T.C.
Yargıtay
11. Hukuk Dairesi
2025/3249 E., 2025/6624 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/350 Esas, 2025/53 Karar
HÜKÜM : Ret, karar verilmesine yer olmadığına
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalıların murisi ...'ün anılan sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşme uyarınca borçlunun taahhütlerini gereği gibi yerine getirmemesi nedeni ile kredinin kat edilerek kat ihtarnamesi gönderildiğini, davalıların ihtarnameye rağmen ödeme yapmaması üzerine Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2015/11729 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı temlik eden bankanın davalıların murisi ...'e farklı tarihlerde kefil sıfatı ile genel kredi sözleşmeleri imzalattığını, icra takibinde talep edilen tutarın kefalet limitini aştığını, kredi sözleşmelerindeki kefalet miktarı ve müteselsil kefil olduğunun murisin el yazısı ile yazılmadığından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, alacak rehinle temin edilmişse rehnin paraya çevrilmesinde önce kefile başvurulamayacağını, kefalet süresi 10 yıl olup, bu sürenin geçtiğini, kefilin kefalet sözleşmesinden sonra doğan borçlardan sorumlu olduğunu savunarak davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, kefaletin ölüm ile sona ereceği, davalılar murisi olan kefilin vefat ettiği tarihte davacı bankanın dava dışı asıl borçludan herhangi bir alacağının bulunmadığı, kefil olan murisin vefat tarihinden sonra doğacak borçlardan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, ancak 6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 6. maddesi ile 5941 sayılı Çek Kanunu'na eklenen geçici madde 3/4. düzenlemesi gereği, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi Ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine uygun olarak bastırılmış olan eski tip 6 adet çek için temlik eden Bankanın garanti tutarı ödeme mükellefiyetinin 30.06.2018 tarihinde yargılama esnasında sona erdiği, dolayısıyla temlik eden Bankanın halihazırda davalılardan depo talebine konu edebileceği çek riski bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalıların kötüniyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine, davacı yanın çek riski olarak talep ettiği depo bedeli hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) Avukatlık ücretinin kapsadığı işler başlıklı 2. maddesinin 3. fıkrası "Hangi sebeple olursa olsun, temyiz veya istinaf başvurusu üzerine verilen bozma veya kaldırma kararı sonrasında hükmolunan yargı kararlarında, hükmün verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır." düzenlemesini içermektedir.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, Dairemiz bozma ilamına uyulduktan sonra karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bozma öncesi takdir edilen vekalet ücretine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/ 2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalılar vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan “ (davacı lehine bozma öncesi usuli kazanılmış hak oluştuğu nazara alınarak) 18.770,00 TL vekalet ücretinin” ibaresinin çıkartılarak yerine “30.000,00 TL vekalet ücretinin” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde davalılara iadesine, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.