Velayetin Değiştirilmesi Davası

Abone Ol

Velâyet, bir kanunî temsilcilik türüdür. Velâyet hakkının kime ait olacağı hususu farklı ihtimallere göre değişiklik gösterebilir. Ama, velâyet hakkı kural olarak birbiriyle evli ana ve babaya aittir. Buna ilişkin özellikle boşanma halinde ortaya çıkan en önemli meselelerden biri, velâyetin kime ait olacağının belirlenmesidir. Bu belirlendikten sonra ise yeni olgular meydana gelebilir. Meselâ, ana veya baba başkasıyla evlenebilir, başka bir yere gidebilir, ölebilir veya kişisel ilişki düzenlemesini yerine getirmeyebilir. İşte, böyle bir durumda hâkim boşanma hükmü kapsamında çocukla ilgili olarak velâyet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası bakımından değişen şartlara uydurma yetkisine sahiptir.

Velâyetin kendisine bırakıldığı kimsenin değiştirilmesi mümkündür. Bu, ana ve babadan birinin istemi üzerine gerçekleşebileceği gibi, hâkim de kendiliğinden velâyetin değiştirilmesine karar verebilir. Velâyetin değiştirilmesi için ortaya çıkan yeni bir olgunun bunu zorunlu kılması şarttır. Ama, daha önemlisi çocuğun üstün menfaatinin bunu gerekli kılmasıdır. Çünkü, böyle bir istem bakımından esas belirleyici olan ölçüt çocuğun üstün menfaatidir. Bu yaklaşım, çocuğun menfaatinin önceliği ilkesiyle de uyumludur. Velâyet, küçükler ile istisnaen ergin çocukların bakımı ve korunması amacıyla ana ve babaya tanınan hakların tamamını ifade eder. Söz konusu müessese, çocuğun bakımı, menfaatinin korunması, temsili, eğitimi ile malvarlığının yönetimi bakımından hukukî bir temel oluşturur.

Görüldüğü üzere, velâyet, ana ve babaya sadece çocuğun kendisi ve malvarlığı üzerinde haklar tanımakla kalmaz, aynı zamanda beraberinde bazı yükümlülükleri de getirir. Velâyet hakkı, kural olarak ana ve babaya aittir (TMK m.335/I). Diğer taraftan, evlât edinme halinde ana ve babaya ait haklar ve yükümlülükler evlât edinene geçer (TMK m.314/I). Başka bir deyişle, evlât edinen evlâtlık üzerinde velâyet hakkına sahip olur.

Velâyet hakkının kime ait olduğu hususunda ana ve babanın birbiriyle evli olup olmamasına göre bir ayrımdan hareket edilebilir. Bu itibarla, ana ve baba birbiriyle evli ise, velâyet hakkı çocuğun doğumuyla birlikte kanun gereğince her ikisine aittir. Ana ve baba, evlilik devam ettiği sürece kural itibarıyla velâyeti birlikte kullanırlar (TMK m.336/I). Ana ve babadan birinin ölümü halinde ise velâyet sağ kalana ait olur (TMK m.336/III). Aynı sonuç, ana ve babadan birinin gaipliğine karar verilmesi ile velâyet hakkını kullanamayacak hale gelmesi bakımından da geçerlidir. Boşanmada da velâyet çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olur (TMK m.336/III). Böylece, diğer eş, velâyet hakkını kaybeder. Diğer taraftan, Yargıtay’a göre, boşanma davasında ortak velâyete karar verilmesi de artık mümkündür.

Ortak hayata son verildiği veya ayrılık hali gerçekleştiği takdirde, hâkim velâyeti eşlerden birine verebilir (TMK m.336/II). Ana ve babanın birbiri ile evli olmaması halinde ise, çocuğun velâyeti doğum anından itibaren anaya aittir (TMK m.337/I). Ama, ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden alınmışsa, hâkim ya vasi atar ya da velâyeti babaya verir. Burada çocuğun menfaati göz önünde bulundurulur (TMK m.337/II).

