Yangın Sigortası Tazminatı ve Sigortanın Rücu İmkanı

Abone Ol

Yangın, ne yazık ki beklenmedik anlarda yaşamımıza dahil olan ve hem maddi hem de manevi düzeyde bedeller ödeten bir afettir. Yangın, bireylerin ve işletmelerin karşılaşabileceği en ağır maddi zarar nedenlerinden biridir. Konutlarda, iş yerlerinde ve depolarda meydana gelen yangınlar ciddi ekonomik kayıplara yol açmaktadır Yangından sonra oluşan tablo, ev ve iş yerlerinde onarılması güç hasarlar bırakabilir. Kişiler ya da işletmeler, yangın risklerine karşı çeşitli tedbirler almak durumundadır. Yangın sigortası, böyle riskli durumlar karşısında hasarı minimize eder ve sigortalıya maddi açıdan önemli bir güvence sağlar. Bu nedenle yangın sigortası, malvarlığını güvence altına alan en önemli sigorta türlerinden biridir. Ancak yangın sonrasında en sık karşılaşılan sorun, sigorta şirketinden tazminatın tam ve zamanında alınamamasıdır.

Uygulamada yangın sigortası sözleşmeleri kapsamında sigortalılarına tazminat ödemesi yapan sigortacıların, yangının çıkış nedenine bağlı olarak yapı maliklerine sıklıkla rücu davası ikame ettiği görülmektedir. Sigorta ettiren, gerçekleşme ihtimaline karşı sigorta sözleşmesi akdettiği rizikonun üçüncü bir şahsın fiili sonucu meydana gelmesi durumunda meydana gelen zararını zarar sorumlusundan isteyebileceği gibi sigorta sözleşmesine dayanarak sigortacıdan da talep edebilir. Eğer sigorta ettiren sigorta tazminatını almayı yeğlerse sigortalının zarar sorumlusuna karşı olan talep ve dava hakkı sigortacıya intikal eder. Sigortacı yangın sigortası poliçesi kapsamında sigortalısının zararını tazmin ettikten sonra kanuni halefiyet hakkına dayanarak, yangına ve hasara neden olan zarar sorumlusuna karşı rücu etme hakkına sahiptir. Sigortacı bu rücu hakkını talep ve gerektiğinde dava yoluyla kullanabilir.

Sigortacı ile sigorta ettiren arasında, kanunen içermesi gereken bütün esaslı unsurları (sigorta ettiren, sigortacı, menfaat, riziko, sigorta bedeli, prim, süre) içeren bir sigorta sözleşmesi akdedilmiş ve bu sözleşme riziko gerçekleştiğinde mevcut olmalıdır. Sigortacıya halefiyet hakkı kazandıracak ödemenin mutlaka geçerli ve yürürlükte olan bir sigorta sözleşmesine dayanması gerekmektedir. Geçerli olmayan bir sigorta sözleşmesi kapsamında yapılan bir tazminat ödemesi için halefiyet söz konusu olamaz. Riziko ve teminatın kapsamının, sigortacının kanuni halefiyetinin şartlarının gerçekleştiğinin, yangının meydana gelme şekli ve sebebinin doğru tespit edilememesi gibi her somut olayın özellikleri ve Yargıtay kararları dikkate alınarak değerlendirilerek rücu davalarında yaşanan sorunların giderilmesi mümkün olabilecektir.

Yangın Sigortası Nedir?

Yangın sigortası temel olarak; ev ya da iş yerleri gibi günlük yaşamda çok sık kullanılan mekânlarda farklı gerekçelerle çıkabilecek yangınlara karşı fiziki hasarları karşılayan sigorta türünü ifade eder. Bu sigortanın genel şartları, büyük oranda doğrudan yangın sonucunda ortaya çıkan hasarları kapar. Yangın sigortası; kendiliğinden oluşacak bu yangınlarda, yıldırım düşmesi ya da infilak gibi durumlarda maddi hasarı karşılar. Özel ve ticari amaçla kullanılan binalara, yerleşim alanlarına yangın sigortası yaptırılabilir.

