Bir ilacın Türkiye’de bulunmaması ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmaması aynı sorun değildir. İlacın yurt dışından teminine izin verilmiş olması da bedelinin SGK tarafından ödeneceği anlamına gelmez.
Özellikle nadir ve genetik hastalıklarda kullanılan yüksek maliyetli ilaçlar bakımından bu ayrım hasta ve yakınları açısından son derece önemlidir.
Bir uyuşmazlıkla karşılaşıldığında üç ayrı sorunun cevaplanması gerekir: İlaç Türkiye’den temin edilebiliyor mu? Yurt dışından teminine veya kullanımına ilişkin gerekli süreç tamamlanmış mı? Bedeli SGK tarafından karşılanıyor mu?
Bu soruların hukuki cevapları birbirinden farklıdır.
2026 yılında yurt dışından şahsi tedavi amacıyla temin edilen ilaçlara ilişkin geri ödeme ve tedarik mekanizmalarında yapılan düzenlemeler de bu ayrımı daha önemli hâle getirmiştir.
2026’DA YURT DIŞINDAN İLAÇ TEMİNİNDE NE DEĞİŞTİ?
SGK, 18 Mart 2026 tarihinde “Şahsi Tedavi İçin Yurt Dışından Temin Edilen İlaçların Alternatif Geri Ödeme Başvurularına İlişkin Usul ve Esaslar”ı yayımlamıştır. Bu düzenleme, yurt dışından şahsi tedavi amacıyla temin edilen ilaçlar bakımından alternatif geri ödeme mekanizmasının usulünü belirlemektedir.
Ayrıca 2026 yılında Sağlık Uygulama Tebliği ve eklerinde, Bedeli Ödenecek İlaçlar Listesi ile Yurt Dışı İlaç Fiyat Listesi bakımından çeşitli güncellemeler yapılmıştır. Bu nedenle yurt dışından temin edilen bir ilaçla ilgili değerlendirmede ilacın tıbbi gerekliliğinin yanında güncel SUT, geri ödeme koşulları, temin biçimi ve hastanın somut kullanımının ilgili şartlara uygunluğu birlikte incelenmelidir.
Bir SGK ret kararının verildiği tarihteki geri ödeme şartları ile dava veya yeni başvuru tarihindeki şartların aynı olduğu varsayılmamalıdır.
YURT DIŞINDAN TEMİN İZNİ, SGK’NIN ÖDEYECEĞİ ANLAMINA GELİR Mİ?
Hayır. Uygulamada en fazla karıştırılan hususlardan biri budur.
Bir ilacın hasta bakımından kullanılmasının uygun görülmesi veya yurt dışından teminine ilişkin gerekli izin sürecinin tamamlanması ile o ilacın bedelinin SGK tarafından karşılanması farklı hukuki değerlendirmelerdir.
Bu ayrımın önemi Anayasa Mahkemesine taşınan uyuşmazlıklarda açık biçimde görülmektedir.
KAFTRIO ÖRNEĞİ: TEMİN EDİLEBİLEN İLACIN BEDELİNE ERİŞİLEMEMESİ
Anayasa Mahkemesinin B. No: 2021/50688, 23.02.2022 tarihli kararına konu olayda kistik fibrozis hastasının tedavisinde Kaftrio isimli ilacın kullanılması gündeme gelmiştir.
SGK’nın ilaç bedelinin karşılanmasına ilişkin talebi reddetmesi üzerine uyuşmazlık idari yargıya taşınmıştır. Ankara 12. İdare Mahkemesi, uyuşmazlık devam ederken yürütmenin durdurulmasına; daha sonra ise SGK’nın ret işleminin iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuru üzerine 16.11.2021 tarihinde tedbir talebini kabul etmiştir.
Kanaatimizce bu uyuşmazlığın dikkat çekici tarafı şudur: Bir ilacın hukuken temin edilebilir olması ile hastanın o ilaca fiilen erişebilmesi aynı şey değildir. Çok yüksek maliyetli bir ilacın finansmanı sağlanamıyorsa, teorik olarak mevcut olan tedavi hasta açısından fiilen erişilemez hâle gelebilir.
STRENSIQ ÖRNEĞİ: TEDAVİNİN FİNANSMANI NASIL SAĞLANACAK?
Anayasa Mahkemesinin B. No: 2019/41507, 22.02.2022 tarihli kararına konu uyuşmazlıkta infantil hipofosfatazya tanılı çocuk hasta için asfotase alfa etken maddeli Strensiq isimli ilacın kullanımı ve ithali TİTCK tarafından uygun görülmüş; ancak SGK ilaç bedelinin karşılanması talebini reddetmiştir.
Uyuşmazlığın taşındığı Ankara 27. İş Mahkemesi, tedavi süresince kullanılacak ilaç bedellerinin kesinti yapılmaksızın SGK tarafından karşılanmasına ve ithalat için gerekli ödemenin doğrudan ilacın yurt dışından temininde yetkili kuruluşa yapılmasına karar vermiştir.
AYM ise yargılama devam ederken 07.01.2020 tarihinde tedbir talebini kabul etmiştir. Daha sonra bireysel başvuruyu olağan başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. Bu nedenle AYM’nin tedbir kararının, uyuşmazlığın esası hakkında verilmiş nihai bir “SGK ödeme yapmak zorundadır” kararı olarak yorumlanması doğru değildir.