Görüldüğü üzere, velâyetin ana ve babaya birlikte ait olması esastır. Ancak, bazı hallerde velâyet hâkim tarafından ana veya babadan birine verilebilir. Söz konusu karardan sonra şartlar mevcutsa velâyetin değiştirilmesi gündeme gelebilir. İşte, inceleme konusu da budur. Böylece, Yargıtay uygulaması da göz önünde bulundurularak velâyetin değiştirilmesi müessesesi incelenmiştir.

Velâyetin değiştirilmesi esasen TMK m.183 hükmünde düzenlenmektedir. İlk olarak, “Durumun Değişmesi” başlıklı TMK m.183’e göre, “ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hâkim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır”. Görüldüğü üzere, kanun koyucu burada doğrudan velâyetin değiştirilmesinden değil; gerekli önlemlerin alınmasından söz etmektedir. Bununla beraber, buraya velâyetin değiştirilmesi de dâhildir.Şu halde, velâyetin değiştirilmesi için öncelikle yeni bir olgunun gerçekleşmesine ihtiyaç vardır. Üstelik, değişiklik isteminde bulunan tarafın boşanma davasında çocuğun velâyetini istememiş olması, yeni bir olgunun varlığı halinde sonradan istemesine engel değildir. Yeni bir olgunun gerçekleştiğini ispat yükü ise, onu iddia eden kimseye düşer.

Kanunda yeni olgulara misal olarak ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi ve ölmesi sayılmaktadır. Ancak, tek başına böyle bir olgunun gerçekleşmesi yeterli değildir. Ayrıca, söz konusu olgu sebebiyle velâyetin değiştirilmesi zorunlu hale gelmelidir. Yine, söz konusu durumun sürekli nitelikte olması da gereklidir. Bunun için, ana veya babadan biri istemde bulunabileceği gibi, hâkim de kendiliğinden velâyetin değiştirilmesine karar verebilir. Sonuçta, velâyetin değiştirilmesi için hâkim kararına ihtiyaç vardır. Görüldüğü üzere, velâyetin değiştirilmesi için ortaya çıkan yeni bir olgunun bunu zorunlu kılması şarttır. Ama, daha önemlisi çocuğun üstün menfaatinin bunu gerekli kılmasıdır. Çünkü, böyle bir davada esas belirleyici olan çocuğun üstün menfaatidir. Zira, çocuk hukukuna hâkim ilkelerden en önemlisi çocuk menfaatinin önceliği ilkesidir. Söz konusu ilke, hem ulusal hem de uluslararası güvenceye sahiptir. Gerçekten de, TMK m.339/I, m.346/I ile Çocuk Koruma Kanunu m.4/I, b hükmü ulusal mevzuat kapsamındaki kanunî dayanaklara misaldir. Aynı ilke, Türkiye’nin de tarafı olduğu uluslararası bazı sözleşmelerle de güvence altına alınmıştır. Nitekim, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.3/I hükmüne göre, “kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir”. Yine, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m.1 hükmünde de aynı ilke öngörülmektedir. Bu itibarla, çocuğa ilişkin bir hüküm yorumlanırken çocuğun menfaati daima göz önünde bulundurulmalıdır.

Çocuğun üstün menfaati bakımından onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlakî ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Keza, ana ve babaya tanınan velâyet hakkı da çocuğun menfaati çerçevesinde yorumlanmalıdır. Nitekim, Yargıtay’a göre, velâyet düzenlenirken çıkar çatışması olursa, çocuğun menfaati, ana ve babanın menfaatine nazaran üstün tutulmalıdır.

