07.09.2016 tarihli ve 29824 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik m.1 ile adıgeçen Yönetmeliğe eklenen 1. maddeye göre;

“5275 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesi gereğince istisna tutulan suçlardan hükümlü olanlar hariç olmak üzere, 1/7/2016 tarihine kadar işlenen suçlar bakımından, beş yıldan az hapis cezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna alınan hükümlüler, en geç üç gün içerisinde yapılacak ilk gözlem sonucu iyi halli oldukları tespit edildiği takdirde bu Yönetmeliğin 10. maddesine göre açık kuruma ayrılabilir”.

Olağanüstü hal süresince alınan tedbirler kapsamında ceza infaz kurumlarında yaşanan kapasite sorunlarının çözülebilmesi amacıyla; hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumlarından açık kurumlara ayrılmaları, denetimli serbestlikten faydalanma sürelerinin artırılması, koşullu salıverilme sürelerinin iyileştirilmesi gibi cezaların infazını gevşeten düzenlemeler yapılmıştır. Yukarıda yer verilen Yönetmelik hükmü de bu kapsamda çıkarılmış olup; Ceza İnfaz Kanunu Geçici m.6’da istisna tutulan suçlar hariç olmak üzere, 01.07.2016 tarihine kadar işlenen suçlardan verilen ve 5 yıldan az olan hapis cezalarının infazı için hükümlünün öncelikle kapalı ceza infaz kurumuna alınmasını, en geç üç gün içerisinde ilk gözlemin yapılmasını ve iyi hali tespit edilen hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmasını öngörmektedir.

Yönetmeliğin 10. maddesinde göre; hükümlüler, talepleri üzerine açık ceza infaz kurumlarına ayrılabileceği gibi, Yönetmelikte belirtilen şartları taşımaları halinde infazın gerçekleştirildiği kurumun bağlı olduğu cumhuriyet başsavcılığınca re’sen yapılacak inceleme ile de hükümlünün açık cezaevine ayrılmasına karar verilebilir. Açık cezaevine ayrılma hükümlülere tanınan bir haktır, Yönetmelikte aranan şartları taşıyan hükümlülerin bu haktan faydalanması engellenemez.

Hükümlünün açık cezaevine ayrılabilmesi, özellikle 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m.32 ile Ceza İnfaz Kanunu’na eklenen Geçici 6. maddenin uygulanabilmesi yönünden önem arz etmektedir. Ceza İnfaz Kanunu m.105/A’da düzenlenen denetimli serbestlikten faydalanmak suretiyle cezanın infaz edilebilmesi için, hükümlünün açık cezaevine ayrılma hakkını kazanması gerekmektedir.

Uygulamada; Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinde aranan şartları taşıyan bazı hükümlüler hakkında, müddetnamenin geç düzenlenmesi ve tebliğ edilmesi sebebiyle işlem yapılamadığı ve gözlem raporu düzenlenemediği görülmektedir. Hükümlü hakkında ilk gözlemin ve iyi hal tespitinin yapılabilmesi için, müddetnamenin düzenlenip hükümlüye tebliğ edilmesi gerekir.

Ceza İnfaz Kanunu’nun “Cumhuriyet başsavcılığınca yapılan işlemler” başlıklı 20. maddesine göre;

“(1) Hapis cezasını içeren kesinleşmiş mahkumiyet kararları, mahkemece, hangi hükümlü ve hangi cezanın infazına ilişkin olduğu açıkça belirtilmek suretiyle cumhuriyet başsavcılığına verilir.

(2) Cumhuriyet Başsavcılığınca infaz defterine kaydedilen ilamdaki cezanın süresi gözetilerek hükümlü hakkında çağrı kâğıdı veya yakalama emri çıkarılır.

(3) Çağrı kağıdı, hükümde gösterilen adrese tebliğ edilir. Hükümlü, adres değişikliklerini mahkemeye veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmekle yükümlüdür. Aksi halde hükümde gösterilen adreste yapılan tebligat geçerlidir.

(4) Hükümlüye, cumhuriyet başsavcılığınca düzenlenen ceza infaz kurumuna alındığı ve salıverileceği tarih ile ceza süresini ve cezanın hangi hükme ilişkin bulunduğunu belirten bir belge verilir”.

Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük m.66’nın ikinci ve üçüncü fıkralarına göre;

“(2) Cumhuriyet başsavcılığınca mahkeme tarafından gönderilen ve birinci fıkrada sayılan hususları içeren ilam, geciktirilmeksizin ilgisine göre infaz veya denetimli serbestlik genel defterine kaydedilir. İlamdaki cezanın süresi gözetilerek hükümlü hakkında çağrı kağıdı veya yakalama emri çıkarılır.

(3) Kuruma alındıktan sonra cumhuriyet başsavcılığınca hükümlüye bir süre belgesi verilir. Düzenlenecek bu belgede hükümlünün:
a) Kimlik, tebligat ve iletişim bilgileri, 
b) İnfaz defteri numarası,
c) Kuruma alındığı tarih,
d) Tutuklulukta veya gözaltında geçirdiği süre,
e) Ceza süresi, hakederek ve koşullu salıverileceği tarih,
f) Cezanın hangi hükme ilişkin olduğu,
Belirtilir”.

Yukarıda yer verilen Kanun ve Tüzük hükümleri gereğince; hükümlü hakkında verilen kesinleşmiş mahkumiyet kararlarının cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesini takiben, savcılık tarafından gecikmeksizin infaz işlemlerine başlanması ve hükümlünün çağrı kağıdı veya yakalama emri ile cezaevine girişi sağlandıktan sonra ivedilikle müddetname düzenlenerek hükümlüye tebliğ edilmesi gerekmektedir.

