KARARLAR

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/6691 E., 2025/4011 K. sayılı kararı

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 10.03.2025 tarihli, 2023/6691 E., 2025/4011 K. sayılı kararı

Abone Ol

T.C.

Yargıtay

4. Hukuk Dairesi

2023/6691 E., 2025/4011 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/98 D.İş, 2023/98 K.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Ankara'da hissettiği kolda uyuşma ve göğüs ağrısı nedeniyle Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurduğunu ve yapılan tetkikler sonucu 30.12.2021 tarihli rapor ile %76 oranlı erişkinler için engelli sağlık kurulu raporu verildiğini, Benim Seçimim Hayat Sigortası Poliçesindeki hastalık sonucu tam ve daimi maluliyet teminatı gereği ödenmesi gereken teminatı davalının ödemeyi reddetmesi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Benim Seçimim Hayat Sigortasının 27.05.2021 başlangıç ve 27.05.2022 bitiş tarihli olarak düzenlendiğini, davacı tarafından sunulan %76 oranlı engel raporu kapsamında birden çok hastalık kaydının yer alması ve poliçe teminat bedelinin de yüksek olması nedeniyle detaylı bir inceleme yapıldığını, buna göre sigortalının ... Hastanesinde 09.02.2022 tarihinde bel bacak ağrısı nedeniyle yapılan muayene ve tetkikte şikayetlerin 2 yıldır mevcut olduğuna ilişkin kayıt tespit edildiğini, sigortalının 2014 ve 2019 yılında yapılan tetkiklerin özellikle kardiyak enzimleri de içerip birden fazla kez tekrar edildiğini, bu bulgular kapsamında sigortalıdaki engellilik raporuna konu kardiyovasküler patolojinin poliçe öncesinde mevcut olduğunun anlaşıldığını, zira teminatın sigortalının sigorta süresi içinde gerçekleşen bir hastalık sonucunda tam ve daimi olarak malul kalması halinde yapılan değerlendirme sonucunda ödendiğini, buna rağmen poliçe tarihi olan 27.05.2021 tarihinden önceki bulguları olan hastalıkların hesaplanacak maluliyet yüzdesine dahil edilemeyeceğini, kalp damar nedeniyle olan %37 ve kas-iskelet nedeniyle olan %10 maluliyet oranlarının dikkate alınamayacağını, başvuru formunda sigortalının ne kalp ne ağrı şikayetlerini beyan etmediğini, her ne kadar KOAH hastalığının da poliçe tanzim tarihi ile maluliyet raporu arasında geçen kısa sürede oluşması mümkün olmayan uzun süreli bir hastalık ise de bu hastalığın geçmişine ilişkin delil bulunmadığından hesaplamaya dahil edildiğini, böylece yeniden yapılan hesaplamada oranın %59 olarak tespit edildiğini, oranın %60'ın altında kalması nedeniyle talebin reddedildiğini, TTK'nın 1439/2. maddesinde sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiğinin riziko gerçekleştikten sonra tespit edilmesi halinde kasıt derecesinde kusur varsa ve beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcunun ortadan kalkacağı hususunun hükme bağlandığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın çözümü için teknik bilirkişi görevlendirilmesine gerek görülmediği, sigortalının sağlık beyanındaki sorulara hayır yanıtı verdiği, mevcut bel ve kalp yakınmalarını sigorta şirketinden gizlediği, hipertansiyonla ilgili daha güçlü kanıtların sunulması gerektiğinden yeni başlangıçlı olarak kabul edildiği, poliçe öncesinden geldiği belirgin olan rahatsızlıklar çıkarıldığında geriye kalan mevcut rahatsızları üzerinden Balthazard formülüyle yeniden hesaplama yapılarak engel oranının %63.064 olarak saptandığı, bu durumda poliçe özel şartlarında %60 ve üzeri şeklinde belirtilen engel oranı şartını karşıladığı, bu nedenle tazminatın poliçede tanımlı teminat limiti 800.000,00 TL ve %63.064 engel oranına göre değerlendirilerek 504.512,00 TL olacak şekilde ödenmesi, ancak başvuru 100.000,00 TL üzerinden yapıldığından söz konusu tutar dikkate alınarak kısmi olarak ödenmesi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile 100.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak başvurana ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile diyabet ve bel fıtığı gibi rahatsızlıkların teşhis tarihi itibariyle poliçe başlangıç tarihinden sonra meydana gelen rahatsızlıkları içerdiği, başvuranın ihbar yükümlülüğüne aykırı bir eyleminin bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvuran hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde Sigorta Bilgi Merkezi (SBM) tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturma yapıldığını, söz konusu dosyanın akıbeti beklenmeden ve hatta anılan dosya dahi celp edilmeden karar verildiğini, başvuru sahibi hakkında SBM tarafından yapılan suç duyurusuna istinaden yapılan soruşturmanın İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/227093 sayılı soruşturma dosyasıyla yürütüldüğünü ve alınan dosyaya müdahil olunduğunu, uyuşmazlık konusu, uzman bilirkişi incelemesini gerektirmesine rağmen tahkim yargılamasının hiçbir safahatında bilirkişi incelemesinin de yaptırılmadığını, uyuşmazlık hakeminin kararında teknik bilirkişi görevlendirilmesine gerek görülmediğine karar verildiği, bu yöndeki itirazlarına karşın İtiraz Hakem Heyetince yine bilirkişi incelemesi yapılmadığını ve bu konuda hiçbir gerekçeye yer verilmediğini, İtiraz Hakem Heyetince itirazlarının incelenmediğini, sigortalının gerek maluliyet oranının %60'ın altında kalıyor olması bir yana poliçe öncesi beyan yükümlülüğünü bilinçli bir şekilde ihmal ettiğini, başvurunun reddi gerektiğini, maluliyet oranının %60'ın altında kaldığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, hayat sigortası poliçesindeki hastalık sonucu maluliyet teminatı kapsamında tazminat istemine ilişkindir.

