T.C.
Yargıtay
6. Hukuk Dairesi
2023/4251 E., 2025/2601 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/894 E., 2023/733 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/531 E., 2020/187 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararında dahili davalılar ..., ..., ..., ..., birleşen davada davalılar ... ve ... vekilleri tarafından duruşmalı, davalılar ..., ..., dahili davalı ..., ..., ... ve ... vekillerince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan asıl davada davalılar ... vd. vekili avukat ..., temyiz talebinde bulunan davalılar ... ve ... vekili avukat ..., temyiz talebinde bulunan davalı ... vekili avukat ..., temyiz talebinde bulunan davalı ... vekili avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ile davalı yüklenici .... Emlak İnş. Taah. Tic. San. Ltd. Şti arasında 03.11.2009 tarihinde 4 blok yapılmak üzere arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre teslim edilmesi sürenin üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/27 D. iş sayılı tespit dosyasında bulunan rapordan anlaşılacağı üzere henüz %22,75 oranında tamamlandığını ileri sürerek sözleşmenin geriye etkili olarak feshine, yüklenici tarafından diğer davalılara devredilen 5 50... parsel 1,2,3,4,5,6,7,8 numaralı bağımsız bölümlerin iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise 8 numaralı bağımsız bölümün maliki ... mirasçılarına yönelik olarak tapu iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı lar ve daha sonra bağımsız bölümü devralan dahili davalılar taşınmazı iyi niyetle iktisap ettiklerini, arsa sahibi tarafından dava dışı üçüncü kişilere verilen vekaletname verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5 50... parseldeki blokta 28.04.2010 da kat irtifakı kurulduğu, yüklenici ...’nun bu bağımsız bölümleri üçüncü kişilere kat irtifakı kurulmasından kısa bir süre sonra sattığı, dava açıldıktan sonra bağımsız bölümlerin dahili davalılara satıldığı, Antalya 4.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/27 değişik İş dosyasında düzenlenen raporda 5 52... parselin boş arsa durumunda olduğu, 5 53... parselin sadece temel hafriyatının yapıldığı, 5 50... parselin boş olduğu, 5 50... parselde her katta çift daire bulunan dört katlı blok bir apartman bulunduğu, sözleşmenin gerçekleşme seviyesinin %22,75 olduğu, yargılama sırasında alınan 05.06.2017 tarihli raporda yüklenicide kalan 5 50... parselde iskânlı dört katlı bina yapıldığı, arsa sahibinde kalan 5 52... ve 5 52... parselin boş olduğu, keza yüklenicide kalan 5 50... parselin de boş olduğu, seviyenin %23,38 olduğu geriye etkili fesih koşulları oluştuğu, 25.01.1984 gün ve 3/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararından, yani ileriye etkili feshin sonuçlarından yararlanabilmesi, inşaatın en az yüzde doksan seviyesine getirilmesi gerektiği görüşünde olduğu, davalı gerçek kişilerin mülkiyetinde olan bağımsız bölümler, sözleşmeye göre yükleniciye bırakılan bağımsız bölümler olduğu ve onun tarafından üçüncü kişilere satıldığı, üçüncü kişilerin yüklenicinin ardılı konumunda olduğu, iyi niyet iddialarının da dinlenemeyeceği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın kabulü ile dahili davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ... vekili, davalılar ..., ... , ... vekili, dahili davalı ... vekili, dahili davalı ... vekili, dahili davalılar ..., ..., ... ve ..., dahili davalı ... Vekili, birleşen dosyada Dahili Davalı ... vekili ve birleşen dosya davalıları ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ..., ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde özetle
a. Müvekkilinin iyi niyetli olarak taşınmazı iktisap ettiğini,
b. Taşınmazı bizzat davacı tarafından satın aldığını, yüklenicinin halefi olmadığını, bizzat davacı tarafından üçüncü kişilere verilen vekaletname ile satın aldığını beyan etmektedir
Davalı ... Vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Müvekkilinin 5 numaralı bağımsız bölümü bankadan kredi çekerek satın aldığını, kötüniyetli olmasının mümkün olmadığını,
b. Taşınmazın iskanlı olduğunu sözleşme şartları yerine getirilmeden iskan alınmasının mümkün olmadığını beyan ederek kararın bozulmasını beyan etmektedir.
