KARARLAR

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2024/3342 E., 2024/4653 K. sayılı kararı

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 09.09.2024 tarihli, 2024/3342 E., 2024/4653 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

1. Hukuk Dairesi

2024/3342 E., 2024/4653 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/393 E., 2022/71 K.


HÜKÜM : Kısmen Kabul-Kısmen Ret-Direnme

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istekli davadan dolayı Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş, karar davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Karar, Dairenin 17.03.2021 tarih, 2020/2174 Esas, 2021/1562 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.

Mahkemece direnme kararı verilerek davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili; davacının murisi ...’un maliki olduğu 375 ve 378 parsel sayılı taşınmazlarını davalı kızı ...’ya, ...’nın da diğer davalılara satış suretiyle devrettiğini, murisin davalı kızına yaptığı satış işleminin mirasçıdan mal kaçırmak amaçlı, bedelsiz ve muvazaalı olduğunu, diğer davalıların ise taraflarla aynı yerde oturduklarını, davalı ... ve muris ile yakınen görüşen kişiler olduklarını, komşu taşınmazlarda ziraai faaliyet yapmakta olup muvazaalı işlemi bilerek taşınmazları edindiklerini, iyiniyetli olmadıklarını ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacının miras payı oranında davacı adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazların davalılar ... ve ...’ya satıldığı tarihteki rayiç bedelinin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’tan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı ... vekili; gerek muris tarafından gerekse davalı tarafından yapılan satışların gerçek satış niteliğinde olduğunu, muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, diğer davalıların satış bedelini ödediklerini, aynı anda hem diğer davalılara hem davalıya karşı muvazaa nedeniyle tapu iptal davası açılamayacağını, diğer yönden dava şartlarının da bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalılar ... ve ... vekili; davalıların dava konusu taşınmazları 07.12.2010 tarihinde tapu kayıtlarına güvenerek iyiniyetle, piyasa bedeli üzerinden kredi kullanarak satın aldıklarını, bedellerini ...'a gerek elden gerekse banka havalesi ile ödediklerini, taşınmazları da o tarihten bu yana üzüm bağı yetiştirmek suretiyle kullandıklarını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEMESİ KARARI
Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.01.2016 tarih, 2014/171 Esas, 2016/9 Karar sayılı kararı ile; davalılar ... ve ...’in iyiniyetli üçüncü kişi konumunda oldukları davalı ... yönünden ise mirasbırakandan davalıya yapılan satış işleminin muvazaalı olduğu ancak taşınmazların iyiniyeti üçüncü kişi konumundaki diğer davalılara temlik edildiği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, bedel isteğinin kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Bozma Kararı
Dairenin 21.03.2019 tarih, 2016/12859 Esas, 2019/2076 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece taraflara bildirilecek tanıklardan üçer tanesinin dinleneceği belirtilerek tanık sayısına sınırlama getirildiği, bu nedenle tarafların bildirdikleri tanıkların bir kısmının dinlenmediği, DSİ’ye yazılan yazıya verilen cevaba karşı taraflara beyanda bulunma hakkı tanınmadığı ve mirasbırakanın dava konusu taşınmazlar dışında başkaca mal varlığı bulunup bulunmadığı üzerinde de durulmadığı, eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.03.2020 tarih, 2019/411 Esas, 2020/159 Karar sayılı kararıyla; davalılar ... ve ... yönünden iyiniyetli üçüncü kişi konumunda oldukları gerekçesi ile davanın reddine, diğer davalı yönünden temlikin mirasçıdan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesi ile tapu iptali ve tescil istemi ret edilerek bedel isteminin kabulüne karar verilmiştir.

D. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

E. İkinci Bozma Kararı
Dairenin 17.03.2021 tarih, 2020/2174 Esas, 2021/1562 Karar sayılı kararı ile; davalı ...’ya yapılan temlikin muvazaalı kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davada çözümlenmesi gereken hususun, dava konusu taşınmazların temlikinde ikinci el konumda olan son kayıt malikleri davalılar ... ve ...’nın iyi niyetli olup olmadıkları olduğu, ikinci el konumundaki davalılar ... ve ...’nın dava konusu taşınmazlara komşu taşınmaz maliki olmaları, bozmadan sonra dinlenen tanık beyanları ile de bu davalıların kendisine temliki gerçekleştiren diğer davalı ... ile akraba olduklarının anlaşılması karşısında, davalı ...'ya yapılan temlikin muvazaalı olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden oldukları, bir başka ifade ile TMK'nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacakları sonucuna varıldığı, davacının tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