1-Sigorta sözleşmeleri iyiniyet sözleşmeleri olup taraflar sözleşmenin kurulması aşamasında doğru beyanda bulunma yükümlülüğü altındadır.

6102 sayılı TTK'nın 1435. maddesi ile sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü, "sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle düzenlenmiş ve bu yükümlülüğün kapsamı belirlenmiştir.

Gerek TTK'nın 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün hâlleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.

Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, TTK’nın 1439. maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez." 1439/2. fıkrasında ise "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir.

TTK'nın 1437. maddesinde, tazminat ve bedel ödemelerinde, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasındaki bağlantının, 1439.maddede öngörülen kurallar uyarınca dikkate alınacağı düzenlenmiştir. Bu maddede tek bir ilke benimsenerek tüm sigortalarda tazminat ödemelerinde yanlış beyan ile gerçekleşen risk arasında illiyet bağı bulunmasının gerektiğine işaret edilmiştir. TTK'nın 1452/3. maddesinde de bu madde hükümlerinin, sigortalı, sigorta ettiren ya da lehtarın aleyhine olacak şekilde değiştirilemeyeceği düzenlenmiştir.

Poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının, doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin ve sigortacının TTK'nın 1435 ve 1439. maddelerdeki hükümlerin uygulanabilmesi için de sigortalının gizlediği iddia olunan hastalık ile riziko arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Anılan bu tespit ve değerlendirmenin yapılması da, tıbbi ve teknik bilgiyi gerektiren bir iştir.

Somut olaya gelince; davacı ile davalı sigorta şirketi arasında 27.05.2021-2022 tarihlerini kapsayan Benim Seçimim Hayat Sigortası Poliçesi düzenlendiği, poliçe kapsamında teminat verilen Hastalık Sonucu Tam ve Daimi Maluliyet teminat tutarının 800.000,00 TL olduğu, poliçede ilgili teminatın "Sigortalının, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir hastalık sonucunda tam ve daimi olarak malul kalması halinde, sigorta katılım sertifikasında/poliçesinde belirtilen hastalık sonucu tam ve daimi maluliyet tazminat tutarı ödenir. Hastalık sonucu tam ve daimi maluliyet halleri, tıbbi tedavinin sona ermesini takiben Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi hakkında Yönetmelik ekinde yer alan, Özürlülük Oranları Cetvelinde sayılan %60 ve üstü oranlara karşılık gelen maluliyet halleridir. ... Sağlık Hayat ve Emeklilik A.Ş., gerekli gördüğü durumlarda, yukarıda belirtilen yönetmelik ekinde yer alan Özürlü Raporu vermeye yetkili sağlık kuruluşlarından rapor talep edebilir." şeklinde düzenlendiği görülmektedir.

Davacı vekili, davacının başvuruya sunulan rapor uyarınca %76 oranında maluliyete uğraması nedeniyle bu teminat bedelinin ödenmesi gerektiğini belirtmiş; davalı taraf ise kalp damar ve fiziksel tıp ve rehabilitasyon sistemlerine ilişkin tanıların poliçe öncesi konulduğunu, önceki bulgulara dayalı olan ve kalp damar ile fiziksel tıp ve rehabilitasyona bağlı verilen oranların maluliyet yüzdesine dahil edilemeyeceğini, oranın böylece %60'ın altında kaldığını savunmuştur. Uyuşmazlık Hakem Heyetince teknik bilirkişi incelemesine gerek görülmediği, engel oranının %63.064 olarak hakem heyetince saptandığı, bu oranın da poliçe şartlarındaki %60 ve üzeri engel oranını karşıladığı değerlendirilerek taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyetince yine maluliyet raporunda belirtilen hastalıkların poliçe başlangıç tarihinden öncesinde gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda doktor bilirkişilerden rapor alınmaksızın davalının itirazı reddedilmiştir.

Yukarıda açıklanan poliçedeki "Hastalık sonucu tam ve daimi maluliyet" teminatının geçerli olup olmaması bakımından davacının yaşadığı hastalıkların sigorta süresi içinde gerçekleşip gerçekleşmediği, yaşadığı hastalıklar nedeni ile maluliyetinin oluşup oluşmadığı ve oluşmuş ise maluliyet oranının tespiti önem arz etmektedir.

Hakem heyeti tarafından yapılan inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dosyada davacının yaşadığı hastalıkların sigorta süresi içinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitinin şüpheye yer vermeyecek şekilde yapıldığını söylemek mümkün görünmemektedir. Zira hastalıkların sigorta süresi içinde gerçekleşip gerçekleşmediği, maluliyet ile illiyet bağı bulunup bulunmadığının tespiti, teknik bir uzmanlık gerektirmekte olup dosyada ilgili hastalıklar konusunda uzman tıp doktorlarından teknik rapor alınmadan karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm verilemez.

Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacının tüm tedavi evrakı ve hastane kayıtları ilgili hastanelerden getirtildikten sonra dosya kapsamındaki tedavi belgeleri ve başvuruya sunulan 30.12.2021 tarihli rapor ve davalının sunduğu raporlar değerlendirilmek suretiyle, davacının tedavi gördüğü hastalıklarının sigorta süresi içinde gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise sürekli iş göremezlik oluşturup oluşturmadığı ve sürekli iş göremezlik oluşmuş ise maluliyet oranının tespiti yönünden, davacıda poliçe tanziminden sonra mevcut olduğu iddia olunan hastalıklar konusunda uzman doktorların içinde yer aldığı heyetten ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alındıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

VI. KARAR

1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,

2.Yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.