YILLIK ÜCRETLİ İZİN HAKKI KAPSAMINDA YOL İZNİ HAKKI

Abone Ol

Yıllık ücretli izin hakkı, esas olarak işçinin bedenen ve ruhen yenilenmesi, yıl içinde gerçek anlamda dinlenebilmesidir. Ne var ki yıllık izin, yalnızca işyerinde veya yakın çevrede geçirilen bir süreyi değil; zaman zaman uzak bir şehirde, memleketinde ya da bir tatil beldesinde geçirilen günleri de kapsar. İşte bu gerçekliği gören kanun koyucu, yıllık ücretli izinle birlikte "yol izni" adıyla anılan ek bir güvence öngörmüştür.

I. Yasal Çerçeve: 4857 Sayılı İş Kanunu ve Sair Mevzuat

Yol izninin temel dayanağı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 56. maddesinin 6. fıkrasıdır. Söz konusu fıkra şöyledir: "Yıllık ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olanlara istemde bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri koşulu ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işveren toplam dört güne kadar ücretsiz izin vermek zorundadır."

Bu düzenlemenin önceki İş Kanunu'nda, yani 1475 sayılı Kanun'da da yer aldığını belirtmek gerekir. Ancak o dönemde öngörülen süre yedi gündü. 1475 sayılı İş Kanunu’nun 52. maddesinin son fıkrası şöyledir: ‘‘Yıllık ücretli izinlerini işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olanlara eğer isterlerse, gidiş ve dönüşlerinde yolda geçe cek süreleri karşılamak üzere işveren 7 güne kadar gereken ücretsiz izni vermek zorundadır.’’ Fakat 4857 sayılı Kanun'la beraber bu süre dört güne indirilmiş olup kanunun hazırlık gerekçelerinde, bu sürenin dört güne indirilmesinin ulaşım sistemindeki gelişmelere dayandırıldığı ifade edilmiştir. Bölgeler arası seyahat süreleri o tarihten bu yana önemli ölçüde kısalmıştır; ancak uygulamada bu gerekçenin her zaman gerçekliği karşılayıp karşılamadığı ayrı bir tartışma konusudur.

854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun 40. maddesinin son fıkrası ‘‘Gemiadamı, dilerse, işveren veya işveren vekilinden ücretli izne ilişkin olarak 7 güne kadar ücretsiz yol izni de istiyebilir.’’ şeklindedir. Fakat Basın İş Kanunu Olarak Bilinen 5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’unda ücretli izne ilişkin olarak yol izni düzenlenmemiştir.

II. Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği'ndeki Düzenleme

4857 sayılı Kanun'un 60. maddesine dayanılarak çıkarılan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği, yol izni talebine ilişkin usulü somutlaştırmaktadır. Yönetmeliğin 5. maddesine göre işçi, yıllık izin isteminde adını soyadını, varsa sicil numarasını, iznini hangi tarihler arasında kullanmak istediğini ve ücretsiz yol izni isteyip istemediğini yazılı olarak bildirmek zorundadır. Bu düzenlemeden çıkan önemli sonuç şudur: yol izni, yıllık ücretli izin talebinden bağımsız ve ayrı bir talepte bulunularak değil, yıllık izin isteminin içinde, onunla birlikte talep edilebilmektedir.

Yönetmelik aynı zamanda toplu izin uygulamalarında da yol iznini dikkate almaktadır. İzin kurulunun hazırladığı çizelgelerin, yol izni isteklerini de gösterecek biçimde düzenlenmesi zorunludur.

III. Yargıtay’ın Konuya Yaklaşımı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2023/397 Esas, 2023/1163 Karar, 29.11.2023 Tarihli kararında: "Yıllık ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olanlara istemde bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri koşulu ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işveren toplam dört güne kadar ücretsiz izin vermek zorundadır." demek suretiyle kanun ve yönetmeliğe paralel karar vermiştir. Yine Yargıtay, 9. Hukuk Dairesinin, 2015/18758 Esas, 2017/7248 Karar, 25.04.2017 Tarihli kararında: "4857 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesinin son fıkrasında işçinin yıllık ücretli izin sürelerini işyerinin bulunduğu yerden başka bir yerde geçireceği hallerde istemde bulunması ve bu hususu belgelendirilmesi suretiyle işverenin yolda geçecek süreler için azami 4 güne kadar ücretsiz izin vermek zorunda olduğunu kurala bağlamıştır." denilmektedir.

IV. Yol İzninin Şartları

Yol iznine hak kazanabilmek için birlikte gerçekleşmesi gereken dört temel koşul bulunmaktadır.

