Bir çift sözüm var...
Zor günler....
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve asıl Türk halkı olarak zor günlerden geçiyoruz. Kırmak, sövmek ve suçları kapatmak devri bugün. Herkesin birbirine çamur attığı, hakaret ettiği ve hepsinden öte yüzüne bakılamayacak hale getirildiği günler.
Bazen insanın kalbinin daraldığı vakitler vardır ya... İşte bu vakitlerdeyiz. Bir ülke içinde kavganın devlet eliyle körüklendiği zamanlardayız. Zor günlerin yazısı da zordur. Herkes bir tarafa çeker, sağlıklı da okunmaz. Ancak arkamızda bıraktığımız izlerde en azından neyi zor zamanda söylediğimiz de önemli. Çünkü gücün, yargılamadan infazı her zaman mümkündür.
 
Bu yazıyı yazmamın sebebi....
Bu yazıyı yazmamın sebebi tarafımı belli etmektir. Susmayı elbette kendime ar ediyorum bugün. Benim tarafım, adalet olmalı. Kimselerin beni dinlemeyeceğini biliyorum. Ama bilirsiniz Hz. İbrahim as.’ı ateşe attıklarında bir karınca ateşi söndürmek için su taşıyormuş. Demişler... Bu bir damla su ile mi ateşi söndüreceksin, işe yaramaz ki...
Demiş ki... ‘tarafım belli olsun’.
Beni kimseler dinlemese de benim de tarafım belli olsun diye yazıyorum bu yazıyı. Haksızlıkların hepsine karşıyım, adaletsizliklere,... hele hele devlet eliyle olanına tamamen karşıyım.
 
Hükümet cemaat kavgası mı?
Hükümetin cemaatle kavgası olarak lanse ettiği ve topluma servis ettiği sözlerin hiç birisi ikna edici değil. Hele hele istiklal savaşı hiç değil, olsa olsa iktidarın kendisi için bir kurtuluş mücadelesi.
Cemaatin de bugüne kadar neden iktidara karşı suskun kaldığı, neden bu kadar gadre rağmen sustuğu anlaşılabilmiş değil.
Ben iktidarların cemaatlere ya da bir ülküyü savunan insanlara hiç bir şey yapamayacağını savunurum hep. Bu tür sivil toplum örgütleri kendi kendilerini yıkarlar ancak.
 
Yazımın hedefi...
Benim bu yazım, daha ziyade iktidarın eleştirisi. Zira iktidar, devletin bütün güçlerini sonuna kadar kendisi için seferber etmiş durumda. Bu nedenle asıl haksız aranacaksa ya da asıl suçlu aranacaksa iktidarda aramalıyız.
Hukuk penceresinden bakmayacağım bugün. Daha geniş pencereden bakmak gerek, o da insanlık penceresi.
 
Ötekileştirme –Hainleştirme...
İktidar, bütün gücü ile kendisinden farklı düşünebilen herkesi ‘ötekileştiren’, yetmezse ‘hainleştiren’ o da yetmezse ‘şeytanlaştıran’ davranış tarzını benimsedi. Buna yönelik üslubu, beyanları ve davranışları ayrıca ilave olarak devlet eliyle icraatı, bütün hızı ile devam ediyor. Asıl acı olan bu. Türkiye Cumhuriyeti’nde sağın solu, solun sağı düşman göstermesinin ne acı felaketlere ülkeyi sürüklediği görüldü. Bugün bu acı testten geçen ülke, yeniden iktidar eliyle aynı felakete sürükleniyor. Bu sokaklarda bir damla kan akarsa bunun müsebbibi iktidardır. Eğer bu ülkede birileri gadre uğrarsa müsebbibi iktidardır. Çünkü, iktidar, bu halkın esenliği için iktidardır. Hizmet etmek için vardır, haksızlık yapmak için değil.
 
Başbakanın üslubu....
Ben, kim haklı kim haksız tartışmasından çok Başbakan’ın bu üslubu ile ilgileniyorum. Zira bir devlet adamı, bugün devletin bütün güçleri ile ülkede yaşayan insanları tehdit edebilmektedir. Kendisine muhalif herkese zarar vereceğini adeta haddini bildireceğini belirtebilmektedir.
İnsan penceresinden baktığımda
Dervişlik olaydı taç ile hırka,
Ben de alırdım otuza kırka
şiirini okuyan Başbakan ile bu gün meydanlarda bağıran Başbakanı eşleştiremiyorum. Kendisine komplo kurulması da bunun mazereti değil. Zira Başbakan insanları tehdit etmez, ötekileştirmez, hakaret etmez. Başbakan hukukun kuralları içinde suçlu varsa bulur ve cezalandırır.
Bir ülkenin Başbakanının aleni hakaretlerinin insani ya da dervişane bir davranış tarzı olmadığı açıktır. Başbakan, bir gün o koltuktan indiğini ve arkada ne bıraktığını düşünmelidir. Birbirine kırılmış kalpler, dargın insanlar.... Bu mudur bırakılmak istenen?
Hepsinden öte gece-gündüz hakaret eden insan, hakaret ettikleri tarafından da hakarete uğruyordur. Bu mudur insan onuruna yakışan?
Başbakan, medyaya yansıyan konuşmalarında herkese bağırıp çağırmayı, hatta medya patronlarını ağlatmayı marifet saymaktadır. Bu durum dahi başlı başına sorgulanmalıdır.
Adalet, Başbakanın adaleti olmamalıdır ve Başbakan kimseleri kucaklamasa bile tehdit de etmemelidir. Eğer bu ülkede devlet varsa hangi suçlu olursa olsun bu Bakanlar ya da Başbakan da olabilir, herkesi yargılamalıdır. Bu arada belirteyim suçlu cemaatse onu da yargılamalıdır. Ben suçlu isem beni de...
 