Velâyetin değiştirilmesine ilişkin olarak daha ziyade velâyet hakkının ana veya babadan birine ait olduğu durumdan hareket edilmektedir. Ancak, yukarıda belirtildiği üzere uygulama gereğince ortak velâyet de mümkündür. Üstelik, ortak velâyet halinde de velâyet değiştirilebilir. Meselâ, boşanma sonucunda ortak velâyet hakkına sahip olan babanın başkasıyla evlenmesi zorunlu kıldığı takdirde, velâyetin sadece anaya ait olduğuna hükmedilebilir.

Velâyetin değiştirilmesinde velâyet hakkına sahip olan taraf değişmekte; ama, velâyet hakkı yine ana veya babada kalmaktadır20. Oysa, velâyetin kaldırılması çocuğun korunmasına yönelik en ağır önlem türüdür. Gerçekten de, çocuğun menfaatinin tehlikeye düşmesi başka şekilde önlenemediği takdirde, velâyetin kaldırılmasına karar verilir. Bunun için istem şart değildir.

Velâyetin kaldırılması (nez’i) TMK m.348 hükmünde ayrıca düzenlenmektedir. Buna göre, çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden (TMK m.346-347) sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim kanunda sayılan hallerden biri varsa, velâyetin kaldırılmasına karar verir. Bunlardan ilki, ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velâyet görevini gereği gibi yerine getirememesidir. İkinci hal ise, ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklamasıdır. Aslında burada sadece iki hal değil, birbirinden farklı ihtimaller sayılmaktadır. Görüldüğü üzere, velâyetin kaldırılmasına yol açan haller velâyetin değiştirilmesinden farklıdır ve daha ağır niteliktedir. Aynı olgu, velâyetin kaldırılmasına yol açmazken, velâyetin değiştirilmesini gerektirebilir. Meselâ, velâyete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi kural olarak velâyetin kaldırılmasını gerektirmez. Buna rağmen, velâyetin değiştirilmesi yerine, velâyetin kaldırılmasına karar verilmesi ise isabetsiz olur.

Sonuçta, velâyet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır. Bunun için, durumun sulh hukuk mahkemesine bildirilmesi gerekir. Ayrıca, kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar. Diğer taraftan, velâyetin değiştirilmesinin veya kaldırılmasının şartları gerçekleşmediği takdirde ise, ana ve babanın velâyet hakkına müdahale edilemez.

Velayetin Değiştirilmesini Gerektiren Haller:

Velâyetin değiştirilmesine yol açan olgulardan bazıları TMK m.183 ve m.324 hükmünde sayılmaktadır.

Ana veya Babanın Başkasıyla Evlenmesi

Velâyetin değiştirilmesine yol açan ilk olgu, ana veya babanın başkasıyla evlenmesidir. Nitekim, TMK m.349’a göre, velâyete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi kural olarak velâyetin kaldırılmasını gerektirmez. Bununla birlikte, çocuğun menfaati gerektirdiğinde velâyet sahibi değiştirilebilir veya durum ve koşullara göre velâyet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabilir.

Ama, hemen belirtilmelidir ki, tek başına yeniden evlenme olgusu velâyet değişikliği için yeterli değildir. Nitekim, Yargıtay’a göre, “velâyet kendisine verilmiş olan babanın yeniden evlenmiş olması tek başına velâyetin değiştirilmesini gerektirmez”. Oysa, ana veya babanın başkasıyla evlenmesinin zorunlu kıldığı hallerde durum farklıdır. Burada kanun koyucu hangi hallerin velâyetin değiştirilmesini zorunlu kılacağını tek tek saymamıştır. Hangi hallerin zorunluluk oluşturacağı konusunda takdir yetkisi hâkime aittir. Bununla beraber, başkasıyla (yeniden) evlenen eş velâyetten doğan yükümlülüklerini ihmal ederse, velâyetin değiştirilmesine karar verilmelidir. Meselâ, başka bir kadınla evlenen ana veya baba, çocuğunun bakımını kendi ana ve babasına bırakırsa ya da ona karşı ilgisiz davranırsa durum böyledir. Ama, çocuğun geçici bir süre için başka bir kimsenin yanına bırakılmış olması tek başına velâyetten doğan yükümlülüklerin yerine getirilmediğini göstermez. Bunun için, uygulamadaki ifadeyle çocuğun eylemli olarak başkasının yanına terk edilmesi aranır.