Davalı ... Vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Müvekkilin kendinden önceki taşınmazı satın alan kişinin icra ihalesinden satın almış olduğu dikkate alındığından kötü niyetli olmasının mümkün olmadığını,
b. Arsa sahibinin 3. kişiye verdiği vekaletname ile bağımsız bölümlerin satıldığını,
c. Sözleşmenin şerh edilmemiş olduğunu,
d. Yüklenici ve davacının iş birliği içinde olduklarını,
e. Arsa sahiplerinin teslim süresi geçtikten sonra da vekalet vererek taşınmazın üçüncü kişilere satılmasına müsaade ettiklerini,
f. Mahkeme bağımsız bölümlerin davacılar adına kaydına karar verecek ise de genel iskan alınmış olan bağımsız bölümün rayiç değerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince müvekkile ödenmesi gerekmekte olduğunu beyan etmektedir.
Davalı ... Vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. 8 numaralı bağımsız bölümün yükleniciden değil tapuda malik olan kişiden satın alındığını,
b. Arsa sahibinin 3. kişiye verdiği vekaletname ile bağımsız bölümlerin satıldığını,
c. Sözleşmenin şerh edilmemiş olduğunu,
d. Yüklenici ve davacının iş birliği içinde olduklarını,
e.Arsa sahiplerinin teslim süresi geçtikten sonra da vekalet vererek taşınmazın üçüncü kişilere satılmasına müsaade ettiklerini,
f. Mahkeme bağımsız bölümlerin davacılar adına kaydına karar verecek ise de genel iskan alınmış olan bağımsız bölümün rayiç değerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince müvekkile ödenmesi gerekmekte olduğunu beyan etmektedir.
Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Müvekkili ...’un 5 nolu bağımsız bölümü yükleniciden değil, dava dışı ... satın aldığını,
b. Müvekkili ...’in ise 3 nolu bağımsız bölümü ... satın aldığını, 4. kişi olarak satın aldığını, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini bilme durumunun olmadığını,
c.Arsa sahibinin 3. kişiye verdiği vekaletname ile bağımsız bölümlerin satıldığını,
d. Sözleşmenin şerh edilmemiş olduğunu,
e. Ayrıca müvekkiler adına kayıtlı olan bağımsız bölümler satıldığı için haklarında karar verilmesine yer olmadığına kararının verilmesi ve yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyan etmektedir.
Davalı ... ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Müvekkilerinin taşınmazı davacılardan satın aldığını,
b. 8 nolu bağımsız bölümü babalarının kredi çekerek ... satın aldığını daha sonra buranın satıldığını,
Davalı ... Vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a. Müvekkilinin iyi niyetli olarak 3 numaralı bağımsız bölümü satın aldığını, emlakçıya dahi kapora ödediğini,
b. Arsa sahibinin 3. kişiye verdiği vekaletname ile bağımsız bölümlerin satıldığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi ve tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine..” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığına yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.
16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi,
Yargıtay Kanunu’nun 45/5.fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.
Bu nedenle;
Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyi niyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.
TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyi niyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanunun 1023.maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.
TMK’ nın 3. ve 1023.maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyi niyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.
Arsa sahibinin;üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka değişle üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.
Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu”kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı,zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.
Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992.maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyi niyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.
İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyi niyetli üçüncü kişinin TMK'nin 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2.fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlanması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.Dairemizin, “arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden hisse veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen üçüncü kişilerin iyiniyetle tapuya güvenerek ayni hak iktisaplarının dinlenmeyeceğine..” dair içtihadından dönmek amacıyla Yargıtay Kanunu’nun 15/2-c maddesi gereğince Yargıtay Birinci Başkanlığına yaptığı başvuru neticesinde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile Dairemizin eski içtihatlarından dönme istemi kabul edilmiştir.
16.05.2025 tarih, 2024/1 esas; 2025/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi,
Yargıtay Kanunu’nun 45/5.fıkrası gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar. İçtihadı birleştirme öncesinde aksi yönde bir bozma olsa bile usuli kazanılmış hakkın istisnası olarak uygulanması gerekir.
