İstanbul Barosu: Büyük destanın yaratıcılarını saygıyla anıyoruz...
İstanbul Barosu tarafından yapılan açıklamda şu ifadelere yer verildi.


1.Dünya Savaşı çoğu tarihçilerce 1. Paylaşım Savaşı olarak adlandırılır. Gerçekten savaşın nedeni Batı emperyalizminin mazlumlar coğrafyasındaki zengin enerji ve doğal kaynakları sulhen paylaşamamasıdır.

Emperyalizmin paylaşım projesi geçen yüzyıl başında ŞARK MESELESİ ( DOĞU SORUNU ) olarak adlandırılmaktadır. Doğu sorunun çözülmesi için Osmanlı Devleti’nin tasfiyesini zorunlu görmektedirler.

İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusya’ sının başını çektiği bağlaşıklar ( İtilaf devletleri ) Hasta Adam adını verdikleri Osmanlı’nın mirasının paylaşımı konusunda mutabıktırlar. O dönemde Osmanlının siyasi coğrafyası içinde olan Arabistan, Yemen, Filistin, Sina, Lübnan, Şam, Halep, Basra, Bağdat, Musul ve Anadolu’yu masa başında paylaşmışlardır!

Diğerlerinden daha sonra emperyalist aşamaya geçen Almanya da mazlumlar coğrafyasındaki hakkını (!) ısrarla istemektedir. İtilaf devletleri ise Almanya’yı paylaşım masasından uzak tutmakta kararlıdırlar. Bu durumda 1.Dünya Savaşı kaçınılmaz hale gelmiştir.

Bizim açımızdan işin garip tarafı hangi blok kazanırsa kazansın ödülün Türk coğrafyası ve köleleştirilecek Türk milleti olmasıdır! Osmanlı devleti savaşa Almanya, Avusturya Macaristan bloğunun yanında zoraki sürüklenmiştir.

İngiliz-Fransız  bloğu savaşın başında Çanakkale’den geçip saltanat ve hilafet merkezi İstanbul’u işgal ederek Osmanlıyı saf dışı bırakmak, Almanya karşısında zorlanan Çarlık Rusya’sının Karadeniz üzerinden yardımına koşmak düşüncesindedirler.

Kasım ayından beri süren yoklama bombardımanlarından sonraki asıl saldırı 18 Mart 1915 sabahı başlar. Dünyanın o tarihe kadar görmediği tonaj ve silah kapasitesine sahip savaş gemileri Çanakkale önlerinde Gelibolu ve Anadolu yakasındaki Türk siperlerine ölüm kusmaktadırlar. Saatler süren bombardımandan sonra boğaza giren düşman zırhlılarını Türk sürprizi beklemektedir. Yenilmez armadanın batırılamaz sanılan kimi zırhlıları birbiri ardına boğazın serin sularına gömülmektedir!

Denizden Mehmetlerin yol vermediği bağlaşıklar Türk siperlerini söküp Gelibolu yarımadasını düşürerek karadan İstanbul’a ulaşmayı deneyeceklerdir. 25 Nisan sabahı zıhlıların cehennemi bombardımanından sonra  beş bölgede başlayan çıkartma kısmen başarılı olur. Mehmetlerin çetin direnişiyle fazla ilerlemeyip kıyı şeridine sıkışan düşmanın yıl sonuna kadar süren çabaları boşunadır! Kolay bir zafer umuduyla 25 Nisanda karaya çıkan düşman, İstanbul’u fetih, Türkiye’yi işgal düşlerini de Gelibolu yarımadasında bırakarak 1915  Aralığının sonunda Çanakkale’yi terk edecektir.

Çanakkale’de Mehmetlerin karşısında yalnızca İngiliz, Fransız, Anzak ( Avustralya - Yeni Zelanda ) birlikleri değil, sömürgelerinden devşirdikleri çok sayıda savaşçı vardır. Mehmet Akif Ersoy’un söylemiyle -Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün Akvam-ı Beşer ( değişik milletler ) Mehmetlerin karşısındadır!

