T.C.
Yargıtay
6. Ceza Dairesi
2020/3086 E., 2021/17299 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafiileri
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Etkin pişmanlık hükmünün uygulanması sırasında TCK'nın 168/3. maddesinin yerine hükümde "178/3" yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
Sanık ...’in eşi olan tanık ...’nin katılan ... tarafından cinsel taciz boyutuna ulaşacak derece rahatsız edildiği, tanık ...’yi ağlarken gören sanık ...’un sebebini sorduğu ve tanığın katılanla arasında geçenleri sanığa anlattığı, sanık ...’ın tanığın eşi olan sanık ...’e durumu anlattığı ve beraber katılanın iş yerine giderek ellerindeki demir sopalarla katılanı “yaşamını tehlikeye sokmayacak, vücutta kemik kırığı oluşturacak ve BTM ile giderilemeyecek şekilde” yaraladıkları, bu eylemleri hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanıkların katılanın iş yerinden çıkarken içerisinde silah olabileceği ve katılanın arkadan kendilerini yaralayabileceği düşüncesi ile içerisinde katılana ait ruhsat, banka kartı, kredi kartı ve anahtar bulunan çantayı aldıkları, katılanın şikayeti üzerine ertesi gün emniyete giden sanıkların çantayı ve içindekileri polise teslim ettikleri, sanıkların kastının yağma olmadığı ve kendilerini korumak düşüncesi ile çantayı aldıkları anlaşılmakla üzerlerine atılı yağma suçu bakımından manevi unsur yokluğu nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması,
Kabule göre ise;
1) Suç tarihi olan 04/01/2013 günü Gebze ilinde güneşin saat 16.51'de battığı, suçun gece vakti saat 19.30 sıralarında işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 149/1. madde ve fıkrasının (a) ve (c) bentlerinin yanı sıra (h) bendinin de uygulanmaması,
2) Sanıklar hakkında TCK’nın 29/1. maddesinde yer alan haksız tahrik hükümleri uygulanırken cezadan asgari olarak 1/4 oranında indirim yapılabileceği gözetilmeden yazılı şekilde 1/6 oranında indirim yapılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenlerle 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 08/11/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Sanık ...’in eşi olan tanık ...’nin katılan ... tarafından cinsel taciz boyutuna ulaşacak derece rahatsız edildiği, tanık ...’yi ağlarken gören sanık ...’un sebebini sorduğu ve tanığın katılanla arasında geçenleri sanığa anlattığı, sanık ...’ın tanığın eşi olan sanık ...’e durumu anlattığı ve beraber katılanın iş yerine giderek ellerindeki demir sopalarla katılanı “yaşamını tehlikeye sokmayacak, vücutta kemik kırığı oluşturacak ve BTM ile giderilemeyecek şekilde” yaraladıkları, bu eylemleri hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanıkların katılana ait ruhsat, banka kartı, kredi kartı ve anahtar bulunan çantayı aldıkları, katılanın şikayeti üzerine ertesi gün emniyete giden sanıkların çantayı ve içindekileri polise teslim ettikleri, bu hali ile sanıklara isnat olunan tamamlanmış nitelikli yağma suçunun unsurları itibariyle oluştuğu, suça konu çantayı hangi saikle aldığının suçun oluşması açısından önem arz etmediği, bu nedenle sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün onanması gerektiği kanaatinde olduğum için sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.
---
T.C.
Yargıtay
6. Ceza Dairesi
2015/8292 E., 2017/4019 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
5237 sayılı TCK'nun 148. maddesinin 1. fıkrasında yağma suçunun temel şekli, 2. fıkrasında senet yağması, 3. fıkrasında cebir karinesine yer verilmesi, 149. maddesinde nitelikli yağma, 150. maddesinde ise kişinin hukuki bir ilişkiye dayanan alacağının tahsili amacıyla yağma suçunun işlenmesi ile yağmada değer azlığını düzenlemiştir.
Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nun 148/1. maddesi uyarınca, kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceği ya da mal varlığı bakımından böyle bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur.
Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir ve tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan "zor yoluyla hırsızlık" bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etme şeklinde tanımlanmıştır.
Yağma, tehdit veya cebir kullanma ile hırsızlık suçlarının bir araya gelmesiyle oluşmuş bileşik bir suç olduğundan bir çok hukuki değeri korumaktadır.
Somut olaya gelince;
Olay tarihinde mağdur ve sanık evli olup, aralarında çıkan anlaşmazlıklardan dolayı bir süredir ayrı yaşamaktadırlar. Sanık zaman zaman mağduru telefonla arayıp ulaşamayınca başkaları ile ilişkisi olduğunu düşünüp bunu öğrenmek amacıyla mağdurun çalıştığı plaja geldiği, mağdurun üzerinde ikinci bir telefonun olduğunu görünce şüphelerinin arttığı, öfkeye yenilip mağdur ... Kaçan'ın çenesini sıkıp, dizleri üzerine bastırıp üzerindeki iki adet cep telefonunu alıp ayrıldığı, 28.04.2014 tarihli tutanak içeriğindende anlaşılacağı üzere "telefondaki mesaj ve fotoğraflara bakıp" her hangi bir şekilde kendisine maddi çıkar sağlayan bir tarzda kullanmadan aynen kolluk güçlerine teslim ettiği, UYAP kayıtlarına göre de tarafların 01.07.2014 tarihinde boşandığı olayda;
Sanığın, eski eşi olan mağdurun başkaları ile ilişkisi olup olmadığını öğrenip anlamak için iki telefonunu alıp oldukça kısa sayılan bir süre içerisinde kullanmadan aynen iade ettiği dikkate alındığında sanığın faydalanma amacıyla mağdurun malını aldığından bahsedilemeyceği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... savunmanının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 02/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
---
T.C.
Yargıtay
6. Ceza Dairesi
2015/1001 E., 2015/40834 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma, tehdit, hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık... hakkında, hırsızlık ve tehdit; sanık... hakkında, tehdit suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı sanıklar savunmanınca yapılan itiraz üzerine; ... Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 23.12.2013; katılanların itirazı üzerine, aynı mahkeme tarafından 26.12.2013 günlerinde vaki itirazın reddine karar verildiğinden; anılan suçlar temyiz kapsamı dışında bırakılarak yapılan incelemede:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık... hakkında katılan Kudret’e karşı işlediği yağma suçu yönünden; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Malın alınması veya verilmesini temin için zilyetin üzerinde cebir ve tehdit kullanılmaktadır. Cebir ve tehdit karşısında, mağdurun başka bir seçeneği kalmaması ve bu durumda failin malı doğrudan alması söz konusudur. Yani mağdur malı teslim etmektedir. Bu suçla yalnızca korunan hukuki değer malvarlığı değil, aynı zamanda kişi özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığıdır. Yağma icrai hareketle işlenen bir suçtur. Yağma suçunun maddi unsuru hareket kısmıdır. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkartmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Tehdit, muhatabın üzerinde zorlama etkisinin hali hazırda bedensel tesir eden zorlama ile değil, gelecekte belirtilen manevi bir zorlama, korkutmayla oluşmasıdır. Ciddi tehdidin objektif olarak ciddi görünüm uyandırması ve tehdit edilen tarafından ciddiye alınması da gerekir. Yağma suçunda tehditin, şahıs veya malvarlığına ilişkin ve kişiyi büyük bir tehlikeye düşürecek ağırlıkta bulunması gerekir. İşte bu konumdaki tehdit, yağmanın elverişli zorlama aracı olmaktadır. Dolayısıyla hafif bir tehlikeyle tehdit, yani şahsen ve malen büyük bir tehlike oluşturmayan tehditler yağma cürümünün oluşması bakımından yeterli değildir. Tehlikenin büyük olup olmadığı, daha çok fiili bir mesele olup, tehdidin yönlendirilmiş olduğu şahıs, yer ve zaman da göz önüne alınarak her somut olayda nitelik incelemesi gerekmektedir. Ayrıca tehditte belirtilen tehlike neticeyi meydana getirmiş ise bu da büyük sayılmalıdır. Ancak tehdit edilen kötülük ile malın teslimi arasında oran yoksa yine yağma suçundan bahsedilemez.
