T.C.
Yargıtay
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi
2011/6879 E., 2011/8537 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülmekte olan tenkis davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Davacı; ... tarafından davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhinde açılan asıl davada; ortak miras bırakanları olan M.Ö.'in 24.01.2000 tarihinde vefat ettiğini, sağlığında 06.05.1999 tarihinde düzenlediği resmi vasiyetname ile, saklı payını ihlal edecek şekilde davalılar yararına vasiyette bulunduğunu, bu nedenlerle vasiyetname ile yapılan temliklerin tenkisi ile adına tesciline karar verilmesini, bu mümkün olmazsa hesaplanacak tenkis bedelinin yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... ise, davalılar ..., ... ile ... aleyhinde açtıkları iki ayrı birleşen davalarında; murisin sağlığında yaptığı vasiyetname yanında bir kısım sağlararası tasarrufları ile de davalılar yararına saklı paylarını ihlal edecek temliklerde bulunduğunu belirterek ihlal edilen saklı paylarının tespit edilerek yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalılar, aleyhlerine açılan davanın reddinin gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda asıl dava ile birleşen 2001/7 Esas sayılı davanın kabulüne, birleşen 2004/359 Esas sayılı davanın ise reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.(4722 S. Yürürlük Kanunu md. 179)
Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası karşılıksız kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.
Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile, (iadeye) denkleştirmeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. (MK.md454) Miras bırakanın Medeni Kanununun 453. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanunu'nun 507. maddesinin 1, 2 ve 3 fıkrasında gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanununun 512. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı kanunun 503. maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak almanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları, dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 505. maddede yer alan, alınanla orantılı sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (MK.md.506) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 506. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan, davalının tercihini kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihini sormak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktın ödetilmesine karar verilmelidir.
Mahkemece; tenkis hesabı konusunda alınan bilirkişi raporlarında bir kısım eksiklikler olduğundan bahisle bilirkişi raporlarına itibar edilmediği belirtilerek re'sen hesaplama yapılmak suretiyle hüküm tesis edilmiş ise de, hükmün gerekçesinde yapılan hesaplama yöntemi gösterilmemiştir. Hal böyle olunca, karar, gerekçesi itibarıyla Yargıtay denetimine elverişli nitelikte olmayıp, tarafların temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, bozma sebebine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 06.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.