Görüldüğü üzere, yeni aile düzeninde çocuğun beden, ruh ve ahlâk gelişimi bakımından şartların uygun olup olmadığı bir bütün olarak ele alınmalıdır. Şartların buna uygun olmadığına kanaat getirilirse, velâyetin değiştirilmesine karar verilmelidir. Diğer taraftan, velâyetin değiştirilmesini isteyen tarafın başka biri ile evlenme hazırlığı içinde olması ya da evlenmiş bulunması da mümkündür. Salt bu durum, velâyetin değiştirilmesi isteminin kabul edilmesine engel değildir. Hatta onun boşanma davasında velâyetin diğer tarafa verilmesine razı olması da buna engel oluşturmaz.

Ana veya Babanın Başka Bir Yere Gitmesi

Velâyet hakkına sahip olan ana veya babanın başka bir yere gitmesi de velâyetin değiştirilmesini gerektirir. Ama, bunun için de başka bir yere gidip çocuğun bırakılması sürekli nitelikte olmalıdır. Nitekim, Yargıtay’a göre, uzun süreden beri yurt dışında bulunan babanın çocuğunu yanına almaması velâyetin değiştirilmesini gerektirir.

Keza, velâyet hakkına sahip olan ana veya baba, çocuğu diğer tarafın yanına bırakıp başka bir yere gitse de velâyetin değiştirilmesi istemi kabul edilmelidir. Başka bir deyişle, böyle bir durumda velâyetin değiştirilmesini isteyen tarafın bu duruma rızasının bulunması önemli değildir.

Aynı şekilde, çocuğun büyükanne gibi bir üçüncü kişinin yanına sürekli surette bırakılması da velâyetin değiştirilmesini gerekli kılar39. Geçici bir bırakma ise velâyetin değiştirilmesi için yeterli değildir. Hatta, başka yere giden ana veya baba çocuğu beraberinde götürmüş olsa bile velâyetin değiştirilmesi gerekebilir. Meselâ, çocuğun sürekli ihtiyaç duyduğu tedavisini sürdürmesinin imkânsız olacağı bir yere gitmek zorunda kalması halinde hâkim velâyetin değiştirilmesine karar verebilir. Ancak, velâyet hakkına sahip olan ana veya babanın zorunlu ve geçici sebeplerle başka yerde bulunması velâyet değişikliğine yol açmaz. Meselâ, onun tedavi için bir süre hastanede kalması veya (teftiş, meslek içi seminer gibi) meslek gereği başka şehre gitmesi halinde mahkemeden velâyetin değiştirilmesi istenemez. Keza, velâyet hakkına sahip olmamasına rağmen çocuğu izinsiz olarak yurtdışına götüren tarafın istemi de haklı değildir.

Ana veya Babanın Ölmesi

Velâyet hakkına sahip olan ana veya babanın ölmesi halinde velâyet kendiliğinden diğer eşe geçmez. Böyle bir durumda, hâkimin resen veya istem üzerinde velâyetin değiştirilmesi yönünde karar vermesi gerekir. Yargıtay’a göre, velâyet hakkına sahip olan ana veya babanın ölmesi durumunda açılacak olan velâyet davasında küçük bir temsil kayyımı ile temsil edilmelidir. Böylece, husumet temsil kayyımına yöneltilmelidir. Ancak, velâyet hakkına sahip olan ana veya babanın ölmesi halinde hâkim mutlaka velâyetin diğer eşe geçtiğine karar vermek zorunda değildir. Meselâ, velâyet hakkına sahip olan ananın, baba tarafından öldürülmesi halinde hâkim çocuğa bir vasi atayabilir.