Bilindiği üzere sübjektif sorumluluğun ilk şekli olan kast, 5237 sayılı TCK'nın 21.maddesinde yer almıştır. Kast suçun maddi unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi olarak tanımlanmıştır. O halde bilme ve isteme, kastın unsurlarıdır. Kast, kişi ile işlediği suçun maddi unsurları arasında psikolojik bağı da ifade etmektedir. Hareket ve kast birlikte olmalıdır. Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik, psişik olgunun irade aşamasıdır. Sosyal ilişkilerin ve dışa vurmuş hareketlerin disiplini olan hukuk, ceza normunun ihlaline etki yapmadıkça, failin zihni ve ruhi durumu ile uğraşmaz. Suçun işlendiği sırada failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğinin belirlenebilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır. Kişilerin içinde bulundukları psikiyatrik koşullar da yaşamlarının her alanında oransız endişe duymalarına neden olmaktadır. Çevresel bazı faktörler insanı modellemekte ve suç korkusu da bundan nasibini almaktadır. Toplumdaki şiddet eylemlerinin genel güvensizlik duygusunu etkilediği de bir gerçektir. Ceza adalet sisteminin amacı, suç korkusunun ekonomik, sosyal mahiyetini azaltmak suçluyu cezalandırmak ve aynı kişideki insanı da kazanmaktır. Somut olayımıza gelince; sanık Mesut'un işvereni olduğu katılan ... ve onun kardeşi katılan Kudret'e, daha önceki bir tarihte 250 TL borç para verdiğinin sabit olduğu, ancak belli bir vadeye bağlanmayan borcunu da ödemeyen katılan ..., çevreye olan borçları hususunda doğruyu söylememesi nedeniyle sanık ile arasının açıldığı, olay günü de bir mazeret göstermeden işyerine gelmeyen katılana kendi cep telefonundan ulaşamayan sanık..., önce katılan ... ile buluştuğu, ... de ağabeyi olan ... evde olabileceğini söylemesi üzerine birlikte katılanların evlerine doğru yürüdükleri sırada, ... cep telefonundan gizlice mesaj çekip katılan ... uyardığını gören sanık ..., katılan ... elinden telefonu çekip aldığı, katılan telefonunu geri istemesine karşın vermediği, sanığın kendi numarasını görüp açmayan ... kardeşi ... telefonundan arayıp ona ulaşmak istediği, ... ait olan telefonla arayan sanığın katılan ... ulaştığı, daha sonra şikayet üzerine yakalanan sanığın telefonu çalışanları aracılığıyla kolluk kuvvetlerine teslim ettiği olayda, olay anındaki tüm koşullar ile sanığın sarf ettiği sözcükler ve/veya hareketler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, suç tarihinden önce ekonomik olarak geliri bulunan ve sabıkasız olan sanığın yanında ücretli çalıştırdığı katılan ... kardeşi olan mağduru hiçbir şey söylemeden mesaj çekmesini engellemek ve katılan ... ulaşmak için elindeki telefonu çekip almak eylemlerinin, yağma kastı ile yapıldığını gösteren deliller karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması,
2-Sanık ... hakkında, katılan... ve... karşı işlediği konut dokunulmazlığını bozma suçu yönünden; 5237 sayılı Yasanın 142/4. madde ve fıkrasına göre, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının bozma suçunun işlenmesi halinde, bu suçtan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmadığı gözetilmeden anılan suçtan düşme kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... savunmanı ve katılan ... temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 25.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.