Birinci koşul, işçinin fiilen yıllık ücretli iznini kullanıyor olmasıdır. Yol izni, yalnızca yasal yıllık ücretli izin kullanımına bağlı olarak doğar; diğer izin türleri (mazeret izni, ücretsiz izin vb.) için yol izni talep hakkı söz konusu olmaz. Yargıtay, 9. Hukuk Dairesi, 2015/18758 Esas, 2017/7248 Karar, 25.04.2017 tarihli kararında: "Görüldüğü üzere, anılan Kanun hükmü ile işverenin yolda geçecek süre için işçiye vereceği yol izni için bir kısım şartlar getirilmiş ve bu yol iznini sadece yıllık ücretli izin kullanımına hasredilmiştir. Dolayısıyla bu uygulamanın diğer izin ve tatil günleri için teşmilinden söz edilemez." demek suretiyle suretiyle netliğe kavuşturmuştur.

İkinci koşul, iznin işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirilmesidir. "Başka bir yer" ifadesinin nasıl yorumlanması gerektiği doktrinde tartışmalıdır. Bu ifadeyi katı bir idari bölüntü çerçevesinde yorumlamak doğru değildir. Belirleyici ölçüt, gidiş ve dönüş için gerçekten yolda anlamlı bir süre geçirilmesini gerektiren bir mesafenin söz konusu olup olmadığıdır. Örneğin aynı şehrin çok yakın semtleri arasındaki seyahat bu kapsamda değerlendirilemez; yol izninin işlevine uygun düşmeyecektir.

Üçüncü koşul, işçinin yol izni talebinde bulunmasıdır. Yol izni işçinin inisiyatifine bırakılmış bir haktır; işveren, işçi talep etmediği halde re'sen yol izni veremez, verirse bu durum yıllık izin süresinden mahsup edilen bir izin olarak yorumlanamaz.

Dördüncü koşul, iznin başka bir yerde geçirileceğinin belgelenmesidir. Belgeleme konusunda katı bir formalizm aranmamalıdır. Uçak bileti, otobüs bileti, rezervasyon belgesi, fatura gibi araçlar bu amaca hizmet edebilir. Kanun, belgelemenin şeklini belirlememekte; önemli olan iznin gerçekten başka bir yerde geçirildiğine dair makul bir kanıt sunulmasıdır.

V. Yol İzninin Niteliği ve Süresi

Yol izni, yıllık ücretli iznin aksine ücretsiz bir izindir. İşçi bu süre zarfında çalışma yükümlülüğünden muaf olmakla birlikte, bu döneme karşılık gelen ücret ödenmez. Süre, gidiş ve dönüşte yolda geçen süreleri karşılamak amacıyla öngörülmüş olup toplam dört günü geçemez. Süresi, mesafeye ve ulaşım şartlarına göre dört günün altında da belirlenebilir; dört gün azami sınırdır.

Peki, yıllık iznin bölünerek kullanıldığı hallerde her bir bölüm için ayrı yol izni talep edilebilir mi? Burada tereddüt yaratmamak adına açık bir tutum almak gerekir: Yol izninin amacı, iznin tamamı için bir kez gidip bir kez dönmeye ilişkin yol süresini karşılamaktır. Dolayısıyla dört günlük ücretsiz yol izni, yıllık iznin tamamı gözetilerek bir bütün olarak değerlendirilmeli; izin parçalara bölündüğünde her parça için ayrı bir yol izni hakkı doğduğu yorumuna gidilmemelidir. Aksi yorum, düzenlemenin amacıyla bağdaşmaz.

VI. Yol İzni Alınıp Kullanılmaması veya Sonradan Talep Edilmesi

Yol izni alan işçi bu süreyi kullanmadan işe dönerse, işveren o işçiyi tahsis edilen yol izninin bitiminden önce işe başlatmayabilir. Başka bir ifadeyle yol izni, işverence verilmiş ve işçiye tanınmış bir süreyi temsil eder; bu sürenin işçi tarafından erken dönüşle geri verilmesi gibi bir mekanizma işletilemez.

Öte yandan, işçinin yıllık izne başlamadan önce yol izni talep etmiş olması gerekir. İznin başlamasından sonra bu talep iletilirse, işveren artık yol izni vermekle yükümlü değildir. Konuya ilişkin şu kararı eklemeden geçmek olmaz: ‘‘Dosya içeriğine göre, davacının 11.10.2009 tarihinde yıllık izne ayrıldığı, izin bitiminde İstanbul’da aldığı 5-11.11.2009 ve 12-14.11.2009 arası istirahat raporlarını işverene gönderdiği uyuşmazlık dışıdır. Son raporda çalışabileceği tarih olarak 15.11.2009 belirlenmiş, işveren tarafından 15-16-17.11.2009 günleri gelmediğine ilişkin devamsızlık tutanakları tutulmuştur. Davacı tarafından yıllık iznini şehir dışında geçiren işçiye istemde bulunması ve bu hususu belgelemesi koşulu ile işverence verileceği 4857 sayılı İş Kanunun 56/son maddesinde düzenlenen 4 güne kadar olan yol iznini talep ettiği ispatlanamamıştır. Mağaza müdürü olan, kıdemi ve yaptığı işin niteliğine göre, uygulanacak prosedürü bilmesi beklenen davacının, günümüz teknolojik imkanlarında elektronik posta, telgraf, faks gibi araçlarla işverenden yol izni talep etmesi gerekirdi. Oysa işçi bu yola başvurmamış, yıllık izninin bitiminde aldığı istirahat raporlarını işverene sunmakla yetinmiş, istirahat bitiminde ise işvereni durumundan haberdar etmemiştir. İşverence iş sözleşmesinin feshi haklı nedene dayanmaktadır. İhbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.’’ (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/29504 E., 2013/28062 K.)

