ÖSO Komutanı Türkiye'ye kaçtı iddiası
Halep'in IŞİD'in eline geçme ihtimalinin olduğunu yazan Murat Yetkin'in bugünkü köşesinden öne çıkan bölümler şöyle: "...

İsminin açıklanmaması kaydıyla görüştüğüm bir kaynak “Doğrudur, Maruf halen Türk devletinin misafiri” dedi, ancak hangi şehirde olduğu bilgisini vermedi. 14, bin ÖSO savaşçısının Türkiye’ye geçip geçmediği, geçtiyse ne kadarının geçtiği konusunda ise sorular cevapsız kalıyor; sadece Halep ile Türk sınırı arasında kalan alanda kurulu ÖSO kamplarının da dağıtılmış olduğu bilgisini alabiliyoruz.

Aynı kaynak, Halep’in kuzey kesimini ve Cilvegözü Sınır Kapısı'nın Suriye tarafını (Bab el-Hava) elinde tutan Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) alanı “iki hafta kadar önce” boşaltmış olduğu bilgisini veriyor.

Halep’in kuzey kesimi kısmen Beşar Esad’a bağlı güçler tarafından, kısmen de Ahrar uş-Şam ve daha küçük Selefi/Cihadi gruplar tarafından dolduruldu. Keza Bab el-Hava da artık ÖSO değil Ahrar öncülüğünde birkaç gruptan oluşan kırılgan bir yapının kontrolünde.

Ve çok önemli bir ayrıntı: Bir süredir Batı tarafından ÖSO’ya aktarılan silah ve malzemenin bir kısmının Ahrar dahil, El Kaide’nin Suriye kolu El-Nusra dahil Radikal güçlerin eline geçmiş olabileceği ihtimalini kabul ediyor Ankara.

HALEP'İN "DÜŞMESİ" YAKIN MI?

Türkiye’nin Kobani’den büyük endişesinin Halep’in düşmesi olduğunu ilk defa 31 Ekim’de paylaştık. Çünkü Irak ve Şam İslam devleti (IŞİD), saldırı yönünü Halep’e çevirirse ve özellikle de buradaki El Nusra güçleriyle savaşmaktan vazgeçip anlaşırsa, Halep ve civarında yaşayan 1,5 milyon kadar insanın bir hafta kadar sürede Türkiye’ye akın etme ihtimali çıkabilirdi ortaya; Türkiye’de zaten 1,5 milyondan fazla Suriyeli göçmen vardı.

Ve bu arada, Türkiye, ABD askeri heyeti ile 12 Kasım’da Ankara’da sonuçlanan ilk tur görüşmelerde, 2,000 kadar ÖSO milisine, Kırşehir yakınlarında Hirfanlı’daki bir askeri tesiste temel askeri bilgiler ve şehir gerillası eğitimi vermeyi kabul etmiş oldu. Geriye bakarak söyleyebiliyoruz ki, bütün o kaygı açıklamaları, Amerikalılarla varılan mutabakat, Suriye’den gelen istihbarat raporlarına dayanılarak yapılıyormuş. Şu anda Halep’in ya geri Esad birliklerine, ya da IŞİD’in eline geçmesinden söz edilebilir; “düşmesinden” değil artık.

EL-NUSRA İLE IŞİD ANLAŞTI MI?

Yine ismini vermemem kaydıyla konuşan bir güvenlik yetkilisi, “Bizdeki bilgiler tam tersi” dedi ; “Yakından izliyoruz, öyle değil.” “Peki, nasıl?” diye sordum, anlattı: El Nusra’nın başındaki Ebu Muhammed el-Gulani, bir süre önce başında Çeçenistan asıllı Selahaddin el-Şişani (zaten Çeçen Selahattin demek oluyor) ile temas kurup, IŞİD’in başındaki Ebu Bekr el Bağdadi’ye (ittifak değil) ateşkes teklifi götürmesini istemiş.

El Nusra’nın önerisi, biz birbirimizle savaşmayalım, herkes kendi düşmanıyla savaşsın imiş. El Nusra’nın derdi Esad’ı devirip yerine Sünni Şeriatına dayalı devlet kurmak. IŞİD’in derdi ise, yine katı bir Sünni Şeriatı idaresini Irak ve Suriye sınırlarını dikkate almaksızın yeni bir siyasi coğrafya üzerinde tanımlamak. Temas, IŞİD’in Suriye karargâhı Rakka’da kurulmuş. IŞİD’İn cevabı “Biz münafıklarla” konuşmayız” olmuş. Ankara’nın saptamalarına göre bu iş daha yeni, 13 Kasım Perşembe günü olmuş.

Yani anlaşmamışlar, IŞİD geri çevirmiş.

IŞİD GÜÇLENİRKEN DENGELER DEĞİŞİYOR

Buradan yola çıkarak “Aman ne güzel, anlaşamamışlar işte” diye düşünmek pek doğru olmaz.

Çünkü sadece ÖSO’dan değil, sadece diğer küçük isyancı gruplardan değil, giderek El Nusra’dan kopan mücahitler de IŞİD’e katılmaya başlamış, yine saha raporlarına göre.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.