Savcı: ‘Estetik’ yaptırsaymış, meşru müdafaa uygulanmasın
Cumhuriyet Gazetesi'nden Kemal Göktaş'ın haberine göre, Adana Cumhuriyet Savcısı Ahmet Çam’ın esas hakkındaki mütalaasında Çilem Karabulut’un gördüğü şiddet karşısında 9 kez koruma tedbiri kararı aldırmasına hiç değinmeden “ailesine sığınmadığı, kimliğini değiştirme, estetik ve benzeri koruma tedbirlerinden yararlanmadığı, kocasıyla aynı evde yaşamaya devam ettiği, bazı şikayetlerini geri aldığı” gerekçeleriyle meşru müdafaa uygulanmamasını istemesi tartışma yarattı. Öldürülen kocanın evin iaşesini sağlamaya devam ettiğini de vurgulayan Savcı Çam ayrıca, Çilem Karabulut’un “fuhuş yapmaya zorladı” iddiasını ise öldürdüğü kocasının fuhuş suçundan sabıkası olmadığını belirterek reddetmesi de dikkat çekti.

Dava dosyasındaki iddialara göre, Çilem Karabulut, 2013 yılında evlendiği bir çocuğunun babası Hasan Karabulut'tan şiddet görmeye başladı. Karabulut, boşanmak için mahkemeye başvurdu ancak aile büyüklerinin araya girmesi ve eşinin 'Aileni öldürürüm' tehditleri.

nedeniyle vazgeçti. Çilem Karabulut'un ifadesine göre, Hasan Karabulut, geçen yıl 8 Temmuz'da belindeki silahını yastığın altına koyarak eşine "Antalya'ya gidiyoruz. 3 kadınla birlikte fuhuş yapıp bana para getireceksiniz. Adana ile ilişkilerini bitir" dedi. Çilem Karabulut'un tepkisi üzerine de "Ne diyorsam onu yapacaksın lafımı ikiletme" diyerek eşini saçlarından sürüklemeye başladı. Yatağın üzerine düşen Çilem Karabulut, yastık altındaki tabancayı alarak eşini öldürdü.

Basit yaralamaymış

Çilem Karabulut'un yargılandığı davanın dünkü duruşması Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanık Karabulut duruşmaya Tarsus ilçesindeki kadın cezaevinden SEGBİS sistemi ile katıldı. Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını veren savcı Ahmet Çam, sanığın Karabuluk’un eşinden gördüğü şiddet eylemlerini “tokat atmak, yumrukla vurmak, eliyle iteklemek” olarak sıralanırken bunların “şefkatle bağdaşmayan, ancak nitelikli yaralama niteliği taşımayan, etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte kasten yaralama suçunu” oluşturduğuna vurgu yaptı. Savcının mütalaasında şöyle
denildi:

Koruma tedbirlerine başvurmadı!

“Sanığın eşinin uyguladığı bu şiddete rağmen ailesine sığınma, Aile ve Sosyal Politikalar il Müdürlüğü'ne başvurarak gerekli yardımları alma, 6284 sayılı yasayla tanınmış kimlik değiştirmeyi de içeren koruyucu tedbirlere başvurma imkanı bulunduğu halde maktul ile aynı evi paylaşmaya devam ettiği gibi sanığın aile mahkemelerinden alınan tedbir kararlarını kimi zaman mahkemeye müracaat ederek kaldırttığı, şikayetlerinden vazgeçtiği , maktulun ise evin bakım ve iaşesini sağlamaya devam ettiği belirlenmiştir.”

Fuhuştan adli sicil kaydı yokmuş!

Savcı Çam, Çilem Karabulut’un eşinin kendisine zorla fuhuş yaptırmaya çalıştığını iddiasını da çok tartışmalı bir nedenle yerinde bulmadı. Çam, “Maktulun geçmişinde birçok suça karıştığına dair soruşturma evrakları bulunduğu tespit edilmiş ise de fuhuş yaptırma veya fuhuşa aracılık yapma suçlarına dair bir kayda rastlanmamıştır” ifadelerini
kullandı. Sanık Çilem Karabulut’un bu konuda gösterdiği tanığın beyanlarını da “çelişki” olduğu gerekçesiyle kabul etmeyen savcı ayrıca bir tanığın “eşi Çilemin telefonla çok konuuşmasına izin vermiyordu" şeklindeki beyanını da “Çilem'in getirtilen Tib kayıtlarında olay tarihinden önceki konuşma sayısı ve süreleri ile uyuşmadığı” için yerinde bulmadı. Savcı Çam ayrıca sanığın öldürdüğü, eşi hakkında Emniyet Müdürlüğüne bilgi verdiği ve muhbirlik yaptığına yönelik savunmasını da Emniyet Müdürlüğü tarafından verilen cevap içeriğine göre doğrulanmadığını belirtti.

“Yara izi olmadığı” için şiddet yok gerekçesi

Mütalaada olay günü evine giden maktul ile sanık arasında tartışma yaşanmış olabileceğini kabul etti ancak Çilem Karabulut’un olaydan sonra alınan adli tıp raporunda vücudunda darp cebir izi bulunmadığını, dizindeki ekimozun ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilir olduğunu belirtti. Savcı bu nedenle sanığın olay sırasında eşi tarafından darp edildiği savunmasının da doğrulanmadığını savundu.

Savcı Çam, sanığın suçu devam eden bir saldırının etkisiyle değil, maktulun daha önce kendisine uyguladığı aile içi şiddetten kaynaklanan öfke ve gazap nedeniyle işlediğini belirterek , “ağır haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan” 18 yıldan 24 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.

“Tehditleri ve şiddeti görmedi”

Savcının görüşüne tepki gösteren Çilem Karabulut’un avukatı Fatoş Hacıvelioğlu, Çilem Karabulut’un sistematik şiddete uğradığını ve 9 kez koruma kararı aldığını hatırlatarak “Maktül hakkında fuhuş yapacaksın dediği için Çilem’in şikayeti vardır. Hakkında defalarda Çilem’i dövmekten dava açılmıştır. Savcılar önleyici tedbirleri bile uygulamıyorken koruyucu tedbirlere başvurmayan kadını suçlamak kabul edilemez. Olay günü de maktül silahına mermi sürerek yastığının altına koymuş ve Çilem’e saldırmış, saçını çekerek tekmelemiştir. Bütün bunlar meşru müdafa halini göstermektedir. Buna rağmen savcı haksız tahrik diyerek 18-24 yıl arası hapis istemiştir. Bu görüşe katılmıyoruz. Ayrıca savcının maktülün uyguladığı şiddetin basit yaralama içinde kaldığı, koruma tedbirleri aldırma olanağı varken aldırmadığı gibi tespitlerini de kabul etmiyoruz” dedi.

Hacıvelioğlu, savcının ölümden tehdit edildiği için şikayetinden vazgeçmesini bile bu görüşüne dayanak yapmasını eleştirerek “Maktülün 9 koruma kararının tamamını ihlal ettiğinden hiç bahsetmemesi de manidardır” dedi.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
olmayan adalet 1 yıl önce

Eğitim sistemini 5 yıl yapmaya ugrasmak yerine öncelik vicdan olmalı . Erkek bir suç işlediği zaman haksız olduğu halde serbest birakirsiniz kadın burada haklı olduğu halde 18 yıl almış . Yazık