F. Direnme Kararı
Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.02.2022 tarihli ve 2021/393 Esas, 2022/71 Karar sayılı kararı ile; ikinci bozma kararından sonra sunulan ... Nüfus Müdürlüğünün yazısına göre davalılar arasında akrabalık ilişkisi olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle direnme kararı verilerek tapu iptali ve tescil isteminin reddine, terditli bedel isteminin kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalıların annesi ... ile davacının annesi ...’ün kardeş çocukları ve öncesinde dava konusu taşınmazlarda her ikisinin de veraseten paydaş olduklarını, daha sonra mirasbırakan tarafından paydaşlardan pay satın alınarak taşınmazların mirasbırakana geçtiğini, davalıların dava konusu taşınmazların devrinden önce davacı ile görüşerek dava konusu taşınmazları alıp almayacağını davacıya sorduklarını, tarafları ve aralarındaki ilişkiyi bilmediğini iddia eden davalıların malik olarak görünen davalı ...’nın kardeşi olan davacı ile bu şekilde görüşmelerinin davalıların iyiniyetli olmadıklarını, davalı ...’ya yapılan temlikin muvazaalı olduğunu bildiklerini gösterdiğini, davalılar ... ve ...’ün dava konusu taşınmazların bitişiğinde taşınmazları olduğunu, küçük bir ilçe olan ...'da yaşadıklarını, zirai ilaç ve ziraat aletleri bayiliği ile çiftçilik yaptıklarını, az nüfusa sahip, ekonomisi tarıma dayalı, akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin korunduğu, sosyal hayatın ve toplumsal hareketliliğin az olduğu ilçede herkesin birbirini tanıdığını, davalıların iyiniyetli kabul edilemeyeceklerini, bankadan kredi çekilmesinin ve bedel ödenmesinin davalıların iyiniyetli kabul edilmeleri için yeterli olmadığını, dava konusu taşınmazlar "sulu tarım arazisi" olmasına rağmen, kuru tarım arazisi değerine bağlı kalınarak değerlerinin düşük tespit edildiğini ve faiz başlangıcı olarak davalı ...’ya yapılan tarihin esas alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Dairenin 13.09.2022 tarih, 2022/4360 Esas, 2022/5696 Karar sayılı kararı ile; dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.05.2024 tarih, 2022/1-1013 Esas, 2024/243 Karar sayılı kararı ile; temyize konu kararda, ilk kararda bahsedilmeyen yeni hususlara yer verildiği, bozmadan sonra dosyaya sunulan
belgeler değerlendirilerek kararın gerekçesinin değiştirildiği, kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı gerekçesi ile dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.

D. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706, 1023, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun tanımlar başlığını taşıyan 3. maddesinin j bendi.

3. Değerlendirme
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...’un 20.12.2013 tarihinde öldüğü, geride dava dışı eşi ..., davacı oğlu ..., davalı kızı ... ile dava dışı kızı ...’nin mirasçı olarak kaldığı, murisin 375 ve 378 parsel sayılı taşınmazlarını davalı ...’ya 22.03.2005 tarihinde satış suretiyle temlik ettiği, davalı ...’nın taşınmazları 06.12.2010 tarihinde diğer davalılar ... ve ...’ya devrettiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki; davacı vekilinin, davalılar ... ve ...’nın diğer davalı ile aynı yerde oturduklarını, davalı ... ve muris ile yakınen görüşen kişiler olduklarını, komşu taşınmazlarda ziraai faaliyet yapmakta olup muvazaalı işlemi bilerek taşınmazları edindiklerini, iyiniyetli olmadıklarını ileri sürerek eldeki davayı açtığı, aşamada dinlenen tanıkların bir kısmının davalılar ... ve ...’nın annesi ile davacının annesinin akraba olduğunu belirttikleri anlaşılmakta olup nüfus kayıtları incelendiğinde taraflar arasında akrabalık olduğuna ilişkin bir bağ tespit edilememiş; öte yandan, dava konusu taşınmazların bitişiğindeki 377 ve yakınında bulunan 374 parsel sayılı taşınmazların da dava dışı ... tarafından 06.12.2010 tarihli aynı resmi akitle davalılar ... ve ...’e temlik edildiği, dava dışı 377 parselin bitişiğindeki 376 parselin de davacı tarafından 21.02.2011 tarihinde davalılar ... ve ...’e devredildiği, bir başka ifade ile anılan davalıların dava konusu taşınmazları satın aldıkları 06.10.2010 tarihinde önce dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazları olduğu hususunun da dosyaya yansımadığı gözetildiğinde davalılar ... ve ...’in iyiniyetli oldukları saptanarak tapu iptal ve tescil talebinin reddedilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazı yerinde değildir.

Davacı vekilinin öteki temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere, sulu ve kuru toprak ayrımını düzenleyen 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun tanımlar başlığını taşıyan 3. maddesinin j bendinde sulu tarım arazisi “Tarımı yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler” şeklinde tanımlanmıştır.

Somut olayda, dava konusu 375 parselin 31.000 m2 yüz ölçümlü; dava konusu 378 parselin 5000 m2 yüz ölçümlü olarak tarla vasfı ile tapuda kayıtlı olduğu, ziraat bilirkişi raporuna göre anılan taşınmazlarda su kaynağı bulunmadığı ancak komşu parsellerden su kaynağına ulaşılabileceğinin; ek raporda da dava konusu taşınmazların dava dışı 376 parsel ile birlikte kullanıldığının ve bu parseldeki su kuyusu ile dava konusu taşınmazların da sulandığının, dolayısı ile dava konusu taşınmazların sulu tarım arazisi olduğunun belirtildiği ancak Mahkemenin ara kararı doğrultusunda taşınmazların kuru tarla olarak değerinin tespit edildiği anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca, anılan bilirkişi raporundaki saptamalar ile dosyadaki dava konusu taşınmazlara ilişkin düzenlenen ÇKS kayıtları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazların 06.12.2010 tarihindeki sulu tarım arazisi olarak belirlenen değerine göre davacının miras payına isabet eden bedelin 06.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, taşınmazların kuru tarla olarak saptanan değeri dikkate alınarak hüküm tesis edilmesi doğru değildir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulüyle hükmün, 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.