ile TCK m.188/1-3’le ilgili değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bir başka ifadeyle; havaalanı transit bölgeleri ve serbest bölgeler TCK m.8 uyarınca Türk egemenlik alanı kapsamında kabul edildiğinden, bu alanlarda işlenen suçlar bakımından Türk yargı yetkisi tamdır.

Ancak TCK m.188/3’ün lafzından da anlaşılacağı üzere TCK m.188/3’den bahsedebilmek için yasak maddenin ülke içinde bir yerden bir yere götürme hali gerekmekle; her ne kadar mülkilik ilkesi gereğince yasak maddenin gümrükte, yani ülke içinde bir yerden bir yere götürüldüğü kabul edilip, TCK m.188/3’ün tatbik edilmesi gerektiği düşünülse bile, yurt dışından geldiği ve ithal için pasaporttan geçmesi zorunluluğu olmadığı değerlendirilen yasak maddenin ithal yerine ülke içinde ticaret suçuna konu edilmesi de tenakuz teşkil etmektedir.

Ayrıca; her ne kadar mülkilik prensibinden yola çıkılsa da, maddenin geldiği ve transit geçiş sonrası vardığı yerlerde uyuşturucu veya uyarıcı madde ticaretinin suç olarak kabul edilmemesi durumda, failin hukuka aykırılık bilinci olmadığı için sırf transit geçişin varlığından hareketle ceza sorumluluğuna gidilmesi mümkün olmamalıdır.

Tartışma konumuzda failin pasaporttan geçmeyip, ülke içine tam olarak girmeyen uyuşturucu veya uyarıcı madde ile ilgili olarak, failin kastı değerlendirilmek suretiyle, her ne kadar kanuni tanıma uymasa da, TCK m.188/3 ile az ceza verilmesinin sağlandığı anlaşılmaktadır ki, bu durum TCK m.188’de, daha önce yazılarımıza da konu ettiğimiz başkaca örneklerde de kendisini göstermektedir.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarında; örneğin uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ticari kast olmaksızın bir başkasına verilmesi, maddenin birlikte kullanılması, yurt dışından kişisel kullanım için madde getirilmesi, etkin pişmanlık müessesesinden hüküm verilene kadar yararlanılabilmesi gibi hususlar hep uygulamayla veya madde gerekçesiyle çözülmeye çalışılmakta, kanunilik prensibine aykırı değerlendirmelerle, birçok durumda yeknesak olmayan ve kanuni tarife de uymayan kararlar verilmektedir.

Bu yazımıza konu olayda da; TCK m.188/3’ün tanımına uymayan bir fiilden dolayı uyuşturucu veya uyarıcı maddenin naklinden dolayı ceza sorumluluğuna gidildiği anlaşılmakla, bu konuda yasal düzenlemeye gidilmesi isabetli olacaktır.

Prof. Dr. Ersan Şen

Av. Ertekin Aksüt

(Bu makale, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)

-----------

[1] Benzer yönde onama kararları için Yargıtay 10. CD, 07.11.2023, 2022/4825 E., 2023/9542 K.; 20.06.2023, 2021/17507 E., 2023/5781 K.; Yargıtay 8. CD, 02.06.2026, 2026/5623 E., 2026/7437 K.; 01.07.2025, 2024/4535 E., 2025/5468 K.

[2] Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 06.07.2023 tarihli, 2021/17326 E., 2023/6251 K. sayılı kararına göre; “Lübnan uyruklu sanığın aşamalardaki savunmasında, suça konu uyuşturucu maddeleri Ekvator ülkesinden teslim aldığını ve İstanbul üzerinden aktarma ile Lübnan ülkesine götüreceğini beyan etmesi karşısında, sanığın İstanbul aktarmalı olarak Lübnan'a gidip gitmeyeceği hususunda uçak biletlerinin de araştırılarak sanığın fiilinin transit geçiş niteliğinde olup olmadığı belirlendikten sonra eyleminin uyuşturucu madde ithal etme suçunu mu yoksa uyuşturucu madde nakletme suçunu mu oluşturduğunun tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur”.

[3] Dairenin yukarıda yer verdiğimiz 28.06.2016 tarihli, 2016/2112 E., 2016/2045 K. sayılı kararı da aynı yöndedir.

[4] Aynı yönde karar ve karşı oy için Yargıtay 10. CD, 01.07.2025, 2025/751 E., 2025/7469 K.

[5] Hasan Tahsin Gökcan, Mustafa Artuç, Çetin Akkaya, Ahmet Buğra Aktuç, 3. Baskı, Yorumlu-Uygulamalı Türk Ceza Kanunu Şerhi, Cilt IV, Ankara, 2026, s.6791.

[6] 4458 sayılı Gümrük Kanunu m.2: “Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesi, Türkiye Cumhuriyeti topraklarını kapsar. Türkiye kara suları, iç suları ve hava sahası gümrük bölgesine dahildir. Bu Kanunda geçen Türkiye Gümrük Bölgesi ve Gümrük Bölgesi kavramları Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesini ifade eder”.