Yangın ve infilak sonucunda oluşan buhar, duman veya hararetten etkilenen mallarda oluşan zararları da yangın sigortası karşılar. Aile bireylerinin, ilgili alanda birlikte yaşayan kişilerin ya da iş yerlerinde çalışanların malları da poliçede belirtilen ve kabul edilen şartlara göre sigorta kapsamında değerlendirilebilir.

Yangın Sigortası Şartları Nelerdir?

Yangın sigortası, direkt yangından kaynaklı olan taşınır ve taşınmaz mallardaki zararların karşılanması açısından önemli bir güvencedir. Türkiye Sigorta Birliği, sigortalının ve sigortacının yerine getirmesi gereken şartlar ile ilgili düzenlemeler getirmiştir. Yani genel şartlar, yangın sigortası poliçelerinde standart biçimde oluşturulmuştur. Genel şartların dışında kalan ek şartlara, sigortalı ve sigorta şirketi karar verebilir. Eğer yangın sigortasında aksi bir sözleşme yok ise binanın içi ve dışındaki eklentiler de yangın sigortası kapsamına dahildir.

Yangın sigortasının genel şartlarına dahil olan konular arasında; sigortanın kapsamı, hasar ve tazminat, klozlar ve çeşitli hükümler bulunur. Yangın sigortası şartları, poliçenin uzun vadede genel ve özel koşullarını belirlemek içindir. Bu şartlarla amaçlanan, sigorta şirketi ve sigortalının hakları ve yükümlülüklerini net şekilde belirtmektir. Yangın sigortası şirketinin ödemekle yükümlü olduğu teminatlar da yangın sigortası şartlarında belirtilir.

Yangın Sigortası Teminatları Nelerdir?

Yangın sigortası teminatı olan ana başlıklar; yangın, yıldırım ve infilak gibi özel durumlardır. Bunlara ilave olarak ek teminatlar söz konusu olabilir. Yangın sigortasının dahilinde olan eklentiler kömürlük, garaj, su deposu ya da bahçıvan evi gibi alandır. Ayrıca binanın içinde ve üzerinde bulunan tesisat, asansör, anten, yıldırımlık da yangın sigortasının kapsamındadır. Bununla beraber binanın temeli ve istinat duvarı da yangın sigortasının kapsamına alınır.

Ek teminatlar ile yangın sigortasının genel şartlarına grev ve lokavt hareketleri, terör, deprem, yanardağ patlamaları, araç ve uçak çarpması, su baskını, fırtına gibi seçenekler de dahil edilebilir. Ayrıca dahili su, enkaz kaldırma masrafları, kira kaybı ya da geçici ikamet masrafları da yangın sigortası teminatlarına ek olarak yer alabilir. Ek teminatlar kapsamında yangın sigortasının sınırları genişlediğinden sigorta prim ücretleri artış gösterir. Sigorta şirketleri, yangın sonrasında sigortalı ile belirlediği şartlardaki teminatların tazminatını öder.

Hangi Durumlarda Yangın Sigortası Geçersiz Olur?

Yangın sigortası, sigortalının mülk ve varlıklarında yangın esnasında oluşabilecek zararları karşılamaya odaklıdır. Fakat bu sigorta kapsamında sunulan teminatlar belli başlı özel durumları ya da olayları kapsamına dahil etmeyebilir. Kapsam dışında kalan durumların başında ihmal ya da bilinçli şekilde çıkarılmış yangınlardan söz etmek mümkündür.

Sigorta şirketleri, büyük ölçüde sigortalı olan kişinin bizzat kendi ihmalinden kaynaklanan ya da kasıtlı fiillerinden dolayı oluşmuş yangınlar için bir aksiyon almaz. Örneğin sigortalı olan kişi, yangın riskine önemli oranda olanak yaratacak biçimde mülkünü bakımsız şekilde bırakmışsa ya da yangının bilinçli bir şekilde çıkmasına zemin hazırladıysa bu noktada tazminat talepleri genellikle olumsuz sonuçlanır. Bu temel durum haricinde; bazı nükleer riskler, doğal afetler, inşaat ya da tadilat çalışmaları kapsam dışında tutulabilir.

