AİHM, 'Taş atan çocuk' davasında Türkiye'yi suçlu buldu
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uzun tutukluluk süresi nedeniyle Türkiye'yi bir davada daha haksız buldu. 2009 yılında yasadışı, silahlı terör örgüt PKK lehine üç gösteriye katılmak, bu gösteriler sırasında slogan atmak ve örgütün bayrağını ve örgütün eski liderinin posterlerini taşımak, molotof kokteyli ile saldırmak gerekçesiyle tutuklanan olay tarihinde 18 yaşından küçük olan 1992 doğumlu Bilal Doğan, 9 ay 20 gün tutuklu kaldığı gerekçesiyle AİHM'e başvurdu.

Bilal Doğan, terörist örgüt propagandası, kamu malına zarar verme ve gösteriler hakkındaki kanunun ihlali gibi çok sayıda suçun işlendiğine dair güçlü şüphelerin bulunması, atılı suçların mahiyet ve niteliği ile delillerin henüz toplanmamış olması dikkate alınarak tutuklandı. Doğan'ın avukatının, 12 Ekim 2009 tarihinde tutukluluğa itirazı, Batman Ağır Ceza Mahkemesi'nin atılı suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphelerin varlığı nedeniyle reddedildi. 9 Kasım 2009'da, Diyarbakır Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi'nde Doğan hakkında yasadışı silahlı örgüt adına suç islemek, bu örgütün propagandasını yapmak ve toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etmek suçundan dava açıldı. 22 Temmuz 2010 tarihli 6008 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, reşit olmayanların artık Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri'nde yargılanamaması nedeniyle Doğan hakkındaki dava 27 Temmuz 2010'da Diyarbakır Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi'nden Batman Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Doğan aynı gün, serbest bırakıldı. Batman Ağır Ceza Mahkemesi 25 Ağustos 2010 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Batman Çocuk Mahkemesi'ne gönderdi. Batman Çocuk Mahkemesi de 3 Aralık 2010 tarihinde dava hakkında yetkisizlik kararı vererek, mevzuat değişikliğinin iddia edilen suçlardan sonra yapıldığı gerekçesiyle dosyayı yeniden Diyarbakır Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi.

-TUTUKLAMA SÜRESİ ÇOK UZUN-

Doğan'ın Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmeden önce üç gün boyunca gözaltında tutulduğunu iddiasını da geç başvuruda bulunduğu gerekçesiyle reddeden AİHM, Özel Yetkili bir Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanması konusunda da yargılamanın halen devam ettiğine iç hukuk yollarının tüketilmesi gerektiğine dikkat çekti. AİHM başvuranın, ifade özgürlüğünün kısıtlandığına ilişkin şikayetini de iç hukuk yolları henüz tüketilmediğinden reddine karar verdi. Kararda, Doğan'ın, uzun tutukluluk süresi, üzerine atılı suçları işlediğinden şüphelenmek için makul neden olmaksızın tutuklandığı ve olay sırasında yaşının küçük olmasına rağmen tutuklandığı şeklindeki şikayeti de incelendi. Doğan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) ihlal edildiğini savundu. Başvuranın çocuk olduğu halde tutuklanma süresinin çok uzun olduğunu belirten AİHM, bir sanığın tutukluluk süresinin makul sınırı aşmamasını sağlamanın en başta ulusal adli makamlara düşen bir görev olduğunu hatırlattı.

-HAKİMLER TUTUKLULUĞU SON ÇARE OLARAK GÖRMÜYOR-
 
Bu amaçla, yerel makamların masumiyet karinesi bakımından bireysel özgürlüğe saygı kuralına bir istisna getirilmesini haklı çıkaran bir kamu yararının mevcut olup olmadığını tespit veya reddetmelerini sağlayacak nitelikteki tüm koşulları incelemeleri ve serbest bırakılma taleplerini reddettikleri kararlarında bunu esas noktalarıyla belirtmeleri gerektiğine işaret eden AİHM, kararında, yakalanan kişinin suç işlediğine dair kanaat getirmek için inandırıcı nedenlerin mevcudiyetinin devam etmesinin, tutukluluğun devamının meşruluğu için olmazsa olmaz koşulu olduğunu belirtti. Belirli bir süre sonra bu gerekçenin yeterli olmadığına dikkat çeken AİHM'in kararında, bu konuda adli yargı organları tarafından sunulan diğer gerekçelerin, özgürlükten yoksun bırakmayı haklı göstermeye devam edip etmediğinin belirlemesi gerektiği kaydedildi. Kararda, AİHM'in Türkiye'ye karsı açılan çok sayıda davada, çocukların tutukluluğu karşısındaki endişesini ifade ettiğini anımsatıldı. Çocukların korunmasına ilişkin uluslararası metinlerin fazlalılığının dikkate alındığını kaydeden AİHM, "Dosya göz önüne alındığında, hakimlerin, başvuranın tutuklanmasına ya da tutukluluk halinin devamına ilişkin karar verirken, Türk hukuku ve birçok uluslararası sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklere uygun biçimde, tutukluluğu son çare olarak düşünmedikleri sonucu ortaya çıkmaktadır" denildi. Kararda, başvuran hakkında dokuz aydan fazla bir süre boyunca tutukluluk halinin devamına ilişkin verilen kararlarda, yaşının dikkate alınmamasının, tek başına dahi, Sözleşme'nin 5. maddesinin 3. fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varmak için yeterli olduğu belirtilerek, Bilal Doğan'a manevi tazminat olarak bin Euro, yaptığı masraf ve giderler için de 500 Euro ödenmesinin uygun olduğuna karar verildiği kaydedildi. (ANKA)



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.