KARARLAR

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2025/5976 E., 2026/658 K. sayılı kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.01.2026 tarihli, 2025/5976 E., 2026/658 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

2. Hukuk Dairesi

2025/5976 E., 2026/658 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/803 E., 2025/1423 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 7. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/767 E., 2022/836 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, TMK. m. 161 ve TMK. m.163 sebebi ile açılan karşı boşanma davasının reddi, asıl davanın kabulü, reddedilen tazminatlar, reddedilen tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:


1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince davacı- karşı davalı erkeğin ''evi terk ile fiili ayrılığa neden olduğu, sürekli düzenli bir işi olmadığı, işi dışında kalan vakitlerde geç gelerek tartışmaya yol açtığı, çalışmadığı zamanlarda bakkalda çalışmasının engellendiği iddiası ispatlanamadığından bakkalda çalışmayıp eşine yardımcı olmadığı, çalıştığı zamanlardaki kazancını ailesine söylemediği, başka işlerde çalıştığı zamanlarda da kazancını eve harcamadığı, eşine fiziksel şiddet teşebbüsünde

bulunduğu,''
davalı- karşı davacı kadının ise ''taraflar ayrılmadan yaklaşık üç ay öncesinden itibaren kocayı ve arkadaşını normal olağanın dışında fazla arayarak erkeği iş yerinde küçük düşürdüğü ve taraflar ayrılmadan önceki en son bayramda kadının kocasına "pislik, bundan adam olmaz, ... size vereyim" diyerek hakaret ettiği'', böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesiyle asıl ve karşı boşanma davasının ayrı ayrı kabulüyle tarafların boşanmalarına, tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, kararın davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu karara karşı kadın vekilince temyiz talebinde bulunulmuştur. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduğundan bahisle karar verilmiş ise de; dosyanın yapılan incelemesi, toplanan deliller ve tanık beyanlarından, İlk Derece Mahkemesince yüklenen ve kabul edilen kusurlara göre, erkek ağır kusurlu olduğu gibi tanıklar R.K., Ö.C.K. ve V.A. beyanlarından sabit olduğu üzere erkeğin kadına süregelen şekilde hakaret ettiği ve tehditte bulunduğu, yine tanılar R.K. ve Ö.C.K. Beyanlarından erkeğin güven sarsıcı davranışta bulunduğu ve çocuklarının cebinden habersiz para aldığı kusurları da sabit olup erkeğe bu kusurların da yüklenmesi gerekir. O halde tarafların Mahkemece belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlar ile birlikte değerlendirildiğinde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı- karşı davalı erkeğin ağır, davalı- karşı davacı kadının ise az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyleyken, Mahkemece hatalı değerlendirme ile tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı- karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ile kadının reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının kadın yararına kusur belirmesi ile kadının reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden BOZULMASINA,

3.Davalı- karşı davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.