Yangın Sigortasında Riziko

Sigorta sözleşmesinin esaslı unsurlarından olan riziko, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirli olmayan, gerçekleşecekse ne zaman gerçekleşeceği belirli olmayan ve genellikle zarar doğuran olaydır. Riziko maddi bir kayıp veya hasara ilişkin belirsizlik durumudur. Riziko ortaya çıkması muhtemel tehlike veya zarar verici olayların gerçekleşmesi ihtimalidir. Riziko sigorta olayı sigorta sözleşmesinin konusunu teşkil eder ve münferit veya kategorik olarak tayin edilmiş olması şarttır.

Bunun yanı sıra gerçekleşmiş ya da gerçekleşmesine imkan kalmamış bir riziko için sigorta teminatı sağlanamaz. Türk sigortacılık uygulamasında, yangın, ateş, ocak veya herhangi bir ihtirak mahalli haricinde husule gelen veya ihtirak mahalli haricinde sirayet eden, aynı zamanda bir alev içeren zarar veren olay olarak tanımlanmaktadır. Yangın sigortalarında güvence altına alınan riziko, sigortalıya ait taşınır veya taşınmaz mallar ile bunların içinde bulunan eşyanın yanma tehlikesidir. Yangın, belirli olmayan bir kaynakta oluşan veya belirli bir kaynağı dışarıdan yardım görmeden taşarak yayılan ateşin meydana getirdiği olaydır. Faydalı ateş, dost ateş olarak adlandırılan ve soba, ocak ve benzeri ateş yakmaya mahsus yerlerde oluşan ateş yangın sigortası tarafından risk olarak kabul edilmemektedir. Ancak faydalı/dost ateş kaynağını terk ederek yayılmaya başlar ve çevresine zarar verirse artık zararlı ateş/dost olmayan ateş olarak adlandırılır ve yangın sigortası kapsamında risk olarak değerlendirilir.

Yangın Sigortası Poliçe Genel Şartları gereğince yangın sigortasının rizikosu yangın, yıldırım, infilak veya yangın ve infilak sonucu meydana gelen duman, buhar ve hararet olmakla birlikte bu rizikoların hepsinin sigorta sözleşmesi ile teminat kapsamı altına alınıp alınmadığı ya da hepsi alınmıyorsa hangilerinin teminat kapsamında olduğunun ve olmadığının açıkça poliçede ifade edilmesi gerekmektedir. Zira sigortacının tazmin yükümlülüğünün mevcut olup olmadığını mevcutsa kapsamının belirlenmesi açısından sigorta edilen rizikonun kapsamının mümkün olduğu kadar açık bir şekilde tespit ve sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak sigortacı, sözleşmenin kuruluşunda haiz olduğu bilgilendirme ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirirken anılan hükümler uyarınca hangi rizikolar için teminat sunduğunu ve sunmadığını, bir başka deyişle rizikoların istisnalarını açıkça belirtmek ve sigorta ettirene bu hususta bilgi vermek zorundadır.

Yangın Sigortasında Dikkat Edilmesi Gereken Poliçe Detayları

1-Teminat Limiti ve Muafiyet Oranları

Yangın sigortası poliçelerinde belirlenen teminat limiti, sigortalının alabileceği azami tazminat tutarını ifade eder. Bu limitin, taşınmazın güncel yeniden yapım maliyetine uygun belirlenmesi önemlidir. Bazı poliçelerde muafiyet bulunabilir; bu, hasarın belli bir tutarına kadar sigortalının sorumlu olması anlamına gelir. Düşük muafiyetli poliçeler, olası risklerde daha yüksek koruma sağlar.

2-Poliçeye Eklenebilecek Ek Teminatlar

Standart yangın sigortasına ek olarak alınabilecek teminatlar şunlardır:

- Duman ve is hasarı teminatı

- Yangın sonrası enkaz kaldırma giderleri

- Alternatif konut kiralama desteği

- Elektronik cihaz teminatı

- Cam kırılması veya dekoratif öğe hasarı

Bu ek teminatlar, sadece yapıyı değil; aynı zamanda evdeki yaşam standardını da koruma altına alır.