Bununla birlikte dosya, yüksek maliyetli bir ilaca erişimde ödemenin nasıl ve ne zaman yapılacağının da tedaviye erişim bakımından belirleyici olabileceğini göstermektedir.
İLACI HASTANIN ÖNCE KENDİSİNİN ALMASI GERÇEKÇİ Mİ?
Yüksek maliyetli ilaç uyuşmazlıklarının önemli pratik sorunlarından biri budur. Hastaya ilacı kendi imkânlarıyla temin edip daha sonra bedelini talep etme imkânı tanınması, ilk bakışta bir çözüm olarak görülebilir.
Ancak bedeli hastanın veya ailesinin ödeme gücünün çok üzerinde olan bir ilaç söz konusuysa bu yöntem fiilen tedaviye erişim sağlamayabilir.
Bu nedenle özellikle ağır, ilerleyici veya yaşamı tehdit eden hastalıklarda hukuki korumanın zamanlaması önem kazanmaktadır. İhtiyati tedbir veya yürütmenin durdurulması gibi geçici hukuki koruma mekanizmalarının bu uyuşmazlıklardaki işlevi de burada ortaya çıkmaktadır.
Mahkemenin yıllar sonra hastayı haklı bulması, tedavinin uygulanması gereken dönem geçmişse her zaman etkili bir sonuç yaratmayabilir.
SGK RET KARARINA KARŞI HANGİ MAHKEMEYE BAŞVURULUR?
SGK tarafından ilaç bedelinin karşılanması talebinin reddedilmesi hâlinde görevli yargı yerinin doğru belirlenmesi önem taşımaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 101. maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar, aksine bir düzenleme bulunmadıkça iş mahkemelerinde görülür.
Bununla birlikte özellikle 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğünden önce 5434 sayılı Kanun kapsamında bulunan kamu görevlileri ve bunların hak sahipleri bakımından farklı bir görev değerlendirmesi yapılabilmektedir.
Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 16.02.2026 tarihli, E.2026/45, K.2026/50 sayılı kararında, hastanın tedavisinde kullanılan ilaç bedelinin SGK tarafından karşılanması talebinin reddinden kaynaklanan somut uyuşmazlığın 5510 sayılı Kanun’un 101. maddesi kapsamında adli yargıda görülmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Bu nedenle görevli yargı yeri belirlenirken hastanın sosyal güvenlik statüsü, 5510 sayılı Kanun’un yürürlük ve geçiş hükümleri ile uyuşmazlığın hukuki dayanağı birlikte değerlendirilmelidir. İlaca erişimin zaman açısından kritik olabildiği düşünüldüğünde, görev konusunda yapılacak bir hata ayrıca süre kaybına yol açabilir.
SGK RET KARARI GELDİĞİNDE DOSYADA NELER İNCELENMELİ?
Yurt dışından temin edilen veya SGK tarafından karşılanmayan bir ilaçla ilgili uyuşmazlıkta yalnızca reçete ile SGK ret yazısına bakılması yeterli değildir.
Dava veya yeniden başvuru öncesinde; ilacın Türkiye’deki ruhsat ve temin durumu, varsa TİTCK kullanım/temin izinleri, güncel SUT ve geri ödeme koşulları, hastanın sosyal güvenlik statüsü, hastalığın tanısı ve seyri, uzman hekimin ilacın gerekliliğine ilişkin değerlendirmesi, daha önce uygulanan tedaviler, mevcut alternatif tedavilerin somut hasta bakımından yeterliliği, tedavinin gecikmesi veya kesilmesinin yaratabileceği tıbbi sonuçlar ile ilacın maliyeti ve temin yöntemi birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle uzman hekim raporunda yalnızca ilacın “uygun” veya “gerekli” olduğunun belirtilmesiyle yetinilmemesi; mümkün olduğu ölçüde neden bu tedavinin seçildiğinin, alternatiflerin durumunun ve tedavinin gecikmesinin hasta açısından doğurabileceği sonuçların açıklanması uyuşmazlığın değerlendirilmesi bakımından önem taşıyabilir.
SONUÇ
Yurt dışından temin edilen ilaçlara ilişkin uyuşmazlıklarda “ilaç Türkiye’de bulunmuyor”, “TİTCK kullanımına izin verdi” ve “SGK ilacı karşılamıyor” ifadeleri aynı hukuki sorunu anlatmamaktadır. Her biri ayrı bir inceleme gerektirir.
2026 yılında yurt dışından şahsi tedavi amacıyla temin edilen ilaçların alternatif geri ödeme süreçlerine ilişkin yeni düzenlemelerin yürürlüğe girmesi de bu alanda güncel mevzuatın her somut olay bakımından ayrıca incelenmesini gerekli kılmaktadır.
Özellikle yüksek maliyetli ve nadir hastalıklarda kullanılan ilaçlarda hukuki uyuşmazlığın konusu görünüşte bir geri ödeme kararıdır. Ancak hasta açısından asıl mesele çoğu zaman çok daha somuttur: Tedaviye ihtiyaç duyduğu anda ulaşabilecek midir?
Bu nedenle yurt dışı ilaç uyuşmazlıklarında etkili hukuki koruma yalnızca bedelin sonunda kimin tarafından karşılanacağını değil, tedavinin zamanında sürdürülebilmesini de gözetmelidir.
Çünkü bazı uyuşmazlıklarda geciken şey yalnızca bir ödeme değildir. Geciken, tedavinin kendisidir.