T.C.
Yargıtay
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi
2011/5494 E., 2011/4909 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülmekte olan tenkis davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Yargıtay bozma ilamında özetle; "derdest davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda araştırma yapılması, davanın süresinde açıldığının anlaşılması durumunda işin esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 2 parça taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/8'er payının davacılar ..., ... ve ... adlarına, 5/8 payının ise davalı ... Belediyesi Huzurevleri Vakfı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davalı tarafın, tercih hakkını mülkiyet yönünde kullandığı ve davacıların yasal miras paylarının 1/4, saklı paylarının ise 1/8 olduğu belirtilmek suretiyle bu paylar oranında davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Temlik dışı tereke olduğu iddia edilen ... İlçesi, ... Mahallesi 368 ada 272 parselde kayıtlı 6 no'lu meskenin miras bırakandan intikal edip etmediği araştırılmamış, davalı taraf, 29.12.2008 tarihinde, tenkisi gereken kısmın değerini ödemek suretiyle çekişmeli taşınmazların mülkiyetinin kendilerinde kalması yönünde tercih kullandığı halde, bu tercih dikkate alınmadan karar verilmiştir. Diğer taraftan, tenkis davalarında, tasarrufa konu malın, ancak sabit tenkis oranında bölünebilir nitelikte bulunması halinde, bu kısımların bağımsız bölümler halinde tesciline karar verilmesi gerekirken, bu yön dahi göz önünde tutulmamıştır. Eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmesi doğru değildir.
Tenkis davası; murisin, saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası kazandırmalarının yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, önceye etkili ve yenilik doğurucu davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; murisin ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların ihlal edilip edilmediğinin belirlenebilmesi için, kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümüyle bilinmesi gerekmektedir. Miras bırakanın, ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalar terekenin aktifini oluştururken, murisin borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 3 aylık iaşe bedeli, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi ve cenaze masrafları gibi giderler de terekenin pasifini oluşturmaktadır. Terekenin aktifinden, belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke, bu şekilde tespit edildikten sonra, mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılmak suretiyle parasal olarak miktarının tespiti gerekir. Medeni Kanun'un 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edilip edilmediği, bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise, tasarrufun niteliğine göre gerekli olduğu takdirde, kazandırma işleminde saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığını objektif ve subjektif unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada, saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun'un 565. maddesinin 1, 2 ve 3. bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan hallerde, özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken, Medeni Kanun'un 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek; davalı, mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561. maddesinde yer alan “mahfuz hissesinden fazla olarak alınanla sorumluluk” ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak, önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlararası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında, dava edilmeyen kişi ve tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu ortaya çıkarsa, davacının, onlardaki hakkı dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği taktirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (T.M.K. m. 565) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda, tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Ancak, tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmesinin mümkün olmadığı belirlenirse, bu takdirde, Türk Medeni Kanunu'nun 564. maddesinde yer alan tercih hakkı gündeme gelecektir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmesinin mümkün bulunup bulunmadığı belirlenmeden; başka bir ifadeyle, davalının tercih hakkı doğmadan, tercihinin kullanılması söz konusu olmayacağı gibi, bu husus belirlenmeden sözü edilen tercih de sonuç doğurmaz.
O halde mahkemece, öncelikle temlik dışı tereke olduğu iddia edilen ... İlçesi, ... Mahallesi 368 ada 272 parselde kayıtlı 6 numaralı meskenin miras bırakandan intikal edip etmediği, tedavüllü tapu kayıtları ve ortaklığın giderilmesi davası dosyası getirtilerek belirlenmeli, bundan sonra, tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünüp bölünemeyeceği saptanmalı, bölünemeyeceğinin ortaya çıkması halinde davalıdan tercihi sorulmalı ve bedelin tercih edilmesi durumunda, 11.11.1994 gün 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, süratle, dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranı ile çarpımı sonucu bulunacak nakdin ödetilmesine karar verilmelidir. Yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmak ve sonucuna göre tenkis isteği ile ilgili bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilesi isabetsizdir. Davalı tarafın temyiz itirazları, bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 27.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.