Çanakkale için Milli Mücadele’nin önsözüdür denir, doğrudur. Çanakkale için askerlerine taarruzu değil,ölmeyi emreden 19.Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey’in yeniden doğduğu yer denir, doğrudur. Çanakkale, İngilizlerin tanımıyla kaderin adamı Mustafa Kemal’in askeri dehasının, komuta yeteneğinin, toplum liderliğinin kan ve ateş içinde sınanıp kanıtlandığı yerdir.

İngiliz Donanma Bakanı Çörçil, 19 Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal için  “Kaderin adamı” derken,  İngiliz resmi tarihi; “25 Nisanda durumu çabuk kavrayışıdır ki, Anzak Kolordusu’nun karaya çıkışının ilk gününde hedeflerine ulaşmasını önlemiştir. 9 Ağustosta ani olarak Kuzey bölgesinin komutanlığına atandığı sırada gösterdiği çetin harekettir ki, İngiliz 9.Kolordusunun ilerlemesini durdurmuş ve onu yenmiştir. Ve 24 saat sonra O’nun şahsen bir keşifte bulunduktan sonra parlak bir karşı saldırısıdır ki, Türkleri Sarıbayır’ın başlıca tepesi olan Conkbayır’ın kesin egemeni kılmıştır. Herhangi bir tümen komutanının hareketlerinin yalnız bir muharebenin değil, belki bir seferin ve hatta bir milletin kaderi üzerinde bu derece derin bir tesirde bulunduğunu tarih nadiren kaydetmiştir” sözleriyle emperyalistlerin Çanakkale bozgununun nedeni olarak O’nu göstermektedirler.
Türkiye, büyük zaferin 101.yılında Çanakkale destanını yaratan iradenin ve direncin yeniden hatırlanması ve değerlendirilmesinin elzem olduğu bir süreçten geçmektedir. 1. Dünya savaşından yenik çıkan, Osmanlı’nın geniş coğrafyasını kaybeden, anayurdu işgale uğrayan bir milletinin mucizevi direncinin, yok oluş sınırından var oluşa ulaşmasının nedenleri üzerinde düşünülmelidir. 
Çanakkale, kibirli ve güçlü, uzun sürecek bir harbin insan ve mali kaynaklarına fazlasıyla sahip hasımlara karşı haklılıktan, mazlum olmaktan, tutsaklık yerine gözünü kırpmadan ölümü tercih etmekten doğan bir destandır. Destanın yaratıcıları Türk Milleti ve onun üniformalı kimliği olan Mehmetlerdir.
Günümüzde tarihsellikten uzak bir fanteziyle Çanakkale’nin centilmenler savaşı olduğu söylemiyle emperyalizmin tetikçilerini mazur gösterme, hatta kutsama saçmalığı artık son bulmalıdır.Yine Çanakkale’nin göklerden inen ilahi varlıklar sayesinde kazanıldığı safsatasıyla, Mehmetlerin kanıyla, canıyla, sarsılmaz imanıyla, sınırsız vatan sevgisiyle, olağanüstü fedakarlığıyla yarattığı destana sanal ortaklar yaratmaya da bir son verilmelidir.
Çanakkale zaferi, ezelden ebede hür yaşamak isteyen mazlum bir milletin topyekun destanıdır. Günümüzde, Çanakkale destanıyla, Milli Kurtuluş Savaşıyla ulaşılan bağımsızlığın ürünü olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı ülkemizin bazı yörelerinde provaları yapılan etnik kalkışmaların emperyalizmin güncellediği Şark Meselesinden başka bir şey olmadığı bilinmelidir. 
Çanakkale destanını yaratan direnç ve kararlılığa bu gün her zamandan daha çok ihtiyacımız vardır. İstanbul Barosu 101. Yılında büyük zaferin kahramanlarını minnet ve şükranla anmaktadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
 
   İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.