Bütün bu kısa izahtan sonra üzülüyorum:
 
1-     Adalet kavramını, herkesin baştacı yapması gerekirken bugün ayaklar altına alınmasına üzülüyorum.
2-     Kazanırsa, mulaliflerine zarar vereceğini açıkça haykıran bir kişinin bu yaptığının zulüm olduğunu, olacağını söyleyen etrafında bir kimsenin bile  olmamasına üzülüyorum.
3-     Buna alkış ve destek veren herkese, ayrıca bütün bu hakaretlere, bu saldırganlığa ve haksızlığa ortak olanlara üzülüyorum.
4-     Hepsinden öte, dervişlik iddiasındaki bir Başbakan’ın bu hale gelmesine bir insan olarak üzülüyorum.
 
Söyleyeceklerim...
Buradan arkadaşlarıma ve dostlarıma, ama özellikle öğrencilerime söyleyeceklerim var.
Sizlere hep örnek olmaya çalıştım. Haksız kimseye destek olmadım. Kimse haksızlığa taraf olmasın. Haksızlığın rengi yoktur. İktidarın haksızlığı haksız olduğu kadar, cemaatin haksızlığı da haksızlıktır, alevinin haksızlığı da haksızlıktır.
Hukuk ilmini tahsil edenlerin haksızlık yapmaması gerekir, haksıza da, yolsuza da, hırsıza da velhasıl kötü ne varsa hepsine kalben de olsa taraftar olmaması gerekir.
Ben sıradan bir Üniversite hocasıyım. Bu satırları bugün yazmayı boynumun borcu bildim. Zira herkesin korktuğu bir dönemde ben haksızlık taraftarı olmak istemiyorum.
 
Bir çift sözüm var....
 
Başbakana ve bu ülkeyi yönetenlere sözüm var....
Zulmetmeyin ve Allah’tan korkun. Ne bu iktidar ne de bu fani dünya buna asla değmez.
 
Cemaate de sözüm var...
Adil ve ilkeli olun... Dünyadaki hiç bir makam ya da mevki, Allah rızasına değişilmez. Mevki ya da makamlar değil rıza-i ilahiyi hedefleyin. Kadrolaşma denilen illetin başkalarının hakkını yemek olduğunu kabul edin.
 
Herkese de sözüm var.
Kalben dahi olsa haksızı desteklemeyin. Kim olursa olsun... Hatta babanız bile olsa.

Hukuki Haber

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
SADIK MEMİŞ 3 yıl önce

hocam agzina yüregi̇ne kalemi̇ne saglik sanada bu yakişirdi bi̇zleri̇ bi̇razda olsa aydinlattin allaha emanet ol hatirli günler i̇ş ve meslek hayatinda başarilar

Avatar
Av. B 3 yıl önce

sayın hocam gene vicdanımızın sesi olmuşsunuz. kelimesi kelimesine katılmamak elde değil. selam saygılar

Avatar
Mustafa. 3 yıl önce

Karanlıkgünlerin ışığı olmuşsun, elinize sağlık

Avatar
hacı hacı 3 yıl önce

kalemine sağlık.

Avatar
Salım Isık 3 yıl önce

Selamunaleykum Abı sen söylemen gereken sözün özünü yazmışsın haksızlığın karşısında söylenecek olan doğruyu ve doğrunun karşısında duran müminin yapılmasını yapan olmuşsun Allah razı olsun Allah'a emanet ol

Avatar
Semih Degim 3 yıl önce

değerli kardeşim; (her zaman olduğu gibi) doğru zamanlarda doğru yerdesin. yeis ve umutsuzluğun galebe çaldığı, insanların sun'i olarak kamplara bölündüğü bu günlerde; birleştirici ve dosdoğru yolun ne olduğunu veciz bir şekilde ifade etmişsin. gayretin, ihlasın,zihnin ve doğdoğru yolun hep açık olsun... selam ve dualarımla...

Avatar
azime zonturoglu 3 yıl önce

Eline kalemine saglık hocam kaygılarmza ve buhranlı duruma tercüman olmussunuz insallah herkes payna düsen hisseyi alabilir

Avatar
özgür yılmaz 3 yıl önce

hocam süper yazmışsınız, sizi çok seviyorum..