Kişisel İlişki Düzenlemesinin Gereklerini Yerine Getirmeme

Boşanma veya ayrılık halinde velâyet ana veya babadan birine verildiği takdirde, mahkeme resen diğerinin çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler (TMK m.182/I). Yargıtay’a göre, çocuğun velâyet hakkına sahip olmayan ana veya babayla kişisel ilişki kurmasının sürekli engellenmesi velâyetin değiştirilmesine yol açabilir. Mahkeme, boşanma veya ayrılık kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velâyetin değiştirilebileceğini taraflara ihtar eder. Böylece, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi velâyetin değiştirilmesine yol açan bir hal olarak açıkça öngörülmektedir. Nitekim, aynı Kanun m.38 hükmü sayesinde TMK m.324 hükmüne de bir fıkra eklenmiştir. Buna göre, velâyet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velâyet değiştirilebilir. Böylece, velâyetin değiştirilmesini gerektiren bir hal Türk Medenî Kanunu’nda açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu sayede, yükümlünün, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerine uyması temin edilerek bu konuda uygulamada yaşanan sorunların önüne geçilmesi hedeflenmektedir.

Burada velâyetin değiştirilmesi bakımından kabul edilen esas ölçüt, bunun çocuğun menfaatine aykırı olmamasıdır. Bu ölçüt çocuğun menfaatinin önceliği ilkesiyle uyumludur. Sonuçta, uygulamada velâyetin değiştirilmesini gerektiren bir olgu olarak kabul edilen kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmeme torba bir kanunla da olsa kanunî dayanağa kavuşmuştur.

Diğer Olgular

Velâyetin değiştirilmesine yol açan olgular sadece TMK m.183 ve m.324’te açıkça sayılanlardan ibaret değildir. Nitekim, kanun koyucu da TMK m.183 hükmünde “gibi” ifadesiyle bu hususa işaret etmektedir. Dolayısıyla, söz konusu hüküm kapsamında başka hangi hallerin velâyetin değiştirilmesine sebep olabileceğinin de belirlenmesi gerekir. Diğer olgulara misal olarak velâyet kendisinde olan ana veya babanın hapsedilmesi, bitkisel hayata girmesi ile alkol tedavisi için rehabilitasyon merkezine yatırılması gösterilebilir. Dolayısıyla, böyle bir durumda da velâyetin değiştirilmesi mümkündür. Keza, velâyet hakkına sahip olan tarafın gece dahi çalışmak suretiyle çocuğun bakımını ihmal etmesi halinde velâyetin değiştirilmesi mümkündür. Eklenmelidir ki, anlaşmalı boşanmaya karar verilmiş olması, şartların varlığı halinde velâyetin değiştirilmesine engel oluşturmaz. Anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesinden sonra şartların varlığı halinde velâyetin değiştirilmesine karar verilebilir. Yeter ki, burada sayılan tarzda bir olgu sonradan gerçekleşmiş olsun.

Velayetin Değiştirilmesini Gerektirmeyen Haller:

Velâyetin değiştirilmesini gerektiren hallerin neler olduğu yukarıda açıklanmıştır. Bunlar, sınırlı sayı esasına tâbi değildir. Ancak, velâyetin değiştirilmesini zorunlu kılan yeni bir olgu yoksa, velâyetin değiştirilmesine yönelik istemin reddi gerekir52. Nitekim, Yargıtay’a göre, velâyet hakkına sahip olan tarafın görevini gereği gibi yerine getirmediği, çocuğa yeterli ilgi göstermediği ve ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsakladığı ispatlanamazsa, söz konusu istemin reddi gerekir. Bu itibarla, davacı ana veya babanın maddî (ekonomik) durumunun güçlü olması tek başına velâyetin değiştirilmesini gerektirmez. Keza, salt davalının zayıf ekonomik durumu da değişiklik isteminin kabulü için yeterli değildir.