VII. Gerçeğe Aykırı Beyan ve Sadakat Borcunun İhlali

Uygulamada zaman zaman karşılaşılan ciddi bir sorun, işçilerin daha uzun yol izni elde etmek amacıyla izin geçirecekleri yeri gerçekte olduğundan uzak göstermesidir. Bu tür bir davranış, iş hukukundaki sadakat ve dürüstlük borcunun açık bir ihlalini oluşturmaktadır. 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(e) bendi uyarınca işçinin iş sözleşmesi, doğruluk ve bağlılığa uymayan bu tür davranışları nedeniyle işveren tarafından haklı nedenle feshedilebilir. Bu sonuç, görünürde küçük bir usulsüzlük gibi değerlendirilse de iş ilişkisi açısından son derece ağır bir yaptırıma yol açabilmektedir.

VIII. İşverenin Yükümlülüğü ve Yaptırım

4857 sayılı Kanun, yol iznine ilişkin işveren yükümlülüğünü emredici bir biçimde düzenlemiştir: şartların varlığı halinde işveren yol izni vermek zorundadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, yıllık ücretli iznin gereği gibi kullandırılmaması sonucunu doğurur. Yargı içtihatlarında yıllık ücretli iznin gerçek anlamda kullandırılmamasının, işçi açısından haklı fesih nedeni oluşturabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca yıllık ücretli izin hakkını kullandırmayan işverenler hakkında idari para cezası yaptırımı da söz konusu olabilmektedir.

4758 sayılı İş Kanunu’nun ‘‘Yıllık ücretli izin hükümlerine aykırılık’’ alt başlığında düzenlenen 103. maddesi şöyledir: ‘‘Yıllık ücretli izni bu Kanunun 56 ncı maddesine aykırı olarak bölen veya izin ücretini 57 nci maddenin üç ve dördüncü fıkralarında belirtilen usule aykırı olarak ödeyen veya eksik ödeyen veya 59 uncu maddedeki hak edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya 60 ıncı maddede belirtilen yönetmeliğin esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için ikiyüzyirmi Türk Lirası idari para cezası verilir.’’ Konuya ilişkin olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2025/2024 Esas, 2025/2487 Karar, 10.03.2025 Tarihli kararına bakılabilir.

IX. Uygulamadaki Sorunlar ve Değerlendirme

Yol iznine ilişkin düzenleme, tasarım itibarıyla yerindedir; ancak uygulamada ciddi sorunlar gözlemlenmektedir. Her şeyden önce, dört günlük azami sürenin yeterli olup olmadığı tartışmaya açıktır. Türkiye'nin coğrafi büyüklüğü ve iç göç gerçeği göz önüne alındığında, doğusunda çalışan bir işçinin batısındaki memleketine gidip gelmesi için dört günün her zaman yeterli olmayabileceği açıktır. Kanun'un bu noktada daha esnek bir düzenleme benimsemesi, örneğin mesafeye göre farklılaştırılmış bir sistem öngörmesi ya da azami sürenin güncellenmesi değerlendirilebilir.

İkinci önemli sorun, belgeleme konusundaki belirsizliktir. Kanun belgeleme koşulunu öngörmüş; ancak hangi belgelerin yeterli sayılacağını açıklamamıştır. Bu boşluk, uygulamada işveren ile işçi arasında gereksiz uyuşmazlıklara zemin hazırlamaktadır. Yönetmelik düzeyinde, belgeleme koşulunu netleştirecek bir düzenleme yapılması isabetli olacaktır.

Son olarak vurgulanması gereken nokta şudur: yol izni, yıllık ücretli iznin amacına hizmet eden tamamlayıcı bir haktır. Anayasa'nın 50. maddesinden beslenen bu hak, işçinin izin süresini gerçek anlamda dinlenerek geçirebilmesini güvence altına almaktadır. Aksi bir uygulama, dinlenme hakkını fiilen anlamsız kılabilir.