Müddetname düzenlenmesi için Kanunda azami bir süre öngörülmediği ve iş yoğunluğu gibi sebepler gerekçeler gösterilmek suretiyle hükümlülerin kapalı kurumlarda daha uzun süre kalmasına sebep olunması, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.5 ve Anayasa m.19’da düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlalini gündeme getirecektir.

Bu noktada; kişinin kesinleşmiş mahkumiyet hükmüne dayalı olarak tutulduğu gerekçesi ileri sürülse bile, bu tutmanın “yasaya uygun” şekilde yapılması zorunluluğunun arandığı ve yasal düzenlemelere göre kapalı cezaevine alınmasından sonra en geç üç gün içerisinde iyi hal tespiti yapılarak hükümlünün açık cezaevine ayrılmasının sağlanması gerektiği dikkate alındığında, aksi yönde bir yaklaşımın yasaya uygunluğundan bahsedilemeyeceği ve bu gerekçenin hak ihlalini ortadan kaldırmayacağı dikkate alınmalıdır.

Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği m.10’a göre;

“(1) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerin talepleri üzerine, koşulları taşıdıklarının anlaşılması halinde kurum idare ve gözlem kurulu tarafından açık kurumlara ayrılmalarına karar verilir. Hükümlünün koşulları taşımadığının anlaşılması halinde ise talebin reddine dair verilen gerekçeli karar ilgiliye tebliğ edilir.
 
(2) Kararda; hükümlünün almış olduğu toplam ceza miktarı, koşullu salıverilme tarihi ve açık kuruma ayrılma hakkını kazandığı tarih ayrı ayrı belirtilir.

(3) İdare ve gözlem kurulu kararı ile birlikte;
a) İlam,
b) Hükümlü bilgi cetveli,
c) Süre belgesi,
ç) İyi hal kararı,
d) Gözlem ve sınıflandırma formu,
e) Bakanlıkça belirlenen listeye göre tercih edebileceği açık kurumlara ayrılmak istediğini ve nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul ettiğini belirtir dilekçesi,
 
Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.
 
(4) Kapalı kurumun bağlı olduğu Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yapılan inceleme sonucunda, hükümlünün açık kuruma ayrılma şartlarını taşıdığının belirlenmesi halinde;
a) Bağlı olduğu ağır ceza merkezi yargı çevresinde açık kurum bulunuyor ise hükümlünün o kurumlardan birine,
b) Açık kurum bulunmuyor ise hükümlünün talebi ve kapasite durumu dikkate alınarak Bakanlıkça belirlenen listedeki açık kurumlardan birine,
c) Yabancı uyruklular ile kadın hükümlülerin, Bakanlıkça belirlenen listedeki açık kurumlardan birine,
 
Gönderilmesine ilgili yer Cumhuriyet başsavcılığı tarafından karar verilir.
 
(5) Bakanlıkça belirlenen listeye göre gönderilen hükümlülerin açık kuruma kabulleri zorunludur. Bu zorunluluk sebebiyle kapasite fazlası oluşması halinde, bu husus 11 inci maddeye göre işlem yapılmak üzere Bakanlığa bildirilir.
 
(6) Açık kuruma ayrılma şartlarının varlığına rağmen, iradesi dışındaki bir nedenle açık kuruma ayrılamayan veya aynı nedenle kapalı kuruma geri gönderilen iyi halli hükümlüler, 5275 sayılı Kanunun 95 ve 105/A maddelerinin sağladığı izin ve denetimli serbestlik haklarından yararlandırılabilir.
 
(7) Hükümlülerin talebi olmasa dahi, açık kurumda barınmalarında risk bulunmadığı takdirde ve bu Yönetmelikte belirtilen şartları taşımaları halinde idare ve gözlem kurulunun vereceği açığa ayırma kararı üzerine Cumhuriyet başsavcılığınca re’sen açık kuruma gönderilir.
 
(8) Hükümlünün gönderileceği açık kurumun, aldığı disiplin cezası nedeniyle daha önce ayrılmak zorunda kaldığı kurumlardan olması halinde, bir başka açık kuruma nakli için kurum tarafından Bakanlıktan talepte bulunulur”.
 
Görüleceği üzere; hükümlünün açık cezaevine ayrılabilmesi için, kurum idare ve gözlem kurullarının karar vermesi ve maddede sayılan belgelerle birlikte cumhuriyet başsavcılığına göndermesi gerekir. Bunun için de öncelikle savcılık tarafından müddetname düzenlenmeli ve ilgili cezaevi müdürlüğüne gönderilmelidir. Müddetnamenin düzenlenmesinde yaşanan gecikmeler, Yönetmeliğin Geçici 1. maddesine aykırı neticeye sebep olmaktadır. Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinde, hükümlünün kapalı cezaevine alındığı tarihten itibaren en geç üç içerisinde ilk gözlem sonucu iyi hal tespiti yapılacağı ve açık cezaevine ayrılabileceği düzenlenmiştir. Hükümlü hakkında kapalı kuruma alındığı tarihten itibaren en geç üç içerisinde iyi hal tespiti yapılabilmesi ve açık cezaevine ayrılabilmesi için, müddetnamenin de en geç üç günlük sürede ve ilk gözlem raporu düzenlenmesini engellemeyecek şekilde hazırlanması zorunludur. Hiçbir gerekçe, daha erken açık cezaevine ayrılma ve denetimli serbestlikten faydalanma hakkı olan hükümlünün daha fazla süre ile kapalı cezaevinde kalmasına dayanak yapılamaz.


(Bu köşe yazısı, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından www.hukukihaber.net sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder.)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.