T.C.
Yargıtay
6. Hukuk Dairesi
2025/2595 E., 2025/3321 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/57 E., 2025/159 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak edimlerini ifa etmiş olmasına rağmen, alacağının büyük bir kısmını alamamış olması sebebiyle açtıkları alacak davası neticesinde 1.320.328,51 Türk Lirası alacağın, 06.03.2008 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsili yönünde karar verildiğini, kararın Yargıtay safahatından geçerek kesinleştiğini, icra takibi neticesinde 1.320.328,51 Türk Lirası asıl alacak ve 2.621.917,01 Türk Lirası avans faizi olmak üzere toplamda 3.942.245,52 Türk Lirası olarak 12.01.2021 tarihinde tahsil edildiğini, ancak alacağın geçen zamanda yatırım araçları karşısında yüksek değer kaybettiğini, TBK 122. maddesi gereği aşkın zararlarının karşılanması gerektiğini, döviz kurundaki, enflasyondaki ve diğer yatırım araçlarındaki artışlardan doğan zararın, munzam zararı oluşturduğunu belirterek oluşan zararlarının tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin faize ilişkin olup, faizin alacağın fer'isi olduğunu, asıl alacağa ve talebe bağlı olduğunu, talep olmadan faize hükmedilemeyeceğini, ne Kanunda ne de başka bir mevzuatta dava tarihinden sonra işleyecek faizin yetersiz olduğuna ilişkin bir dava türünün olmadığını, kesin hüküm ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 26.10.2022 tarihli kararı ile aşkın zararın genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşunun davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı, aksinin kabulü hâlinde 3095 sayılı Kanun ile diğer Kanunlardaki faizle ilgili hükümlerin uygulanmasının sonuçsuz kalacağı ve her olayda munzam zarara hükmedilmesi sonucunu doğuracağı, dosya kapsamı itibariyle davacı tarafın somut zararına yönelik ispatın sağlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 26.10.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce; mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklanan ekonomik unsurlar dikkate alınarak oluşturulan sepet hesabına göre davacı alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğradığı tespit edilmiş olup, bu zarar miktarından da davacı tarafından tahsil edilen temerrüt faiz miktarı çıkartıldığında, davacının munzam zarar miktarı bulunmuş olup mahkemece bilirkişi raporunda belirtilen zarar miktarı dikkate alınarak davacı alacaklının aşkın zararının (munzam) tahsiline karar verilmesi gerekirken, davacının somut olarak zararını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma kararına uyulmasına karar verildiği, Yargıtay bozma kararı doğrultusunda yapılan değerlendirmede dosyada alınan 05.05.2022 tarihli heyet raporundaki tespit ve değerlendimelerin dosya kapsamına uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, buna göre davacının talep edebileceği munzam zarar miktarının 2.992.397,82 TL olduğu, bu miktar yönünden davanın kısmen kabulüne ve KDV'ye ilişkin yasal şartlar oluşmadığından fazlaya ilişkin talep ile KDV talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı vekilince itiraz edilmeyen 02.02.2022 tarihli ek rapora göre bedel artırım talebinde bulunduklarını ve rapora itiraz edilmediğinden kesinleştiğini, bu tutar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, kısmi ret kararı yönünden kararın bozulması gerektiğini, munzam zarar taleplerine KDV işletilmemesi yönündeki kabulün hatalı olduğunu, hesaplanan munzam zarar miktarının davanın kabul tarihinden itibaren dahi altın ve döviz fiyatlarına göre değer kaybettiğini ve ilk red kararından itibaren geçen sürede dahi müvekkilinin zarara uğradığını beyan etmektedir.
2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde; işleyecek faizin mevduat faizi değil yasal faiz olması gerektiğini, faizin başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, bozma ilamında sepetteki ürünlerin açıkça belirtilmiş olmasına rağmen yeniden rapor alınmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, tüm dövizlerin ve tüm emtiaların hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, en yüksek artış oranına sahip emtiaların dahil edilmesinin aleyhlerine sonuç doğurduğunu, yargılamanın gecikmesinden müvekkili kurumun değil yargının kusurlu olduğunu, kesinleşen karar sonrası munzam zarar talebinin kabul edilmesinin hukuki güvenliği zedelediğini, kesinleşmiş alacağa dair yeniden karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının asıl alacağını ve avans faizini aldığını, kesin hüküm itirazlarının olduğunu, Anayasa Mahkemesi kararlarının kamu gücünün kullanımından kaynaklı hak ihlaline dair olup dava konusu uyuşmazlık ile ilgisinin bulunmadığını, davacının munzam zarar talep etmekle birlikte açıklamalarının yoksun kalınan kâra dair olduğunu, munzam zararın somut olarak ispat edilmesi gerektiğini, ilk dava tarihi 02.05.2008 olup, dava konusu alacağın TBK'nın 147/6. maddesi gereğince eser sözleşmesinde kabul edilen 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, yine genel 10 yıllık zamanaşımı süresinin de dolduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin zamanında ödenmemesi, borçlunun temerrüde düşmesi nedeniyle uğranılan aşkın zarar (munzam zarar) alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı bozma ilamında zararın soyut zarar esasına göre yapılması gerektiğinin belirtildiği, 3065 Sayılı Katma Dağar Vergisi Kanunu'nda, katma değer vergisi alınacak işlemlerin konusunun açık olarak sayıldığı, munzam zararın tazmini nitelikte bir alacak kalemi olup, mal veya hizmet teslimi niteliğinde olmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.