Edirne Barosu Başkanı'ndan çarpıcı açıklama!
Yargının, yürütme ile birleştirilemeyeceğinin altını çizen Yıldırım, “Anayasamıza göre, Türk Milleti, egemenlik yetkisini yasama, yürütme ve yargı organları eliyle kullanmaktadır. Kuvvetler ayrılığı, devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmez. Belirli devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibarettir. Sınırlı bir iş bölümü ve işbirliğidir. Denge ve fren mekanizmasıdır. Yargı, yürütme ile birleştirilemez” dedi.

 Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti olduğunu anımsatan Yıldırım, “Kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanılamaz, ‘kuvvetler ayrılığı’ prensibi ihlal edilemez. Cumhuriyet Savcısının kararı olmadan hiç kimse gözaltına alınamaz. Mülki amirler ile polis, savcının yerine geçemez” diye konuştu. 

‘ANAYASA MAHKEMESİ TARAFINDAN İPTAL EDİLECEĞİNE ŞÜPHE YOK’

İç güvenlik paketi ile mülki amirlere yargı yetkisi verildiğine vurgu yapan Yıldırım, şöyle devam etti:

“Bu durum Anayasaya aykırıdır. Yargı yetkisi ile donatılan mülki amirlerin, benzer olaylarda birbirinden farklı ve keyfi uygulamalarda bulunmaları halinde, halkın adalete ve devlete olan güven duygusu sarsılacaktır. Polis, yakalama görevini yerine getirir. Yakalanan kişilerin gözaltına alınmasına ise sadece savcılar karar verebilir. Savcılar, telefon talimatı ile sözlü olarak da gözaltı emri verebilmektedirler. Kolluk ile savcılar her an irtibat içerisindedirler. Gözaltına alma kararını verme yetkisi sadece savcılara ait olmalıdır. Aksi yöndeki düzenlemelerin Anayasaya aykırı olduğu ve Anayasa Mahkemesince iptal edileceğine şüphe yoktur.”

‘YASALAR HUKUK TEKNİĞİ İLE BAĞDAŞMALIDIR’

Hukuk Devletinde keyfiliğe yer olmadığını aktaran Yıldırım, “Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediğini düşündürebilecek emarelerin varlığına bağlıdır. Gözaltı bir tedbirdir. Keyfi bir cezalandırma yöntemi olamaz. Savcılar, hukuk fakültelerinde bu konunun eğitimini almışlardır. Kişinin hürriyeti, yargı kararı olmadan kısıtlanamaz. Yasalar, hukuk tekniği ile bağdaşmayacak şekilde kaleme alınmamalı, keyfi muamelelerin ortaya çıkmaması için madde metinlerinde yasal boşluklara yer verilmemelidir. Hukuk Devletinde keyfiliğe yer yoktur. İdarenin keyfi işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” şeklinde aktardı. 

SANCILI SÜREÇ NE ZAMAN BİTECEK?

Yıldırım, şunları kaydetti;

“Temel hak ve özgürlükler, Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

Toplum olarak demokrasi kültürünü içselleştirdiğimiz gün, böyle sancılı süreçler yaşanmayacaktır.”

(Mehmet Ali AY / Hukukihaber.net)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.