Yangın Sigortası Tazminatı ve Sigortanın Rücu İmkanı

Uygulamada yangın sigortası sözleşmeleri kapsamında sigortalılarına tazminat ödemesi yapan sigortacıların, yangının çıkış nedenine bağlı olarak yapı maliklerine sıklıkla rücu davası ikame ettiği görülmektedir. Sigortacı yangın sigortası poliçesi kapsamında sigortalısının zararını tazmin ettikten sonra kanuni halefiyet hakkına dayanarak, yangına ve hasara neden olan zarar sorumlusuna karşı rücu hakkını talep ve gerektiğinde dava yoluyla kullanabilir. Halefiyet, zarar gören sıfatı ile sigorta ettiren rizikonun gerçekleşmesi sebebiyle meydana gelen zararlar için üçüncü bir sahsa karşı tazminat alacağına sahip olması durumunda bu hakkın, ödenen sigorta tazminatı miktarınca kanun icabı sigortacıya geçmesi halidir.

Bu aşamada zarar sorumlusunun doğru şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda öncelikle riziko ve hasarın meydana gelme sebebinin doğru şekilde belirlenmesi şarttır. Öncelikle riziko ve hasarın yapılıştaki bozukluktan mı yoksa bakımdaki eksiklikten mi meydana geldiğinin belirlemesi gerekmekte olup böylelikle zarar sorumlusu sıfatının yapı eseri malikine mi yoksa yapı eseri üzerinde intifa, oturma veya üst hakkı olan bir kişiye mi ait olduğu doğru ve yerinde olarak tespit edilebilecektir. Yargıtay kararlarında isabetle vurgulandığı üzere bir bina veya yapı eserini malikinin sorumlu tutulabilmesi için zararın yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden doğduğu hususunun zarar gören tarafından ispatlanması gerekmektedir. Rizikonun ve hasarın meydana gelme sebebi ve şekline ilişkin yapılan bir tespit, rücu davalarının doğru kişilere karşı ikame edilmesine neden olacak ve pasif husumet ehliyetinin yokluğu sebebiyle davaların red olunmasının önüne geçecektir. Zira uygulamada çoğu kez riziko ve hasarın meydana gelme nedeni doğru şekilde tespit edilmeden rücu davası ikame edildiği ve zarar sorumlusu sıfatını haiz olmayan kişiye/kişilere karşı rücuen tazminat talebinde bulunulduğu görülmektedir.

Sonuç olarak gerek Türk Ticaret Kanununda halefiyet kavramına ilişkin açıkça yer alan düzenleme, gerek 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun yapı malikinin sorumluluğuna ilişkin yer alan madde hükmü, Yargıtay kararlarında son derece isabetli olarak vurgulanan riziko ve hasarın meydana gelme şekil ve sebebinin doğru tespit edilmesi ve buna bağlı olarak zarar sorumlusunun doğru işaret edilmesi ile birlikte değerlendirildiğinde, sigortacının rücu mekanizmasının doğru ve sağlıklı bir biçimde işleyeceği hususunda şüphe bulunmamaktadır. Böylelikle gerçek zarar sorumlulularına karşı, doğru hukuki sebebe dayanılarak yöneltilmiş olan rücu taleplerinin zaman, nakit ve usul ekonomisi açısından fayda sağlayacaktır.

Yangın sigortası tazminatı ve sigorta şirketinin rücu hakkı, uygulamada teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren, çok yönlü hukuki süreçlerdir. Yangın rizikosunun gerçekleşmesi sonrasında zarar tespiti, teminat kapsamının belirlenmesi, kusur oranlarının değerlendirilmesi ve sorumluların doğru şekilde tespit edilmesi büyük önem taşır. Sigorta şirketleri tarafından ödenen tazminatlar sonrasında açılan rücuen tazminat davalarında ise Türk Ticaret Kanunu kapsamında kanuni halefiyet hükümleri uygulanmakta olup, her somut olayın kendi özel koşulları içinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar; poliçe kapsamına girip girmediği tartışmalı zararlar, eksik ödeme iddiaları, kusur tespiti uyuşmazlıkları ve rücu taleplerine yönelik itirazlardır. Bu tür uyuşmazlıklarda sürelere riayet edilmemesi veya teknik delillerin eksik sunulması ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle yangın hasarından kaynaklanan tazminat talepleri ile sigorta şirketlerinin rücu davalarının, sigorta hukuku alanında deneyimli avukatlar tarafından yürütülmesi önem arz eder.