Bu nedenle;
Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyi niyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur (TMK. m. 1023).
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını çeşitli saiklerle yükleniciye tapuda devretmekte ve yüklenici devraldığı bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi talep edilebilmektedir.
TMK’nın 3. maddesine göre, tapuya güvendiğini, iyi niyetli olduğunu beyan eden ve yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olduğu Kanun gereğince karine olarak kabul edilmelidir. Aynı Kanunun 1023.maddesine göre ise tapuya güvenerek iktisap edilen ayni hakkın korunması gerekir.
TMK’ nın 3. ve 1023.maddelerine göre, yükleniciden arsa payı veya bağımsız bölüm devralan üçüncü kişi iyi niyetli ise yüklenici adına yapılan tescil başlangıçtan itibaren yolsuz olsa veya sonradan geriye etkili fesihle yolsuz hâle gelse bile devrin geçerli olacağı kabul edilmelidir. Zira tapu siciline güven ilkesi korunmazsa hukukî işlem güvenliği, dolayısıyla hukukun en temel ilkelerinden olan hukukî güvenlik ilkesi de ihlâl edilmiş olur.
Arsa sahibinin;üçüncü kişinin taşınmazı tapuda satın aldığı anda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle tapunun yükleniciye devredildiğini ve yüklenicinin edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshi ihtimalini bildiğini ve buna rağmen taşınmazı satın aldığını veya lehine ipotek tesis ettiğini bir başka deyişle üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu somut delil ve vakıalarla ispat etmesi halinde elbette tapunun arsa sahibine döneceğinin kabulü gerekir.
Öte yandan, arsa sahibinin yükleniciye devrettiği tapunun avans tapu olduğunun kabulü de mümkün değildir. Zira “avans tapu”kavramının Türk Medeni Kanunu ve Türk Eşya Hukuku sisteminde yerinin bulunmadığı, Doktrinde de belirtildiği gibi, arsa sahibinin yükleniciye tapu devrinin avans tapu kavramıyla açıklanamayacağı,zira tapu devrinin şarta bağlanamayacağı; dolayısıyla, yüklenici adına kayıtlı olan arsa hissesi veya bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılmasının geçerli olduğu kabul edilmelidir.
Arsa sahibinin yükleniciye tapuyu devretmesi, yolsuz tescil olarak da değerlendirilemez. Zira aynî hakkın kurulabilmesi için yeterli olmayan ve gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tescil, yolsuz tescildir. (TMK.1024). TMK’nın 992.maddesi hükmü gereğince, arsa sahibinin bozucu yenilik doğuran hakkını kullanarak sözleşmeden dönme anına kadar, mülkiyet hakkına sahip yüklenicinin tasarruf işleminde hiç bir hukuki sakatlık olmayacaktır. Arsa sahibi, sözleşmeden sonradan dönse bile “yolsuz tescil” iddiasıyla yükleniciden iyiniyetle ayni hak iktisap eden üçüncü kişiden tapu iptali ve tescil talep etme hakkı bulunmayacaktır.
İzah edilen nedenlerle, tapuya güvenerek yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan yahut lehine ipotek tesis edilen iyi niyetli üçüncü kişinin TMK'nin 1023. maddesine istinaden iktisabının korunması gerekir. Ancak, arsa sahibinin TMK’nın 3/2.fıkrası gereğince, üçüncü kişinin taşınmazı satın aldığı veya lehine ipotek tesis ettiği anda, “tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu” bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispatlaması halinde arsa sahibinin tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.
Anılan İçtihadı Birleştirme ve Dairemizin yeni içtihatları doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; hükmü temyiz eden tapu maliki olan davalıların tapu sicilinde mülkiyeti devraldıkları anda, TMK'nın 1023. maddesi anlamında korunması gereken iyiniyete sahip olmadıklarını yani tapunun arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye devredildiğini ve sözleşmenin geriye etkili fesih koşullarının bulunduğunu bildiklerini veya bilmeleri gerektiği hususunda yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesinden ibaret iken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan adı geçen davalılara verilmesine,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.