Aynı şekilde, velâyet hakkına sahip olmayan ana veya babanın yaşam ortamına çocuğun uyum sağlamış olması da tek başına velâyetin değiştirilmesini gerektirmez. Dolayısıyla, böyle bir durumda da velâyetin değiştirilmesi davası reddedilmelidir. Yine, Yüksek Mahkeme’ye göre, çocuğun yaşadığı konutta zaman zaman alkollü içki tüketilmesi tek başına velâyetin değiştirilmesine yol açmaz. Ancak, çocuk bakımından ciddi bir zarar tehlikesinin varlığı halinde farklı değerlendirme yapılması mümkündür. Ayrıca, Yargıtay’a göre, velâyet hakkına sahip olan tarafın evlilik dışı ilişki kurmuş olması tek başına velâyetin değiştirilmesi için yeterli değildir.

Velayetin Değiştirilmesi Davası:

Velâyetin değiştirilmesi davasında davacı daha ziyade velâyet hakkına sahip olmayan ana veya babadır. İlgisi olmayan bir kişi tarafından istemde bulunulduğu takdirde ise bu reddedilir. Çünkü, böyle bir davacının aktif husumet ehliyeti yoktur. Çocuk ile velâyet hakkına sahip olmak isteyen ana veya baba arasında çıkar çatışmasının söz konusu olması mümkündür. Bu takdirde, yerleşik uygulama gereğince çocuğu davada temsil etmek üzere kayyım atanması için yetkili vesayet makamına ihbarda bulunulması gerekir (TMK m.426, b. 2). Diğer taraftan, velâyetin değiştirilmesi için istem şart değildir. Mahkeme resen de velâyetin değiştirilmesine hükmedebilir.

Velâyete ilişkin davalar kamu düzeniyle doğrudan ilgili olup, resen araştırma ilkesi geçerlidir ve davanın kabulü tek başına sonuç doğurmaz. Yargılama sırasında ortaya çıkan gelişmelerin de göz önünde bulundurulması gerekir. İşte, velâyetin değiştirilmesi davasının bu niteliği itibarıyla duruşmalı inceleme ile delil toplanarak ayrıntılı araştırma yapılması gerekir. Bu kapsamda, mahkeme gerekli gördüğü hallerde uzman görüşünden de yararlanmalıdır. Böyle bir durumda, uzman soyut ve tahminlere dayalı değerlendirmelerde bulunamaz. Uzman, hem taraflarla hem de çocuklarla görüşerek raporunu düzenlemiş olmalıdır. Yine, tarafların yaşam alanları konusunda da inceleme yapılması gerekir.

Ayrıca, velâyetin değiştirilmesi davasında ayırt etme gücüne ve dolayısıyla görüşlerini açıklama olgunluğuna sahip çocuğun görüşü ve tercihi de göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla, böyle bir davada onun dinlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. Ancak, ayırt etme gücüne sahip çocuğun beyan ettiği görüş, onun üstün menfaati ile çatıştığı takdirde, artık söz konusu menfaate göre bir değerlendirmede bulunulması gerekir. Yani, başlı başına küçüğün sözlerine değer verilerek velâyet düzenlemesi yapılamaz.

Velâyetin değiştirilmesi isteminin kabulü halinde velâyet hakkına sahip olan tarafın hak ve yetkileri sona erer. Böylece, çocuğun kişiliğinin ve mallarının korunması ile onun temsili konusundaki hak ve yükümlülükler velâyet hakkı kendisine verilen ana ya da babaya geçer. Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir (TMK m.323). Dolayısıyla, velâyetin değiştirilmesi halinde çocukla davalı arasında kişisel ilişkisi kurulmalıdır. Üstelik, TMK m.182/I hükmü gereğince bunun için istemde bulunulması da şart değildir; hâkim bu hususu resen düzenler.

