'Gizli zarftaki Yargıtay imamı' Hüseyin Yıldırım iddiası
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi üyeliğinin yanı sıra Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı görevini yürüten Yıldırım, Mehmet Ali Şahin’in Adalet Bakanlığı döneminde Müsteşar Yardımcılığı’na getirilmişti. “Muaz bin Cebel” takma adlı kişinin de “Yargıtay imamı” ya da cemaat adına yargıda iş yürüten isimlerden olduğu konuşuluyor.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Şahin, “Önemli bir holdingin başında bulunan kişi hakkında bir ceza davası var ve mahkûm olmuş. Dosya Yargıtay’a gelmiş. Yargıtay’da cemaatin imamı diye nitelendirilen kişi, bu önemli kişinin dosyası ile ilgili nasıl karar verilmesi noktasında dosyanın kısa bir özeti ile Pensilvanya’ya sormuştur. Bir savcı, hâkim böyle bir şey yapabilir mi diye düşündüm ama hafızam kabul etmedi. Ama araştırdığımda maalesef bunun doğru olduğunu öğrendim” demiş, Yargıtay’ın “Somut bilgi ve belge olursa yasal işlem başlatılacaktır” açıklaması üzerine ismi gizli damgalı bir zarfla Yargıtay’a sunmuştu. Yargıtay 1. Başkanlık Kurulu, geçen hafta toplanarak bir ceza dairesi başkanını iddiaları araştırmak ve konuyla ilgili rapor hazırlamakla görevlendirmişti.

ŞAHİN MÜSTEŞAR YARDIMCISI YAPTI
Cumhuriyet'ten Emine Kaplan'ın AKP kulislerine dayandırdığı habere göre, Şahin’in Yargıtay’a bildirdiği ismin Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Hüseyin Yıldırım olduğu belirtiliyor. Yıldırım, AKP iktidara geldikten sonra Ağustos 2003’te Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Daire Başkanlığı’na, 2006 yılında Adalet Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı’na getirildi. Yıldırım, Mehmet Ali Şahin’in Adalet Bakanlığı döneminde müsteşar yardımcılığına atandı. HSYK’nin yapısının değiştirildiği anayasa değişikliği paketinin referandumundan önce Yargıtay üyeliğine seçilen Yıldırım, referandumdan sonra da Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı’na atandı. Yıldırım, halen Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nde üye olarak da görevini sürdürüyor.

AKP GÖREVDEN ALMAK İSTİYOR
AKP’nin dondurduğu HSYK yasa önerisinin kabul edilen Türkiye Adalet Akademisi’yle ilgili maddelerinde, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı, başkan yardımcıları, genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri, genel sekreter, eğitim merkezi müdürü ve müdür yardımcıları, akademide görevlendirilen hâkim ve savcılar ile diğer personelin görevlerine son verilmesi öngörülüyor.

MUAZ BİN CEBEL İMAM MI?
AKP’li Şahin’in “Yargıtay’daki imam” dediği ismin “Muaz bin Cebel” takma adıyla anıldığı da belirtiliyor. Muaz bin Cebel isminin Yargıtay’ın imamı olmayabileceği, yine yargıda cemaat adına faaliyet gösterdiği belirtilen isimlerden biri olabileceği de konuşuluyor. Muaz bin Cebel, Hz. Muhammed dönemine yetişen, Müslüman olarak onu gören, sohbetinde bulunan ve Müslüman olarak ölenlere verilen tanım olan sahabeler arasında yer alıyor. İslam tarihinde Cebel’den, Hz. Muhammed’in özellikle âlimliği ve dinin gereklerini yerine getirmesi açısından aldığı büyük övgülerle söz ediliyor.

YILDIRIM: "İDDİALAR HAYAL ÜRÜNÜ"

Yıldırım yaptığı açıklamada, "Yargıtay'ın imamı olduğum iddiası hayal mahsulü üretilmiş bir iddiadır" dedi.  "Hukukun üstünlüğü dışında bir otorite tanımadığını" da vurgulayan Yıldırım, yasal yollara başvuracağını da belirtti.

Adalet Akademisi Başkanı Yıldırım, internet sitesine de koyduğu açıklamada şu ifadelere yer verdi:

''Uzun yıllar Adalet Bakanlığı’nda; Tetkik Hakimliği, Personel Genel  Müdürlüğü Daire Başkanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı ve Müsteşar  Yardımcılığı görevlerinde bulundum. Geçiçi bakanlar dahil 12 Adalet Bakanı  ile çalıştım.
Adalet Bakanlığı, Yargıtay ve Danıştay’ın stratejik planlarının  hazırlanması ile 8. ve 9. Kalkınma planlarının çalışmalarında önemli rol aldım.
Avrupa Birliği sürecinde 2009 yılında hazırlanan Yargı Reformu Strateji  Belgesi ve Eylem Planı Başkanlığını yaptığım Komisyon tarafından hazırlandı.
18 Ocak 2010 tarihinde Yargıtay Üyesi olarak seçildim. 06 Aralık 2010  tarihinde ise Bakanlar Kurulu’nca Türkiye Adalet Akademisi Başkanı olarak  görevlendirildim. Bu görevi 3 yıldan fazladır başarıyla yerine getirmekteyim.
Kişisel ve resmi bütün çalışmaları ile ulusal ve uluslararası hukuk ve  adalet alanındaki kamuoyunun önünde bulunan birisi olarak; hukuk devleti,  hukukun üstünlüğü ve mer’i mevzuat dışında bir otorite tanımamaktayım.
Özgürlükçü demokrasinin geliştirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin  güçlendirilmesi, kuvvetler ayrılığı, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı gibi  evrensel hukuk kuralları dışında bir referansım bulunmamaktadır.
28 Ocak 2014 tarihli Cumhuriyet gazetesinde manşetten yayınlanan haber  tamamen hayal mahsulü olup, üretilmiş bir iftiradır. Tamamen gerçek dışı bu  iftira ile ilgili tüm yasal yollara başvuracağımın bilinmesini isterim.''





Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.