Nihayet, davalı kimse çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Yargıtay’a göre, çocuğun velâyetinin davalıda olduğu dönemi de kapsayacak şekilde dava tarihinden itibaren iştirak nafakasına hükmedilemez. Bunun yerine, velâyetin değiştirilmesine ilişkin hükmün kesinleşme tarihinden itibaren karar verilmesi gerekir.

Velâyet ana ve babaya sadece haklar tanımaz, yükümlülükler de yükler. Ana ve baba evli ise evlilik devam ettiği sürece velâyeti birlikte kullanırlar. Ana ve baba evli değilse, velâyet anaya aittir. Boşanmada ise velâyet çocuğun verildiği tarafa aittir. Ancak, karardan sonra velâyetin değiştirilmesi mümkündür. Velâyetin değiştirilmesi esasen TMK m.183 hükmünde düzenlenmektedir. Buna göre, ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması halinde hâkim, resen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. Bu önlemlere velâyetin değiştirilmesi de dahildir. Velâyetin değiştirilmesi için yeni bir olgunun varlığı aranır. Ancak, sadece böyle bir olgunun gerçekleşmesi yetmez. Ayrıca, bu olgu sebebiyle velâyetin değiştirilmesi zorunlu hale gelmelidir. Üstelik, bu durum sürekli nitelikte de olmalıdır. Nihayet, velâyetin değiştirilmesi için hâkim kararına da ihtiyaç vardır. En önemlisi ise çocuğun üstün menfaatinin bunu gerekli kılmasıdır. Çünkü velâyetin değiştirilmesi bakımından esas ölçüt çocuğun üstün menfaatidir. Velâyetin değiştirilmesi, velâyetin kaldırılmasından farklıdır. Velâyetin kaldırılması, çocuğun korunmasına yönelik en ağır önlemdir. Velâyetin kaldırılması halinde velâyet esasen hem ana ve hem baba için sona erer.

Velâyetin değiştirilmesine yol açan ilk olgu ana veya babanın başkasıyla evlenmesidir. Ancak, tek başına yeniden evlenme yeterli değildir; bu durum velâyetin değiştirilmesini zorunlu kılmalıdır. Velâyet hakkına sahip olan ana veya babanın başka bir yere gitmesi de velâyetin değiştirilmesini gerektirir. Ama, geçici bir durum bunun için yeterli değildir. Velâyet hakkına sahip olan ana veya babanın ölmesi halinde hakim resen veya istem üzerine velâyetin değiştirilmesine karar vermelidir. Kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi diğer bir değişiklik sebebidir. Bu durum yapılan bir değişiklikle açıkça kanunda düzenlenmektedir.

Velâyetin değiştirilmesini gerektiren haller sadece bunlarla sınırlı değildir. Meselâ, velâyet kendisinde olan ana veya babanın hapsedilmesi halinde de bu mümkündür. Ancak, velâyetin değiştirilmesini zorunlu kılan yeni bir olgu yoksa, velâyetin değiştirilmesine yönelik istem reddedilmelidir. Velâyetin değiştirilmesi davasında davacı genellikle velâyet hakkına sahip olmayan ana veya babadır. Davalı ise velâyet hakkına sahip olan ana veya babadır. Velâyetin değiştirilmesi davası basit yargılama usulüne tâbidir. Ayrıca, söz konusu istem çekişmesiz yargı işidir. Velâyetin değiştirilmesi davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ama, burada kesin olmayan yetki söz konusudur. Velâyetin değiştirilmesi davası sonucunda verilen karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Dolayısıyla, aynı konuda yeniden istemde bulunmak mümkündür. Velâyetin değiştirilmesi isteminin kabulü halinde velâyet hakkına sahip olan tarafın hak ve yetkileri sona erer; velâyet diğer tarafa ait olur. Velâyetin değiştirilmesi halinde çocukla davalı arasında kişisel ilişki kurulmalıdır. Nihayet, davalı çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.